İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 13. BİRLEŞİM · SALI

Yolsuzlukların sebeplerinin sosyal ve ekonomik boyutlarının araştırılması hk 10/9

Hamza Albayrak

Amasya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 13. Birleşim · 2. yasama yılı · 4 Kasım 2003 · 2.425 kelime · yaklaşık 12 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hamza Albayrak (AK Parti), 4 Kasım 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YOLSUZLUKLARIN SEBEPLERİNİN SOSYAL VE EKONOMİK BOYUTLARININ ARAŞTIRILMASI HK 10/9); konuşma 2.425 kelime.

Hamza Albayrak (AK Parti, Amasya). “Yolsuzlukların sebeplerinin sosyal ve ekonomik boyutlarının araştırılması hk 10/9”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hamza-albayrak-22-2003-11-04-yolsuzluklarin-sebeplerinin-sosyal-ve-ekonomik-boyutlarinin-arastirilm (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA HAMZA ALBAYRAK (Amasya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 266 sıra sayılı Yolsuzlukları Araştırma Komisyonunun (10/9) esas numaralı raporunun sağlık, sosyal güvenlik ve özelleştirme konularını içeren üçüncü bölümüyle ilgili olarak Grubum adına söz almış bulunuyorum; sözlerime başlamadan önce, sizleri ve bizleri izleyen sevgili vatandaşlarımızı en içten duygularla selamlıyor, içerisinde bulunduğumuz Ramazanı Şeriflerini tebrik ediyorum. Aynı zamanda, 80 inci yılını kutladığımız cumhuriyetimizin doğum belgesi olmuş, 22 Ekim 1919'da imzalanmış olan ve 84 üncü yıldönümünü kutlamış olduğumuz Amasya Tamimimizin daha çok hatırlanarak, gerekli platformlarda çok daha iyi değerlendirilmesi dilek ve temennimi sizlere aktarmak istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; altkomisyon olarak tarafımıza intikal eden 100'ün üzerindeki bilgi, belge, şikâyet ve raporların tetkiki hitamında, üç konuda Meclis soruşturması komisyonu kurulması, 3 konuda Meclis araştırması komisyonu kurulması komisyonumuzca teklif olunmuştur.

Yine, bize intikal eden ihbar, şikâyet ve belgelerden 10 tanesi çok ciddî görülmüş, bunlarla ilgili yapılan inceleme sonucunda düzenlenen öninceleme raporu, ilgili genel müdürlük ve bakanlıklara, gerekli soruşturma yapılmak üzere tevdi olunmuştur. 9 tane konunun incelenmesi de yetkili kurumların tasvibine sunulmuştur. Bize intikal eden 15 tane dilekçe ve şikâyet, büyük bir çoğunluğu Dilekçe Komisyonuna ait olmak üzere, ilgili kurumlarına intikal ettirilmiş, bunların sonucunun, komisyonumuzun çalışma süresi nihayet bulduğu için, Meclisin tüzelkişiliğini uhdesinde bulunduran Meclis Başkanlığına bildirilmesi, ilgili kurumlardan istenmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bağ-Kur ve SSK'da "Otomasyon Projesi" diye adlandırılan T-5 projesiyle ilgili olarak komisyonumuzun soruşturma açılması teklifiyle ilgili değerlendirmemi sizlere arz etmek istiyorum.

Proje tutarı 780 000 000 dolardır. T-5 Otomasyon Projesi için Bağ-Kur ve SSK'da fiilen ödenen miktar 1 160 920 dolardır. Bunlar, evraka dayalı olarak tespit edilmiş olan harcamalardır. T-5 Otomasyon Projesine başlamadan önce, ilgili bakanlık tarafından alınması gereken, usule müteallik ve altyapıyla ilgili birtakım önlemler alınmamıştır. Bunları sıralamak gerekirse, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu tarafından 2001 yılında Bağ-Kur ve SSK'nın normal teftişinin yapılması sonucunda düzenlenen ivedi durum raporlarında; yani, özel inceleme raporlarında tespit edilen hususlar şunlardır:

2001 yılı programının uygulanması, koordinasyonu ve incelenmesine dair kararın 2 nci maddesindeki ve yine aynı kararın 7 nci maddesindeki usul ve esaslara uyulmadığı; tutarı 20 trilyonun üzerinde olan projenin Bakanlar Kuruluna ve Yüksek Planlama Kurulunun tasvibine ve onayına sunulmadığı; bu hususun ikmal edilmeyerek, Resmî Gazetede hemen ihaleye çıkılıp, bu çıkılan ihalenin de 19.4.2001 ve yine, 3.5.2001 tarihlerine ertelendiği; T-5 Otomasyon Projesiyle ilgili olarak, 2001, 2002 ve 2003 yılları Malî Bütçe Yasasının 10 uncu maddesine uyulmayarak, ihale bedelinin en az yüzde 10'u oranında ortak ödeneğin ayrılmadan ihaleye çıkılması hususu; yine, yatırım programında yer almayan Bağ-Kur T-5 Otomasyon Projesi için, danışman firma olarak MBA'ya ihale dosyası hazırlattırılarak ödeme yapılması nedenleriyle, mevzuata aykırı olarak Bağ-Kurun zarara uğratıldığı.

SSK ile yapılan Tam Otomasyon Projesiyle ilgili YDK tarafından düzenlenen özel inceleme raporunda da aynı hususların altı çizilmiş. Bu otomasyon çalışmasıyla ilgili olarak, teknik çalışma, maliyet analizi ve ayrıntılı piyasa araştırması yapılmadan, rekabet ilkesine aykırı olarak, ihaleye çıkılmadan, anılan işin önce MBA firmasına verilmek istenilmesi, sonra da, kamu kuruluşu niteliği taşıdığı için, daha doğrusu, kamu kuruluşu olduğu ileri sürülerek, TAİ firmasına verilmeye çalışıldığı ve TAİ firmasına bu ihalenin verildiği.

Yine, TAİ firmasının, sözleşme imzalandıktan sonra, sözleşmenin bitim tarihine çok az bir süre kala, üzerindeki bu işin, SSK Satınalma Yönetmeliğinin 67 nci maddesi hükümlerine alenen aykırı olarak, MBA firmasına devredilmesi; MBA firmasına, danışmanlık için 650 000 dolar, kontrolörlük için 35 200 000 dolar ve e-sigorta projesi için de, 478 800 dolar tutarında bağlantıların yapılıp, biraz önce de bahsettiğim gibi, bu hususla ilgili olarak 1 160 920 doların fiilen ödendiği.

Tabiî, bunları yaparken, Devlet Planlama Teşkilatından görüş istendiği; ancak, Devlet Planlama Teşkilatının, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Bağ-Kur veya SSK'da uygulamaya koymak istediği Otomasyon Projesiyle ilgili olarak şu gerekçelerle uygun görüş vermediği...

Devlet Planlama Teşkilatı "Otomasyon Projesini geniş düşünün, bu, kapsamlı bir projedir, diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla birlikte eşgüdümü dikkate alın ve teknik ve ticarî anlamda altyapı çalışmalarını tamamlayın, artı, benzer sağlık kurum ve kuruluşlarından olan Emekli Sandığı bu işi 2 000 000 dolara mal etmiş, siz, bunu 787 000 000 dolara mal etmeyin; bunun için de mükerrer ödemeleri ortadan kaldırın... Bakınız, Bağ-Kur için danışmanlık ve kontrolörlük hizmeti alıyorsunuz, Bağ-Kura da akıllı form işleme sistemi, mektup basım sistemi, akıllı kart okuyucuları ve içeriği aynı yazılımlar için para ödüyorsunuz, aynı bakanlığa bağlı olan SSK için, tekrar, aynı firmaya, aynı işler için bir daha para ödüyorsunuz. Yani, ortada, alenen bir mükerrer ödeme var. Lütfen, bunları gözönüne alın, ondan sonra bize teklifte bulunun, biz size uygun görüş verelim" diyor.

Bakanlık müfettişlerince, 2000 ve 2001 yıllarında bakanlığa bağlı ilgili ve bağlı kuruluşlardaki usulsüz ve yolsuzluklara ilişkin alınan genel tetkik ve tahkik oluruna dayalı olarak yapılan incelemelerde, hem SSK'da hem de Bağ-Kurda, o zamanın yöneticileri ve ihale komisyonu üyelerinin, 4483 sayılı Yasa kapsamında, biraz önce bahsettiğim bu Otomasyon Projesi iş ve işlemleriyle ilgili olarak mutlaka haklarında soruşturma açılması gerektiğine dair 27.11.2001 tarih ve 13 sayılı rapor, ilgili bakanlığın; yani, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenleniyor.

Zamanın bakanı 4483 sayılı Yasa kapsamında soruşturma açılması teklifini sumenaltı ediyor. Ne lehte ne de aleyhte; yani, soruşturma açılsın veya soruşturma açılmasın gibi bir fikir beyan etmiyor. Ne zamana kadar; Sayın Nejat Arseven Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak atanıncaya kadar. Bakan değişince Teftiş Kurulu Başkanı durumu ilgili bakana arz ediyor. İlgili bakan da, konuyu, Teftiş Kurulu Başkanlığının yazılarına binaen 10.10.2002 tarih ve 966 sayıyla Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığına intikal ettiriyor. Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı, kendilerine intikal eden bu öninceleme ve soruşturma açılması raporunun eklerini tetkik ederek, konunun ilgili bakanlıkça, yani, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca tahkik edilmesi, soruşturulması gerektiğini belirterek olayı ilgili bakanlığa gönderiyor. Şu anda ilgili bakanlık tarafından bu T-5 otomasyonuyla ilgili SSK ve Bağ-Kur yöneticileri hakkında soruşturmanın derdest olduğu malumlarımız.

Burada, her iki otomasyon projesinde de çok önemli bir husus var. Bunlardan birisi de şu: MBA firmasının sahibinin, ilgili bakan tarafından bütün toplantılara davet edilerek "bu benim danışmanım" diye takdim edildiği. Bu hususun hem Bakanlığın bültenlerinde hem de o günkü basın ve yayın organlarında alenen yer aldığı tarafımızca tespit edilmiştir. Yapmış olduğumuz araştırmada, MBA firması sahibinin ne SSK'da ne Bağ-Kurda ne de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında çalışan görevli bir eleman olduğu tespit edilmiştir.

Yine, Gazi Üniversitesi tarafından bilirkişi olarak konuya ilişkin yapılan bir araştırma hitamında, 9.12.2000 tarihli raporda bu otomasyonla ilgili ihaleye ait teknik ve idarî şartnamenin ve proje altyapı çalışmalarının yetersiz olduğunun ve proje tutarının da danışmanlık ücreti olarak 670 000 dolar değil, 121 000 dolar olması gerektiğinin altı çiziliyor. Yani, danışmanlık ücretini, hem teknik altyapı açısından hem de ücret olarak çok yüksek bulduğunu Gazi Üniversitesi belirtiyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabiî, Devlet Planlama Teşkilatından uygun görüş alınamadığı için, YPK kararı alınamadığı için Bakanlar Kurulunun tasvibine sunulamadığı, dolayısıyla, yatırım programına konulamadığı için Anayasanın 73 üncü maddesine ve 1479 sayılı Yasaya aykırı olarak, ilgili bakan, Bağ-Kur mensuplarından, cebren, finansman tedariki için 5 000 000 TL/adet üzerinden kitap satışına başlıyor. Bu kitap satışından da 8,8 trilyon anapara, 2,7 trilyon da faiz elde ediyor. Tabiî, bunların hiçbiri yatırım programında kaynak olarak gösterilmediği için bir yatırım programı içerisinde kaynak olarak kabul edilemiyor teknik açıdan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; komisyonumuzca yapılan bu değerlendirmeler daha detaylı olarak raporumuzda elbette yer almıştır. Ben, zatıâlilerinize özet bilgi sundum. Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğümüzün 107 nci maddesi gereğince, zamanın bakanı hakkında Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine göre Meclis soruşturması açılması kanaatimizi sizlere arz ediyorum efendim.

İkinci husus, özelleştirme ertelemeleri.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özelleştirme, Türk siyasî hayatına 24 Ocak 1980 kararlarıyla, yani, Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planıyla girmiştir. Türkiye'de özelleştirme çalışmaları, fiilen ilk defa 1985 yılında başlamış, özelleştirmeyle ilgili yasal düzenlemeler, 2983, 3291 ve en nihayet, 4046 sayılı Kanunla tamamlanmıştır. Aslında, özelleştirmenin şöyle bir, tarihî sürecine gittiğimizde, 1856 yılında gündeme gelen özelleştirmenin, Osmanlı'da, çok daha önceki tarihlerde realize edildiği malumlarınızdır. Biliyorsunuz, Osmanlı'da yönetim ve mülkiyet özerkliği, vakıf kanunnameleri tetkik edildiğinde, çok önceki tarihlerde yerine getirilmiştir; buna örnek olarak, darüşşifalar, çeşitli vakıflar aracılığıyla din adamlarının, efendim, imarethanelerin masrafları, yine, has, zeamet, tımarla da askeriyle ilgili birtakım masrafların bu fasıldan karşılandığı malumlarınızdır.

Efendim, özelleştirme borçlarının ertelenmesi, elbette ki, altyapı nedenleri veritabanına oturtularak geçerli ve akılcı mücbir nedenlerle mümkün olacaktır. Gel gör ki, özelleştirme, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının teklifi dahi alınmadan, Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından tamamen siyasî maksatlarla ertelenmiştir. Ertelemeye ilişkin 9.8.2000/45 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararına kadar toplam 27 tane şirketin şirket ve varlık satışıyla ilgili ödeme planına ilişkin 40 adet erteleme gerçekleştirilmiştir. Bu 40 adet ertelemeden 3 tanesi, gerçekten Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yapmış olduğu araştırmaya müstenit olarak haklı nedenlerle, mücbir sebebe dayalı olarak yapılmıştır. 26 tanesi ise, Özelleştirme İdaresi Başkanlığına gelen firma sahibi taleplerinin, yani, yazılarının aynen "firmanın yazısı ilişiktedir" diye ÖYK'ya gönderilmesiyle gerçekleştirilmiştir. 8 tane talep ise ne gariptir ki, ne Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ne de Özelleştirme Yüksek Kuruluna herhangi bir şekilde ulaşmadan yapılmıştır. Yani, herhangi bir evrakla 8 firma, ne Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ne de Özelleştirme Yüksek Kuruluna "benim borcumu erteleyin" diye bir talepte bulunmuştur. Artık bir otel lobisinde mi yapıldı bu teklif, telefonla mı yapıldı onu sizlerin takdirine arz ediyorum.

Tabiî, bu yapılan özelleştirmeler sonucunda, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının, yani kamunun zararı, toplam 384 000 000 dolar civarındadır, yani 383 600 000 dolardır ertelenen borç toplamı. Bu borçların ertelenmesiyle oluşan kamu zararı ise 24 300 000 dolardır. Yüksek Denetleme Kurulu, ısrarla, bu borç ertelemelerinin altını çizmiş, 1997, 1998, 1999, 2000 ve 2001 yıllarında, ısrarla, ertelemedeki eksiklikleri dile getirmiştir.

Ertelemeyle, ihale şartlarının, şüphesiz ki, teklif verenler aleyhine bilahara bozulduğu ortadadır. Eğer siz satış yaparken biri peşin üçü taksitle dört eşit taksitle derseniz, kişi ona göre fiyat verir; hayır, biri peşin on taksitle derseniz, bunu yıllara sari olarak yayarsanız ilgililer ona göre teklif verir. Dolayısıyla, erteleme, ihalenin yapılış şartlarında, ihaleye katılanlar arasında haksız rekabete yol açacak şekilde, maalesef, ihale şartlarının değiştirilmesine yol açılarak yapılmıştır.

Yine, erteleme, -biraz önce de anlatmaya çalıştım- Özelleştirme İdaresi Başkanlığı atlanarak, bizatihi ÖYK tarafından resen ve siyaseten yapılmasıyla ortaya çıkmıştır. Teminatların nakde çevrilmesi ÖYK tarafından ya da özelleştirmeden sorumlu ilgili devlet bakanı tarafından resen önlenmiştir.

