İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 13. BİRLEŞİM · SALI

Çalışma hayatında görülen eksiklikler nedeniyle

Mehmet Uğur Neşşar

Denizli Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 13. Birleşim · 2. yasama yılı · 4 Kasım 2003 · 948 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Uğur Neşşar (CHP), 4 Kasım 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA HAYATINDA GÖRÜLEN EKSİKLİKLER NEDENİYLE); konuşma 948 kelime.

Mehmet Uğur Neşşar (CHP, Denizli). “Çalışma hayatında görülen eksiklikler nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ugur-nessar-22-2003-11-04-calisma-hayatinda-gorulen-eksiklikler-nedeniyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Denizli)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bir hekim olarak, doğal olarak, hekimlerin çalışma hayatında görülen aksaklıklarla ilgili konuşmak üzere karşınızdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bildiğiniz üzere, yarın, Türk Tabipler Birliği önderliğinde, ülke genelinde, bütün hekimler tarafından, AKP İktidarının hekimlere karşı uyguladığı haksız yaptırımlar çerçevesinde bir eylem yapılacak. Biz, parti olarak bu eylemi destekliyoruz. Şahsen, bu eylemi, etik, ahlakî, yasal ve uygun bulduğumu bildirmek ve Türk Tabipler Birliği nezdinde bütün Türk hekimlerine destek vermek için karşınızda bulunuyorum.

Değerli arkadaşlar, bildiğiniz üzere, Sayın Sağlık Bakanımız, işbaşına geldiğinden beri, özellikle Türk Tabipler Birliği ve hekimlere karşı sert, âdeta husumet içinde olan, aleyhte, karşı duran bir söylem içerisinde icraat yapmaktadır. Öncelikle bunu anlayamadığımı dile getirmek istiyorum; niye böyle bir yaklaşıma gerek olduğunu anlayamıyorum. Güç sizde, Anayasayı değiştirecek kadar sandalyeniz var. Ayrıca, Sayın Bakanımız hekim, bütün hekimleri kavrayıp, kucaklayıp, desteklemesi gereken bir arkadaşımız; ama, nedense bu söylem tarzını benimsiyor. Bu üsluptan siyaseti kurtarmak gerekir diye düşünüyorum. Acaba, bu üslup, bir özgüven eksikliği ya da bir suçluluk telaşını mı yansıtıyor; bunu dile getirmek istiyorum.

Biliyorsunuz, kemale ermek lafla olmuyor, söylemekle olmuyor; bunu davranışlarla göstermek gerekiyor. Ne yapıyor Sayın Bakan; bu doktor milleti çok kazanıyor diye doktorlara karşı, hekimlerin elleri hastaların ceplerinde diye doktorlara karşı; bunu da yakıştıramıyorum. "Alo Bıçak Hattı" diye bir telefon hattı açıyor Bakanlıkta; ama, hekim arkadaşlarım gayet iyi bileceklerdir, on yıllardır, Sağlık Bakanlığında atamalarla ilgili de hep söylentiler vardır, hep dedikodular vardır; acaba, Bakan, bir "alo arama hattı" da açtı mı, onu merak ediyorum.

Hekimleri tehdit ediyor Sayın Bakan, eyleme katılanlara soruşturma açacağını söylüyor. Elbette, dünyada, usulüne göre yapılmış hekim eylemleri vardır; bunları araştırmasını bekliyorum, araştırmaya davet ediyorum ve elbette ki, acil hizmet bekleyen insanlarımız bu eylemde unutulmayacaklardır.

Hekimleri aşağılıyor Sayın Bakanımız, 1960'larda kaldığımızı iddia ediyor. Oysaki, arkasına sığınmaya çalıştığı yeni liberal akımın uyguladığı politikalarla, artan sağlık hizmetleri, dünyanın zengin ülkelerinde bile karşılanamıyor maalesef. Kimin hangi çağda kaldığı tartışmasını da, ben, bu kürsüye getirmek istemiyorum.

TTB'ye karşı bir tepkiden söz ettik. AKP, iktidara gelirken, hep, sivil toplum örgütleriyle birlikte hareket edeceğini dile getirmişti. TTB, biliyorsunuz, hekimlerin tek sivil toplum örgütü. Beğenin ya da beğenmeyin, eleştirin ya da eleştirmeyin, bu örgütü yadsıyamazsınız, bu örgütün bilgi birikimini de yadsıyamazsınız; karşınıza da almamanız, aksine, yapacağınız politikalarda desteğini aramanız bence daha uygun olur diye düşünüyorum.

Sağlık Bakanı popülizm yapıyor. Hekimleri karşısına alarak, hastalardan oy kazanacağını zannediyor. Uygulaması sonuç vermeyecek -biraz önce bahsettiğim- yaklaşımlarla prim toplamaya çalışıyor. İşte "önce hekimleri yarıştıracağız" diyor. Ben diyorum ki, kırsal kesimde önce ebeyi bulun, sonra da, yarışacak, hastaların da aralarından seçeceği hekimleri bulursunuz.

"Herkes özel hastanelere gidecek" diyor; bu sosyal güvenlik kuruluşlarının durumunu dikkate aldığınız zaman, bunun finansının nereden sağlanacağını merak ediyorum.

Vaktimi çok aşmak istemiyorum, Sayın Başkan deminki arkadaşa 3 dakika eksüre vermişti; sanıyorum, bu eksüreye yakın bir eksüre de ben alırım; yine de vaktimi fazla aşmayacağım.

Bütçeyi tırpanlıyor. Uzun zamandır ilk defa, bütçesinin gayri safî millî hâsıla içerisindeki oranı yüzde 1'in altında. Yeşilkartı bu bütçenin içine alıp, sanki artmış izlenimi vermeye çalışıyor. Yatırımlar tarihin en düşük oranına geriliyor. Koruyucu hekimlik inanılmaz bir şekilde ihmal ediliyor. Aşılama oranlarının, toplumda, çarpıcı bir şekilde düştüğünü görüyorsunuz.

Hekimlerin özlük haklarıyla ciddî bir şekilde uğraşılıyor. Sözleşmeli statü meydana getirilirken, işyerinde "eşit işe eşit olmayan ücret" uygulaması; yani, işyeri huzurunu bozacak bir ortam yaratılıyor ve daha çok, sabit gelirli (devlet memuru statüsündeki) hekimlerin ücretleri kısıtlanarak, sözleşmeli statüye geçmeleri âdeta zorlanıyor. İş güvencesi de bu şekilde ortadan kaldırılmış oluyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Neşşar.

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla)Teşekkürler.

Sayın Bakandan ve Sayın İktidar Partisinden, sözleşmeli statüye bu kadar güveniyorsanız -bir kere daha dile getirmiştim- niye herkesi sözleşmeli yapmadıklarını sormak istiyorum. İkincisi de, sözleşmeyi yapıyorsanız ve eğer, hakça bir düzen peşindeyseniz, o zaman, sözleşme yapan insanların örgütlenme ve hak arama haklarını da birlikte vermeniz gerektiğini hatırlatmak istiyorum.

Niye yapıyor Sayın Bakan; çünkü, özelleştirmeyi tercih ediyor. Özelleştirme bir tercihtir ve bunun hiçbir şekilde karşısında değiliz, herkes kendi tercihini yapacak; ama, bunu, sanki, halktan yanaymış gibi, farklı bir biçimde sunmaya kalkması, doğrusu, bana, biraz ters geliyor.

Kamu kurumlarındaki hekimlere karşı güveni bilerek azaltarak, Sayın Bakan, insanlarımızın özel hastanelere yönlenmesini sağlamaya çalışıyor.

Son olarak diyorum ki: Sayın Bakan ve Sayın İktidar Partisi, lütfen, önce, tercihinize sahip çıkın, doğru tanımlamalar yapın. Sosyal güvenlik kuruluşlarını ıslah etmeden, aile hekimlerine -Sayın Bakanın dün Plan ve Bütçe Komisyonunda da dile getirdiği gibi- hangi kaynaktan para verebileceğinizi, lütfen, dile getirin. Dağıtmakla övündüğünüz dönersermaye gelirlerini kimin sırtından kazandığınızı, lütfen, dile getirin. Günde 1 dolarla geçinen 10 000 000 insanın, nasıl ceplerinden katkı payı ödeyeceklerini, lütfen, bana açıklayın. Hastalık sigortası kavramı ile sağlık güvencesi kavramı arasındaki farkı, lütfen, beraber tartışalım. Ödediğin kadar hizmet ile gereksindiğin kadar hizmet kavramları arasındaki farkı beraber tartışalım. Kendini bireyselliğin terk edilmişliğine bırakan insanlar ile sosyal dayanışmanın mutluluğunu paylaşan insanları birlikte tartışalım. Hastalık sigortası kavramını sosyal devletle nasıl bağdaştıracaksınız, onu tartışalım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla)Sayın Başkan, sonuna geldim, bitiriyorum efendim.

BAŞKANBuyurun.

MEHMET UĞUR NEŞŞAR (Devamla)Özel sektöre yapılan sevklerin nasıl bir sömürü ve dışarıya kaynak ihracı anlamına gelmeyeceğine beni inandırın. Fakire, fukaraya, garibe, gurebaya zengin muamelesi yapacağınızdan söz ederek iktidara gelmiştiniz; burnunuzun dibindeki özel hastanelere, lütfen, gidin bakın; karnenizle ön kapısından girdiğiniz hastanelere, sigortalılar arka kapıdan alınıyorlar ve ayrı bir statüde muamele görüyorlar; yani, siz, sigortalıyı, kamu hizmeti görürken de üçüncü sınıf görüyordunuz, özel sektöre sevk ettiğiniz zaman da üçüncü sınıf görüyorsunuz.

Amerikan gözlüğü, İtalyan elbisesiyle iftar sofralarına gitmekle bu iş olmuyor arkadaşlar. Halka, lütfen ulufe dağıtmayın. Tüm yurttaşları koşulsuz kavrayabilen, koşulsuz kucaklayabilen bir sistemi ortaya koyun, biz de sizle beraber buna destek olalım; yoksa, bunun vebalinin altından kalkamayacağınızı düşünüyorum.

Burada altın rozetimi taktım, bu rozet için otuz senemi verdim; iftiharla takıyorum. Ülkedeki bütün hekim arkadaşlarıma sevgiler, saygılar ve destek mesajımı gönderiyorum.

Bu vesileyle, hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

13 konuşma daha · 4 Kasım 2003

13 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook