Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
Hakkari Milletvekili · Barış ve Demokrasi Partisi
Genel Kurul, 100. Birleşim · 4. yasama yılı · 3 Mayıs 2010 · 417 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hamit Geylani (Barış ve Demokrasi Partisi), 3 Mayıs 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 417 kelime.
Hamit Geylani (Barış ve Demokrasi Partisi, Hakkari). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim tutanağı, 3 Mayıs 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hamit-geylani-23-2010-05-03-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
HAMİT GEYLANİ (Hakkâri)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; anılan değişiklik önergesi üzerine söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, ülkemizde milletvekilliğinin düşmesi daha çok sıradanlaşan siyasi partilerin kapatılmasıyla gündeme gelmiştir. Parti kapatma kültürü ise bu sistemin DNA’sında vardır. Türkiye siyasi parti kapatma ayıbıyla ilk kez, 1925 yılında, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını kapatarak tanışmıştır. Daha sonra, askerî, adli ve anayasa mahkemeleri kararlarıyla 50’den fazla siyasi parti kapatılmış ve siyasi yasaklılık geleneğiyle milletvekillerinin siyasi yaşamlarına son verilmiştir. 80 darbesiyle de tüm siyasi partiler kapatıldı ve bütün milletvekillikleri düşürüldü. 61 Anayasası ile kurulan Anayasa Mahkemesi tarafından ise şimdiye kadar 26 siyasi parti kapatılmıştır. Bunlardan 18’i bölücülük, solculuk ya da laikliğe aykırılık iddiasıyla kapatılmış ve bazı milletvekillerinin vekilliği düşürülmüştür. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular neticesinde ise, Refah Partisi davası hariç diğer bütün partilerin kapatılmasında adil yargılama yapılmadığı gerekçesiyle milletvekillerinin düşmesini de haksız bularak Türkiye’yi tazminatlara mahkûm etmiştir. Türkiye’de açılan kapatma davaları, ifade özgürlüğü noktasında siyasi partilerin program ve tüzüklerinde yer alan ifadeler ve parti yöneticilerinin beyanları gerekçe gösterilerek, kapatma ve milletvekilliğini düşürme kararları verilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yerleşmiş bir içtihadına göre “Bir düşünce açıklaması toplum açısından ne kadar şok edici, ne kadar sarsıcı olursa olsun, şiddet çağrısı içermedikçe bu açıklamanın ifade özgürlüğü sınırları içerisinde değerlendirilmesi gerekiyor.” denilmektedir.
Değerli arkadaşlar, demokratik bir düzende, insan haklarıyla birlikte, tüzel kişilik olan siyasi partilerin ve seçilen milletvekillerinin de hakları vardır. Siyasi hakların kullanılması, özgürce faaliyet gösteren demokratik siyasi partiler kanalıyla gerçekleşir. Türkiye'nin de imzalamış olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11’inci maddesinde “Siyasi partiler, demokrasinin tam olarak işlemesi için temel örgütlenme biçimlerinden en önemlisidir.” denilmektedir. Siyasi partilerin program, tüzük, proje ve tüm etkinliklerinin başta ana dil ve her tür yazılı, basılı ve sözlü araçlarla yapılması da siyasetin doğasıdır. Onun için, Venedik Kriterleri gereğince, siyasal etkinliklerinde yakın tehlike yaratacak somut ve reel şiddet içermedikçe siyasi partiler kapatılamaz. Bu durumda bile uluslararası hukuk normları öncelikli olmalıdır. Ama Türkiye, canı istediği zaman parti kapatıyor, siyasi yasak getiriyor ve milletvekilliğini de düşürüyor. Son olarak Demokratik Toplum Partisinin kapatılması ve eski Eş Genel Başkanımız Ahmet Türk ile Milletvekilimiz Aysel Tuğluk’un milletvekilliklerinin düşürülmesi ile beş yıllık siyasi yasaklılık siyaseten can isteme keyfîliğidir. Fakat, yolsuzluklar, ihaleye fesat karıştırma, vergi kaçırma ve benzeri iddialarla yüzlerce dokunulmazlık fezlekesi hâlen Meclisin tozlu raflarında duruyor.
Biz Barış ve Demokrasi Partisi olarak, düşünce açıklamalarıyla birlikte, yasama sorumsuzluğu dışında kalan bütün suçlarda milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması gerektiğini ifade ediyoruz. Sadece ana dil ile muhalif düşünce açıklamalarından ve sistemi sorgulamaktan ötürü partilerin kapatılması ve milletvekilliklerinin düşürülmesi siyasi bir cinayettir ve bu ülkenin bir ayıbıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
36 konuşma daha · 3 Mayıs 2010