İstanbulda var olan yoksulluk ve işsizlik sorunuyla ilgili
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 15. Birleşim · 2. yasama yılı · 6 Kasım 2003 · 893 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasan Aydın (CHP), 6 Kasım 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İSTANBULDA VAR OLAN YOKSULLUK VE İŞSİZLİK SORUNUYLA İLGİLİ); konuşma 893 kelime.
Hasan Aydın (CHP, İstanbul). “İstanbulda var olan yoksulluk ve işsizlik sorunuyla ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim tutanağı, 6 Kasım 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-aydin-22-2-2003-11-06-istanbulda-var-olan-yoksulluk-ve-issizlik-sorunuyla-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
HASAN AYDIN (İstanbul)Sayın Başkan, böyle bir imkânı verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Sizin disiplininize de uymaya çalışacağım; uymazsak da bir anlamı yok; çünkü, konuşamıyoruz. Ayrıca, haklısınız.
Sevgili arkadaşlarım, belki, günümüzde, ikili ilişkilerde hepimizin çok düzenli olarak konuştuğu ve şikâyetçi olduğu, ama, her ne hikmetse, Parlamento gündemine en az taşınan, belki, taşınsa da bir fayda bulamayacağımızı düşündüğümüz bir temel nokta olan, Türkiye'de, ama, özellikle de İstanbul'da işsizlik konusunu bu Parlamentonun gündemine taşımayı önemli bir görev saydım.
Şöyle bir inceledim; Türkiye'de 10 000 000 insan günde 1 dolarla geçiniyormuş, 20 000 000 insan da günde 2 dolarla; yani, Türkiye'de, yaşam zorluklarını bir Marlboro sigarası parasıyla aşarak kendisini ayakta tutmaya çalışan 20 000 000 civarında insan var ve Türkiye'de, çalışması gereken nüfusun sadece yüzde 46,5'i çalışıyormuş; bunlar istatistikî araştırmalar. Avrupa'nın en fazla işsizlik sorunu yaşanan ülkesi İspanya'da bu oran yüzde 55 civarında.
Değerli arkadaşlarım, geriye kalan kısmımızın çalıştığını ifade etmek belki mümkün. Onları da çalışıyor farz etmek mümkün değil; çünkü, çalışan nüfusumuzun yüzde 52'si herhangi bir sosyal güvenlik kurumuyla herhangi bir ilişki içerisinde değil. İşsizler arasında 25 yaşın altındaki işsizlerin oranı daha çok da yüksekokul mezunu. Bir bakıma, Türkiye'de, tahsil yapmış olmak, üniversiteyi bitirmiş olmak bir dezavantaj noktasına gelmiş bulunmaktadır. Türkiye'nin manzarası bu. Türkiye'nin manzarasından İstanbul'a inmeden önce, sanki, Türkiye'de işler çok iyi gidiyormuş diye ya da öyle bir manzara görünüyormuş gibi, 2004 yılında vergi harçları yüzde 85, cezalar da yüzde 28,5 artacak.
Değerli arkadaşlarım, eğer, bir toplumda, toplumların bireylerinin, unsurlarının umudu yoksa, geleceğe güzel bir şekilde bakma şansları yoksa, geleceğin planını yapamıyorlarsa, o zaman, o ülkede, mutluluktan, refahtan söz etmek ya da ülkede sorunların ortadan kalktığını, durumun düzeldiğini ifade etmek mümkün değil. İşsizlerin ötesinde, çalışanların hiçbiri yaşam güvencesi taşımıyor. Bugün, Türkiye'de, çalışan insanların hemen tamamı, acaba yarın benim halim ne olacak diye düşünmekte; ama, öte taraftan, milyonlarca işsizin gerekçesini, yeri geldiğinde, Sayın Başbakanımız çalışanlara çatarak "siz, bu kadar işsiz sokaktayken neden zam istiyorsunuz" diyerek, sanki çalışan insanların yüzünden bu kadar milyonlarca insan, işsiz varmış gibi... Üstüne üstlük, bir de, böyle bir ortamı, yoğun bir işsizlik ortamını fırsat bilen ve Türkiye'de, çok az da olsa, birkısım kötü özellikteki işverenlerin de fırsatçılığı, sorunu daha da artırmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, İstanbul öyle bir kent ki, yüzde 1 zengini var -yine bir istatistik çıkarmışlar- Anadolu'nun bütün millî geliri, İstanbul'daki o azınlık gelirleri kadar değil; ama, dağı taşı altın olan İstanbul'da, her dağın, her sokağın ortası bir dert küpü. Belki, İstanbul, Türkiye'nin genel mozaiği, genel bir resmi gibi. İstanbul'da bugün insanlar çöpten besleniyor.
İstanbul'da insanlar pazarlarda çürük domatesleri toplama fırsatı bile bulamıyor artık. Köylerden erzaklarını taşımanın yoğunluğu artmış durumda. Eğer, aile dayanışması olmasa, herhalde, İstanbul, Türkiye'nin isyan eden en büyük kentlerinden birisi olur. Evsizlerin sayısı artıyor; ama, daha da acısı, hiçbirimizin görmek istemediği bir resim var ki, gerek Anadolu yakasında gerek Avrupa yakasında otomobilinize bindiğinizde, yol kenarlarında 20-22 yaşlarında canlarını pazarlayan kızlarımızı, her saniye, her metrede görmeniz mümkün. Türkiye'nin hali bu!.. Türkiye'de, genç kızlarımız, çocuklarına süt verebilmek için, annelerine ekmek taşıyabilmek için kendilerini pazara sürme noktasına gelmişlerdir. Sadece bununla da değil, İstanbul'da artık insanlar -eskiden kadınlar için geçerliydi- erkekler bile sokağa çıkma noktasında sıkıntı yaşamaktadır; çünkü, sokağa çıktığınızda herhangi bir güvenceniz söz konusu değildir. O küçücük küçücük evlatlarımızın gruplar halinde bali koklayarak dolaştıklarını, uyuşturucunun artık sokaklarda alenî bir hale geldiğini, burada, Büyük Millet Meclisi önünde dile getirmenin galiba bir görev olduğunu ifade etmeliyim.
İstanbul'da müthiş derecede iş varmış gibi, bir de İstanbul'da yabancı işçiler sorunu var. Aksaray meydanına gittiğinizde, onlarca, yüzlerce inşaata gitmek için sıra bekleyen ve günde 2 000 000-3 000 000 liraya çalışmak için, Romanyalı ve Balkan ülkelerinden gelen işçilerin birbiriyle yarıştığı bir manzarayı daha İstanbul'da yaşamaktasınız.
Değerli arkadaşlarım, belki burada ifade etmem gereken en önemli nokta şu: Bir yılı geride bıraktık; Türkiye'nin çok temel bir sorunu var, Türkiye'de işsizlik var, Türkiye'de insanlarımız aç.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HASAN AYDIN (Devamla)Toparlıyorum Sayın Başkan.
BAŞKANBuyurun Sayın Aydın.
HASAN AYDIN (Devamla)Eğer bir ülkede insanlar açsa, eğer bir ülkede insanlar mutlu değilse, eğer bir ülkede, 20 yaşında, 25 yaşındaki gençler annelerinin, babalarının yüzlerine bakamaz hale gelmişlerse, eğer bir ülkede devlet kendi vatandaşlarına zekât verme noktasına gelmişse, eğer bir ülkede sadece ramazanlarda -neyse ki, onu yapabiliyor ve başarabiliyoruz- iftar yemekleri veriyor, ama, sahurda insanların ne yaptığını bilmiyorsak, o zaman, geride bırakmış olduğumuz bir yıl içerisinde insanlarımızın sorunlarıyla ilgilenme hususunu eksik bırakmışız demektir.
Özellikle de, Adalet ve Kalkınma Partili milletvekili arkadaşlarıma bir şey söylemek isterim: Adalet ve Kalkınma Partisi büyük bir destek alarak iktidara geldi. En temel sorun da işsizlikti. Yani, bu işsizleri, Adalet ve Kalkınma Partisinin yarattığını söylemek elbette haksızlık olur; ama, bu bir yıl içerisinde bu işsizlerin sayısı azalması gerekirken, Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidar olduğu bir yıl içerisinde işsizlik oranı, cumhuriyet tarihinin en yüksek noktasına çıkmış, resmî rakamlar, yüzde 12,5.
Değerli arkadaşlarım, bu rakamlar, size bağlı olarak çalışan kurumlardan gelen rakamlar. Öyleyse, Adalet ve Kalkınma Partisindeki arkadaşlarımızın... En çaresiz olduğumuz, insanlarımızın birçok işini görebilmekteyiz; ama, maalesef, insanlarımız iş dedikleri zaman sırtımızı dönmek durumunda kalmaktayız. Sadece üç beş yakınımıza iş bulmak iş bularak toplumun sorununu azaltmak mümkün değil. Bir taraftan böyle sorunlar var; kamu kurumlarında oldukça kadro şişkinliği var diyoruz; ama, Millî Eğitim Bakanımız, yine, bir çırpıda "atama ve görevlendirme" adı altında kadrolarını atayabilmekte; onlarca insanı sokağa koyabilmektedir.
Ben, böylesine önemli bir sorunu çözemezsek -Adalet ve Kalkınma Partisinin en önemli problemi- Türkiye'de açlığın, sıkıntının, mutsuzluğun ve işsizliğin bizim tümümüzü etkileyebilecek boyutta sorun olacağına inanıyorum.
Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
16 konuşma daha · 6 Kasım 2003