İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 116. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)

Hasan Aydın

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 116. Birleşim · 2. yasama yılı · 15 Temmuz 2004 · 1.446 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasan Aydın (CHP), 15 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 1.446 kelime.

Hasan Aydın (CHP, İstanbul). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim tutanağı, 15 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-aydin-22-2-2004-07-15-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA HASAN AYDIN (İstanbul)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; İstanbul'un ortasından tren geçer. Eğer, tren yolunun biraz uzağında oturuyor da sonra evinizi oraya taşırsanız, ilk günlerde, o trenin her geçtiği saatte uyanırsınız. Aradan birkaç ay geçtikten sonra, evinize misafir gelen birisi size "bu gürültüde nasıl uyuyabiliyorsunuz" diye sorar, siz de "ne gürültüsü" diye sorarsınız; çünkü, o süre içerisinde artık alışmışsınızdır. Yani, o gürültü, trenin periyodik aralıklarla geçişi, artık, sizi rahatsız etmez. Şimdi, ben, bizim Parlamentonun çalışmasını biraz buna benzetiyorum.

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum)Trene mi benziyor?..

HASAN AYDIN (Devamla)Arkadaşlar diyor ki, bir yasa çıkarmaya çalışıyoruz, bir arkadaşımızın varsa bir önerisi, düşüncesi, katalım, yanlışı düzeltelim, hep birlikte vatandaşa bu yasaları götürelim. Fakat, garip bir şey, aslında, Sayın Komisyon Başkanımız ile Sayın Bakanımızın yerine bir teyp koysak "Cumhuriyet Halk Partisinin önergeleri hakkında Sayın Bakanımız ne diyor" diye sorsak, bence tekrar etmelerine, zahmet etmelerine gerek yok, teybin tuşuna basacaksın "katılamıyoruz." Yani, biraz da nezaketleştirilecek "katılamıyoruz" yani, keşke katılabilecek bir şey olsa da katılsaydık diyerek... Böyle aynı kelimeler, aynı tonda, aynı vurdumduymazlıkla... Aynı alabildiğine büyük ve müthiş bir sorumlulukla, bir muhalefet partisi, Cumhuriyet Halk Partisi muhalefeti burada oturuyor, burada konuşurken, sözcüleri vatandaş dinliyor, bunlar bir sorumlulukla konuşuyorlar, bu konuda bazı öneriler yapıyorlar, acaba, bu önerilerin bizim işimize gelen bir yanı olabilir mi, acaba, yarın yasalar hayata geçtikten sonra "keşke bunu yapmasaydık, aslında, Cumhuriyet Halk Partisi bize bunu söylemiş, bizi bu konuda uyarmıştı; ama, hayret bir şey, biz, nasıl oldu da, bu kadar sarih, bu kadar somut, aslında, bu kadar sıradan bir insanın bile algılayabileceği, kavrayabileceği bu önerileri dikkate almadık" diyeceksiniz. Bir gün bu yasalar yaşama geçtiği zaman, kimimizin milletvekili, kimimizin milletvekili olmadığı ileriki zamanlarda geriye dönüp kendi kendinize şu soruyu soracaksınız, ben buna inanıyorum "yapma yahu gerçekten bu yasayı biz mi yaptık, yani, bu yasa benim milletvekili olduğum dönemde çıktı, ben de el mi kaldırdım!" Büyük bir ihtimalle yasanın gününü falan unuttuğunuz için "yok canım, ben Mecliste olsaydım, ben bu yasaya evet demezdim, demek ki, ben o gün Mecliste değildim" diyerek, vicdanınızı rahatlatacaksınız.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, burada değişime kimse karşı çıkmıyor. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hantallaştığı, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bürokrasinin eline düştüğü, bu konuda inanılmaz derecede zorlukların, engellerin ortaya çıktığı, vatandaşın kendi sorunlarını çözebilmek için ulaşım mekanizmalarının tıkalı olduğu, vatandaşın ayağına hizmeti götürmenin gerekliliği, yönetimin demokratikleşmesinin gerekliliği... Bütün bunlarda hemfikiriz eğer samimiysek; fakat, böylesine on yıllara dayalı bir kilitlenmenin bazı dehalar tarafından... Ben kürsüye gelmeden önce, acaba bu nedir falan diye düşündüm; Türkiye'de bir sorun var tabiî -Türkiye'de- belki Avrupa'da bu sorun yok- liderlerin inanılmaz derecede özgüvenleri oluşuyor, bu liderlerin kendi kafalarında ve dünyalarında bazı doğruları şekilleniyor, bu doğrularını en yakın kurmaylarına doğru olarak empoze ediyorlar, en yakın kurmayları onları, Meclise, komisyonlara empoze ediyor; gündemdeydi; ama, bugün hiç gündeme gelmesini beklemediğimiz bir yasa, bakıyorsunuz pat diye geliyor, hiçbir milletvekili arkadaşımızın haberi de yok, bu konuda hiçbir hazırlığa falan gerek yok; çünkü, artık Türkiye Cumhuriyetinde Büyük Millet Meclisi bir noter noktasına düşürülmüştür. Milletvekillerinin bu konuda fikir söylemeleri, hele hele iktidar partisi milletvekiliyse bu konuya itiraz etmesi, buna karşı çıkması, grup başkanvekillerinin itiraz etmiş olduğu bir önergeyi onun rızası olmadan vermeleri; böyle bir şey mümkün değil.

"Yerel yönetimi indireceğiz aşağıya." Peki, yerel yönetimi indirelim, devleti küçültelim; bu kadar basit mi bu? Yani, Türkiye'de devletin bazen altından kalkamadığı, devletin toplumla sorunlarını çözemediği, devletin vatandaşına veremediği şeyleri, çoğu zaman, hayatında belki hiç yöneticilik yapmamış, belki siyaset yapmamış kimi belediye başkanlarımızın böylesine ağır, kapsamlı, detaylı sorunları, vatandaşla buluşarak çözebilecekleri konusunda ne kadar eminiz. Bir arkadaşımıza, bir memurumuza, bir çalışanımıza bir görev verdiğimiz zaman bile onun ehliyetli olup olmadığını, bunu uygulayıp uygulayamayacağını, başarıp başaramayacağını düşünüyorken bir bakkal dükkanında bile, Türkiye'de öyle yasalar çıkarıyoruz ki, bu yasalar, aman bizden uzak dursun da, devletin merkezîliğinden uzak dursun da nereye giderse gitsin sorumsuzluğuyla Türkiye'yi yönetmek mümkün değil değerli arkadaşlarım. Yönetimi verelim...

YAHYA BAŞ (İstanbul)Küçümseme onları.

HASAN AYDIN (Devamla)Küçümsemiyorum onları, ben öyle belediye başkanları tanıyorum ki, o belediye başkanları Parlamentodaki birçok milletvekilimizden çok daha yetenekli; ama, ben öyle belediye başkanları tanıyorum ki, tesadüfen, hasbelkader, kazara buraya gelmiş "yazık, bu nereden buraya gelmiş" diyebiliyorsunuz. Bir tekdüzelik içerisinde, bir monotonluk içerisinde, bir dayatma içerisinde, sağa sola bakmadan bazı yasaları çıkaracağız, koyacağız ve ondan sonra, kalkıp burada, demokrasiyi uyguladık, çağdaşlaşıyoruz, yenileşiyoruz diye kendimizi avutmaya çalışacağız...

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum)Kim yapıyor?!

HASAN AYDIN (Devamla)Kim mi yapıyor; Fransa'dan duydun galiba... Burada konuşuyoruz meseleyi işte.

Kim yapıyor; siz yapıyorsunuz, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu yapıyor. Muhalefeti dikkate almadan, vatandaşı dikkate almadan, kamuoyuyla tartışmadan, ilgili kurumları dikkate almadan, belediye başkanlarının düşüncesini dikkate almadan, belediye meclisi üyeliğini yok sayarak, il genel meclisi üyeliğini yok sayarak... Gerçek bu. (AK Parti sıralarından gürültüler)

Tamam, siz, bize laf attınız mı, bütün sorumluluktan kurtulmuş oluyorsunuz...

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)Müdahale etmeyin... Bundan sonra halk meclisleri kuracağız.

HASAN AYDIN (Devamla)Değerli arkadaşlarım, bakın, devlet, bir görevle karşı karşıyadır. Devlet bir kurumu ortadan kaldırdığı zaman, devlet bir kurumda değişiklik yaptığı zaman, onun alternatiflerini, onun altyapısını, onun hazırlıklarını bitirmiştir. Devlet, eğer, tarımdan elini çekecekse, eğer, Ziraî Donatımı kaldıracaksa, Toprak Mahsullerini ortadan kaldıracaksa, Köy Hizmetlerini ortadan kaldıracaksa, altyapıyı, bunu devredecekse, o noktada hazırlıkların bitmiş olması, uzmanların tamamlanmış olması, vatandaşla bu konuda bir hazırlığın yapılmış olması gerekir; hiçbiri yok. Tam tersine...

ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya)Hepsi hazır...

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum)Kırk yıldır yapılıyor.

HASAN AYDIN (Devamla)Kırk yıldır yapılıyor da, kardeşim, ne diye değiştiriyorsunuz onu kırk yıldır yapılıyorsa?.. Madem, kırk yıldır yapılıyor, senin derdin ne; mademki kırk yıldır yapılıyor, kırk yıldır yürüyorsa, ne münasebetle yürüyen mekanizmayı değiştirmeye çalışıyorsun? Kaldı ki, ben, yürüyen bir mekanizmanın olduğu kanaatinde değilim.

Ben, sadece, sevgili arkadaşlarıma şunu anlatmaya çalışıyorum: Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşlar, şurada Bakanınızın, Bakanımızın, şurada Komisyon Başkanımızın, sürekli olarak, her önergeye ilişkin "katılamıyoruz" demiş olmasını hangi mantık ölçülerinde değerlendirebilirsiniz?!

AHMET YENİ (Samsun)Doğrulara katılıyoruz.

HASAN AYDIN (Devamla)Yani, dünyanın doğrusunu siz mi biliyorsunuz? Anamuhalefet Partisinde bu kadar birikimi olan, bu kadar yeterliliği olan arkadaşlarımızın önerilerinin tümü, size karşı bir kasıt olarak mı gündeme getirilmektedir ki, âdeta, bir kasıtmış gibi, her önergemize "hayır" diyebilecek, sadece bir emrivakiyle yasaları çıkarmaya kendinizi zorlayabilecek durumda oluyorsunuz? (AK Parti sıralarından gürültüler)

MEHMET EMİN TUTAN (Bursa)Önergelerin gerekçelerine bak!

HASAN AYDIN (Devamla)Arkadaşlar, siz, diyalog yollarını kapatırsanız, iletişim yollarını kapatırsanız, canımız istiyor kardeşim, ben bunu getiriyorum; Danışma Kurulunda, bunu kabul ediyor musunuz; hayır, kabul etmiyorum; o zaman bizim grubumuzun çoğunluğu var, o zaman, biz bunu kendi kendimize getiririz falan diye düşünürseniz, Türkiye'de, demokrasinin yollarını Parlamentonun çatısı altında kapatmışsınız demektir.

AHMET RIZA ACAR (Aydın)2 dakika 22 saniyen kaldı!

HASAN AYDIN (Devamla)Şimdi, sevgili arkadaşlarım...

Arkadaş, sen de hastasın yani! (Gülüşmeler)

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye)Tabip yok mu?!

HASAN AYDIN (Devamla)Adam sanki benim kronometrem; orada 2.20, 2.15, 2.10... Yani, şenlik...

ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya)Sen devam et.

HASAN AYDIN (Devamla)Şimdi, burada, Meclis Başkanı var; arkadaşın biri diyor ki "2.20 kaldı", öbürü diyor ki "yok yok, sen devam et", öbürü diyor ki "bir dakika dur."

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye)İdare ediyorlar.

HASAN AYDIN (Devamla)Tabiî, idare ediyor arkadaşlarımız; zaten, memleketi çok iyi idare ediyorsunuz; hakikaten, o noktada son derece düzgünsünüz...

Şimdi, bir noktaya gelmek istiyorum sevgili arkadaşlarım; Cumhuriyet Halk Partisi olarak, sizin yapmış olduğunuz yasaların, ülkemizin menfaatına olmasının, ülkemizin yararına olmasının bizi rahatsız etmediğini, bu noktada sizin başarılı olmanızın bizi rahatsız etmeyeceğini; ancak, değişim isteyen, demokrasi isteyen bir grubun biraz demokratik davranması gerektiğini, biraz katılımcı davranması gerektiğini, biraz farklı fikirlere açık olması gerektiğini, biraz kendisinin içerisindeki psikolojik üstünlüğü dayatmaya dönüştürmemesi gerektiğini; bazen, kırk yılda bir, bir kuyruklu yıldız doğmuştur, bir taş düşmüştür, sizin Grubunuzun kararının tersine oy kullanan bir arkadaşımızı Allah rızası için görmemiz gerektiğini; bunun, grup yönetimi kararına uymamak anlamına değil, demokrasiyi algıladığınız anlamına gelebileceğini; eğer, ister okumuş olasınız ister okumamış olasınız, hep birlikte, elbirliğiyle her şeye "ret" ya da "evet" diyebiliyorsanız kendi içinizde demokrasinin işlemediğini; kendi içinde demokrasi işlemeyen bir grubun, ülkeye demokrasi getirmesinin mümkün olamayacağını, kendi aranızda kavramaya, algılamaya çalışın lütfen; istirham ediyorum...

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)Sizin Grubunuzda işliyor mu demokrasi?!

AHMET RIZA ACAR (Aydın)Kendini tarif etme!

HASAN AYDIN (Devamla)Atatürk zamanında kurulan, zor durumda olan bütün kurumları -Özal'la birlikte başlayan- babasının malı gibi ucuza ona buna peşkeş çeken, yok eden; onun yerine siyasî olarak ancak rant olarak kullanabilen, kurumları ikame etmeyen; çimento fabrikalarını, tekstil fabrikalarını imha eden, TÜPRAŞ'ından petrol kurumlarına her şeyi satıp savuran ve bugün de, devletin merkezî idaresinde yürüyen kurumların yerine yenisini inşa etmeden, ısrarla ve inatla, bu noktada bir duruş almaya çalışan siz değerli arkadaşlarımızı uyarmaya çalışıyoruz.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)- Çok hızlı konuşuyorsun, anlaşılmıyor.

HASAN AYDIN (Devamla) -10 dakikalık zamanımı son derece rantabl kullanmaya çalışıyorum.

Sevgili arkadaşlarım, son olarak şunu söylemek istiyorum: İyi bir yolda değilsiniz... İyi bir yolda değilsiniz; eğer, iyi bir yolda olsaydınız, bu noktada Cumhuriyet Halk Partisi... (AK Parti sıralarından gürültüler)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

69 konuşma daha · 15 Temmuz 2004

69 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook