Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
Ankara Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 100. Birleşim · 4. yasama yılı · 3 Mayıs 2010 · 617 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Zekeriya Akıncı (CHP), 3 Mayıs 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 617 kelime.
Zekeriya Akıncı (CHP, Ankara). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim tutanağı, 3 Mayıs 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zekeriya-akinci-23-2010-05-03-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ZEKERİYA AKINCI (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, Sayın Başbakanın ve AKP yöneticilerinin çok istediği bir Anayasa değişikliğini yapabilmek için verilmiş olan teklifin ikinci tur görüşmelerini yapıyoruz. İnancım odur ki hem birinci tur hem de bu turdaki tartışmalar içerisinde bu teklifin bir anlamda röntgeni çekilmiş ve asıl niyet herkes tarafından daha iyi görülür ve anlaşılır olmuştur.
Ben bu kısa konuşma süremde bu yalın gerçeklerin bazılarını dikkatinize sunmak istiyorum:
Bir: Bu teklifte aslında birbiriyle hiç ilgisi olmayan maddeler harman edilmiştir. Özü üç maddede gizli olan ve aslında yargıyı denetim altına almayı amaçlayan kimi maddeler, kimsenin pek de itiraz etmediği kenar süsü niteliğinde başka maddelerle gizlenmeye çalışılmıştır. Örneğin, benim üzerinde konuşma yaptığım maddeyle -elinizi vicdanınıza koyunuz Allah aşkına- Divanda görev yapacak değerli arkadaşlarımızın görev süresiyle Anayasa Mahkemesinin seçiminin uzaktan yakından bir alakası var mı ki aynı soruyu sorup benzer cevap isteyeceğiz sizlerden ya da yurttaşlarımızdan?
İki: O nedenle, muhalefet partisinin teklifin iki ayrı paket olarak görüşülmesi ve oylanması önerisi bile ne yazık ki -korkudan biraz- dikkate alınmamıştır.
Şunu anlatmaya çalışıyorum değerli arkadaşlarım, iktidar partimiz iyi kötü bir demokrasi pilavı yapmaya çalışıyor ama biz baştan beri diyoruz ki: “Değerli AKP’li milletvekilleri, bu pilavın içinde, yediğinde milletin dişini kıracak üç tane iri taş var. Gelin, bu taşları ayıklayalım. Sağ olsun, duyarlı arkadaşlarımızın katkısıyla, milletin dişini kıracak taşlardan bir tanesini ayıkladık, geride kaldı iki tane. “Gelin, yine, sizlerin iyi niyetli destekleriyle diğer taşları da ayıklayalım da şu demokrasi pilavı dediğiniz pilavı milletimiz ağız tadıyla bir yiyebilsin.” Bizim istediğimiz budur, sizden beklediğimiz budur, başka hiçbir talebimiz yoktur.
RÜSTEM ZEYDAN (Hakkâri)Niye oy vermeye gelmiyorsunuz?
ZEKERİYA AKINCI (Devamla)Üç: Bu kadar içtenlikli ve iyi niyetli çabamıza karşın, İktidar, bu değişiklik teklifi üzerinde hiçbir ciddi ve içtenlikli uzlaşma arayışında olmamış; tam aksine, bir dayatmayla amacına mutlaka ulaşacağı niyetini sergilemiştir. Bu dayatmanın altında yatan, hiç kuşkusuz, son güçlü kaleleri de ele geçirip tek adam, tek parti iktidarına ulaşma hedefidir.
İlginçtir, tam bu tartışmalar yapılırken, bu yalın gerçek biraz daha belirgin bir biçimde ortaya çıkarken, Sayın Başbakan, hepimizi üzen, hiç hak edilmediği hâlde bir polemiğe konu edilen ve aslında bize göre de gündemde olan şehit cenazelerini ve ulusumuzun yaşadığı acıyı gizlemeye çalışan bir tartışma açtı yeni baştan. İkinci Genel Başkanımız, büyük kahraman, güçlü siyaset adamı, devlet adamı İnönü üzerine açılmış olan bu tartışma ne yazık ki hepimizi çok üzmüştür, hele onun benzetilmiş ve eşleştirilmiş olduğu siyaset adamı ve yöneticiyle uzaktan yakından ilgisinin olmadığını bilenler için daha çok ıstırap verici olmuştur; çünkü:
1) İnönü, 1910-1922 yılları arasında postallarını hiç çıkarmamıştır ama Hitler gibi yayılmacı politikalar için değil; tam aksine, daima bir ulusal kurtuluş savaşının içerisinde vatan toprağını savunma iddiası ve mücadelesiyle savaşmıştır.
2) İnönü, başka ülkelerin sınırlarına göz dikmemiş; tam aksine, Lozan’da büyük bir diplomasi örneği sergileyerek ulusal sınırlarının çizilmesinde birinci derecede rol oynamıştır.
3) İkinci Dünya Savaşı’nda ülkemizi büyük tehlikelerden korumuştur, Hitler gibi milyonlarca insanın ölümüne sebep olmamıştır; tam aksine, bir çocuğun “Ekmeksiz kaldım.” feryadına “Olabilir ama babasız bırakmadım.” diyerek, bir çocuğun babasının ölümüne bile izin vermeyecek derecede duyarlı ve insancıl davranmıştır.
4) Hitler gibi, milletten aldığı güçle ve oyla iktidarını kurduktan sonra faşist bir otoriter yönetim kurmak yerine, silahla ve süngüyle ulusal Kurtuluş Savaşı’nda kazandıkları, bu ülkede, tam bir olgunlukla, günü geldiğinde muhalefete iktidarı terk edebilecek kadar da olgun siyasi tavır sergilemiş bir devlet adamıdır. Birbirine 180 derece zıt iki insanın hangi amaçla ve niye birbirine benzetilmiş olduğunu bir kez daha Sayın Başbakanın düşünmesini öneriyorum.
Dört: Bu değişiklik talebinde İktidar yalnız kalmıştır. Esasında üç konuda saklı olan bu teklifte talep edilenler, ne işsiz gençlerin ne sahipsiz çiftçilerin ne boynu bükük emeklilerin ve emekçilerin ne geleceğe kaygıyla bakan ticaret erbabının ve sanayicinin ne de bizim, muhalefet olarak talebimiz değildir. Çok açıktır, bu talep…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
36 konuşma daha · 3 Mayıs 2010