Tabiî, teminatları irdelemek lazım. Bu özelleştirmeye taraf olan firmalar ilgili teminatları hangi bankalardan almışlar? Olayın garip yönü de bu. Özelleştirmeye taraf olan ilgili firmalar, teminat mektuplarının büyük çoğunluğunu kamuoyunda "batık banka" diye tabir edilen şu anda TMSF ve BDDK kapsamında bulunan 21 tane bankadan almıştır. Şimdi, banka sizin olmuş; teminatı veren banka sizin olmuş; teminatı nakde çevirmek için ilgili firmaya yazı yazsanız bile, aynı banka sizin olduğu için, bu teminatı siz cebinizden ödemek gibi bir realiteyle karşı karşıya gelmiş oluyorsunuz.

Tabiî, TMSF ve BDDK'dan, komisyonumuz tarafından, hangi batık bankaların teminatlarının bu özelleştirmeye taraf olan firmalara verildiğinin listesi istenilmiş; maalesef, ticarî sır, malî sır gerekçesiyle bize bu bilgiler bugüne kadar verilmemiştir.

Özelleştirme İdaresi tarafından nakde çevirmeye yönelik olarak teminatlar nezdinde alınan...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Albayrak.

HAMZA ALBAYRAK (Devamla)Teminatların nakde çevrilmesiyle ilgili alınan ihtiyatî tedbir kararları vardır. Ancak, bu ihtiyatî tedbir kararlarının kaldırılması noktasında Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ya da ÖYK tarafından da herhangi bir girişimde bulunulmadığı tarafımızca tespit edilmiştir. Erteleme nedeniyle Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 1999 ile 2003 yılları arasında çok büyük finans sıkıntısına düşmüştür. Bir taraftan alacağınızı alamıyorsunuz, faizini tahsil edemiyorsunuz, erteliyorsunuz, paraya ihtiyacınız var; piyasanın üzerindeki nispetlerde borçlanarak, Özelleştirme İdaresi, finans ihtiyacını tedarik ediyor ve dolayısıyla, Özelleştirme İdaresi ne hale geliyor sayın milletvekilleri; özelleştirmeye muhtaç hale geliyor. Şu ana kadar Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yapmış olduğu toplam tahsilat 7 200 000 000 dolar olup, bu periyotta, giderler de bu gelirinin altında elbette ki değildir.

İhale şartnamesindeki satış tutarı dışında, pazarlık ve değişikliğe gidilemez hükmüne uyulmadığı, idarî ve teknik sözleşmenin âdeta yok sayıldığı bu ertelemede alenen ortadadır.

Erteleme faizi de LİBOR veya TL cinsinden düşük tutularak, hiç ama hiç temerrüt faizi uygulaması yönüne gidilmemiş, âdeta, fakir ve fukaranın, garip ve gurebanın yarınlarına ipotek konularak, mücbir sebepler gibi gerçekçi nedenler hiç araştırılmamış.

Çok değerli milletvekilleri, mesulsünüz ve mesulüz. Ağlayan yetimin feryadı figanından, aç ve yalınayak gezen o fakirin acıklı halinden, rahmetli Mahsunî Şerif'in dediği gibi, yıllardır üzerinden beslenip de doymayanlara, Anadolu'nun fakir ve fukara insanını kuru ekmek ve soğana muhtaç edenlere hesap sormak bu Meclisin en önde gelen görevidir. (Alkışlar)

Sayın milletvekilleri, eğer, yolsuzluk ve usulsüzlükleri ciddî anlamda önlemek istiyorsak, ciddî anlamda bunlarla mücadele etmek istiyorsak, biz, AK Parti olarak bu görüşümüzü sizlerle paylaşıyoruz.

MEHMET SEMERCİ (Aydın)Milletvekili dokunulmazlığını kaldıralım önce!

HAMZA ALBAYRAK (Devamla)Geliniz, bir an önce Anayasada ve Tüzükte gerekli değişiklikleri yapalım.

HASAN ÖREN (Manisa)O yana söyle!.. Anayasa değişikliğini biz istiyoruz.

HAMZA ALBAYRAK (Devamla)Araştırma ile soruşturma komisyonlarının görevlerini birleştirelim; bir an önce, zaman kaybını ortadan kaldıralım. Önce araştırma komisyonu kuruyorsunuz, aradan dörtbuçuk ay geçiyor; hadi olmadı, biz, bunu Meclisin gündemine getirelim, tekrar soruşturma komisyonu kuralım. Hiç gerek yok buna. Nasıl ki müfettişlere verilen soruşturma emrinde, konunun tetkik ve tahkiki yetkisi birlikte veriliyor ise, biz de, Anayasa ve İçtüzük değişikliği yaparak, bir an önce, bu soruşturmalara zaman kaybetmeden el koymamız ve nihayetlendirmemiz lazım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir husus da, POAŞ'ın özelleştirilmesi. Efendim, 5.9.1990 tarihli 7 sayılı kararla, o zaman Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı, POAŞ'ı özelleştirme kapsamına alarak 1992-1994 arasında İMKB'de yüzde 6,7 nispetinde hissesini halka arz etmiştir.

23.12.1994/9 sayılı kararıyla, ÖYK, POAŞ'ın özelleştirme stratejisini "satış yöntemi" olarak belirlemiştir.

15.7.1998/47 sayılı kararıyla, Özelleştirme Yüksek Kurulu, POAŞ'ın kamu payının yüzde 50'nin altına düşmesinden itibaren, 5 yıl geçerli olmak üzere, imtiyazlı hisse, yani, altın hisse tesis etmiştir.

POAŞ'ın faaliyetlerinin tasfiyesi veya önemli ölçüde sınırlandırılmasında; petrol ürünlerinin Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da satışının aksamamasında; idarece uygun alternatifler oluşuncaya kadar ANT aracılığıyla, Millî Savunma Bakanlığı ve NATO'ya verilmesi gereken hizmetlerin takibinde ve kamu yararının teminat altına alınmasında altın hisse olarak bu imtiyazlı hisse tesis edilmiştir.

21.4.2000/37 sayılı ÖYK kararıyla bu altın hisse tesis edildikten sonra, POAŞ'ın yüzde 51 hissesi 1 260 000 000 dolara İş-Doğan Grubuna satılmıştır ve bu bedel, 500 000 000 ve 700 000 000 gibi dilimlerle İş-Doğan Grubu tarafından ödenmiştir.

23.12.1994/9 sayılı ÖYK kararı uyarınca, Mart 2002'de şirketin (POAŞ'ın) bakiye kamu hissesi yüzde 25,8'e düşmüş; yani, POAŞ'ın toplam, yüzde 23,2 hissesi halka satılmıştır, Mart 2002 tarihi itibariyle.

15.4.2002/25 sayılı ÖYK kararıyla, resen -gerekçesiz olarak- altın hisse, normal süresinden 3 yıl önce kaldırılmıştır.

16.7.2002/41 sayılı ÖYK kararıyla, yüzde 25,8 hisse, Mart 2002'deki uluslararası yatırımcılara uygulanan 30 000 TL/adet üzerinden ihalesiz olarak, İş-Doğan Grubunun talebine binaen, 4046 sayılı Kanunun 18 inci maddesine aykırı olarak 387,5 trilyona satılmıştır. Birinci taksitin tutarı -yüzde 30'u peşin olarak alınmış- 116,253 trilyondur; geriye kalan yüzde 70 ise, yüzde 20, yüzde 30, yüzde 20 şeklinde taksitlendirilmiş olup, 77,502 trilyon ağustos, 116,253 trilyon 2004'ün ağustosu ve 2005'in ağustosunda da yine 77,503 trilyon TL tahsilat amaçlanmıştır.

Peşin ödemenin yapıldığı tarih itibariyle taksitlere yıllık TÜFE artışı + yüzde 5 faiz uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Birinci taksit ödenirken, diğer taksitlerin birikmiş faiziyle birlikte tahsilatının yapılacağı da hükme bağlanmıştır. Yani, vadeye bağlanan toplam taksit tutarı 271,3 trilyon artı faiz tutarı olup, buna ÖYK yönetmeliğine aykırı olarak ilk defa bu POAŞ'ın yüzde 25,8'inde uyguladığı hisse senedine rehin koyma işlemiyle 59 099 426 381 adet hisseyi rehin kabul ederek bu işi gerçekleştirmiştir.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

13 konuşma daha · 4 Kasım 2003

13 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook