2003 mali yılı bütçesinde 7 nci tur görüşmeleri
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 55. Birleşim · 1. yasama yılı · 25 Mart 2003 · 783 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasan Fehmi Güneş (CHP), 25 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNDE 7 NCİ TUR GÖRÜŞMELERİ); konuşma 783 kelime.
Hasan Fehmi Güneş (CHP, İstanbul). “2003 mali yılı bütçesinde 7 nci tur görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim tutanağı, 25 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-fehmi-gunes-22-2003-03-25-2003-mali-yili-butcesinde-7-nci-tur-gorusmeleri (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA HASAN FEHMİ GÜNEŞ (İstanbul)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; devlet kurumumuzun taşıyıcı örgütü niteliğindeki İçişleri Bakanlığını 10 dakikada konuşmak, elbette, olanaklı değildir; bu nedenle, sunuşum, güncel ve öncelikli önerilerle sınırlı kalmak zorundadır.
İçişleri Bakanlığı, devlet yapımızın bayrak direği sayılır; ana gövdesidir, devletin topluma dönük yüzüdür. Devletin, topluma, hep, güleryüzle, sonsuz bir sevgi, hoşgörü ve şefkatle bakması İçişleri Bakanlığının sorumluluğundadır; çünkü, İçişleri Bakanlığı, toplumsal ve yönetsel çağdaşlık düzeyimizin de ölçüsüdür, göstergesidir.
Günümüz çağdaş toplumlarında kamu düzeni, yönetimin uyandırdığı güven ve saygınlık duygusundan kaynaklanan, gönüllü otoriteyle sağlanmaktadır. Bu sebeple, çağdaşlaşmaya, modernleşmeye yönelik atılımlar başarılı olsun isteniyorsa, öncelikle ve kesinlikle kamu yönetiminden başlanmalıdır; çünkü, insan haklarının, özgürlüklerin, barışın, sevginin koruyucusu ve yükselticisi olmak, İçişleri Bakanlığına düşen temel görevlerdendir.
Sayın milletvekilleri, apaçıktır ki, mevcut yönetim modelimiz, 21 inci Yüzyılın çağdaş toplumunun, bilgi toplumunun demokratik gereksinmelerine yanıt veremeyecek derecede eskimiş, çağdışı ve bilimdışı kalmıştır. Yaklaşık yüz yıl öncesinin yönetim felsefesinin ürünü olan bu düzen, geçen zaman içerisinde kendini yeterince yenileyememiş, geliştirememiş, tutucu, kaynak yutucu, hizmet üretemeyen, aşırı merkeziyetçi, hantal bir yapı haline gelmiştir; polis devleti anlayışının eğilim ve alışkanlıklarından arındırılamamıştır; toplumdaki hızlı kentleşme olgusunu ve yapısal değişim sürecini izleyememiştir. Bir başka anlatımla, onarılamaz, iyileştirilemez bir sorun haline gelmiş olan yönetim yapımızın, zaman yitirmeden çağdaş, demokratik toplum beklentilerini karşılayacak düzeyde, yeniden yapılandırma göreviyle yüz yüzeyiz. Bu tasarımı, kamu yönetiminin hep yeni kalmasını ve toplumsal gelişmeyi kolaylaştırmasını güvenceye alacak işlerlikte, sürekli yürürlükte tutacak önlemlerle donatmalıyız; çünkü, devlet ve kamu yönetimi kavramlarının değişim ve başkalaşma hızına ancak böyle yetişebiliriz. Gelişmelerden ve değişimden kopmamanın tek ve sağlıklı yolu, yenileşmenin dinamik sürekliliğidir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu hızlı değişimin görünen iki nedenini yakından izlemeliyiz. Bunlardan birincisi, bilgi çağının ürünü olan bilgi toplumu ve bilgi toplumu devleti aşamasının devlet kavramına yüklediği yeni değerler ve yeni somut içerik zenginliğidir. Bir diğer neden olarak, küreselleşme olgusunun, özellikle ulus devlet duyarlılığını yok etmeyi hedefleyen yeni yayılmacı, yeni sömürgeci, sermayenin dünya imparatorluğunu kurmaya programlanmış zorlamaları görülmektedir. Bunlar gözümüzden kaçmamalıdır. Özellikle, bu yöndeki saldırılarda yeni Neronlar, Roma benzeri kentleri, Bağdat'tan başlayarak bütün dünyanın gözü önünde vicdanları isyan ettiren bir acımasızlıkla yakıp yıkarak dünya zorbalığı sergilemektedirler. (CHP sıralarından alkışlar) Bu yıkım, dünyayı yeniden şekillendirme uygulamasıdır. Bu olayı doğru görmeli, doğru algılamalı, doğru yerde durup, gecikmeden doğru önlemleri almalıyız; çünkü, uluslararası düzeydeki tüm geleneksel yapıları ve örgütleri yıka yıka gelen bu azgın dalga bize de çarpmaktadır. Avrupa Parlamentosuna sunulan son rapor, bu zorlamanın giderek haddini de aşarak Kemalizme ve laiklik ilkemize dil uzatarak, etnik ve dinî duygularımızı da sinsice kanatarak ülke ve ulus bütünlüğümüzü bölüp parçalamayı, aydınlanma devriminin ışığını söndürmeyi, bağımsızlık tutkumuzu aşındırmayı hedefleyen boyutlara ulaşacağının somut ve kabul edilmez dışavurum belgesidir. Bu nedenledir ki Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; elbirliğiyle ve öncelikle, en öncelikle, küreselleşme adına düzenlenen bu saldırılara karşı hazır ve hazırlıklı olmalıyız, yönetim yapımızı bu darbelere dayanıklı hale getirmeliyiz. Bunu sağlayabilmek için, sınırlı, sıradan, bildik çözüm önerileriyle yetinemeyiz. Bu kolaycılığı aşarak, köktenci yaklaşımlarla, yeni tip yönetim modellerini özgürce ve yüreklice tartışarak, yeni açılımları göze alarak, ulusal dokumuza uygun, gerçek çözümler üretmeliyiz. Cumhuriyet Halk Partisi, bu konudaki engin birikimiyle katkı yapmaya hazırdır.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; iktidar partisinin çeşitli belgelerinde yerel yönetim reformundan söz edilmektedir. Yönetim yapımızı, tümüyle, personel rejimini de kapsayacak bütünsellik içerisinde ele almadan, sadece onun bir parçası olan yerel yönetimleri yeniden yapılandırmak iddiası, ciddî, gerçekçi ve bilimsel olamaz. Böyle bir girişim, esasen, çok sınırlı ve iddiasız olan 2003 bütçesini ve programını, sadece kaynak ve zaman savurganlığına uğratır o kadar.
Sayın milletvekilleri, hazır ve hazırlıklı olmak bağlamında gözden kaçırılmaması gereken diğer bir zorunluluk da, terör konusunda sürekli dikkat gösterilmesi gereğidir. Düşmanlarımız, bizi, hep, terörle vurmayı, terörle geriletmeyi, terörle engellemeyi yeğlediler ve uyguladılar. Önümüzdeki dönemde de, yeni dünya düzeni kurgusunda bize biçtikleri rolü bu yöntemle kabul ettirmeyi deneyebilirler. Üstelik, 11 Eylül olaylarından bu yana, terör kavramı yeni boyutlar kazandı; tanımını da nedenini de önlemini de hukukunu da yaptırımını da değiştirdiler; işlerine geldiği gibi yeniden yazdılar, düzenlediler, yürürlüğe soktular. Terör itirafları ya da terör provokasyonları, artık, savaş ve işgal nedeni sayılmaktadır; uluslararası hukuka, evrensel vicdana, insanlık onuruna rağmen, barbar soykırımlara, işkencelere, gizli din savaşlarına gerekçe yapılagelmektedir. Bu nedenle, küresel terör ya da üçüncü kuşak terörizme karşı koymaya, bu tür provokasyon eylemlerini önlemeye en üst düzeyde duyarlılıkla hazır olmak zorundayız.
Geçtiğimiz yirmi yıllık dönemde ülke ve ulus bütünlüğüne yönelik bölücü terör saldırılarını üstün bir başarıyla söndüren iç güvenlik örgütümüzün bu deneyimleri değerlendirilerek, oluşturulacak yeni bir iç güvenlik konseptine göre iç güvenlik örgütümüzü yeniden donatarak, eğiterek, yapılandırarak olası sorunların üstesinden gelebilecek güce ulaştırmalıyız.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; demek istediğim o ki, dünya yeniden yazılıp çizilirken, oluşacak bütün olumsuzluklara karşı kamu yönetimi ve iç güvenlik örgütümüz hazır ve hazırlıklı olmalıdır. Türkiye'yi üçüncü dünya ülkesi olarak görmelerine razı değilsek, büyük ulus, büyük devlet olarak kalmak niyetindeysek, günlük küçük işleri aşarak bunu başarmalıyız; çünkü, siyaset öngörmektir, siyaset önceden görebilmektir.
Teşekkür ederim. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
72 konuşma daha · 25 Mart 2003