Yolsuzlukların sebeplerinin sosyal ve ekonomik boyutlarının araştırılması hk 10/9
Artvin Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 13. Birleşim · 2. yasama yılı · 4 Kasım 2003 · 1.522 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yüksel Çorbacıoğlu (CHP), 4 Kasım 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YOLSUZLUKLARIN SEBEPLERİNİN SOSYAL VE EKONOMİK BOYUTLARININ ARAŞTIRILMASI HK 10/9); konuşma 1.522 kelime.
Yüksel Çorbacıoğlu (CHP, Artvin). “Yolsuzlukların sebeplerinin sosyal ve ekonomik boyutlarının araştırılması hk 10/9”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yuksel-corbacioglu-22-2003-11-04-yolsuzluklarin-sebeplerinin-sosyal-ve-ekonomik-boyutlarinin-arastirilm (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Artvin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; halkımızca, kısaca "Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu" olarak bilinen komisyonun raporu üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla, sevgiyle selamlarım.
Değerli milletvekilleri, 3 Kasım 2003 seçimlerinden başlamak istiyorum. Bu seçimlerde vatandaşımızın verdiği oyun hesabını vermenin yolu, bana göre, bugüne kadar yapılan yolsuzluklarla adam gibi mücadele etmek ve bundan sonra, Türkiye'yi yolsuzlukla mücadele konusunda, 2003 yılı itibariyle 77 nci sıradan, ön sıralara götürecek yasal, idarî, bürokratik yapısal değişimleri gerçekleştirmektir. Bu bağlamda, Yüce Meclisin kararıyla bir araştırma komisyonu kuruldu.
Her şeyden önce şunu söylemek isterim ki, bir milletvekili olarak, Başkanımız İstanbul Milletvekili Sayın Azmi Ateş'in, bana göre, olağanüstü başarılı yönetimi altında, 8 Adalet ve Kalkınma Partisi, 4 Cumhuriyet Halk Partisi milletvekiliyle birlikte, 60'a yakın çok değerli, seçkin, uzman arkadaşımızla beraber, yasal olarak 4 ay -ama, süremizi de kısmen geçerek- olağanüstü bir çabayla, özveriyle bir çalışma yaptık; ancak, bu çalışma bize şunu gösterdi değerli arkadaşlar: Yolsuzlukla mücadele, düşündüğümüzden veya gördüğümüzden çok daha önemli ve çok daha zor bir mücadeledir. Ben, milletvekili olarak, hep, acaba, geçmişte neden yolsuzluklarla sağlıklı bir mücadele yapılamamış, buraya gelen bizden önceki milletvekilleri, bu ülkeyi bizim kadar düşünmüyor muydu, bizden daha vatansever, en az bizim kadar vatansever değil miydi diye düşünürdüm; ancak, gördüm ki, yolsuzlukla mücadele, sadece vatanseverlikle, sadece doğruluk, dürüstlükle başarıya ulaşmıyor. Bunun başarıya ulaşmasının çok önemli faktörleri var. Tek başına Meclis olarak bunun üstesinden gelemezsiniz arkadaşlar. Yolsuzlukla mücadelede, işin başında, Mecliste iktidar ve muhalefet partilerinin beraber hareketinin yanında, bürokrasinin de bu mücadelede yer almasını ve her şeyden de önemlisi, halkımızın, bu Meclisin, bu yönetimin, bu ülkedeki devlet yapısının yolsuzlukla mücadele ediyor kanaatine sahip olmasını sağlamak gerekiyor. Bunu yapmadan yolsuzlukla mücadeleyi başarma şansımız olmadığı gibi, yolsuzlukla mücadele kısa süreli bir savaş değil arkadaşlar.
Değerli arkadaşlar, 2002 yılında 64 üncü sırada olduğumuz yolsuzlukla mücadele sıralamasında -ülkeler açısından 1 inci sırada Finlandiya var, İskandinav ülkeleri bu konuda daha öndeler- 2003 yılı sonuçlarına göre, ne yazık ki, daha gerilere, 70'li sıralara gerilemişiz. Demek ki, bir yıllık dönem içerisinde yolsuzlukla mücadelede ciddî adımlar atamamış, ciddî atılımlar yapamamışız. Bu konuda, doğal olarak, çuvaldızı kendimize iğneyi başkasına diyerek, bütün sorumluluğu iktidara yüklemek istemiyorum. Demin dediğim gibi, yolsuzlukla mücadelede herkesin ortak çabası olması gerektiği gibi, eğer başarısızlık varsa, burada hepimizin de sorumluluğu var diye düşünüyorum; ama, bu sorumluluğun büyük payı, doğal olarak, İktidar Partisinin olacaktır.
Değerli arkadaşlar, 1 Ekimde Meclisi açtık, ikinci yasama yılı çalışmalarına başladık. Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmet Necdet Sezer burada bir konuşma yaptılar. Bu konuşmayı dikkatle izledim. Konuşmanın bazı bölümlerinde İktidar Partisinin konuşmayı alkışladığını, bazı bölümlerinde de muhalefet partisinin alkışladığını gördüm; ama, bir yer vardı ki, orada ortak bir alkış çıktı arkadaşlar; Sayın Cumhurbaşkanımız yolsuzlukla mücadele konusunda görüşünü açıkladığında, bu konuda ortak alkışlar ve ortak irade ortaya çıktı. Bu nedenle, yolsuzlukla mücadelede bu ortak iradenin gereğini yapmamız gerektiği kanaatindeyim.
Değerli arkadaşlar, benden önce konuşma yapan arkadaşlarımız, Adalet ve Kalkınma Partisi adına konuşan arkadaşlarımız, bu konuda, Komisyonumuzun yaptığı çalışmalarla ilgili ayrıntılı bilgiler verdiler, ben çok ayrıntıya girmek istemiyorum; ancak, kamuoyunun bizden beklediği ve özellikle basının çok önemsediği -ama, bana göre ikinci planda olması gereken- soruşturma komisyonları ve araştırma komisyonları kurulmasının ötesinde, bu raporun en önemli bölümü, değerli arkadaşlar, ilk 149 sayfasında yazılı olan bölümdür ve 138 inci sayfasından başlamak üzere, yasama, yürütme ve yargı alanında yolsuzlukla mücadele için yapmamız gereken yapısal değişikliklerin neler olduğuna dair önerilerdir. Yasama alanında 13, yürütme alanında 35, yargı alanında 7 önerimiz vardır.
Değerli arkadaşlar, bu öneriler, sadece milletvekillerinin bilgi dağarcığından çıkan öneriler değil; demin size söylediğim, 60 uzmanımızın bilgi dağarcığından, Türkiye'nin koşullarından ve Türkiye'nin sınırlarını da aşarak, dünyada yolsuzlukla ilgili yapılan tüm mücadeleler konusundaki tecrübelerin incelenmesi ve bunların bir süzgeçten geçirilerek, Türkiye modeli olarak ortaya konulan önerilerdir. Bu nedenle, hem halkımızın hem milletvekillerimizin hem de bürokratlarımızın ve özellikle yürütmenin aslî sahibi olan hükümet ve yasamada birinci parti, İktidar Partisi olan Adalet ve Kalkınma Partisinin, mutlaka bağımsız olduğuna gönülden inandığımız, ama, sonuç olarak, bu devlet yapısı içerisinde veya devlet yönetiminin bir parçası olan yargı alanındaki bu önerilerini, yine sizlerin gerçekleştirmesi gerekiyor.
Bu çalışmaları beraber yürütmemiz gerekir derken, bu önerilerin gerçekleştirilmesi için gerekli atılımları yapmamız gerekir derken, sözümün başında, bu önerilerle ilgili, raporumuzun "Öneriler" kısmının 1 inci maddesinin, yasama dokunulmazlığı konusunda bizim bir karar almamız gerektiğiyle ilgili olduğunu söylemek istiyorum; ilk önerimiz bu, arkadaşlar.
Yasama dokunulmazlığını siyasî tartışma malzemesi yapmak doğru değil; ama, yolsuzlukla mücadelede vatandaşların güvenini sağlamanın, inancını sağlamanın yolu buradan geçiyor. Bunun peşinden, başbakan ve bakanlarla ilgili, yargılamanın önünü tıkayan Anayasanın 100 üncü maddesi konusunda da değişiklikler yapıp, yargılamanın önünü açmamız gerekiyor. Bu, bizim önerilerimizde var.
Bunun yanında, yine, Anayasanın 129 uncu maddesinin son fıkrasındaki, memurlarla ilgili yargılama konusundaki engellerin ortadan kaldırılması var.
Değerli arkadaşlar, yolsuzlukla mücadelede, önce özverili, ondan sonra da özgüvenli olmamız lazım, kendimize güvenmemiz lazım; korkularımızla veya korumacılıkla, yolsuzlukla mücadele yapılmaz arkadaşlar. Mücadelenin başarıya ulaşmasında herkesin ortak katkısının sağlanması gerekirken, son günlerde, şu anda komisyonlarımızda incelenen, kamudaki yeni yapılanmalarla ilgili, malî yapılanmalarla ilgili birtakım öneriler, tasarılar var.
Bu bağlamda, özellikle teftiş kurullarıyla ilgili görüşümü söylemek istiyorum. Biz, Meclis araştırması komisyonu olarak, en çok bilgiyi ve en çok faydayı teftiş kurulları raporlarından ve müfettiş, uzman arkadaşlarımızdan aldık.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Çorbacıoğlu.
YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Devamla)Bunlar, konusunda uzman ve özlük hakları açısından diğer memurlardan daha bağımsız kuruluşlar ve kişilerdir; ama, görüyorum ki, teftiş kurulları konusunda, kamudaki yapılandırmada çok farklı açılımlar öne sürülmeye çalışılıyor. İç denetim mekanizması altında, bence, yolsuzlukla mücadelede en önemli etken olan teftiş kurulları ikinci plana itilmeye çalışılıyor. Ben, özellikle, bu yanlışı yapmaya çalışan veya böyle düşünen İktidar Partisine bu konuda bir uyarıda bulunmak istiyorum.
Değerli arkadaşlar, sürem doldu; ancak, ben, çok önemli saydığım bir konuyu, biraz eleştirel yönde dile getirmeye çalışacağım. Özellikle bilmemiz gerekir; demokrasinin temelinde dil, din, siyaset, ırk, etnik yapı, her tür ayırımın, her tür farklılığın bir arada yaşadığını ve demokrasinin bunları bir arada yaşatan bir sanat olduğunu kabul etmemiz gerekir.
Bu raporda -raporu okursanız, son kısmında- İstanbul Milletvekilimiz Sayın Nimet Çubukçu'nun, Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilinin, dört konuda muhalefet şerhini, karşı oy yazısını görürsünüz. Yerel yönetimler konusunda da Cumhuriyet Halk Partisinin karşı görüşünü görürsünüz. Daha sonra bunu arkadaşlarım söyleyecekler. Özelleştirme konusunda ve POAŞ'ın özelleştirilmesi konusunda da bizim karşı görüşümüz var idi; ancak, demin dediğim gibi, çok uyumlu çalışan bu komisyonda, gerçekten çok uyumlu çalışan bu komisyonda, biz, yerel yönetimlerle ilgili tartışmamızı yaptık, ancak, özelleştirmeyle ilgili tartışmayı yapmak istemedik; çünkü, bu dört beş aylık dönem içerisinde o kadar yakın ilişkide bulunduk ki, duygusal olarak birbirimizi kırmak istemediğimizden, bu raporu, komisyonda tekrar tartışmadan Kanunlar ve Kararlar Dairesine teslim ettik. Ancak, bize söylenen şu: "Komisyondan geçmediği için bu karşı oy yazınızı rapora koyamadık." Ben, bu karşı oy yazımızın, bu raporun tarihî bir belge olması nedeniyle, bu raporda yer almasını istiyorum. Bu bizim kanaatimiz, bu bizim görüşümüz ve bu rapor, teslim edildiği günden bir gün sonra açıklanmış; ancak, bunu koyamadık. Tabiî, burada bizim de kusurumuz -usul yönünden- olmakla beraber, görüşümüzün bu olduğunu, ben, burada, tutanaklara da geçmesi açısından söylemek istiyorum.
Yalnız, özelleştirmeyle ilgili itirazımızın özellikle... Hatta -ben o toplantıda bulunamamıştım- komisyon toplantısından sonra arkadaşlarıma söyledim, bu dönemi de kapsıyor, özelleştirmeyle ilgili soruşturma talebimiz olursa, bu dönem de bu işin içine girer dedim. Sonuçta, bu dönemle ilgili olmadığı söylendi; fakat, benim elimdeki belgeler, bu dönemin de -ismen söylüyorum; Maliye Bakanımız Sayın Kemal Unakıtan'ın da- bu konuda sorumlu olduğu kanaatinde olduğumu burada söylemek istiyorum.
Bu sorumlulukla ilgili bir yasal düzenleme yapılmış. Eğer, sorumlu olmasaydı; yani, özelleştirmede borç ötelemesi, ertelemesi dediğimiz konuda alınan kararın yasaya uygun olduğu yönünde bir görüş olsaydı, şu kanun çıkmayacaktı arkadaşlar. Bu, 1.8.2003 tarih ve 4971 sayılı bir yasa. Bununla, Özelleştirme Yasasında bir fıkranın (ı) bendinin sonuna şu eklenmiştir: "İdarenin hak, alacak ve borçları hakkında karar vermek." Yani, Özelleştirme Yüksek Kuruluna borç öteleme konusunda yetki veriyoruz. Demek ki, önceden yoktu bu yetki. Demek ki, önceden böyle bir yetki kullanılmış ise, bir hata yapılmış, bir suç işlenmiş; çünkü, soruşturma talebimizde bu var; borç ötelemesi nedeniyle soruşturma istiyoruz. Hatta, basına da yansıdı; eski Başbakanımız Sayın Bülent Ecevit dahil 9 bakan -sanıyorum- veya 14 bakan... Biz, o konuda, sadece sorumlu bakan ile bu dönemin de sorumlu olduğunu söyledik. Herhalde, bu itirazımız veya düşüncemizin önemi dikkate alınarak -ki, komisyon çalışmalarında bunlar biliniyordu- 1.8.2003 tarihinde bu kanun çıktı. Yani, mart ayında, şubat ayında -bildiğim kadarıyla 2003 Şubatında- bir malî af yasası çıkardık, Sayın Unakıtan'ı kurtardık. Anayasada, ormanla ilgili maddelerde bir değişiklik, anayasa değişikliği önerildi; yine, orada da, Sayın Unakıtan'ın 50 dönümlük arazisi kurtarılacak. Bakalım...
DURDU MEHMET KASTAL (Osmaniye)Onun için yapılmadı...
YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Devamla)Yok, onun için yapıldığını söylemiyorum; ben tesadüfleri söylüyorum.
Şimdi de, 1.8.2003 tarihli kanunla, Sayın Unakıtan'ı, önerisi doğrultusunda -özelleştirmeden sorumlu olduğu Bakan sıfatıyla aldığı bir karar; komisyon "suç" demiş buna- yine kurtarıyoruz. Yani, ben, burada, sizin de hoşgörünüze sığınarak bir espri yapmak istiyorum. AKP, yani Adalet ve Kalkınma Partisini, bence, UKP, yani "Unakıtan'ı Kurtarma Partisi" yapmak lazım. Üç konuda, Sayın Unakıtan hakkında böyle kararlar alınabiliyor.
Değerli arkadaşlar, ben sözlerimi daha fazla uzatmak istemiyorum. Hoşgörünüze sığınarak, süremi 5-6 dakika kadar aştım.
Değerli arkadaşlar, yolsuzlukla mücadele, bence bugün başlıyor. Eğer inanırsanız, güvenirseniz ve herkesin katkısını da sağlama olanağı tanırsanız, yolsuzlukla mücadelede bu Meclis tarihî bir görev yapabilmiş olacaktır. Bu konuda, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, İktidar Partisiyle beraber, doğru noktada, doğru olaylarla ilgili her türlü katkıyı yapmaya hazırız.
Bu duygu ve düşüncelerle, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
13 konuşma daha · 4 Kasım 2003