Yolsuzlukların sebeplerinin sosyal ve ekonomik boyutlarının araştırılması hk 10/9
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 13. Birleşim · 2. yasama yılı · 4 Kasım 2003 · 2.084 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kemal Kılıçdaroğlu (CHP), 4 Kasım 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YOLSUZLUKLARIN SEBEPLERİNİN SOSYAL VE EKONOMİK BOYUTLARININ ARAŞTIRILMASI HK 10/9); konuşma 2.084 kelime.
Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul). “Yolsuzlukların sebeplerinin sosyal ve ekonomik boyutlarının araştırılması hk 10/9”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2003-11-04-yolsuzluklarin-sebeplerinin-sosyal-ve-ekonomik-boyutlarinin-arastirilm (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, bugün, Türkiye Cumhuriyeti tarihi açısından da çok önemli bir toplantı yaptığımız kanısındayım; çünkü, Türkiye, son yirmi yirmibeş yılında ciddî yolsuzluk olaylarıyla karşı karşıya geldi, tüyü bitmemiş yetimlerin hakkı bir avuç insan tarafından alınıp götürüldü ve yıllar yılı bunun hesabını soramadığımız gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisi, maalesef, yolsuzluk olaylarını aklayan bir kurum olma görüntüsünü toplumda sergiledi. Bunun getirdiği çok önemli bir değişiklik, kamuoyunda yapılan itibar yoklamalarında, Parlamentonun, siyaset kurumunun ve politikacıların en az güvenilir kurumlar ve kişiler olarak karşımıza çıktığıdır.
Bu raporun, bütün eksikliklerine karşın, bugüne kadar yazılmış en iyi raporlardan olduğunu, özellikle "Öneriler" bölümünün İktidar Partisi tarafından gözardı edilmemesi gerektiğini düşünüyor ve bu önerilerin, bir an önce, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine getirilmesini Cumhuriyet Halk Partisi olarak istiyoruz. Neden, değerli milletvekilleri; yolsuzlukla mücadele bir sistem oluşturmaktır; sistem açıksa, yolsuzlukla mücadele edemezsiniz; eğer, yolsuzlukla ilgili bir sistem kurabilirseniz, o zaman sorunu çözebilirsiniz.
Değerli milletvekilleri, şimdi, Komisyonumuzun Başkanı Sayın Azmi Ateş, oldukça güzel ve özverili bir çalışmayı başlatan ve kendisine, Komisyonun bütün üyelerinin saygı duyduğu gibi, benim de saygı duyduğum, özverili çalışmamıza ortam hazırlayan bir başkanımız. Burada, yerel yönetimlerle ilgili pek çok bilginin komisyona ulaşmadığını söyledik; ama, Sayın Azmi Ateş dedi ki: "Sadece yerel yönetimler değil, örneğin, YÖK konusunda da bilgi gelmedi, Sayıştay konusunda da bilgi gelmedi, Sayıştaydan da bilgi gelmedi."
Değerli milletvekilleri, Sayıştay Başkanımız, daha geçen gün, Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığı bir açıklamada kamu alanını tanımadığını ifade etti "böyle bir alan tanımam, ne demek oluyor kamu alanı" dedi. Sayıştay Başkanı, kendisini ve Sayıştayı kamu alanı dışında bir alan gördüğü için, elbette, Türkiye Büyük Millet Meclisine bilgi vermeyecektir, böyle bir özgürlüğü kendisinde görecektir. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, yerel yönetimlerle ilgili, son beş yıllık gazeteleri açın, yerel yönetimlerdeki yolsuzlukların normal hükümetlerin yaptığı yolsuzlardan çok daha fazla olduğunu göreceksiniz. Yerel yönetimlerle ilgili yolsuzluk dosyaları acaba komisyona niye gönderilmedi ve bunlar nasıl ayıklandı? Ben size açıklayayım. Bütün yolsuzluk dosyaları, bakanlıklarda bir kişiye, müsteşarlara gönderildi ve o komisyonlardaki yerel yönetim dosyaları ayıklandı, diğer dosyalar komisyona gönderildi. Ben, bir televizyon programında, komisyonun, bir anlamda, hükümet tarafından yönlendirildiğini söylediğim zaman, Sayın Başkanımız, bana üzüntülerini ve bunun doğru olmadığını ifade etti. Burada, açıklıkla, bir kez daha söylüyorum. Arkadaşlar, yerel yönetimlerdeki yolsuzluk dosyalarının Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderilmemesi, istenmesine karşın gönderilmemesi ve bunların hükümet tarafından özenle saklanması, Yolsuzluk Komisyonunun, bir anlamda, hükümet tarafından yönlendirildiğinin çok açık ve net bir kanıtıdır, bunun başka bir izahı yoktur.
TUNCAY ERCENK (Antalya)Damar tıkanmış orada...
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Değerli arkadaşlar, başka bir konuya geliyorum. Bakın, bu raporda, soruşturulmasını istediğimiz kişilerin hemen hemen tümü diğer partilerden; Adalet ve Kalkınma Partisinden kimse yok, CHP'den de kimse yok, diğerleri... Ne diyoruz: "Asalım, keselim, her şeyi yapalım." Yapacağız, buradan soruşturma komisyonları da çıkacak; ama, işin ucu ne zaman ki iktidar kanadına doğru hafif dokunuyor, orada, bütün şeyler duruluyor, objektif davranılmıyor. Bakın, siyasî ahlak yasası kaç aydır Parlamentoda bekliyor. Siyasî ahlak yasası gündeme gelmiyor. Niçin gündeme gelmiyor? Siyasî ahlak yasası gündeme gelse, bugün hükümette görev yapan üç bakanın derhal görevlerini bırakması lazım. Neden mi? Bakın değerli milletvekilleri, bir bakan düşünün bir kulüp hakkında soruşturma açıyor, o kulüp gidiyor, bakanın avukat olan oğlunu bulup, kendisini ayda 7 500 000 000 liraya danışman olarak getiriyor. Bu bakan demokrasi kültürü gelişmiş bir ülkede bakanlık yapabilir mi, yapamaz; ama bizde yapıyor.
Yine bir bakan düşünün, daha önce bir şirkette genel müdürlük yapıyor, sonra ayrılıyor siyasete giriyor, geliyor bakan oluyor ve bir süre sonra bir kuruma ait gemiyi o şirkete kiralıyor, o şirket de tutup bakanın oğluna 200 000 euro borç veriyor.
SERACETTİN KARAYAĞIZ (Muş)Cevabı verildi açıklandı, bunları tekrar tekrar gündeme getirmeyin.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Hayır hayır; borç veriyor.
Şimdi bakın, Almanya'da düşük faizli kredi aldı diye bir bakan, daha doğrusu bir milletvekili düşük faizli kredi aldı diye görevinden istifa etti, bizde duruyor değil mi arkadaşlar, duruyor.
Yine başka bir örnek olay vereyim size. Bir kişinin mal varlığı hakkında soruşturma açılıyor. Mal varlığı konusunda rapor cumhuriyet savcılığına geliyor, cumhuriyet savcılığı iddiayı ciddî görüyor, dava açıyor, bilirkişiye gönderiliyor, bilirkişi de "evet haksız mal edinme vardır burada" diyor. Sonra ne hikmetse, önce savcı görevden alınıyor, başka bir yere veriliyor, başka bir savcı getiriliyor, sonra dosya ikinci bilirkişiye gönderiliyor, oradan da yolsuzluk yoktur diye ikinci bir rapor geliyor. Gelen yeni savcı beraatını istiyor, burada suç yoktur diyor. Hazine avukatı herhangi bir şey söylemiyor. Hâkim de beraatına karar veriyor ve olay Yargıtaya bile gitmiyor.
AHMET GÜRYÜZ KETENCİ (İstanbul)Yargıtaya gidiyor mu?
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Hayır Yargıtaya gitmiyor, Yargıtayı da kesiyorlar.
AHMET GÜRYÜZ KETENCİ (İstanbul)Çünkü Hazine avukatı temyiz etmedi.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Hazine avukatı olayı Yargıtaya götürmüyor. Ben bunu bir soru önergesiyle sordum, dedim ki, acaba bir Hazine avukatı bugüne kadar hangi davaları Yargıtaya götürmemiş? Gelen yanıt şu arkadaşlar: "Bizde böyle bir istatistik yoktur." Oysa, ben, bunu gayet iyi biliyorum eski bir maliyeci olarak, Hazine avukatları bütün davaları Yargıtaya götürürler ve bu Hazine avukatı da bir süre sonra emekli oldu.
Değerli arkadaşlarım, bir şeyi yapacaksak, kararlılıkla ve sonuna kadar götürmeliyiz; ama, ne diyor Sayın Başkanımız: "İşin ucu nereye dokunursa dokunsun." İşin ucu diğer partilere dokunduğu zaman yapıyoruz maalesef. Bunu üzülerek söylüyorum; ama, gerçek bu.
Şimdi, bakın, ticarî sırdan hepimiz şikâyet ettik, Sayın Ketenci de şikâyet etti, Sayın Başkanımız da şikâyet etti. "Efendim ticarî sır yüzünden pek çok şeye ulaşamadık."
Bakın, değerli milletvekilleri, bizim bir değerli milletvekilimiz, Meclis İçtüzüğünde ticarî sırla ilgili olarak bir değişiklik önergesi verdi ve aylardır bekliyor. Samimîyseniz, getirin bunu, 10 dakika içinde çözülecek, ticarî sır olayı da Türkiye Büyük Millet Meclisi açısından sır olmaktan çıkacak; ama, biz bunu yapmıyoruz, buraya geliyoruz "efendim biz ticarî sır yüzünden bazı şeylere ulaşamıyoruz" diyoruz. Hayır efendim, bu Parlamento, olayı ciddî tuttuğu takdirde, her türlü bilgiye, belgeye, yasasını hazırlayarak ulaşabilir.
Değerli arkadaşlar, bir başka konu şu: Biz diyoruz ki, yolsuzlukları ortaya çıkardık; doğrudur. Aslında, bu yolsuzlukların hiçbirini bu Komisyon ortaya çıkarmış değil değerli milletvekilleri. Bu yolsuzluklar, daha önce, bürokrasi tarafından, özellikle teftiş kurulları tarafından ortaya çıkarılmış; ama, bu raporda, tümü, belli standartlarda standardize edilmiş ve sizlerin önüne, huzurunuza getirilmiş; yani, bürokrasi, aslında bunların hepsini biliyor, bunların üzerine gidilmiş, bunlar çözülmüş; ama, ne hikmetse, bunların kimi, siyasîler tarafından sumen altında tutulmuş, kimi de siyasîye ulaştırıldığı için, Anayasadaki engeller nedeniyle bir şey yapılamamış. Şimdi, bu hükümet, bu iktidar, bu Parlamento, iktidar ve muhalefet, umuyoruz ki, bir şeyler yapabilsin.
Değerli arkadaşlar, bu örneği şunun için verdim: Hükümet, şimdi, Parlamentoya yeni bir yasa tasarısı sunuyor: Kamu yönetiminde reform yasa tasarısı. Bu, kamu yönetiminde reform yasa tasarısı imzaya açıldı, gündeme gelecek. O tasarıda, biz teftiş kurullarını kapatıyoruz değerli milletvekilleri ve teftiş kurullarını kapattıktan sonra da, biz yolsuzluklarla mücadele edeceğiz ve halka da diyeceğiz ki: Ey halk, bize güvenin, gerçekten yolsuzluklarla mücadele edeceğiz. Buna kim güvenir?! Kimin aklı bunu alabilir?!
Şimdi, bakın, Sayın Poyraz, konuşmasını yaparken, teftiş kurulları üzerinde siyasî baskıların olduğunu söyledi. Bu, doğru bir olaydır, siyasî baskılar gelmiştir teftiş kurullarına; incelemeleri yapmayın diye müfettişlerin üzerine baskılar gelmiştir; ama, şimdi getirdiğimiz modelde ise, müfettişlerin denetimini tümüyle kaldırıyoruz; yani, onları engelleyecek modeli kendi ellerimizle kuruyoruz. Soruyorum: Acaba biz bunu niye yapıyoruz? Bizim dönemimizde yapılan yolsuzluklar ortaya çıkmasın diye mi böyle bir hazırlık içindeyiz acaba?!
Şimdi, bakın değerli arkadaşlar, sözlerimi kısaca bağlayacağım. Yolsuzluklarla ilgili bir şey daha söyledik; ben söylemiyorum bunu, Sayın Başbakanın, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünde yapılan bir toplantıda söylediklerini size aynen okuyorum: "Milletin parasının hesabını bilmeyenlerle, o parayı çarçur edenlerle bir yere varılamaz. Benim bu güzel ülkemde, gece kulüplerinde bir gecede 5 000, 10 000, 15 000, 20 000 dolar harcayanlara, bu değirmenin suyu nereden geldi, sorusunu sormayanlarla bir yere gidilemez." Ne kadar güzel değil mi. Nereden Buldun Yasası görüşülürken, ben bu kürsüde, gece kulüplerinde dağıtılan dolarlar yüzünden bu yasanın çıktığını, bunu kaldırırsanız bunun vebalinin sizin sırtınızda olabileceğini söylemedim mi arkadaşlar; söyledim. Sayın Başbakan, acaba, imzaladığı yasanın ne anlama geldiğini bilmiyor mu; biliyor, bilmez olur mu!.. Peki, o zaman, bunu niçin söylüyor "biz, nereden buldun diye hesabını soracağız" diyor? Neye göre soracak, hangi yasaya göre soracak? Böyle bir yasa yok ki arkadaşlar. Niye yok; bu yasayı siz kaldırdınız. Sonra, diyorsunuz ki: Efendim, biz bunların hesabını soracağız. Yok arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) Bakın, bunların hesabını, kararlılıkla soracaksınız, yasalar çıkaracaksınız; yoksa, polis devleti gücüyle hesap sorulmaz, bağımsız yargı aracılığıyla hesap sorulur.
Yine, bir şey daha söyleyeyim. 3 bakanınız Meksika'ya gidiyor; 3 bakanınız. Kim karşılıyor; TYT Bankı batıran patron karşılıyor, limuzinlere bindiriyor, bunları ağırlıyor, tekrar bindiriyor, Türkiye'ye gönderiyor. Ne oluyor bu bakanlarımız; efendim, bu bakanlarımız yolsuzluğun hesabını soracaklarmış ve buna da bizim inanmamızı istiyorsunuz. Biz, buna da inanmıyoruz arkadaşlar. Bizim inandığımız şu: Biz, samimiyete inanıyoruz. Biz, Sayın Başkanın dediği gibi, yolsuzluklar konusunda ucu nereye dayanırsa dayansın, oraya kadar gidebilecek yürekli bir hükümet istiyoruz; oraya kadar gidebilecek, gerekirse, kendi özdenetimini, kendi iç hesaplaşmasını yapabilecek bir hükümet istiyoruz. Bunlar olduğu takdirde, pek çok şey bu ülkede çözülebilir, pek çok şeyin üzerine gidilebilir.
Değerli milletvekilleri, bu rapor, iki ana bölümden oluşuyor; birinci bölümü soruşturma komisyonları, araştırma komisyonlarının kurulmasıyla ilgili; ikinci bölümü -asıl önemli olan bölümü- hükümetin yapması gereken önerilerle ilgili olanı. Hükümetin, eğer yolsuzluklarla mücadele konusunda samimiyse, bu ikinci bölümü süratle ama süratle Parlamentoya sevk etmesi lazım. Bunun içinde adlî kolluk var, bunun içinde yargının bağımsızlığı var, bunun içinde medyanın düzeltilmesi var; pek çok şey var. Bu öneriler paketinin süratle getirilmesi lazım. Eğer, Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidarı bunu getirmeyecekse ve parlamenterler olarak sizler söz veriyorsanız, biz de CHP olarak söz veriyoruz, bu yasa tasarılarını biz hazırlamaya hazırız; biz getirelim, hep beraber, bu Parlamentodan, yolsuzlukların üzerine kararlılıkla giden bir Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosu olduğumuzu Türkiye Cumhuriyeti Halkına gösterelim. Biz, bunu istiyoruz; yüreklice istiyoruz ve bunun gerçekleşmesinde, bizim açımızdan, Türkiye açısından büyük yarar olacaktır.
Bu raporun getirdiği bir başka gerçek daha var. Bu rapor, devletin iki ana kaynaktan hortumlandığını gösteriyor; birincisi kamu ihaleleridir, ikincisi kamu bankalarıdır.
Kamu ihaleleriyle ilgili olarak, yine İhale Yasasında bir yanlışlık yaptınız. Çıkan İhale Yasasını uygulamadan, doğru dürüst uygulamadan, yine hortuma izin veren değişiklikler, bu Parlamentodan, maalesef geçti. Biz, itiraz ettik, yapmayın; yanlışlıklar, eksiklikler olabilir, bunları iyi niyetle düzeltelim; ama, bırakın, şu İhale Yasası bir uygulansın, bir görelim bunu dedik; ama, yapmadınız. Yakında bunun da kokuları çıkacaktır, hep beraber göreceğiz. Bunun kokuları, önce Bingöl ihalelerinden çıkacaktır, onun dosyalarını da oluşturuyoruz.
İkinci konu, bankacılık. Bankacılık, Türkiye açısından son derece ciddî bir olay ve üzerine kararlılıkla gidilmesi gereken bir olay; ama, hukuk devleti kurallarını zedelemeden üzerine gidilmesi gereken bir olay.
Bankaları hortumlayanlar, sade yurttaş gibi gezmiyorlar, hortumlamadan önce nasıl geziyor idiyseler, şimdi de aynı şekilde geziyorlar. Onların, üç beş gün hapse girip, hapiste krallar gibi ağırlandıkları, hatta sekreterlerini bile çalıştırdıkları, devlet hastanesine yattıkları zaman, devlet hastanesinin bir katını kendi çalışma ofisi gibi kullandıkları ortamları biz biliyoruz. Bunlardan hesap sorulacaksa, hesap, onların üç beş gün hapiste yatmalarıyla sınırlı olmamalı. Bu, tüyü bitmemiş yetimin hakkının son kuruşuna kadar alınmasıyla olur. Bunu yapacak olan da, bu Parlamentodur. Bunun yasalarını getireceksiniz; iktidar ve muhalefet olarak, biz, bunları destekleyeceğiz ve bunların takipçisi olacağız. Bunlar olmadığı takdirde, yürümediği takdirde, biz, üç beş kişiyi Yüce Divana göndermişiz, arkasından başka Yüce Divanlar gelecek, bunlar hiç önemli değil. Önemli olan, sağlıklı olan, sistemi kurmaktır. Sistemi kurarsınız, öyle bir sistem kurarsınız ki, hırsız geldiğinde de hırsızlık yapmasın arkadaşlar. Nasreddin Hocanın türbesi gibi bir sistem olmaz. Önünde kilit var, arkası açık.
Biz, şu anda, bu rapora rağmen, bu modelimizi aynen kuruyoruz değerli arkadaşlar. Biz, bu rapora bir muhalefet şerhi yazdık, basın toplantısı yaptık, muhalefet şerhimizi götürüp Kanunlar Kararlar Dairesine teslim ettik; fakat, bu muhalefet şerhimiz, maalesef, bu raporda yok, özelleştirmeyle ilgili muhalefet şerhimiz bu raporda yok. Bunu, ben, bir başka samimiyetsizlik örneği olarak veriyorum. Neden yok; bu raporun ekinde eğer bu olsaydı, ne olacaktı; bu olsaydı bu raporun ekinde, siz, şu tabloyu görecektiniz değerli milletvekilleri: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan; Üye Ali Babacan, Devlet Bakanı; Üye Kemal Unakıtan, Maliye Bakanı; Üye Binali Yıldırım, Ulaştırma Bakanı; Üye Ali Coşkun, Sanayi ve Ticaret Bakanı... Bu raporda, elinizde tuttuğunuz raporda, haklarında soruşturma açılması istenen -bu yapılan iş dolayısıyla- konular burada da var; ama, bunlar, bu rapora girmedi değerli arkadaşlar. Peki, ne oldu? Rapora girmedi; ama, süratle, Millî Piyango Kanununa bir hüküm eklediniz; sizler, kendi oylarınızla eklediniz; dediniz ki, "Özelleştirme Yüksek Kurulu paraları öteleyebilir, almayabilir, değiştirebilir." Özelleştirildiği tarihten bu yana on yılı aşkın süre geçmiş, beş kuruş almadığımız özelleştirme kuruluşları var.
ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya)Siz o zaman hükümetteydiniz, niye almadınız?!
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Ben hükümette hiçbir zaman olmadım.
ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya)1997-1998'de hükümeti destekliyordunuz.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Siz galiba karıştırdınız; Cumhuriyet Halk Partisi...
ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya)1997-1998'de dışarıdan destekliyordunuz; 1997-1998'de siz desteklediniz.
HALUK KOÇ (Samsun)Yakın siyasî tarihe iyi bakın; kim iktidarda kim değil, görürsünüz.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Değerli milletvekilim, ben yanlış yapabilirim...
ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya)O zaman, doğru konuşun.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Efendim, bu söylediğim yanlış değil. Bakın efendim...
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
13 konuşma daha · 4 Kasım 2003