Ix.tur. (içişleri bakanlığı, tarım ve köyişleri bak.)
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 34. Birleşim · 2. yasama yılı · 22 Aralık 2003 · 1.141 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasan Fehmi Güneş (CHP), 22 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: IX.TUR. (İÇİŞLERİ BAKANLIĞI, TARIM VE KÖYİŞLERİ BAK.)); konuşma 1.141 kelime.
Hasan Fehmi Güneş (CHP, İstanbul). “Ix.tur. (içişleri bakanlığı, tarım ve köyişleri bak.)”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-fehmi-gunes-22-2003-12-22-ix-tur-icisleri-bakanligi-tarim-ve-koyisleri-bak (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA HASAN FEHMİ GÜNEŞ (İstanbul)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; devlet aygıtımızın motoru konumundaki İçişleri Bakanlığını, böyle kısa bir süreye sığdırarak konuşmak, kuşkusuz olası değildir, doğru da değildir. Bu nedenle, sunuşum, öncelikli birkaç konuyla sınırlı kalacaktır. Değinmek istediğim ilk konu, kamu yönetimiyle ilgilidir.
Sayın milletvekilleri, kamu yönetimi yapımızın eskimişliği, çağdışı kalmışlığı, bilgi toplumunun demokratik gereksinmelerine yanıt veremediği gerçeği, geçtiğimiz bir yıl içerisinde de değişmemiştir. Kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması iddiasıyla yürütülen çalışmaların ürünü olarak sunulan kamu yönetimi temel yasası da, açıklanan şekliyle, bu konudaki beklentileri karşılayacak içerikten yoksundur.
Hükümetin bu konudaki tasarımı, kamu yönetim alanını 10 kadar yeni yasayla düzenlemeyi öngörmektedir. Temel yasa bunlardan sadece birisidir ve biz, temel yasa dışındaki düzenlemelerin içeriğini ve niteliğini henüz bilmemekteyiz. Anılan 10 kadar düzenleme yasalaştığında, yönetimin bütünlüğü ilkesine uygun olarak, kamu yönetim alanının tamamını örtmesi, bu 10 kadar yasa bir araya geldiğinde anlamlı bir bütün oluşturması, yani, birbirini tam bir uyumla desteklemesi ve tamamlaması vazgeçilemez koşullardır. Bu koşulların bu düzenlemeyle gerçekleşip gerçekleşmediğini de bilememekteyiz. Bu bilgi noksanlığı giderilmeden temel yasa tasarısını tek başına Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine sokmak son derece yanlış olur. 10 ucu açık, 10 ucu karanlık bir projeye oy istemek ya da oy vermek, yasama görevinin ciddiyeti ve saygınlığıyla bağdaşamaz.
Önerim şudur: Bugüne kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulmamış olan tasarıyı, lütfen, tamamlamadan, olgunlaştırmadan, düzenleme alanlarını belirli hale getirmeden Meclis gündemine taşımayın. Ayrıca, bu alandaki tüm tasarıları ya hep birlikte eşzamanlı olarak ya da tek metin halinde sunmanın daha uygun olabileceğini de lütfen düşünün ve değerlendirin. Kaldı ki, tasarı bu haliyle, Anayasaya, sosyal devlet ve üniter devlet ilkelerine, evrensel kamu hizmeti anlayışına, kamu hizmetinin üretme yükümlülüğüne, yetki genişliği kavramına, kamuda çalışanların kazanılmış haklarına ağır ve kabul edilemez aykırılıklarla sakattır. Temel yasa tasarısı ve ilgili diğer yasa tasarıları, bu aşamada, toplumun örgütlü ve ilgili tüm kesimlerinin katkı ve katılımıyla yeniden tartışılarak, sakatlıklarından arındırılarak yeterince olgunlaştırılmalı ve üzerinde toplumsal bir uzlaşma sağlandıktan sonra Meclise sunulmalıdır. Acele edilmemeli, aceleye getirilmemelidir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İçişleri Bakanlığının sorumluluğunun önemli ve öncelikli bir bölümünü de, içgüvenlikle ilgili görevler oluşturmaktadır. Ulusumuzun, toplumumuzun özgün yapısıyla, ülkemizin ayrıcalıklı konumu, içgüvenlik alanında çok özel duyarlılıkların ve zorlukların da kaynağıdır. Bu duyarlılık ve zorlukların, giderek yükselmekte olduğunu da bilmekteyiz. Bu nedenle, içgüvenlik, kamu düzeni anlayışımızı ve örgütümüzü, bu yükseliş trendine uygun olarak sürekli geliştirmek, çağdaşlaştırmak göreviyle yüz yüzeyiz.
Polis eğitiminde üniversite ve yüksek eğitimin hedef alınması önemli bir aşamadır, çok önemli bir aşamadır; ancak, asıl önemli olan, öğrencinin ne için eğitildiğidir; çünkü, eğitim, bir tür üretimdir, insan odaklı bir üretimdir.
Polislik, sadece mesai saatleri içerisinde yapılan sıradan bir iş değil, bir kimliktir, bir kişiliktir, ahlaktır, insan sevgisidir. Polisi, çağdaş demokratik toplumun huzur, güven ve mutluluğunu sağlayacak polis olarak eğitmeliyiz. Hedefimiz, dürüst, çalışkan, cesur, adil, sabırlı, güvenilir, güleryüzlü, aydınlık yüzlü polis modeli olmalıdır. Eğitim programı da, bu tip polisi üretmeye elverişli olmalıdır.
Çağdaş içgüvenlik örgütü ve kavramı, artık, yasakların, şiddetin, zor ve zorlamanın simgesi değil, özgürlüklerin, haklılıkların, hukuk devletinin, laik demokratik cumhuriyetin ve toplumsal esenliğin güvencesi olmalıdır.
İnsanlarımız, artık, televizyon ekranlarında, herhangi bir toplantı ya da gösteri sırasında, gençleri ya da işçileri ya da memurları ya da diğer katılımcıları acımasızca döven, saçından sürükleyerek tıka basa araçlara dolduran güvenlik görevlilerinin can acıtan görüntülerini izlemek istemiyorlar. Bu tür görüntülerden mutsuz oluyorlar, üzüntü duyuyorlar, inciniyorlar, bu tür görüntüler son bulsun istiyorlar. Bu özlemi gerçekleştirmek, en öncelikli devlet görevi olarak algılanmalı ve bu doğrultuda gereken iyileştirmeler, bir dizi halinde, daha fazla ertelenmeden yerine getirilmelidir. Örneğin, polisin özlük hakları ve çalışma koşullarıyla ilgili, adlî kolluğun kurulmasıyla ilgili, yeni görev tanımıyla ilgili, yeni modern örgütlenme ve konuşlanma düzeniyle ilgili, ileri teknolojik donanımla ilgili MERNİS verilerinden yararlanarak nüfus ve kişi hareketlerini izlemeyle ilgili, en önemlisi yeni haberalma ve değerlendirmeyle ilgili iyileştirmeler yapılabilir ve polisin etkinliği artırılabilir.
Sayın milletvekilleri, özellikle, içgüvenlik örgütümüzün, çağdaş ölçütlere uygun olarak yeniden dizayn edilmesini öneriyorum. Yeni düzenleme, tüm ülke içgüvenliğini bir bütün olarak, yani, hem kentsel hem kırsal yerleşim alanlarını kapsamalıdır. Bu yaklaşımın doğal sonucu olarak, kırsal alana özgü yeni tür bir içgüvenlik örgütlenmesi de, artık, yapılandırılmalıdır. Bu konuda kimi çağdaş, demokratik ülkelerde olduğu gibi, sivil, profesyonel, özel eğitimli elemanlardan oluşacak kırsal polis örgütü modeli ya da benzeri bir yapı önerilebilir, tartışılabilir. Bu örgütlenme, yüzelli yılı aşan bir süredir kırsal alan içgüvenlik görevini başarıyla yürütmüş olan Jandarma Genel Komutanlığının eşgüdümü ve yönlendirmesiyle, hatta, bu kaynaktan gelecek komutan, yönetici ve uzmanların gönüllü katılımıyla, zaman içinde yeni yapıya dönüştürülerek, oluşturulabilir. Bu, bir planlama seçeneği olarak düşünülebilir. Önemli olan bu konunun, artık, ertelenmemesidir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu aşamada terör konusundaki görüşlerimi, eleştirilerimi ve kaygılarımı dikkatinize sunmak istiyorum: Özgün konumumuz ve koşullarımız nedeniyle, ulusumuz sürekli terör tehdidi altındadır. Bu durum, son otuz yıldır süregeldi ve bugünkü bölge ve dünya koşulları, kestirilebilir gelecekteki dünya koşulları nedeniyle de süregideceğe benzemektedir. Terörün, bu süreçte, geliş sürecinde yol boyunca teknik, nitelik, yöntem ve hedef değiştirerek, farklılaşmakta olduğunu, giderek, ilansız savaş, ilan edilmeden savaş düzeyine dönüştüğünü gözden kaçırmamalıyız.
Bugün tüm dünyayı tehdit eden yeni tür terör, yeni kuşak terördür; küresel donanımlı, kürsel yönelimli, küresel bağlantılı terördür. Doğru okumak zorundayız.
Kasım ayının ortalarında İstanbul'da yaşanan terör eylemleri sırasında, içgüvenlik örgütümüz, son derece enerjik bir çalışmayla olayların geliş sürecini ve sorumlularını saptamıştır. Bu, kutlanmayı hak eden bir başarıdır. Ancak, yine aynı eylemler ve özellikle beş gün arayla gerçekleştirilen ikinci aşama eylemler, içgüvenlik örgütümüzün terör girişimlerini ve örgütlerini önceden haber alma, hızla alarma geçme, izleme ve önleme konularında noksanlıkları olduğunu da göstermiştir. Bu somut göstergeler, bu noksanlıkların hızla tamamlanması zorunluluğunu da gündemimize taşımıştır.
Bu gereksinmeyi karşılamak bağlamında, sürekli stratejik çalışmalar yapan, gelecekteki terör tehdidinin olası boyutunu, şeklini kestirerek tehditle orantılı ve uygun önlemler geliştiren özel bir uzman birim oluşturulabilir.
Teröre karşı önleyici ve caydırıcı çalışma programı, toplumsal katkıyı, sivil toplum örgütleriyle dayanışmayı da kapsayacak yönde boyutlandırılmalıdır. Yani, değerli milletvekilleri, toplumun, terör karşısında bilgili, donanımlı ve aktif olarak tavır alma bilinci, ulusun dokusuna işlenmelidir.
Terörü önlemenin ve caydırmanın bir aracı da, sayın milletvekilleri, terör eylemcisini hiçbir aşamada bağışlamamaktır; küçük beklentilerle ona yakın görünmemektir; onu mazur görmemektir. Terör suçu tasarlayanlara verilecek en etkin mesaj, suç işleyenin, mutlaka, yakalanacağı, yargılanacağı, cezalandırılacağı, cezalandırılacağı ve cezasının sonuna kadar çektirileceği, yani infaz edileceği kararlılığıdır.
Ulusun ortak değerlerine, mutluluğuna kasteden terör suçunun, sıradan bir suç olmadığı, Anayasamızın ölüm cezası öngördüğü iki suç türünden biri olduğu, affedilemez, en azından kolay affedilemez bir suç olduğu bilincinin yaygınlaştırılması gerekmektedir. Devletine, toplumuna silah çekeni hoşgörmek, affetmek; devletine, toplumuna ve rejime sahip çıkanları cezalandırmakla eşanlamlıdır. Bu anlamda, Topluma Kazandırma Yasası yanlış ve yararsız olmuştur. Af ya da bağışlama, ancak ve sadece toplumsal barış aracı olarak, çok sarsıcı toplumsal olaylardan sonra ve çok sınırlı ölçüde kullanıldığında toplumun esenliğine katkı yapabilir. Topluma kazındırma maskesiyle, uyduruk bir gerekçeyle, yapay bir beklentiyle ve dış sipariş üzerine yasalaştırılan düzenlemeler, gördük ki, sorunu çözmedi, çözemedi, tüketmedi, tüketemedi; aksine, yeni sorun ve sorunlar üretti, yeni aşkın ve aşırı istem ve beklentiler üretti, o kadar. Dilerim, bu yanlışın gelecekteki bedeli daha ağır olmasın.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İçişleri Bakanlığı bütçesinin, Bakanlık örgütüne, toplumsal esenliğe ve mutluluğa katkı yapmasını, yararlı olmasını diliyorum.
Teşekkür ederim. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
55 konuşma daha · 22 Aralık 2003