Serbest bölgeler kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.446)
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 47. Birleşim · 4. yasama yılı · 13 Ocak 2010 · 862 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasip Kaplan, 13 Ocak 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SERBEST BÖLGELER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.446)); konuşma 862 kelime.
Hasip Kaplan (Şırnak). “Serbest bölgeler kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.446)”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 13 Ocak 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-01-13-serbest-bolgeler-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-446 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına 2’nci madde üzerinde söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Aslında biraz önce 2 grup başkan vekili arasında yaşanan bir tartışmaya tanık olduk. Çünkü bir önceki görüşmede bizim de benzer bir önergemiz vardı, özellikle FOB bedelinin yüzde 65’ine kadar indirilmesi yönünde ancak bu kabul edilmedi Genel Kurulda. Biz bunu söylerken, önerirken parti adına -yine Mersin Serbest Bölgesinde bulunan, ki 96’sı yabancı firma, bunun 415’i yerli firmadır yani Türkiye’de kurulu firmalar- biz, bu, Türkiye’deki firmalar ki böyle bir üretimin asgari haddinin yüzde 85’ini yurt dışına gönderme şartının yumuşatılmasının, aynı zamanda İzmir, Bursa, diğer serbest bölgelerde de Türkiye’deki firmaların çıkarına olacağını söylüyoruz. Ancak bu yasada biz de bu binde 5’in binde 1’e kadar indirilmesi konusunda hangi yabancı şirketlerin öncelikle bundan yararlanacağını ve ne kadar, Türkiye’yle, ihracat ve ithalat hacimleri olduğunu… Samimiyetle Hükûmeti, bunu teklif eden Grup Başkan Vekilini davet ediyoruz, Meclisi lütfen bilgilendirin. Bu kanun teklifini verdiniz. Hangi yabancı firmaların ithalat ve ihracatta Türkiye’deki rakamları nedir, neden üç ay sonra yürürlüğe giriyor -ki bu madde onunla ilgilidir- lütfen bu konuda bir açıklama yapın. Bu konuda açıklamaya davet ediyoruz. Kamuoyunun da bilgilenmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Değerli milletvekilleri, dün İsrail’de bir rezalet yaşandı. Büyükelçimize yapılanlar büyük bir oyunun parçaları gibi gözüküyor. Sadece aşağılama değil, sadece Türkiye Büyükelçisini aşağı bir koltukta oturtma değil, aynı zamanda İbranice, gazetecilere söylenen bazı sözler. Kurtlar Vadisi dizisiyle bağlantı kuruluyor ve bununla ilgili çağrıldığı söyleniyor. Ondan sonra, bugün bunun yankıları var. Peki, Meclis olarak, Hükûmetten, Dışişlerinden Meclise bu konuda bir bilgilendirme yapılması gerekmiyor mu? Gerçekten koalisyonun, Lieberman koalisyonunda İşçi Partisi Lideri ve Savunma Bakanı Ehud Barak’ın önümüzdeki hafta Türkiye’ye yapacağı ziyaret mi torpillenmek isteniyor, yani o koalisyonun kendi iç hesabı mı? Yoksa Haaretz gazetesine göre, bizzat Dışişleri Bakanının çevresinin bu konuda bakış açısı mı? Yoksa Suriye-Lübnan yakınlaşmasıyla Türkiye'nin Washington’da, ABD nezdindeki duruşuyla ilgili yeni bir dış politikanın sinyali mi? Bu konuda Türkiye Dışişleri Bakanının gelip Meclisi bilgilendirmesi gerekiyor. Çünkü Türkiye’de yaşanan birçok olayda Mossad’ın parmağının olduğunu biliyoruz. Bu şu demektir: Türkiye’de bundan sonra da yaşanacak birçok olayda bu tür şeyler artık karşımıza çıkacaktır. Bunun enine boyuna bu Mecliste tartışılması gerekir diye düşünüyoruz.
Burada küresel krizle ilgili bir konuyu konuşuyoruz ve buradan tekrar davet ediyorum teklif sahibini ve AK PARTİ Hükûmetini, hangi yabancı şirketler için bu yasa teklifini verdiniz? Krize çözüm arıyorsanız ben size krizle ilgili bir iki örnek vereceğim. Türkiye Cumhuriyeti devletinde bugüne kadar en büyük işçi kıyımını, en çok kadın işçi ve memuru görevinden alan parti kimdir, hangisidir? Bir kalem söyleyeceğim. AK PARTİ, “usta öğretici” olarak anaokullarında ana sınıfı öğretmenliği gibi bir görevi yapan, ek ders, altı dokuz yıldır çalışan ve hedefte, otuz altı ilde anaokulunda bu tür bir eğitimi zorunlu kılmaya çalışan bir çabada, tam 10 bin kadın usta öğreticinin bu yılbaşında işine son verdi, 10 bin kadın çalışanın işine son verdi. Bu dehşet verici bir şeydir. Tekel işçilerine yapılan ayrı bir konu. 15’inde bütün Tekel işçileri Ankara’ya yürüyor, açlık grevine gidiyor. 10 bin kadın işçiyi, kadın memuru… Çünkü statüsü 4/C midir, 4/B midir, o da belli değil. İşine gelince 657, işine gelince 4/C deniyor ve liseden sonra da üç yıl çocuk gelişimi eğitimi alan, ders, temizlik, eğitim, her şeyi yapan 10 bin tane kadın çalışanı kapı önüne bıraktınız. Bunda küresel krizin etkisi varsa buna çözüm bulmak Hükûmetin en vicdani görevi değil mi? Buradan açıklama bekliyorum.
Yine, şunu açıklıkla ifade etmek istiyorum… Sayın İçişleri Bakanımız burada. Telefonlarım durmadan çaldı. Hakkâri 235 gözaltı, 45 tutuklu, Muş 30 gözaltı, 27 tutuklu, Manisa 15, Bingöl 4, Manisa -bugün tekrar- 25, Mersin 69-46 tutuklu, 6 çocuk, ayrıca -çocukların sayısı da var- Adana 52-40, Şırnak 50-40 tutuklu, Bitlis 57. Sadece iki günde bana gelen gözaltılar partimizle ilgili olarak; Ege’den Güneydoğu’ya, Güneydoğu’dan İstanbul’a kadar.
Ne yapmak istiyorsunuz? Yani gerçekten… Başbakan çıkıyor diyor ki: “Kitabımızda baskıcılık yoktur.” Başbakan çıkıyor grubunda, Rusya’ya gitmeden önce, diyor ki: “Ne otoriterlik ne baskıcılık ne tahammülsüzlük ne vesayetçilik ne sivil diktacılık yoktur.” Ben de şunu sormak istiyorum: Her gün, her gün, her gün 1.500 tane parti yöneticimizi şu ana kadar gözaltılarda tutukladınız. 1.500 tane AKP’nin parti yöneticisi tutuklanmış olsaydı iktidar partisi olmasına rağmen çökerdi örgütleri ama çökertemezsiniz örgütümüzü, ayrı bir konu. Şunu anlatmak istiyorum: Siz EMASYA’ya davetiye mi çıkarmak istiyorsunuz? Yani sivil dikta konusu tartışmaları yapılan bir ortamda EMASYA Gizli Protokolü’yle… EMASYA Gizli Protokolü’yle –biliyorsunuz- bir yerde olay olduğu zaman komutan mülki amirleri de emri altına alıp bütün operasyonu yönetiyor. Eğer darbelere, diktalara karşıysanız 2005 yılında, Sayın Bakanım, niye uzattınız EMASYA Protokolü’nü? Niye bütün Avrupa Birliği ilerleme raporlarına, Katılım Ortaklığı Belgesi Raporu’na rağmen tek taraflı bu EMASYA Protokolü’nü kaldırmıyorsunuz? Yarın, bu EMASYA Protokolü’ne göre her gün Ergenekon soruşturmasında, şurada burada bulunan bombalar, lav silahları gibi silahlar -ki belli merkezlerde daha yoğun- bu inisiyatif etki altına alındığı zaman Meclisin, sivil idarenin, sivil Hükûmetin bu konuda denetiminden ve sorumluluğundan bahsedebilecek miyiz? Bu konuda Hükûmeti duyarlı olmaya davet ediyoruz.
Açılım yapayım derken yapılanlar karşısında, bu gözaltıların, partilere yönelik sadece yasal çalışma kapsamında kalınan açıklamalarla, terörle mücadele timlerinin Manisa gibi, Aydın gibi, Denizli gibi illerimizde il örgütlerimizin, ilçe örgütlerimizin, evlerine sabaha karşı baskınlarla alması, götürmesi ve aldığım bilgilere göre de bir tekinin katıldığı eylem olmadığı hâlde alınan insanlar var. Ne yapmak istiyorsunuz? Yani, DTP’yi kapattınız, kapatıldı…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
30 konuşma daha · 13 Ocak 2010