İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 15. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türk patent enstitüsü kuruluş ve görevleri hakkında kanun( ss.272)

Tacidar Seyhan

Adana Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 15. Birleşim · 2. yasama yılı · 6 Kasım 2003 · 1.097 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Tacidar Seyhan (CHP), 6 Kasım 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN( SS.272)); konuşma 1.097 kelime.

Tacidar Seyhan (CHP, Adana). “Türk patent enstitüsü kuruluş ve görevleri hakkında kanun( ss.272)”. TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim tutanağı, 6 Kasım 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2003-11-06-turk-patent-enstitusu-kurulus-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-ss-272 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TACİDAR SEYHAN (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi, partim ve şahsım adına saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Öncelikle, ben de, bu tasarının gerekliliği, desteklenmesi ve genişletilmesi konusunda diğer konuşmacı arkadaşlarımla hemfikirim. Hatta, gönül isterdi ki, bu tasarıda gerekli tedbirleri alalım, kadro ihdasını biraz daha genişletelim ve bu kurumun işlerliğini biraz daha artıralım.

Ancak, ben, endüstriyel alanda eğitim görmüş bir arkadaşınız olarak -yani, lütfen bunu bir muhalefet eleştirisi olarak algılamayın, bir eksikliğin paylaşılması olarak algılayın; bu, Türkiye'nin bir gerçeği- ben, buradaki eksiklikleri, biraz daha basite indirgeyerek, teorik yaklaşım biçiminden uzaklaştırıp, pratik olarak sizinle paylaşmak istiyorum.

Her şey, burada anlatıldığı gibi güllük gülistanlık değil, maalesef değil. Olması gereken odur. Burası, bir enstitü. Burası, çağdaş ülke normlarının, sanayiin, buluşların, endüstriyel tasarımların geliştirilmesi gereken bir yer. Burası, çağdaş ülkenin ilk görüntü noktasıdır. Adı, enstitü; bilim, kültür yuvası; ama, bir de gerçeğine bakıyoruz. Bunları anlatmadan önce, basit olarak -kamuoyu da bizi ilgiyle izliyor- enstitü ne yapar; aslî görevleri, marka, endüstriyel tasarım, patent ve buluşlar konusunda tescil işlemleri yapmaktır. Nedir bunlar; yine, izleyen vatandaşlarımız için -birçok arkadaşımız biliyor- aydınlatmak babında söylüyorum; bir meşrubatın üzerinde yazan falan kola ismi, bir markadır; onun şişesi, biçimi, bir endüstriyel tasarımdır; ancak, içerisindeki içecek, bir buluştur. Aynı şekilde -OYAK'ın ortaklığı olduğu için söylüyorum- Renault, bir markadır; bunun, Megane, Laguna gibi değişik modelleri var, çizgileri var; bu, bir endüstriyel tasarımdır; fakat, VTI motor, dizel motor gibi değişik şeyler de, birer buluştur.

Bunu, şunun için anlattım; bakın ülkemiz gerçeğine, enstitü gerçeğine: Bizim, Türk Patent Enstitüsünde, raflarda birikmiş, marka tescili için bekleyen dosya sayısı 20 000'dir, yığıldı. Bilgisayara dosya girişlerini kim yapıyor biliyor musunuz arkadaşlar; burada çalışan 150 kadar sözleşmeli personel. Biri için hak arayışına neden olabilecek, yani, hak olabilecek, biri için hakkının elinden alınması olabilecek bir konuda, veri girişini, bilgisayardan, temizlik şirketi adı altında çalışan personel yapıyor. Buranın adı, enstitü; çay yapması gereken, kahve yapması gereken, istihdam edilmiş insanlar, arşivde dosya diziyorlar, orada çalışıyorlar. Şu anda, enstitünün işleyiş biçimi, gerçeği budur. Sadece bununla kalmıyor; gizlilik arz eden konularda dahi, birçok personel, bu bölümlerde çalıştığı için, bunu koruyacak durumda değildir ve üstelik, bu personelin hiçbiri, sorumlu tutulamıyor. Kim sorumlu; orada çalışması gereken uzmanlar. Peki, nasıl sorumlu tutacaksınız?! Siz, sanayiciyi, buluş yapan insanı nasıl koruyacaksınız?! Onların görevleri bu mudur?! Şimdi, kimsenin hak mahrumiyetine yol açmadan, buralardaki aksaklıkları hızla düzeltmek lazım. Ne kadar bilgili, bilinçli, alanında deneyimli insan varsa, oraya tahsis etmek zorundasınız. Bu ülke bizim. Herkes işini yapsın. İşini yapmayan başka bölümler var mı; var tabiî, birazdan açıklayacağım. Burası, bizim enstitümüz, bu gerçeği konuşmak zorundayız.

Bakın "Madrid Birimi" diye bir birim var. Bu birimde, yapılan başvurular, ülkemizden diğer ülkelere yönlendirilir. Burada bile, uzmanların yanında, yardımcı olarak çalışan insanlar, maalesef, oraya bir başka firma adı altında alınmış, sorumluluğu bulunmayan kişiler. Uluslararası işlemlerde dahi bunlar çalışıyor.

Değerli arkadaşlarım, şirket elemanlarıyla bu işi yürütemezsiniz. Eğer, orası enstitüyse, ayağa kaldıracaksak, kim yapabiliyorsa onu getirmek zorundayız; bizim görevimiz budur. Erkseniz, bunu görmezden gelemezsiniz; birincisi bu. İkincisi, daha vahim... Biz, orada niye varız; bu ülkenin eksikliklerini gidereceğiz, vatandaşa yardımcı olacağız, onların işlemini hayata geçireceğiz. Biz öyle mi yapıyoruz; yapamıyoruz, marka tescili için aylarca bekletiyoruz orada. Eğer, birisi bu işi çabuk yapmak isterse, devlet olarak ne diyorsunuz, biliyor musunuz; "hızlı inceleme ücreti olarak 2 400 000 000 lira yatır, senin marka talebini hızlı inceleyeyim, ilgili kurumlardan geçireyim, bir an önce vereyim" diyorsunuz. Yapmamız gereken iş için 2 400 000 000 lira para alıyoruz. Bu mu sosyal devlet, değerli arkadaşlarım?! Bu mudur enstitünün çalışma biçimi?! Bu mudur enstitüdeki görev anlayışı?! Bu mudur buluşa, markaya, endüstriyel tasarıma hizmet?! Biz, böyle mi bu devleti çağdaş normlara kavuşturacağız?! (Alkışlar) Her şeyi iyi niyetle konuşuyoruz.

Değerli arkadaşlar, zaten, birlikte yapabilmek için söylüyorum. Ne Sayın Bakanın ne buradaki arkadaşlarımın, bu ülkenin düzeltilmesi konusunda engel olucu konumda olduklarını söylüyorum; böyle bir niyeti kimsenin yok, hep birlikte yapalım diye söylüyorum; bu, ülkenin gerçeği...

Bakın, gerçek daha burada bitmiyor. Elimde belgeler var. Patent uzmanı ve marka uzmanı olarak görevlendirilmiş insanlar gidiyorlar, dört şehrimizde marka konusunda, patent konusunda, endüstriyel tasarım konusunda eğitim veriyorlar. Kadroları işletmen. Onlara görev verilirken yazılan yazıda "sayın patent uzmanı, şurada görevlisiniz" diyorlar; ama, nedir görevi; işletmen. Bu insanları, bu arkadaşlarımızı gönderiyorsunuz, orada -o özellikleri taşısa dahi- görev veriyorsunuz, bunu anlat diyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, eğer bu insanlar gerçekten marka uzmanıysa, onlar o görevi taşımaya layıksa, o liyakati verin, personelin görevlendirilmesi konusundaki maddede değişiklik yapın, uzman yapın o insanları, gönderdiğiniz yerde de uzmanlığın gereğini yerine getirsinler. Öyle değilse, bu yazıları yazıp, o insanları oralarda görevlendirmeyin lütfen; böyle enstitü olmaz, enstitü yönetimi ciddiyet ister. Ben de bu ülkenin bir evladıyım, her kuruşunu, her yerini, her kurumunu, her ferdini ben de korumakla yükümlüyüm. Milletin vekili olarak söylüyorum, bu kanunda ne yapılması gerekiyorsa, önümüze koyun, hep birlikte yapalım; ama, bu insanların hakkını verin.

Mühendisler çalışıyor patent bölümünde. Ne olarak çalışıyor; mühendis kadrosu altında memur. Ne iş yapıyor; görevi uzman. "Bu özellikleri taşıyorsa, kurum kendi içerisinden kendisini yenilesin, bu insanları uzman yapalım" diye bir değişiklik önergesi verdik, Sanayi ve Ticaret Komisyonunda kabul edildi, Plan ve Bütçe Komisyonunda çıkmış. Neden; "olsun efendim, uzman alacaksak yeni alırız..." Peki, dokuz yıldır uzman diye çalıştırıyorsunuz o insanı, özlük haklarını vermiyorsunuz bu insana, geriye dönük; sosyal dengeyi nasıl anlatacaksınız?.. Ben, okumanın iyi bir şey olduğunu Adana'ya gittiğimde insanıma, halkıma nasıl anlatacağım?.. Çalışkanın, dürüstün mükâfatlandırıldığını nasıl anlatacağım ben insanlara?.. Bunlar enstitünün bayrağı altında mı yapılacak, adı altında mı yapılacak? Bununla mı kalıyor; bununla da bitmiyor değerli arkadaşlarım, sıkıntılar hızla devam ediyor.

Değerli arkadaşlarım, bizde bir de vekillik müessesesi var. İnsanlar geliyor "marka ve patent vekili olacağım" deyip sınava giriyorlar, bir sanayici adına, buluş yapan bir birey adına yetkilerini kullanarak evrak takip ediyorlar. Bunlar sınavdan sonra malî sorumluluk sigortası da yaptırıyorlar. Görevimiz bilinçlendirmek; ama, henüz mağduriyet yaşayan insanların bu konuda ne yapacağını bildiği yok. Patent ve marka konusundaki vekiller sınavla alınıyor; ama, endüstriyel tasarım konusunda vekâleten çalışan arkadaşlarımızın hiçbiri, vekillik koşulu olmadığından, vekillik sınavına girmiyor. Herhangi biri "beni vekâleten temsil edebilir" diye veriyor yazıyı, o, vekillik yapıyor. Değerli arkadaşlarım, bu vekillik işlemlerini Avrupa ülkelerinin tamamında avukatlar yapıyor, hemen hemen dönüşmeye başladı; ama, eğer vekillik verecekseniz, sorumluluk verecekseniz, insanları eğitimle bilinçlendirip, endüstriyel tasarımlar konusunda da vekâletinizi verin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TACİDAR SEYHAN (Devamla)Diğer bölümlerde de bazı eksiklikler var, sizlerle onları da paylaşmak istiyorum. Gerçekten olması gerekeni söylemek istiyorum, sadece olumsuzluğu söylemek yetmez.

Değerli arkadaşlarım, biz, maalesef, ihdas edilen bu kadroyla, bu tasarıda yapılan düzenlemeyle iyi bir şey yaparız; ama, burada anlattığım, anlatacağım sorunları çözemeyiz. Sayın Bakan burada, Değerli Müsteşarımız burada, Komisyon Başkanımız burada; eğer, biz, daha verimli bir çalışma sistemi istiyorsak, lütfen, bundan sonraki maddelerde, ihdas olunacak kadrolar ve görevler konusunda önümüze makul önergeleri koyun, biz de altına imzamızı atalım; bu ülkedeki enstitüyü, amacına uygun enstitü gibi çalıştıralım.

Hepinize saygılar sunuyor, teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

16 konuşma daha · 6 Kasım 2003

16 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook