2005 mali yılı bütçe kan.tas.(10 uncu tur görüşmelerinde ) adalet bak.,yargıtay,milli eğitim bak.,yüksek öğr.kur.,üniversiteler
Van Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 40. Birleşim · 3. yasama yılı · 25 Aralık 2004 · 1.480 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Çelik (AK Parti), 25 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS.(10 UNCU TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) ADALET BAK.,YARGITAY,MİLLİ EĞİTİM BAK.,YÜKSEK ÖĞR.KUR.,ÜNİVERSİTELER); konuşma 1.480 kelime.
Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “2005 mali yılı bütçe kan.tas.(10 uncu tur görüşmelerinde ) adalet bak.,yargıtay,milli eğitim bak.,yüksek öğr.kur.,üniversiteler”. TBMM Genel Kurulu, 40. Birleşim tutanağı, 25 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-22-2004-12-25-2005-mali-yili-butce-kan-tas-10-uncu-tur-gorusmelerinde-adalet-bak (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle, Millî Eğitim Bakanlığı 2005 malî yılı bütçesinin hazırlanmasında büyük emekleri olan, başta Millî Eğitim Bakanlığı çalışanlarına, Plan ve Bütçe Komisyonunun Değerli Başkan ve üyelerine ve bu müzakerelerde takdirleriyle, tenkitleriyle, teklifleriyle katkıda bulunan, iktidara ve muhalefete mensup bütün milletvekili arkadaşlarıma huzurlarınızda teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, öncelikle, bir teşekkür borcumu ifa ederek konuşmak istiyorum. 2004 yılında Millî Eğitim Bakanlığının bütçesi, ilk defa bizim Hükümetimiz döneminde en büyük bakanlık bütçesi oldu, 2005 yılında da bu özelliğini sürdürmektedir. Bundan dolayı, başta Sayın Başbakanımız olmak üzere, Hükümetimize, Maliye Bakanımıza, Türkiye Büyük Millet Meclisine çok çok teşekkür ediyorum; bu iradeyi koyan, bu iradeyi sürdüren AK Parti yönetimine, siyasetine teşekkür ediyorum.
Şimdi, tabiî, biz, bunları söyledikten sonra, değerli muhalefet partisine mensup milletvekili arkadaşlarımız "efendim, bu böyledir; ama, hâlâ eğitimde birçok problem var; peki, Sayın Bakan, bu yeterli midir" şeklinde soru soruyorlar. Bir bakanlık bütçesinin en büyük bakanlık bütçesi olması, onun yeterli olduğu anlamına gelmez; biz, zaten, böyle bir şey söylemiyoruz. Bizim ekonomik pastamızın ebadı bellidir. Eğer, birileri çıkıp "adalete para ayırmayalım, köy hizmetlerine para ayırmayalım, tarıma para ayırmayalım, savunmaya para ayırmayalım, hariciyeye para ayırmayalım veya oraya ayırdıklarımızı keserek millî eğitime bunları aktaralım" diyorlarsa, bunu açıkça ifade etsinler. Şu anda Türkiye'nin içerisinde bulunduğu ekonomik durum itibariyle, Millî Eğitim Bakanlığına, yine, bütçeden en büyük pay verilmiştir. Ekonomik pasta büyüdükçe bu pay artacaktır; bunu, huzurlarınızda ifade etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım "yatırım bütçesi yeterli midir Sayın Bakan?! Bu, bir personel bütçesidir, personel maaşı bütçesidir" dediler. Değerli arkadaşlarım, OECD ülkelerinin eğitim yatırımlarının genel bütçe içerisindeki; yani, eğitim bakanlıkları bütçesi içerisindeki payı yüzde 8'dir. Türkiye'de, şu anda, bizim 2005 yılı bütçesinde, bu, yüzde 12,3'tür. Niçin diyeceksiniz, biz onlardan daha mı fazla yatırım yapıyoruz; hayır, oralarda öğrenci sayısı daha azdır. Londra'da yeni okul yapmaya falan gerek yok, ihtiyaç hissetmiyorlar. Bizim bu yıl okula başlayan öğrenci sayımız, değerli arkadaşlarım, 1 340 000 kişidir. Bu, ülkemizin genç nüfusundan kaynaklanan, ülkemizin demografik yapısından kaynaklanan bir durumdur. Bunu, sizlerle paylaşmak isterim.
Geldiğimizden beri yaptığımız bazı icraatları anlatarak, aynı zamanda arkadaşlarımın bazı eleştirilerine de cevap vermek istiyorum. Bizim Hükümetimiz döneminde, 58 inci ve 59 uncu AK Parti Hükümetleri döneminde, Türkiye'de, toplam 43 000 yeni öğretmen ataması yapılmıştır ve ben, rakamlarla konuşuyorum; bunlar, istatistikler, her şey ortada ve yine, iki yıllık iktidarımız süresi içerisinde 40 000 yeni derslik inşa edilmiştir. Şüphesiz ki, bunların hepsi konsolide bütçe imkânlarıyla yapılmamıştır. Bunların bir kısmı özel idare imkânlarıyla yapılmıştır, bir kısmı eğitime yüzde yüz destek kampanyası çerçevesinde hayırseverlerin katkılarıyla yapılmıştır; ama, netice itibariyle, bizim iki yıllık iktidarımız döneminde 40 000 yeni derslik inşa edilmiştir değerli arkadaşlarım ve binlerce okulumuz depreme karşı dayanıklı hale getirilmiştir, yani, güçlendirme yapılmıştır.
Eğitime yüzde yüz destek kampanyasıyla, eğitime, konsolide bütçe imkânlarının haricinde 1 milyar dolarlık ek kaynak sağlanmıştır.
Şimdi, yapılan güzellikleri, yapılan olumlu şeyleri eğer sayarsak, olumsuzlukları da birlikte masaya yatırıp, onları giderme ve çözme imkânını buluruz. Eğitime yüzde yüz destek kampanyası bütün hızıyla devam etmektedir. Daha dün, İstanbul'da, bir hayırsever vatandaşımızın yedinci okul olarak yaptırdığı okulu gidip açtım. Göztepe'de, Merdivenköy Mahallesinde, 24 derslikli okulu beş altı ay gibi bir sürede yaptırdı.
Van'ın Özalp İlçesinde, İstanbul'da oturan bir işadamı, 24 derslikli bir lisenin temelini dört ay önce attı. dört ay önce birlikte gidip temelini attık ve tam dört ay sonra gidip okulu açtık. Kerliferli bir lise, bütün yan üniteleriyle birlikte hizmete açılmıştır.
Sadece Edirne'de, Tekirdağ'da, Kırklareli'nde, Sinop'ta veya Mersin'de değil, ülkenin her tarafında eğitime yüzde yüz destek kampanyası, bu özellikte, bu güzellikte devam etmektedir.
"Haydi kızlar okula" diye bir kampanya açtık; sadece 2003'ün ilk altı ayında, şu veya bu sebepten dolayı okul dışında kalmış olan 40 000 kız çocuğumuz okullu hale getirilmiştir, 2004 yılının kesin rakamları henüz çıkmamıştır, kabataslak ilk belirlemelere göre, bu, 70 000'in üzerindedir. Yani, toplamda, 120 000 civarında, okul dışında kalmış olan kız çocuğumuz okullu hale getirilmiştir. UNICEF'le birlikte yürütülen bir kampanyadır. Sayın Başbakanımızın, Sayın Başbakanımızın değerli eşlerinin, milletvekillerimizin, il teşkilatlarımızın, valiliklerimizin bu konuda çok büyük gayretleri var; onlara teşekkür ediyorum.
Değerli arkadaşlarım, bakın, bu sene, 2005 yılı içerisinde, İstanbul'da, bilgi teknolojisi sınıfı olmayan okul kalmayacak. Sadece İstanbul'daki ilköğretim okullarının bilgi teknolojisi sınıfları için 13 trilyon para harcanmıştır. Bilgisayar ihalesi yapılmıştır ve 2005 yılının ilk aylarında İstanbul'daki bütün okullarımız, bu şekilde, bilgisayar teknolojisi, bilgi teknolojisi sınıflarına kavuşacaklardır. Peki, bunları görmezlikten gelmek mümkün müdür?!.
Biz, Millî Eğitim Bakanlığına geldikten sonra, Türkiye çapında 84 000 tane yeni bilgisayar gönderdik okullara. Bu, görülmez mi allahaşkına!..
Dedik ki, 2005 yılının sonuna kadar Türkiye'deki bütün okullarımıza, tek derslikli mezra okulları hariç, 43 000 küsur okulumuza internet bağlantısı sağlayacağız. Telekomun bize verdiği son rakamlara göre, bakın, 2004 yılının sonuna kadar, yani 31 Aralık itibariyle 18 000 rakamına ulaşacaklarını taahhüt ettiler bize. Modem ihalesinde gecikme olduğu için bir durağanlık dönemi yaşandı; ama, 18 000 rakamına ulaşılacak. Bunu görmemiz lazım.
Diğer taraftan, ücretsiz kitap dağıtımı 2003 yılında başlatıldı, 2004 yılında devam etti. 2004 yılında 83 119 000 kitap dağıtıldı. Sadece Türkiye'ye değil, 11 ülkeye gönderildi.
Biraz önce Sayın Altay gerçekten beni üzen bir ifade kullandı, dedi ki: "Sayın Cumhurbaşkanının resmi eğer kitaplarda olursa, bu, anormal değil, devleti temsil ediyor, Sayın Başbakanın resminin kitaplarda ne işi var."
Arkadaşlar, hiçbir ders kitabında Atatürk'ün dışında hiç kimsenin resmi yoktur. Ders kitabında Sayın Başbakanın resmi hiçbir zaman için yer almamıştır.
ENGİN ALTAY (Sinop)Kitapların içinde Sayın Bakan; kitapların içine poster koydunuz!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Müsaade edin.
Bakın, ders kitabında yer alması demek, kitabın baş tarafına, ilk sayfalarına bu resmin konması demektir; halbuki, Sayın Başbakanın, bir A4 kâğıdına, öğrencilerin yeni eğitim-öğretim yılını kutlayan, onlar için moral ve motivasyon unsuru olabilecek bazı ifadeler içeren, velilere, öğretmenlere, öğrencilere yönelik mesajlarının bulunduğu 1 sayfalık -arka tarafta da benim bir mesajımın bulunduğu- bir metin ders kitaplarının bulunduğu poşetin içerisine konmuştur.
MEHMET ZİYA YERGÖK (Adana)O da aynı!..
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Değerli arkadaşlarım, şunu söyleyeyim: Bakın, Sayın Başbakan oraya "AK Parti Genel Başkanı, Siirt Milletvekili" diye imza atmamıştır, oraya "Başbakan" sıfatıyla imza atmıştır, ben "Millî Eğitim Bakanı" sıfatıyla onu imzaladım. Biz, her gün genelgeler gönderiyoruz.
Öte taraftan, hali vakti yerinde olan tüccarın çocuğuna, zenginin çocuğuna niçin bu kitaplar veriliyor diye bize sorular soruyorsunuz. Allahaşkına... Şunu söyleyeyim: Değerli arkadaşlarım, yan yana oturan iki öğrenci düşünün. Siz, birine götürüp diyorsunuz ki, al, sen fakirsin, sana bu kitabı ücretsiz verdik. Hemen yanı başındaki de o kitabı almıyor veya ona vermiyorsunuz; o da zengindir. Bir sınıfta bu çocukların psikolojik durumunun, ruh halinin ne olacağını tahmin edebiliyor musunuz?! Dünyanın hiçbir yerinde, ücretsiz kitap uygulaması bu şekilde yapılmaz. Onun için, bunlara defalarca cevap verdiğimiz halde, arkadaşlarımız bunu tekrar tekrar soruyorlar, ben de tekrar tekrar cevap vereceğim. İktidarın görevi cevap vermektir, muhalefet de soracaktır.
Müfredatın hazırlanmasında yeteri katılımcılığı sağlayamadığımız, ideolojik davrandığımız, diğer sivil toplum örgütlerine, diğer kurumlara başvurmadığımız şeklinde bir eleştiri geldi; bu, çok haksız bir eleştiridir. Değerli arkadaşlar, 11 üniversite öğretim üyesinin içerisinde bulunduğu, 30 küsur sivil toplum örgütünün içerisinde bulunduğu bir süreç yaşanmıştır. Biz, bunu, defalarca kamuoyuna deklare ettik.
Bakın, ben, dün İstanbul'daydım. Bu sabah saat 8.00 uçağıyla İstanbul'dan döndüm. Saat 9.30'da Başkent Öğretmenevinde, ortaöğretim kurumları için hazırlanan yeni müfredatı görüşmek üzere, Türkiye'nin muhtelif bölgelerinden 100 kadar bilim adamı, sivil toplum örgütünün mensubu, kurum mensubu davet edilmişti ve biz, onlarla bir toplantı düzenledik. Bu toplantının açılışını yaptım ve buraya geldim. Şimdi, biz, bu katılımcılığı, her konuda Türkiye'nin birikiminden yararlanma ve birikimini paylaşma irademizi ortaya koyuyoruz. Ben, bu ithamları kesinlikle kabul etmiyorum, bunun haklı olmadığını düşünüyorum. Bununla ilgili bütün dokümanı da -kim katılmıştır, bu süreçte kimin görüşü alınmıştır, kim işin içerisinde vardır- bunun bütün detaylarını da her an sizlerle paylaşmaya hazırım.
Şimdi, bakın, biz, bütçeleri... Millî Eğitim Bakanlığının bütçesinin artışında, özellikle Sayın İnce bazı örnekler verdi ve dedi ki: "Özel Kalem Müdürlüğünün bütçesi niçin yüzde 50 artmıştır; Din Öğretimi Genel Müdürlüğünün bütçesi niye yüzde 21 artmış da, Kız Teknik Öğretim Genel Müdürlüğünün bütçesi yüzde 1 artmış?"
MUHARREM İNCE (Yalova)İlköğretim Genel Müdürlüğü...
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)İlköğretim Genel Müdürlüğünün bütçesi yüzde 16 artmış.
Değerli arkadaşlar, olay şu: Geçen yıl, biliyorsunuz, daha önce, 2003 yılında program bütçe dediğimiz, bazılarının torba dediği bütçe, 2004 yılından itibaren analitik bütçe olarak yapıldı. Geçen yıl, Özel Kalem Müdürlüğü bünyesinde çalışan 41 kişiyle ilgili sağlık giderleri buraya konulmamış; daha sonra, transferler yoluyla 300 milyar liralık bir transfer yapılmış ve bu giderilmiş; bu, burada görünmediği için, bu artış, çok büyük bir artış gibi görünüyor. Bu yıl, transfer yoluyla, aktarma yoluyla bunu giderme yerine, bizatihi bütçenin içine konulmuştur. Zaten, toplam rakam da 1,5 trilyon liradır. Yoksa, bu, hediyelerle, behiyyelerle, temsil ve ağırlama giderleriyle değildir; bu 1,5 trilyon lira, orada çalışan 41 insanın maaşı, sağlık gideri ve her şeyidir; mesele budur.
Bir de, Sayın İnce -bakın, bütçesi çok daha fazla artan- şimdi, Din Öğretimi Genel Müdürlüğü yüzde 21 artmış ya, oradan bir yere yol bulacak...
MUHARREM İNCE (Yalova)Niye bir yol bulayım; benim dinle ilgili bir problemim mi var?!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Başka şeylere...
MUHARREM İNCE (Yalova)Sizin olabilir; ama, benim yok.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Hayır... Bakın, müsaade edin...
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
27 konuşma daha · 25 Aralık 2004