İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 107. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda ve yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının kadroları hakkında kanun hükmünde kararname ile genel kadrı ve usulü hakkında (s.s.226)

Hamit Geylani

Hakkari Milletvekili ·

Genel Kurul, 107. Birleşim · 2. yasama yılı · 21 Mayıs 2008 · 507 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hamit Geylani, 21 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA VE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ÖĞRETİM ELEMANLARININ KADROLARI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE GENEL KADRI VE USULÜ HAKKINDA (S.S.226)); konuşma 507 kelime.

Hamit Geylani (Hakkari). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda ve yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının kadroları hakkında kanun hükmünde kararname ile genel kadrı ve usulü hakkında (s.s.226)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 21 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hamit-geylani-23-2008-05-21-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-ve-yuksekogretim-kurumlari (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HAMİT GEYLANİ (Hakkâri)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle Hakkâri ilimize de bir üniversitenin kurulacak olmasından mutluluk duyduğumu belirtmek isterim. Ne var ki her şeyden önce ve her bakıma geri bırakılmış Hakkâri ilimizin bir üniversiteden önce, öncelikli devasa sorunları bulunmaktadır.

İl ve ilçelere bağlı köylerin tümüne yakınının yakılıp yıkılmasıyla vatandaşlarımız, bütün üretim ilişkilerinden koparılmış, göçe zorlanmış ve kaynağı olmayan tüketim toplumu konumuna getirilmiştir.

Hakkâri ilinin tek geçim kaynağı ilkel tarım, hayvancılık, arıcılık olmasına karşın, bu kıt olanaklar da sıfırlanmıştır. İran ve Irak’la yapılan oldukça küçük ölçekli sınır ticareti de devletin keyfî ve iktidarın siyasi tutumu nedeniyle yapılmaz duruma gelmiştir.

Değerli üyeler, eğitim sisteminin yapısal sorunları köklü ve kalıcı projelerle çözüm bulmazsa bu denli yasal düzenlemelerin içi boş kalacağı kaygısını taşıyoruz. Çünkü bugün var olan üniversitelerde bile idari yapılanma, kadro açığı, mali kaynak, can güvenliği, kredi, burs, sağlık, düşünceyi ifade ve örgütlenme özgürlüğü, baş örtüsü sorunu gibi önemli konular çözüm beklemektedir.

Bozuk sistemin yansıması sonucunda, Hakkâri ilimiz, eğitim olanaklarından en az yararlanan, bu nedenle üniversite giriş sınavlarında da ne yazık ki başarı oranı oldukça düşük olan -başta gelen- ilimizdir. Zira Hakkâri’nin ilk ve ortaöğretim okulları, altyapı, öğretim kadrosu, mali kaynak, araç ve gereç noktasında ifade edilmeyecek derecede ihmal edilmiştir. Bu nedenlerle, liseyi bitiren öğrencilerimiz de sıfır maddi olanaklarla özel dershanelerin insafına terk edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, ilde son yaşanan talihsiz olaylarda da açığa çıktığı gibi, dershane öğrencileri de güvenlik güçlerinin biber gazıyla zehirlenmekte, coplanmakta, gözaltı ve tutuklamalardan kurtulamamaktadırlar. Üniversite bitiren az sayıdaki gençlerimiz de ne yazık ki iş bulamamaktadırlar. Onun için, üniversitelerin çokluğundan ve yenilerinin eklenmesinden önce eşit olanaklar dâhilinde eğitim sisteminin çağcıl sorunlarıyla birlikte istihdam probleminin de çözülmesi kaçınılmazdır.

Bakınız, Türkiye’de bugün otuzu aşkın hukuk fakültesi ve mezunlarının iş arama durumu ortadayken hâlen savcı ve hâkim açığının bulunması, bazı davaların ancak bir yıla yakın sürede açılıyor olması ve tutuklulara da yılda iki üç kez duruşma gününün verilebilmesi ayrı bir çelişki değil midir? Hükûmet bunu nasıl açıklayabilir!

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özünde, eğitim hadisesinin temelinde yatan neden demokrasi, eşitlik, toplumsal barış gerçeğidir. Demokrasiyi uygulayan ve demokrasiye geçiş iradesi gösteren ülkelerde, farklı kültürlere sahip toplulukların dillerini özgürce kullanma, ana dilde eğitim ve kültürlerini geliştirme hakları sağlanmıştır. Artık çağımızda ana dil eğitimi yükümlülük olmaktan çıkmış bir vazgeçilmezlik olmuştur. Uluslaşmış hiçbir halk topluluğu homojen ve tek kültürlü değildir. Bu nedenle, çok kültürlü toplum dil, din, etnik köken ve ulusal kültür bakımından farklı toplulukların bir arada yaşadıkları yapıdır ve bu yapının ortak mirasıdır. Her ülke kendi toplumsal dokusu, siyasi rejimi ve uygar dünyadaki konumu gereği…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAMİT GEYLANİ (Devamla)…belirlediği yöntemlerle dil farklılığını ve buna yönelik eğitim sorununu çözmüştür. Özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Batı demokrasilerinde vazgeçilmeyen yöntem, çok kültürlülüğün eşit haklar temelinde çözülmesi olmuştur. Türkiye'nin de imzalamış ve uymak zorunda olduğu, çok kültürlülük ve ana dil sorununu çözüme kavuşturan uluslararası temel belgeler bulunmaktadır. Öncelikle, Türkiye'nin de bu belgeleri içselleştirmesi ve uygulaması iradesini göstermesi gerekiyor, çağcıl, bilimsel eğitimi açacak tek anahtarın da bu olduğunu düşünüyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekiller; bu anahtarın daha fazla paslanmaması dileğiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

94 konuşma daha · 21 Mayıs 2008

94 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook