İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 15. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türk patent enstitüsü kuruluş ve görevleri hakkında kanun( ss.272)

Mehmet Mesut Özakcan

Aydın Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 15. Birleşim · 2. yasama yılı · 6 Kasım 2003 · 729 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Mesut Özakcan (CHP), 6 Kasım 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ KURULUŞ VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN( SS.272)); konuşma 729 kelime.

Mehmet Mesut Özakcan (CHP, Aydın). “Türk patent enstitüsü kuruluş ve görevleri hakkında kanun( ss.272)”. TBMM Genel Kurulu, 15. Birleşim tutanağı, 6 Kasım 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mesut-ozakcan-22-2003-11-06-turk-patent-enstitusu-kurulus-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-ss-272 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MEHMET MESUT ÖZAKCAN (Aydın)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Patent Enstitüsü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının 5 inci maddesinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubumuz adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ülkelerin ekonomik açıdan gelişmesinde yeni teknolojilerin üretilmesinin sanayie uygulanmasının ve diğer ülkelere pazarlanmasının çok önemli bir etken olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Yeni teknolojilerin gerçekleştirilmesi, ancak, bunları gerçekleştirenlere özel haklar ve ayrıcalıklar tanınması ve bu hakların korunması yoluyla teşvik edilebilir.

Sınaî mülkiyet hakları olarak tanımlanan bu haklardan biri olan ve buluşların korunmasını amaçlayan patent hakkı, buluşa ait bilgilerin yayımlanması şartıyla, patent sahibine, belirli bir süre için buluşun kullanılmasıyla ilgili olarak bir tekel hakkı vermektedir. Yayımlanan bu bilgiler de yeni teknolojik gelişmeler için basamak oluşturmaktadır.

Türkiye'de patent haklarının korunması, 1879 tarihli İhtira Beratı Kanunuyla başlamıştır; ancak, ülkemizde, sınaî mülkiyet haklarının korunmasıyla ilgili çalışmalar, dünyadaki teknolojik, ekonomik ve ticarî gelişmelere paralel olarak, 1990'lı yılların başında hız kazanmış ve 24 Haziran 1994 tarihinde özerk bütçeli Türk Patent Enstitüsünün kurulmasıyla birlikte de bu çerçevede önemli bir adım atılmıştır.

Türkiye, 1973 yılında imzalanan ve ancak 1977 yılında yürürlüğe giren Avrupa Patent Sözleşmesine 1 Kasım 2000 tarihinde 20 nci üye olarak katılmış ve Avrupa patent sistemi içindeki yerini almıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çokuluslu anlaşmaların başarılı bir örneği olan Avrupa Patent Sözleşmesi, esas itibariyle, patent verilmesi işlemlerinde rasyonelleşmeyi gerçekleştirme ve patent korumasının niteliğini yüksek bir seviyeye çıkarma amacına yönelik olarak Avrupa'nın ekonomik entegrasyonuna ve sınaî büyümesine katkıda bulunmaktadır. Söz konusu sözleşmeyle, patent verilmesi işlemlerinde ortak bir hukuk yaratılmış ve bir buluşun tek bir başvuruyla sözleşmeye taraf olan yirmi ülkede birden korunabilmesi sağlanmıştır. Böylece, gerek başvuru gerekse üye ülke patent ofisinin işlemler için harcadıkları zaman, emek ve para azaltılmaktadır.

Türk Patent Enstitüsünün kurumlaşması ülkemizin acil sorunları arasındadır. Türkiye'nin sanayileşmesi, üretme yeteneğinin artırılması kapsamında atılması gereken adımlar içinde, Türk Patent Enstitüsü önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle, 2000'li yıllardan ileriye, 2020'li yıllara doğru somutlaştırılması gereken öngörüler içinde Türk Patent Enstitüsünü değerlendirmek, kapsamlı, çağdaş bir bakış açısını gerektirmektedir.

Teknoloji üretiminin hedeflendiği, KOBİ'lere gereken desteğin verildiği, meslekî eğitime özel önem verilen, bilimin her alanda desteklendiği, belgelendirme faaliyetlerinin uluslararası geçerlilik ve tanınırlık düzeyine ulaştığı, bağımsız denetim kurumlarının geliştiği bir Türkiye'nin rekabet gücü ve gelişmişliğini öngörmek, planlamak, bütünsel çabalarla hedefleri gerçeğe dönüştürmek gerekiyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; böylelikle, Türkiye'de üretim ve istihdam artacak, tarımda, sanayide, ticarette, kısacası her alandaki faaliyetler Türkiye'nin ulusal gelirini artırabilecektir.

Özetle söylemek gerekirse, ortaya koyduğumuz yapılanma, 2020'lere doğru emin adımlarla yürüyen, çağdaş kurumlarını yaratarak, var olan kurumlarını destekleyerek, takviye ederek giden Türkiye'nin kurumu olmalıdır.

Türk Patent Enstitüsünün kurulmasındaki amaç nedir, çağdaş Türkiye'nin, Türk Patent Enstitüsünün iddiası nedir, hedefi nedir sorularını sormak ve bu iddiaları gerçekleştirecek yapıyı oluşturmak gerekir. Bu noktada Enstitünün en işlevsel, en belirleyici unsuru, Yönetim Kuruludur. Birçok kamu kurumunda gözüken zaaflar, Türk Patent Enstitüsünde de oluşturulmamalıdır. Genelde Türkiye'nin yaşadığı sorun, Türkiye'deki kurumlarda her iktidarın kendi yandaşlarına istihdam yaratma çabası şeklinde olmuştur. Bu, yalnızca, siyasî partiler düzeyinde kalmamış, bürokratik gücün de istihdam politikasıyla, bugün şikâyet edilen kamu kurumu yapısı ortaya çıkmıştır.

Verimliliğe, üretkenliğe örnek cumhuriyetçi kurumlar yıllar içinde sabote edilerek verimsiz hale getirilmişlerdir. Özelleştirme yöntemiyle elden çıkarılma politikası, kurtuluş olarak kamuoyuna benimsetilmeye çalışılmıştır.

Bugün, ülkemizde yaşanan işsizlik, açlık ve benzeri sosyal sorunların kaynağının bir nedeni, yanlış personel politikalarıdır. Türk Patent Enstitüsü yapılanmasında bu anlamda hatalardan kaçınmak, verimli ve üretken bir kurumsal yapıyı yaygınlaştırmak, hepimizin ortak arzusu ve amacı olmalıdır. Özerk, çağdaş, bilimsel kurum ve kuruluşlar, Türkiye'nin gelişimine ancak önemli katkılar sağlayabilir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Patent Enstitüsünün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının 5 inci maddesinde, Sanayi ve Ticaret Bakanlığına bağlı olacak bu kurumun Yönetim Kurulu, "Adalet Bakanlığı ile Maliye Bakanlığından birer üye, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının belirleyeceği üç üye, Enstitü Başkanı ve bir Başkan Yardımcısı olmak üzere yedi üyeden oluşur" denilmekte ve bu yapılanma, AKP iktidarının özerk yapı tanımlaması ve anlayışını ortaya koymaktadır.

Tasarıyla, Türk Patent Enstitüsü Yönetim Kurulu üyeleri ile Enstitü başkanı ve başkan yardımcısının görevi beş yıldan üç yıla indirilmektedir. yeni bir kurumun işlevselliği açısından üç yıllık bir süre, oldukça kısadır. Uluslararası uygulamalarda Türk Patent Enstitüsü benzeri kurumlardaki benzer organların görev süreleri, beş yıl ve onun üzerinde bir süredir. Beş yıllık süre, yönetimde istikrar açısından daha yararlı ve uygun olacak, ülke çıkarlarına ve yararına hizmet edecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP İktidarının kadrolaşma hastalığı devam ediyor. Bu tasarının 23 üncü maddesinde getirilen değişiklik de, bu hastalığın devam etmekte olduğunun bir kanıtıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimi burada noktalarken, hepinize yürekten saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

16 konuşma daha · 6 Kasım 2003

16 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook