Kamu vakıfları ile kamu bünyesinde kurulu dernek ve yardımlaşma konusunun araştırılarak bu oluşumlardan kaynaklanan sorunların çözümü için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla meclis araştırılması açılmasına ilişkin önergeleri ve araştırma komisyon raporu (10/12,28) (s.s.699)
Sakarya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 58. Birleşim · 3. yasama yılı · 15 Şubat 2005 · 1.067 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasan Ali Çelik (AK Parti), 15 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU VAKIFLARI İLE KAMU BÜNYESİNDE KURULU DERNEK VE YARDIMLAŞMA KONUSUNUN ARAŞTIRILARAK BU OLUŞUMLARDAN KAYNAKLANAN SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA MECLİS ARAŞTIRILMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGELERİ VE ARAŞTIRMA KOMİSYON RAPORU (10/12,28) (S.S.699)); konuşma 1.067 kelime.
Hasan Ali Çelik (AK Parti, Sakarya). “Kamu vakıfları ile kamu bünyesinde kurulu dernek ve yardımlaşma konusunun araştırılarak bu oluşumlardan kaynaklanan sorunların çözümü için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla meclis araştırılması açılmasına ilişkin önergeleri ve araştırma komisyon raporu (10/12,28) (s.s.699)”. TBMM Genel Kurulu, 58. Birleşim tutanağı, 15 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-ali-celik-22-2005-02-15-kamu-vakiflari-ile-kamu-bunyesinde-kurulu-dernek-ve-yardimlasma-konusu (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
HASAN ALİ ÇELİK (Sakarya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisince kurulmuş bulunan kamu vakıf ve derneklerinin durumlarının araştırılmasına yönelik bir araştırma komisyonunda ben de görev aldım ve bu konuda şahsım adına konuşmak istiyorum.
Bu çalışmamızda birkaç ile gittik. Bu illerde kamu vakıf ve derneklerinde yönetici olarak çalışanlara, çevrede bunlardan istifade eden halkımıza, kamu kuruluşlarının yöneticilerine bazı sorular sorduk, onların durumlarını inceledik ve gördük ki, bu kamu kurum ve kuruluşlarında bulunan vakıf ve derneklerde, belki hissedemediğimiz bazı sorunlar var. Her ne kadar 5072 sayılı Yasa bir düzenleme getiriyor olsa da, netice itibariyle baktığımızda, olumlu yahut olumsuz, iyi ve kötü örneklerini ben şahsen yaşadım ve bunları da sizlerle paylaşmak istiyorum.
Önce şundan başlamak istiyorum: Dernek ve vakfın doğru tanımlanması gerekir. Dernek, ilmî bir faaliyette, meslekî bir faaliyette, faydaya yönelik, fikir birlikteliği, amaç birlikteliği oluşturulmuş teşkilatlar, oluşumlar; ancak, vakfa baktığımızda, vakfın belli bir sermayesi olup, yine sivil vatandaşlarca kurulan; ama, bir sermaye olarak kurulan, örneğin sokakta yatıp kalkanlar için, evi olmayanlar için, belki sokak çocukları için, bir varlıklı ailenin, ben, şu evimi, şu binamı, sokakta yatıp kalkan insanların barınması için, diğer dükkânımı da, bunun içerisindeki insanların ihtiyaçlarının karşılanması için vakfediyorum; bundan daha başka maksatla kullanılamaz demesi, bir sermaye ortaya koyması, bu sermaye akışının ve devamlılığının ortaya konmasıyla sağlanmış oluyor zaten. Dolayısıyla, Ahmet'ten Mehmet'ten ayrı bir para toplamayla -ister gönüllü ister gönülsüz- bir faaliyet önerilmiyor. Kişi, kendisi, oluşturmakta olduğu bu faaliyette görevli, bir gönüllü hizmete soyunmuş oluyor. Şimdi, buna biz vakıf diyoruz; ancak, burada sözü edilen vakıfları, bugün konuştuğumuz dernek ve vakıfları, bunları değil, kamu bünyesinde kurulmuş, örneğin Polis Teşkilatını Güçlendirme Vakfı, örneğin filan hastaneyi geliştirme vakfı, filan okulu iyileştirme vakfı gibi veya derneği gibi isimlerle anıyoruz.
Şimdi, burada, bu anayasal hakkın kamunun kendi kendini idare edememesi durumunda devreye giriyor olmasını düşünürsek, böyle bir şeyi düşünmemiz doğru olmaz. Kamu kuruluşu kendi kendine ayakta durmalıdır, kamu kuruluşuna yapılacak olan destek bütçeden ayrılmalıdır; ama, eğer acil ödenek diyebileceğimiz, bir okulun -ki, buna ait, okullar için bir düzenleme yapıldı, okul aile birlikleriyle bir düzenleme getirdik- bir hastanenin, bir kamu kuruluşunun aniden ihtiyaç duyduğu... Cam kırığı olabilir, bir alet, cihaz veya kırtasiye gideri olabilir, bir anda ihtiyaç duyulmuştur; bunların karşılanabilmesi için, kamu yöneticisinin elinde, bir inisiyatif kullanabilir miktar bulundurmamız gerekir diye düşünüyorum. Eğer bu yoksa, vakıf da lazım, dernek de lazım gelmektedir; çünkü, oradaki o hizmetin görülmesi şarttır. Eğer bu görülmeyecek ise, o zaman, zaten işler aksıyor ki, gördüğüm kadarıyla, benim, ziyaretlerimde izlediğimi söyleyeyim: Bir hastanede otopark var, bu otoparktan girişte 1 000 000 veya 2 000 000, neyse bir para tahsil ediyoruz diyoruz; ama, benim gördüğüm yerlerde otopark kullanılmıyor bu sefer, istediği gibi arabasını park ediyor, çapraz da park ediyor, düzgün de park ediyor; otlak olmuş, kimisinde belki top oynanıyor. Yani, orası düzenli de kullanılamıyor, burada da bir sorun var. Dolayısıyla, illâ, kamu vakıfları olmayacak şeklindeki bir yaklaşımdan ziyade, amaç önemli. Niçin kurduk?.. Yani, para vermeye gücü olmayan bir adamın, muayene olmaya gücü olmayan bir adamın zorla, bağış diye ifade ettiğimiz bir parayı verip de içeri girmesi, muayene olması, arabasını park etmesi gibi, gereksiz ve yasal olmayan işleri yapmasına, şahsen karşıyım ve bunların olmamasını istiyorum; ancak, buraların düzensiz bir şekilde kalmasına da, şahsen, gönlüm razı değil. Kötü örnekler, iyi örnekler demiştim; bir tane örnek vermek istiyorum ben. Örneğin, bir kütüphane düşünün. Bu kütüphanede bir şey okumaya gitti bir öğrenci, birisi. Eğer, burada bir fotokopi makinesi çalışmıyorsa; eğer, biz, evladımıza, orada "git, bu fotokopiyi... Kitabı veremeyiz dışarı" diyorsak -çocuk ödev yapacak- bu çocuk buradan nasıl istifade edecek? Fotokopi çekilmesi lazım. O zaman, kurum içerisinde ya bu hizmetin doğrudan görülebilir hale getirilmesi yahut da bu hizmetin görülebilmesi için, bunun yerine, işte, bu tür vakıf ve derneklerin ikame edilmesi gerekiyor. "Baştan başa bunlar kötü, baştan başa bunlar da iyi" diye ifade edeceğimiz durum elbette yok. Onun için, çok dikkatli, tekrardan, belki, yasal düzenlemelerin ele alınmasının zorunluluğunu ben şahsen görüyorum; ama, kötü örneklere de baktığımız zaman, işte bir kamu kuruluşundan, bir yerden bir yere bir belge gidecek, fakslanacak; bir belge için, belki bir faksın bedelinin 10 katı bir değer talep etmemiz bu insanı da canından bezdiriyor. Dolayısıyla, bunlar artarak geliştiğinde, toplum içerisinde bu kötü örnekler, kamu vakıf ve dernekleri aleyhinde de bir tutum oluşmasını elbette sağladı ve buradaki yaptığımız da zaten bunların niçin olduğu ve nasıl düzenlenmesi gerektiğidir.
Yine, buraya baktığımızda, bizim, 5072 sayılı Yasayla getirdiğimiz birtakım düzenlemeler var; ama, bu düzenlemelerde ben şahsen şunları görüyorum: 5072 sayılı Yasa diyor ki: "İsmini kullanamaz -bunları konuştuk biz, gittiğimiz yerlerde de gördük- kamu vakıf ve binalarını kullanamaz." Doğru bunlar. Peki, şimdi ne yapılmış; şimdi, şunu görüyoruz: Kamu vakıf ve binalarından yerini çekmiş büyük kısmı. Biraz, bir süre uzatıldı, 2005 Aralığına kadar uzatıldı süre; ama, çekmiş derneği, derneğin yerini de başka yere taşımış veya vakfın yerini başka yere taşımış; ancak, efendim, beş yıldır, on yıldır, yirmi yıldır, elli yıldır, neyse, bugüne kadarki bütün birikimleri bir kişinin veya kişilerin inisiyatifine kalmış, adını da kendileri belirlemişler, faaliyetini de kendileri belirler hale gelmişler. Dolayısıyla, kamu vakıf ve derneklerinde yeniden bir başlangıç yapılması, bunların disiplin altında yürütülmesi, devletin, kamu kuruluşlarının ihtiyaçlarını karşılayacak kadar ödeneği vermesi, acil harcama kapsamında bir ayrı ödenek tahsisi mümkündür diye düşünüyorum veya bunlara düzenleme getirilmesi, eğer bunlar mümkün olursa da kamu vakıf ve derneklerine gerek kalmayacaktır diye düşünüyorum. Eğer, illâ böyle bir şeye gerek duyulursa, o zaman, yasanın öngördüğü şekilde dışarıda herhangi birisi dernek veya vakıf kurar, bedelini de öder, kirasını da öder, masrafını da yapar, hizmete katkım olsun diye bu isimleri kullanabilir.
Bir de, yetki kargaşası doğuruyor. Özellikle, ben, buna üniversitelerden örnek vermek istiyorum, çok güzel örneklerini şahsen gördük gittiğimiz yerlerde. Çok nitelikli hizmet alınan kurumlar da var; ama, zaman zaman şu oluyor: Kamu vakıf ve dernekleri, zaman zaman kamu kuruluşlarını yönetir duruma geliyorlar; yani, etki ediyorlar onlara, onların üzerinde, para ve gelir olduğu için, tasarruf yetkisi kullanıyorlar. Dolayısıyla, bu da, kamu erkini de biraz zedeler duruma geliyor. Bundan dolayı, olması gereken konu, birbirlerinden tamamen ayrıştırma, gelirlerini, giderlerini, şartlarını yeniden düzenleme ve kamu vakıf ve dernekleriyle ilgili toplumun alması gereken hizmetlerin aksamadan yürütülmesini de temin etmektir. Üçüncü sektör dediğimiz vakıf ve derneklerin de, ülkemizde, hiç sekteye uğramadan, artarak, daha da fazla artarak; ama, kamuda değil, özelde, özel sektörde, kişiler bazında, topluluklar bazında artırılmasını sağlamak ve hizmetlerin verimli şekilde yürütülmesini temin etmektir. Burada halkımızın mutluluğu esastır, burada insanların sıkıntılarının giderilmesi esastır. Bu anlayış içerisinde yapacağımız her türlü katkı milletimize bir hizmet olacaktır. Ben, bu anlamda, bu komisyonda yaptığım görevden dolayı mutluyum. Benimle beraber görev yapmış arkadaşlara da teşekkür ediyorum. Bize görev veren Meclisimize de saygılar sunuyorum.
Teşekkürlerimle. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
14 konuşma daha · 15 Şubat 2005