İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 88. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

Hasan Macit

İstanbul Milletvekili · DSP

Genel Kurul, 88. Birleşim · 4. yasama yılı · 19 Nisan 2010 · 1.003 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasan Macit (DSP), 19 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 1.003 kelime.

Hasan Macit (DSP, İstanbul). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 19 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-macit-23-2010-04-19-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HASAN MACİT (İstanbul)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yüce heyetinizi şahsım ve Demokratik Sol Parti adına sevgi ve saygılarla selamlıyorum.

Barış ve Demokrasi Partisinin grup önerisinin aleyhinde söz aldım ama Barış ve Demokrasi Partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde araştırılması istemiyle istediği bu çocuklarımıza yönelik talebinin son derece haklı olduğunu düşünüyorum. Sadece bu yetmez. Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil eden siyasi partilerin grupları arasında genel bir mutabakatın sağlandığı taş atan çocuklarla ilgili yasal düzenlemenin de Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçmesiyle ilgili daha önceki yapılan görüşmeler ne yazık ki askıya alındı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye'nin, Türk halkının gerçek sorunlarını çözme yönünde, gerçek sorunlarını tartışma yönünde adım atmıyor ama Türk halkını çok fazla ilgilendirmeyen veyahut da bugün çok fazla ilgilendirmeyen konularla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemi dizayn edilmeye çalışılıyor.

Ben, esas, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bundan sonraki çalışma süresiyle ilgili alınacak kararın aleyhine söz almış bulunuyorum. Çünkü birazdan iktidar partisine mensup arkadaşlarımızın oylarıyla Anayasa değişikliğiyle ilgili bir gündem konuşulmaya başlanacak çünkü Sayın Başbakan bunun kararını daha önceden aldı, daha önceden kamuoyuyla paylaştı ve bu gündem doğrultusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi yoğun bir mesaiye başlayacak.

Değerli arkadaşlar, ben, Türk halkının gerçek gündeminin bu olmadığını, sanal bir gündemle meşgul edildiğini söyledim. Geçen hafta da bununla ilgili çok kısa bir açıklamayla işsizlikle ilgili çalışmalar veya işsizlikle ilgili düşüncelerimi paylaştım. Ben, tekrar, işsizlikle ilgili konuyu gündeme getirmek istiyorum.

Gerçekten, Türk halkının ocaklarına ateş düşüren en büyük sorunu, en büyük sıkıntısı işsizliktir ve işsizlikle ilgili bugün Milliyetçi Hareket Partisinin bir grup önerisi var; inşallah kabul edilir ve tartışılır ama kabul edilmeyeceğini düşünüyorum çünkü biraz önce söylediğim anlamda Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışma süresini Sayın Başbakan belirlemişti.

Değerli arkadaşlar, Demokratik Sol Parti olarak biz işsizlikle ilgili bir araştırma yaptırdık. Tarafsız bir araştırma şirketinin yaptığı araştırmanın çarpıcı birkaç tane verisini sizlerle paylaşmak istiyorum. İnşallah, bu verileri duyduğumuz zaman ne kadar sıkıntıda olduğunu insanlarımızın hatırlarız ve bu doğrultuda çalışma takvimimize işsizliği alırız diye düşünüyorum.

Büyük bir araştırma, ama çarpıcı bulduklarımı sizlerle paylaşmak istiyorum: İşsizlerin yüzde 38’i son altı aydır işsiz olduğunu, yüzde 13’ü ise beş yıldan uzun süredir işsiz olduğunu söylüyor. Yani, işsiz olanların yüzde 38’i altı aydır işsiz konumundalar ve işsizlerin yüzde 30’u vasıflı işçi, yüzde 24’ü ise vasıfsız işçi. Yani vasıfsız insanların iş bulamadığını biliyorduk ama vasıflı olan uzmanlaşmış insanların işsizlerin içerisinde büyük bir oranı teşkil etmiş olması düşündürücüdür diye düşünüyorum.

Her dört işsizden bir tanesi üniversite mezunu.

Daha önce çalışan işsizlerin yüzde 41’i son bir buçuk yılda kriz nedeniyle işinden ayrılmış.

Düşük eğitimliler sigortasız işlerde daha çok çalışmış, buna rağmen üniversite mezunlarının yüzde 37’si son işinde sigortasız çalışmış. Yani üniversite mezunu olan gençlerimizin yüzde 37’si sigortasız olarak son işinde çalışmışlar, ona rağmen işinden olmuşlar, işinden atılmışlar ve bu işsizlerin yüzde 6,7’si İşsizlik Fonu’ndan maaş alabiliyorlar. Bakın İşsizlik Fonu’nun devasa bir paraya ulaştığını, büyük miktarlarda parası olduğunu herkes biliyor, yazılıyor, çiziliyor, ama işsizlerin ancak yüzde 6,7’si buradan maaş alabiliyorlar. Demek ki İşsizlik Fonu’nun miktarı, kaynakları, Hükûmetin bütçe açıklarını kapatmak için veya yatırımlara kullanmak için değil, işsizlerle ilgili kullanılması gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, işsizlerin yüzde 51’inin 250 TL’nin altında birikmiş parası var. Yani işsizlerin yarın ailesine alacak ekmek parası yok, 250 liranın altında yüzde 51’inin bu kadar parası varmış.

Her 100 işsizin 42’sinin evinde çalışanı yok, yani bakacak, onun karnını doyuracak insanı yok.

Her 100 işsizden 56’sı “Mutlaka ve çok acele bir iş bulmalıyım.” diyor. İşsizlerin yüzde 54,5’u “900 liranın altında bir ücretle çalışmaya razıyım.” diyor. İşsizlerin yüzde 84,1’i “Mesleğin dışında bir iş bulursam çalışırım.” diyor. Yani yüzde 84’ü kendi mesleğinin dışında bir işe dahi razı olan konumda.

Gene aynı çok ilginç ve çarpıcı bir bulgu: Üniversitelerin mühendislik bölümünden mezun işsizlerin yüzde 67,2’si “Farklı bir sektörde iş bulursam çalışırım.” diyor. Devletimiz gencimizi okutmuş, mühendis kimliğiyle diplomasını vermiş, üniversiteden mezun olmuş ama bunların yüzde 67,2’si kendi mesleğinin dışında bir işte çalışmaya razı. Yani işsizliğin hangi boyutlarda olduğunu bu çarpıcı açıklamalarla herhâlde takdir edersiniz.

Acil iş arayanların yüzde 63,4’ü vasıfsız bir işte çalışabileceğini söylüyor. Her 100 işsizden yüzde 59’u asgari ücretle çalışmaya hazır olduğunu söylüyor. “Çok acil iş bulmalıyım.” diyenlerin yüzde 66,5’u asgari ücretle çalışabileceğini söylüyor. Üniversite mezunlarının yüzde 23,4’ü de “Sigortasız bir işte çalışırım.” diyor. Yani üniversiteyi bitirmiş yüzde 24’e yakın gencimiz sigortasız bir işte çalışmaya razı!

Değerli arkadaşlar, bu araştırma uzayıp gidiyor. Bu araştırmanın sonucuna göre intihar etmeyi düşünenlerin oranları çok yüksek. Evde ailesiyle her gün kavga ettiklerinin oranları çok yüksek. Bu nedenle işsizlik kronik bir hâle gelmiş ve ateş olmuş insanlarımızı, ailelerimizi yakıyor, ailelerimizi parçalıyor. Bundan daha önemli bir konu, daha önemli bir sorun olabilir mi? Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemini bu konu meşgul etmeyecek, bu konu konuşulmayacak da hangi konular konuşulacak!

Ne yazık ki bunlar böyle iken Hükûmetimizde de işsizlikle ilgili bir mutabakatın olmadığını görüyoruz. Çünkü Sayın Başbakanın bir söylemi: “Bana göre işsizlik yapısal değil sanal bir sorundur.” diyor. Ama, bazı bakanlarımız, yaptıkları açıklamalarda, işsizliğin yapısal bir sorun olduğunu, bunu çözebilmek için zaman aldığını söylüyor. Yani, Sayın Başbakanın işsizliğe bakışı ile bazı bakanların işsizliğe bakışının çok farklı olduğunu görüyoruz; önce, yürütmede işsizlikle ilgili mutabakatın olmadığını görüyoruz. Bu demektir ki, bu işsizliğe zaman ayıracak, vakit ayıracak veyahut da işsizliği konu edinecek bir gündem oluşmayacağı görülüyor; işte, birazdan, Anayasa’yla ilgili konular görüşülecek.

Değerli arkadaşlar, gerçekten, işsizlik, yapısal bir sorun hâline gelmiştir. Bugün, Türkiye’de nüfus artışı yıllık 700 bin olur iken nüfus artışına paralel bir istihdam olanağı sağlayabilmemiz için Türkiye'nin yılda yüzde 5 oranında büyümesi gerekiyor, ancak bu nüfus artışını istihdam edebiliriz. Stoktaki işsizleri eğer istihdam etme olanağımız, fırsatımız düşünülecek olursa bu büyüme oranının daha yüksek olması gerekiyor.

Hatta, işsizlik o kadar büyük boyutlara ulaşmış ki, TÜİK, sağ olsun, Hükûmetin işsizlik konusundaki bu beceriksizliğini, başarısızlığını kamuoyuyla paylaşmamak için, sokakta çöp toplayanları dahi işi var olarak gösteriyor ve kriterlere öyle konuları alıyor ki işsizliği az düşürebilmek için, daha önceden “Son dört haftada işe baktın mı, aradın mı?” sorusunu değiştiriyor, “Son iki haftada iş aradın mı?” diye dönüştürüyor. Yani bu şu demektir: İşsizliği olabildiğince aşağılara çekmek, olabildiğince azaltmak, kamuoyuna bu işsizlerin rakamını az göstermek için bir manipülasyondur. TÜİK’in, bugün, yürütmeye paralel olarak yürütmenin emrinde ve güdümünde işler hâle gelmiştir, bilimsel boyutu da tartışılır hâle gelmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

89 konuşma daha · 19 Nisan 2010

89 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook