Vakiflar kanunun 9.11.2006 tarihli ve 5555 sayılı kanunda bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.98)
Bartın Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 67. Birleşim · 2. yasama yılı · 20 Şubat 2008 · 562 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yılmaz Tunç (AK Parti), 20 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VAKİFLAR KANUNUN 9.11.2006 TARİHLİ VE 5555 SAYILI KANUNDA BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.98)); konuşma 562 kelime.
Yılmaz Tunç (AK Parti, Bartın). “Vakiflar kanunun 9.11.2006 tarihli ve 5555 sayılı kanunda bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.98)”. TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim tutanağı, 20 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yilmaz-tunc-23-2008-02-20-vakiflar-kanunun-9-11-2006-tarihli-ve-5555-sayili-kanunda-bazi-maddele (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
YILMAZ TUNÇ (Bartın)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Vakıflar Kanunu’nun Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere gönderilen 68’inci maddesi hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
Öncelikle, 68’inci maddenin geri gönderme gerekçesine katılmadığımı belirtmek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanının, Teftiş Kurulu Başkanının üst düzey yönetici olduğu, bu nedenle, atamasının Başbakan tarafından yapılmasının parlamenter sistemin gerekleriyle bağdaşmayacağı yönündeki gerekçesine katılmak mümkün değildir.
Hâlen yürürlükteki mevzuata göre, Teftiş Kurulu Başkanı, Genel Müdürün onayıyla atanabilmektedir. Bu tasarı, Teftiş Kurulu Başkanlığının önemine binaen, atama yetkisini Genel Müdürden alıp daha üst makam olan Başbakanın onayına tabi hâle getirmiştir. Bu nedenle, 68’inci maddenin geri gönderilmesinin yerinde olmadığı kanaatindeyim.
Değerli milletvekilleri, vakıfların yeni bir kanunla düzenlenmesi ülkemiz için önemli reformlardan birisidir. Ancak bu önemli reform muhalefete mensup bazı partilerimizce çarpıtılmakta, kamuoyuna yanlış bilgiler aktarılmaktadır. Öne sürülen iddialar ve endişeler tamamen yersizdir. Bu tasarıyla, yeni cemaat vakıflarının kurulacağı, cemaat vakıflarının çoğalacağı bunun da ülkemiz için bir tehdit oluşturacağı yönünde konuşmalar yapılmaktadır. Bunun gerçeklerle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Tasarıda bu yönde bir hüküm de yoktur.
Tasarının 5’inci maddesinde, yeni vakıfların Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kurulacağı belirtilmiştir. Türk Medeni Kanunu’muzun 101’inci maddesinde cemaat vakfı kurulamayacağı açıkça belirtilmiştir. Medeni Kanun’umuzda bu genel hüküm varken ve tasarıda da yeni cemaat vakfı kurulacağına dair hiçbir hüküm bulunmazken, konuyu bu şekilde kamuoyuna yansıtarak halkımızın kafası karıştırılmak istenmektedir.
Yine, muhalefetin ileri sürdüğü, yeni vakıfların uluslararası faaliyette bulunabileceği ve yurt dışında şube ve temsilcilik açabileceği ve bundan da cemaat vakıflarının da faydalanacağı yönündeki iddiadır. Bunun da hiçbir tutar tarafı yoktur. Cemaat vakıflarının bu düzenlemeden yararlanabilmesi mümkün değildir. Çünkü tasarının 25’inci maddesinde, vakıf senetlerinde yer almak kaydıyla uluslararası faaliyette bulunabileceği belirtilmiştir. Cemaat vakıflarında vakıf senedi yoktur. Bunların beyannameleri vardır. Yüz altmış bir adet cemaat vakfının hiçbirinin beyannamesinde uluslararası faaliyette bulunacağı yönünde bir kayıt yoktur. Bu nedenle, cemaat vakıflarının uluslararası faaliyette bulunabileceğini iddia etmek gerçeklerle bağdaşmamaktadır.
Yine tasarıyla, cemaat vakıflarına mal edinme imkânı getirildiği yönünde eleştiriler yapılmıştır. Cemaat vakıflarının vakfiyeleri olup olmadığına bakılmaksızın mal edinmelerine, AK Parti İktidarından önce, 2002 yılında çıkarılan 4771 sayılı Kanun’la imkân sağlanmıştır. Bu tasarı bu anlamda yeni bir düzenleme getirmemektedir. Tasarı kanunlaşırsa kurucularının çoğunluğu yabancı olan vakıfların taşınmaz alacağı ve ülkemizin yabancılara peşkeş çekileceği ve Türkiye’nin bir felakete sürükleneceği buradan ifade edilmiştir. Yabancı gerçek veya tüzel kişiler yürürlükteki mevzuatımıza göre zaten gayrimenkul edinebilmektedirler. Cumhuriyet tarihi boyunca CHP’li, MHP’li hükûmetler döneminde milyonlarca metrekare taşınmaz yabancılara satılmıştır. Yabancı kişilerin gayrimenkul edinebildiği bir hukuk düzeninde yabancıların kurucu olduğu vakıfların gayrimenkul edinmesine karşı çıkmanın hiçbir hukuki mantığı yoktur.
Tasarının 12’nci maddesinde kurucuların çoğunluğu yabancı uyruklu olan vakıfların taşınmaz mal edinmeleri hakkında yabancıların gayrimenkul edinmelerindeki şartları düzenleyen Tapu Kanunu’muzun 35’inci maddesindeki kısıtlamalar zaten uygulanacaktır. Karşılıklılık ilkesine göre kendi ülkesinde Türk vatandaşlarına gayrimenkul edinme hakkını tanıyan bir ülkenin vatandaşına, ülkemizde üyesi olduğu Türk hukukuna göre kurulmuş bir vakfın taşınmaz edinememesini savunmak ne insafla ne hakkaniyetle ne de hukukla bağdaşır. Yabancı ülkelerde yaşayan 4 milyon vatandaşımız var. O zaman bunların da yabancı ülkelerde vakıf kurmasına, taşınmaz edinmesine karşı mı çıkıyorsunuz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep)Hukukla ne alakası var bunun?
YILMAZ TUNÇ (Devamla)Değerli milletvekilleri, vakıflarımız için son derece önemli olan bu tasarının, hukuki mesnedi olmayan, tasarıyla getirilmediği hâlde getiriliyormuş izlenimi vererek milletimizi yanıltmanın hiç kimseye faydası olmayacaktır.
YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep)Bununla ne alakası var bunun?
YILMAZ TUNÇ (Devamla)Bu duygu ve düşüncelerle, geri gönderme gerekçelerine katılmadığımızı belirtmek istiyor, tasarının, milletimize, vakıflarımıza hayırlı olmasını diliyor, yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
46 konuşma daha · 20 Şubat 2008