İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 62. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.610)

Hasip Kaplan

Şırnak Milletvekili ·

Genel Kurul, 62. Birleşim · 5. yasama yılı · 9 Şubat 2011 · 821 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasip Kaplan, 9 Şubat 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.610)); konuşma 821 kelime.

Hasip Kaplan (Şırnak). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.610)”. TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim tutanağı, 9 Şubat 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2011-02-09-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-hakkinda-s-2 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuştuğumuz konu bağımsız yargı olunca, adalet olunca ve hukuk devletlerinde yurttaşların sığınacağı son liman ve iktidar çoğunluklarına, totaliter rejimlere, diktalara ve darbelere karşı tek güvence hukuk, hukuk devleti ve bağımsız yargı olunca herkesin, her partinin, özellikle de iktidar partisinin yasa tekliflerinde, tasarılarında son derece özenli olması gerekiyor.

Biz Avrupa Birliği müzakere sürecinde olan bir ülkeyiz. Bir Ulusal Program burada kabul edildi AK PARTİ iktidar olmazdan önce. Bu Ulusal Program, Mecliste kabul edildi ve bağımsız yargıyla ilgili eksikliklerin neler olduğu orada teker teker yazıldı. Arkasından Katılım Ortaklığı Belgesi’nde yargıyla ilgili kriterler, Kopenhag kriterleri getirildi. Yine arkasından ilerleme raporunda bağımsız yargıya ilişkin eleştiriler yer aldı.

Şimdi doğruyu konuşalım. Birbirimizi başka konular üzerinden ve gerçek konunun dışına çıkarak, bağımsız yargıyı da konuşmayarak… Kaldı ki bu konuşulan konularda darbe, olağanüstü yargı, olağanüstü yönetimler söz konusu olduğu zaman, böylesi hassasiyetlerde biraz daha Meclisin birbirini anlaması ve ortaklaşması gerekiyor.

Şimdi, size şunu sormak istiyorum: Anayasanın 90’ıncı maddesiyle yapılan değişiklikle uluslararası sözleşmelerin, Türkiye iç hukukunda, iç hukukun, ulusal hukukun, kanunların üzerinde olduğu kabul edilmedi mi? Anayasa’da bu hüküm var. Peki, kabul edildi ve sonradan Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi de kabul edildi, adil yargılanma hakkı. Adil yargılanma hakkı, kişisel haklar, kişi ve güvenliği, özgürlüğü… Bütün bu konular bağımsız yargının güvencesi altında. Peki, düşünce ve örgütlenme özgürlüğü, gösteri yürüyüşleri hakkı… İşte, bu konular da aynı şekilde sözleşmelerin güvencesinde ve yargının güvencesinde.

Şimdi burada konuştuğumuz değişiklikler bunlara çözüm olabilecek mi? Gerçekten, burada bir madde önergesi var, yeni madde ihdas ediliyor hep böyle son dakikada, AKP alışkanlık hâline getirdi. Bu tür madde önermeleri var. Zaten e-yargı sistemi, bir düzen olarak yargılama sisteminde var. Biliyorsunuz, davaların açılması, UYAP sistemi, Avrupa Birliğinde de takdir gören projelerden birisi.

Ama bilgi işlem merkezi söz konusu olduğu zaman, buradaki unvanlara bakıyorum -önergenin, AK PARTİ’nin- ve Anayasa’yla karşılaştıracağım, sonra uygulamayla karşılaştıracağım ve sonra da vicdanınıza havale edeceğim. Bakın, burada, yazı işleri müdürü, şef, programcı, çözümleyici, bilgisayar işletmeni, zabıt kâtibi beş altı tane, üç tane sekreter, iki tane teknisyen, dört tane hizmetli… Arkadaşlar, bu bilgi işlem merkezi ise Türkiye’de adalet yanmıştır. Eğer bilgi işlem merkezini dijital adalet durumuna indirirseniz, sizin anladığınız bilgi işlem merkezi bu ise siz sınıfta çakmışsınız arkadaşlar. Bilgi işlem merkezi, zabıt kâtibi, mübaşir, sekreter, hizmetli işi değildir. Bunu anlayın artık. Hukuk, dünyada evrensel hukuk değerler yaratıyor. 21’inci yüzyılın hukukunu konuşuyoruz; insancıl hukuk, soykırım, insanlık suçu, uluslararası ceza mahkemesini konuşuyoruz. Bu bilişim hukukunda bu işin uzmanı, teknokratı, bunun akademisyeni, bilirkişisi, dil bileni, bunun en az eğitim düzeyiyle, en az bir fakültenin üstünde en az bir on yıllık birikimi, uluslararası hukuk tecrübesi olması gereken bir konu söz konusu.

Arkadaşlar, siz burada tarım ofisi kurmuyorsunuz. Farkında mısınız yaptığınızın? Siz bununla kimi kandırıyorsunuz, kiminle dalga geçiyorsunuz? Bunun farkında mısınız?

Bakın, Anayasa’nın 138’inci maddesi ne diyor? Çok açık: “Hiçbir makam, organ tavsiye ve telkinde bulunamaz.” Bu bilişim merkezini kurup başına da yürütmeyi, Hükûmeti koyuyorsunuz. Onu onlar kuracak, Adalet Bakanlığı denetleyecek. Hani yürütme, yasama, yargı bağımsızdı bu ülkede, demokrasinin teminatıydı?

Arkadaşlar, siz bağımsız yargıyı, sadece birkaç daire kurarak, hâkimlerin sayılarını artırarak çözeceğinize inanıyorsanız çok çok çok gerisindesiniz bağımsız yargının, adaletin. Böyle değil bu sistem. Bu sistem bir bütündür arkadaşlar. Bu sistem karakola düştüğünüz andan başlar. Adalet karakolda başlar, nezarette başlar, poliste başlar, ifadede başlar. Sonra savcı denetimindeki soruşturmayla sürer, yargı aşamasına gelir, mahkemelere gelir ve sonra Yargıtaya gelir. Siz bütün bu işlemleri, bu sıralamaları atlayarak gelirseniz ne olur biliyor musunuz? İşte, İçişleri Bakanımız burada. Bütün mahkeme arama kararları matbu olarak çıkıyor kalemlerden. Polisin elinde altı aylığına, Diyarbakır’da, süresiz, sınırsız arama kararları var. Bunun arşivini tutup bize bilgisini verebiliyor musunuz?

Bizim siyaset yapan arkadaşlarımız, Şırnak Belediye Başkanı bir basın açıklaması yaptı diye -bir basın açıklamasından- yedi yıl iki ay hapis cezası aldı. 10 tane il başkanımız on yıl ceza aldı. Siz bu oransız cezaların, adaletsizliğin kaynağında siyasallaşmış bir yargının olduğunun farkında mısınız? İçişleri Bakanlığının polisleri, ellerinde kamera, bizim bütün parti etkinliklerimizde kamerayı vatandaşın gözüne soka soka, GBT yaptıra yaptıra araç konvoylarımızı engelliyor, toplantılarımızı engelliyor; “Toplantıya katılanların GBT’sini araştırıyorum.” diyor. Böyle bir adalette demokrasi arayışı olur mu arkadaşlar?

Arkadaşlar, ayakları yere basan bir adalet anlayışı, bağımsız yargı için, bu bütçenin, savaşa ayrılan, güvenliğe ayrılan, orduya ayrılan, polise ayrılan, jandarmaya ayrılan, güvenlik devletine ayrılan bütçenin sadece yüzde 1’ini ayırırsanız adalete, bu ülkede adalet olmaz.

Şimdi burada hikâye tartışmalar yapıyorsunuz. Faili meçhul cinayetlere ret… “Darbeler araştırılsın, 35’inci madde kalksın…” Ret. Söyleminiz, teoriniz, pratiğiniz birbirini tutmuyor, ondan sonra getiriyorsunuz, burada sinir harbine döndürüyorsunuz, ondan sonra da çıkıyor ortaya üzücü durumlar.

Arkadaşlar, bu böyle olmaz. Yargıç teminatı olmadan, Türk yargıçlar… Bakın, açık söylüyorum, KCK davalarında Türk yargıçlar Kürt sanıklara acımasızca ceza verdiği sürece, isterse namaz kılsın isterse yargıç rakı içsin, bu ülkede hepsi aynı şekilde siyasallaşıp acımasızca ceza veriyorsa, hepsi de siyasallaşmışsa bu adaletten yargı ve adalet kararı çıkmaz. Bu eşitlik bütün yurttaşlar karşısında aynı adalet duygusuyla kurulmadığı sürece boştur, boş!

HALUK İPEK (Ankara)KCK’nın suç işleme özgürlüğü var mı?

HASİP KAPLAN (Devamla)“Siz biraz kendinize gelin.” diyoruz, “Bu yanlışlıklardan biraz cayın.” diyoruz.

Saygılarımla.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

79 konuşma daha · 9 Şubat 2011

79 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook