İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 67. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Vakiflar kanunun 9.11.2006 tarihli ve 5555 sayılı kanunda bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.98)

Halil Ünlütepe

Afyonkarahisar Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 67. Birleşim · 2. yasama yılı · 20 Şubat 2008 · 451 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Halil Ünlütepe (CHP), 20 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VAKİFLAR KANUNUN 9.11.2006 TARİHLİ VE 5555 SAYILI KANUNDA BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.98)); konuşma 451 kelime.

Halil Ünlütepe (CHP, Afyonkarahisar). “Vakiflar kanunun 9.11.2006 tarihli ve 5555 sayılı kanunda bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.98)”. TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim tutanağı, 20 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/halil-unlutepe-23-2008-02-20-vakiflar-kanunun-9-11-2006-tarihli-ve-5555-sayili-kanunda-bazi-maddele (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, Vakıflar Yasa Tasarısı’nın son maddesine gelmiş bulunuyoruz. Uzun bir dönemdir Meclisin gündemini oluşturuyor.

Burada Anayasa’ya aykırılıkla ilgili bir iki cümle söylemek istiyorum. Şimdi burada yargı süzgecinden kaçınma ve laiklik ilkesine aykırılık vardır. Niçin derseniz, mazbut, mülhak, cemaat ve esnaf vakıflarının vakfiyelerinde belirtilen koşulların Meclis kararıyla değiştirilmesine olanak verilmektedir. Hâlbuki, 4721 sayılı Türk Medeni Yasası’nda ise vakfiyelerde değişiklikte ön koşul yalnızca mahkeme kararlarıyla değiştirilebilmektedir. Yeni vakıfların vakfiye senetlerinde değişiklik yapılabilmesi için mahkeme kararı aranmakta iken, mazbut, mülhak, cemaat ve esnaf vakıflarının yargı süzgecinden kaçırılmasının haklı bir gerekçesi olamaz. Şimdi, aralarında cemaat temsilcisinin de bulunduğu ve siyasal etki altındaki üyelerden oluşan bir kurula kamusal bir yetki kullandırılmasının laiklik ilkesinin yok sayılmasından başka bir anlamı olabilir mi? Dolayısıyla yargı süzgecinden kaçınma ve laiklik ilkesine aykırılık vardır.

Biraz önce Sayın Bakanımız söyledi, burada Lozan’a aykırılık var mı, yok mu? Sayın Bakan, değerli üyeler; cemaat vakıflarına Lozan’a aykırı haklar tanınmasına yol açabilecek olanaklar tanınmaktadır. Bakın, bununla ilgili, Lozan Antlaşması’nın 40’ıncı maddesinde “azınlıkların hâlihazırda Türkiye’de bulunan vakıflarına, dinî ve hayır kurumlarına her türlü kolaylık sağlanacak ve izin verilecektir” sözleriyle anlatılan ve bu vakıfların sadece var olan durumlarının korunmasını öngören düzenlemesine aykırılık vardır. Yani, ne kadar çabalarsanız çabalayın Lozan’a aykırılık sırıtmaktadır Yasa’da.

Cemaat tipi yapılanmanın geliştirilmesi, bir Avrupa Birliği dayatmasıdır. İktidarınız döneminde Avrupa Birliği dayatmalarına alıştık artık, ama bunun bir Avrupa Birliği dayatması olduğunu da söyleyemiyorsunuz. Yalnız, geçen salı günkü grup toplantısında Sayın Başbakan, Avrupa Birliği mevzuatına uyum doğrultusunda Vakıflar Kanunu’nun bir an önce çıkartılmasını söyleyebilmiştir.

Sevgili arkadaşlar, şimdi, cemaat tipi yapılanmanın geliştirilmesi yönünde, cemaat vakıflarının bağış toplama, şirket kurma, yeni taşınmazlar edinme, uluslararası ilişkilerde bulunma olanağının tanınması Avrupa Birliği beklentilerini karşılamaya yönelik bir anlayışın ürünüdür. Cemaat vakıflarının güçlendirilmesi çabaları yalnızca Lozan’a aykırı değil, aynı anda Türkiye Cumhuriyeti yasalarına da aykırıdır. Türk vatandaşlarının, belirli bir ırk ya da cemaat mensuplarını desteklemek amacıyla vakıf kurabilmeleri 4721 sayılı Türk Medeni Yasası’nın 101’inci maddesiyle yasaklanmıştır. Cemaat vakıflarıyla ilgili düzenlemeler yapılırken, Lozan ile tanınan yetki sınırları içinde kalınmalı ve sınırlarının zorlanmamasına özen gösterilmelidir.

Keza, bir konuda daha bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Hepinizin de bildiği gibi, Türk Medeni Yasası’na göre en son mirasçı devlettir. Türk Medeni Yasası’na göre mirasçı bırakmadan ölen gayrimüslim yurttaşlara ait olup da devlete intikal eden ve hazine adına tescil edilen tüm taşınmazların cemaat vakıfları adına intikali olanaklı bir hâle gelebilmektedir. Çünkü, cemaat vakıflarının kurucusu olmadığı gibi, vakfiyeleri de yoktur. Dolayısıyla, Türk Medeni Yasası’yla ters düşen uygulamalar ve düzenlemeler görülmektedir.

Siyasal iktidarın, Anayasa’nın kendisine tanıdığı yasa yapma yetkisini kullanırken devletin ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğünü, demokratik, laik, sosyal hukuk devletini, yani Anayasa’nın başlangıçta belirtilen temel ilkelerini dikkate alması gerekir. Şu asla unutulmamalıdır: Siyasal iktidarın meşruiyetini koruması, cumhuriyetin ve Anayasa’nın temel niteliklerine uygun davranmasına bağlıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

46 konuşma daha · 20 Şubat 2008

46 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook