Yükseköğretim kanununa geciçi maddeler eklenmesine dair kanun teklifi (s.s.799)
Van Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 62. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Şubat 2005 · 1.284 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Çelik (AK Parti), 23 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KANUNUNA GECİÇİ MADDELER EKLENMESİNE DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.799)); konuşma 1.284 kelime.
Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “Yükseköğretim kanununa geciçi maddeler eklenmesine dair kanun teklifi (s.s.799)”. TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim tutanağı, 23 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-22-2005-02-23-yuksekogretim-kanununa-gecici-maddeler-eklenmesine-dair-kanun-teklifi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan yasa teklifiyle ilgili olarak, Hükümet adına konuşmak üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunu temsilen konuşan değerli milletvekilimiz, İzmir Milletvekilimiz Sayın Mehmet Tekelioğlu, aslında, çok veciz bir şekilde belirtti. İki şeyi birbirine karıştırmamamız lazım. Ceza Kanununun hükümlerine tabi olarak mahkemeler tarafından mahkûm edilip de cezaevine atılan mahkûmların affedilmesiyle; yani, mahkemenin, bağımsız yargının mahkûm ettiği insanları affetmesi ile adı aftır diye öğrenci affını birbirine karıştırmamamız gerekiyor.
Muhalefetin değerli sözcüleri dediler ki, efendim, bu işi üniversiteye bırakmamız lazım, bu bir akademik meseledir, bunun kararını da üniversite vermelidir; biz niçin siyasî irade olarak bu işe müdahil oluyoruz. Siyasî irade, eğer, düşük not almış olan bir öğrencinin notunu yükseltse, bir dersten kalmış bir öğrenciyi geçmiş kabul etse veyahut da yüksek lisansını bitirememiş olan bir öğrenciye mastır payesi verse, doktorasını tamamlamamış olan bir doktora öğrencisine doktora unvanı verse, değerli arkadaşlarımın itirazları yerden göğe kadar haklı olur. Bu, akademik hayata müdahale olur, bilimsel olan bir meselede siyasî iradenin üzerine vazife olmayan bir işe karışması anlamına gelir; buna katılırım; ancak, biz burada, bu anlamda bir af çıkarmıyoruz. İster ekonomik sebeplerden ister başka sebeplerden dolayı üniversitelerle şu veya bu şekilde ilişiği kesilmiş olan öğrencilerimize yeni bir imkân veriyoruz, yeni bir fırsat veriyoruz. Onların geçip geçmeyeceğine, mastır öğrencisinin mastır programına dönüp dönmeyeceğine, daha doğrusu oradan başarılı olup olmayacağına karar verecek olan yine üniversitelerimizdir, yine oradaki akademisyenlerimizdir. Öncelikle, bunu çok net bir şekilde tespit etmemiz gerekiyor.
Değerli milletvekilleri, bu konu gündeme geldiği zaman biz şunu söyledik... Eğer, hükümet programımızı değerli arkadaşlarım okuduysa, orada, başarısız olan öğrenciler affedilecektir diye bir şey bulmayacaklardır. Hükümetin gündeminde de böyle bir mesele yoktu ve öğrenciler, özellikle mağdur olduğunu ifade eden öğrenciler, milletvekillerimize geliyorlardı, basın kuruluşlarına gidiyorlardı, sivil toplum örgütlerini devreye sokuyorlardı. Mesela, bana, sadece, Ankara Ticaret Odası Başkanı 25 000 imzadan oluşan iki büyük klasör takdim etti medyanın huzurunda, "bu, öğrencilerimizin talepleridir; Sayın Bakan, bunu sizden istirham ediyoruz" dediler. Ben şunu söyledim, her seferinde şunu söyledim, dedim ki: Öncelikle, bu affa konu olan öğrencilerimizin sayısı kaçtır; hangi sebeplerden dolayı bunlar başarısız duruma düşmüşlerdir veya üniversitelerle ilişikleri kesilmiştir; ekonomik sebeplerden dolayı mıdır, devamsızlık dolayısıyla mıdır, disiplinsizlik dolayısıyla mıdır veyahut da üniversitelerin yapmış oldukları uygulamaların mağdurları mıdırlar; bunu, net bir şekilde tespit etmemiz gerekiyor. Bir veriye dayanmadan, hani, altyapısını... Sayın Millî Eğitim Komisyonu Başkanımız "altyapısını oluşturuyoruz" derken, değerli bir milletvekilimiz diyor ki "peki nasıl oluşturdunuz altyapısını?" Bu teklifler gündeme geldiği zaman, komisyon tarafından bu teklifler bize görüş bildirmek üzere gönderildiği zaman, bizim yapacağımız şey şuydu: Yükseköğretim Kuruluna biz bunu resmen yazdık ve Yükseköğretim Kuruluna şunu sorduk, dedik ki: 2000 yılından, yani son öğrenci affından bu yana üniversitelerden ne kadar öğrencinin ilişiği kesilmiştir ve ilişik kesilme sebepleri nelerdir, lütfen bunu bize bildirin.
AHMET IŞIK (Konya)Ümmet Bey telefonla konuşuyor!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Şimdi, bunlar... Yükseköğretim Kurulu bu istediğimiz şeye cevap vermek yerine, affa katılmadıklarını, affın doğru olmayacağını bildiren bir yazı yazdılar. Biz teyiden bir yazı daha yazdık, dedik ki, biz sizden sayısal veriler istiyoruz ve neticede, değerli arkadaşlarım, bu sayısal veriler geldi. Sonuç şu: 677 000 öğrencinin üniversitelerden şu veya bu sebepten dolayı ilişiği kesilmiştir. Bunun 450 000 küsuru açıköğretim öğrencisidir, 224 000'e yakını da örgün öğrenimden, önlisans, lisans ve lisansüstü programlardan bir şekilde kaydı silinen öğrencilerdir.
Şimdi, biz bu manzarayı gördükten sonra, işin ebadını bu şekilde tespit ettikten sonra, biz, bir tasarı olarak yine bir şey getirmedik; çünkü, zaten, daha bu veriler elimize geçmeden önce bazı arkadaşlarımızın vermiş oldukları kanun teklifleri vardı.
Sayın Kandoğan diyor ki: "Önce kahramanlığı biz yaptık ve önce teklifi biz verdik." Sayın Kandoğan'ın ve İstanbul Milletvekili değerli arkadaşımız Sayın Emin Şirin Beyin vermiş oldukları kanun teklifleri -değerli arkadaşlar, buraya lütfen dikkat çekelim, çok büyük emek harcanarak bir şey yaptıklarını belki iddia ediyorlar- 2000 yılında çıkan affın, tarih hariç, kelimesi kelimesine aynısıdır.
İLYAS ARSLAN (Yozgat)Kopyacı bunlar, kopyacı!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Şimdi, bir de, bana gazeteciler sordular "AK Parti yöneticilerine her sorduğumuzda 'muhalefetten de böyle bir yaklaşım gelirse, muhalefet de bu işe katılırsa, biz bu işe sıcak bakarız' diyorlar, ne diyorsunuz; bakın, Doğru Yol Partisinin değerli bir mensubu böyle bir kanun teklifi vermiş" dediler. Ben de o zaman dedim ki, bizim muhalefetten kastımız -evet, doğru söylüyor- Cumhuriyet Halk Partisidir. Elbette, bir partinin Meclisteki sayısı, o partinin etkinliği, o partinin önemi veya önemsizliği anlamına gelmez; ben, bütün partileri bundan tenzih ederim; ancak, Mecliste bir Anamuhalefet Partisi vardır ve muhalefet olarak Meclisin işleyişinde de bu parti etkindir; bunu kastettim.
Bir de, niçin muhalefet ne düşünüyor meselesini soruyorsunuz; onu da cevaplandırayım.
Değerli arkadaşlarım, öğrenci afları ne zaman gündeme getirilmişse, bu, popülist bir yaklaşımdır şeklinde bir itirazla karşılaşılmış. Biz, Hükümet olarak, bugüne kadar, popülizm anlamına gelebilecek her şeyden kaçındık; bundan sonra da, böyle, basit, sığ popülist hesaplar yapmayacağız. Geniş halk kitlelerini ilgilendiren ve birçok değerli Cumhuriyet Halk Partili milletvekili arkadaşımın da... Ben, bunu komisyonda da söyledim; hatta, orada bazı arkadaşlarımız "işte, evet, benim" dediler; bu, bir yanlış olduğu için değil; onlar da, bana, defalarca "Sayın Bakan, birçok mağdur öğrenci var, ekonomik sebeplerden veya başka sebeplerden dolayı; lütfen, bir an önce bu meseleyi ele alalım ve bu affı çıkaralım" dediler. Dolayısıyla, biz, eğer Türkiye Büyük Millet Meclisinden konsensüs halinde böyle bir şey çıkarsa, bunun daha şık olacağını söyledik. Fakat, Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımız tavırlarını belirledikten sonra, affa taraftar olmadıklarını ifade ettikten sonra, biz dedik ki, biz, Türkiye Büyük Millet Meclisinde çoğunluğu olan bir partiyiz, bir hükümetiz; biz, kimsenin arkasına da sığınmayız; bu anlamda destek verirlerse müteşekkir oluruz, vermezlerse onlardan da imdat falan istemeyiz, biz bunu çıkarırız dedik. Aslında, bunun gizli saklı veyahut da topu taca atan bir tarafı yok; fakat, Sayın Kandoğan'ın söylediği bir şey var; AK Parti Grubundan, bu öğrencilere "siz, Sayın Ümmet Kandoğan'a gidin, çıkarsa çıkarsa, bu teklifi verse verse, o verir" demişler.
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)Doğru...
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Sayın Kandoğan, siz, tek başınıza bir arkadaşımızsınız, bu Parlamentonun saygıdeğer bir üyesisiniz, elbette nezdimizde sizin değeriniz büyüktür; ancak, unutmayın ki, siz, tek başınıza -He-man falan değilsiniz- böyle bir yasa teklifini de çıkaramazsınız. (AK Parti sıralarından alkışlar)
İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu)Ama, hiç kıymetini bilemediniz!
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Şimdi, bu Parlamento çoğunluğu, buradaki siyasal irade, buna "evet" demedikten sonra, bunu kabul etmedikten sonra, siz, istediğiniz kadar teklif verin, istediğiniz kadar başka şeyler yapın, bu yine çıkmaz. Onun için, çok da "ben" demekten hoşlanmayın, bu da çok hoş bir şey değil değerli arkadaşlar.
Bütün bu mağdur öğrenciler geldiği zaman, hepsi, doğrudan zatıâlinize gelmiş, bu da çok garip. Türkiye Büyük Millet Meclisinde 550 milletvekili var. Birçoğu size gelmiş olabilir. Size gelmiş olmaları, başkalarına gitmedikleri anlamına gelmez. Dolayısıyla, lütfen, meseleyi bu şekilde ele almayalım.
Değerli arkadaşlar, kaldı ki, burada, size hemen şunu ifade edeyim: Bu af, 2000 yılında çıkan affın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir süreyi kapsıyor; hangi sebeple olursa olsun, hangi gerekçeyle olursa olsun veya kendi arzusuyla üniversitelerden ilişiği kesilmiş olan bütün öğrencileri kapsamaktadır, buna göre hazırlanmıştır. Burada, başörtüsü polemiği yapmak, başörtüsü üzerinden... Genellikle, bizim Grubumuz, bizim Partimiz, bu tür değerler üzerinden siyaset yapmakla bazıları tarafından suçlanır; ama, lütfen, bunlar üzerinden birileri siyaset yapmasın ve bunu da ayıplıyorum. Ben, bir kez, bakın burada bir Cumhuriyet Halk Partili arkadaşımın bir konuşması üzerine söyledim. Başta Sayın Başbakan olmak üzere Partimizin bütün yöneticileri, genel başkan yardımcıları, grup başkanvekilleri, bütün yetkilileri, seçim meydanlarında, kutsal değerler üzerinden, başörtüsü üzerinden siyaset yapan, vaatte bulunan bir söylemle kesinlikle halka muhatap olmamışlardır.
ALİ ARSLAN (Muğla)Yine başörtüsü siyaseti yapıyorsun.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Her zaman şunu söyledik: Başörtüsü meselesi, toplumda konsensüsle halledilebilecek olan, bireysel hak ve özgürlükler, din ve vicdan özgürlüğü kapsamında ele alınabilecek olan bir meseledir. Bunu hep böyle söyledik, bundan sonra da böyle söylemeye devam edeceğiz.
Bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygılarımla tekrar selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 23 Şubat 2005