5447 sayılı yükseköğretim kurumları teşkilatı, kanunu yükseköğretim kanunu (s.s.1096)
Van Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 68. Birleşim · 4. yasama yılı · 28 Şubat 2006 · 681 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Çelik (AK Parti), 28 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 5447 SAYILI YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI, KANUNU YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU (S.S.1096)); konuşma 681 kelime.
Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “5447 sayılı yükseköğretim kurumları teşkilatı, kanunu yükseköğretim kanunu (s.s.1096)”. TBMM Genel Kurulu, 68. Birleşim tutanağı, 28 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-22-2006-02-28-5447-sayili-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunu-yuksekogretim-ka-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.
Sayın Adıyaman Milletvekilimiz Göksu'nun sorusuna cevap veriyorum.
Değerli arkadaşlar, ilçelerde fakülte kurulmaz diye bir kural yok. Nitekim, bunun çok fazla örneği var; ancak, illerde kurulan, bu 15 ilde kurulan üniversitelerimiz resmen kurulduktan sonra, rektörlükler, senatolar, yönetim kurulları oluştuktan sonra, onların alacakları kararlarla, eğer altyapıları müsaitse ve gerçekten gerekliyse, ülke menfaatları açısından uygunsa, teklifi yapılabilir, kurulabilir. Yani, bu yönde bir engel, yasal bir engel en azından, söz konusu değildir.
Tabelaların asılmasına gelince; malumunuz, biz şimdi, tekrar, bu yasayı görüşüp, Sayın Cumhurbaşkanımıza onay için gönderiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından onaylanıp Resmî Gazetede yayımlandıktan sonra, bu üniversiteler resmen kurulmuş olacak; dolayısıyla, tabelaları da asılmış olacak. Rektör atama prosedürü ile üniversitelerin resmen kurulmuş olma prosedürünün birbirinden farklı olarak değerlendirilmesi gerekiyor.
Sayın Gazalcı'nın, efendim, inat meselesi… "İnat" kelimesini doğru bulmuyorum. Biz, inatla iş yapmıyoruz, Türkiye Büyük Millet Meclisi, millet adına irade kullanıyor. Ortaya irade koymak ve bir hukuk metni üzerinde kendi görüşümüzde ısrarcı olmamız, bunun doğru olduğu… Doğru olduğuna inandığımız bir görüşte ısrarcı olmamızın "inat" kelimesiyle vasıflandırılmasını doğru bulmuyorum.
30 000 kadroyu… Biz, acaba, rektörleri onun için mi atıyoruz? Değerli milletvekilimizin bilmesi gereken bir şey var; biz, üniversite kuruyoruz, bostan kulübesi kurmuyoruz.
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)Bakanın üslubunu görüyorsunuz!..
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Üniversite kurduğunuz zaman, oraya kadro vereceksiniz. Kadro vermeseniz, niçin, kadro vermediniz?..
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)Vay vay benim güzel yurdum!..
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Hayır, kadro vermeseniz, niçin kadro vermediniz?.. Kadro verdiğiniz zaman "ha, buraya, demek ki, bu kadroları veriyorsunuz, rektörü siz atamak istiyorsunuz…"
Bir sefer şunun bilinmesinde fayda var: Akademik kadroların nasıl doldurulacağı, akademik kadrolara nasıl atama yapılacağı yasalarda bellidir. Sınavlar açılır, jürilere gider, gereken yapılır. İdarî kadrolara atama da merkezî sınavla olur. Diyelim ki, oraya bir memur tayin edecekseniz, siyasî bir kararla oraya memur tayin edemezsiniz. Önce, bildiğiniz gibi, KPSS, yani kamu personeli seçme sınavına girecek, Devlet Personel Başkanlığı tarafından, puanı yeterliyse, merkezî atama yapılacak. Kimse kendi kendisini bu konuda yanıltmasın.
Sayın Coşkunoğlu'nun sorusuna gelince; bu, daha önceki müzakerede de, Sayın Coşkunoğlu, gündeme gelmişti. "Efendim, üç yıl önce Uşak kampusu buna müsaitti, işte niçin geciktirildi?" Türkiye'de, bu 15 üniversite içerisinde, o gün müsait olanlar vardı, olmayanlar vardı, hazır olanlar vardı, olmayanlar vardı. Biz, 2003'te bu ülkeyi devraldığımız zaman, bırakın yeni üniversite kurmayı, mevcut üniversitelerdeki öğretim üyesine, öğretmene, işçiye maaş veremeyecek durumdaydık. Ekonomik gelişmeyle birlikte, siz, yeni üniversite kurarsınız. Bunlar için bütçe lazım, kadro lazım; bu, bir hesap kitap işidir Sayın Coşkunoğlu.
Sonra, 15 üniversitenin kurulmasıyla birlikte, buradaki fakültelerin, yüksekokulların ÖSYM kılavuzuna girmemesi diye bir şey söz konusu değil. Zaten şu anda… Diyelim ki, Uşak'ı ele alalım; Uşak'ta, Afyon Kocatepe Üniversitesine bağlı olarak şu anda faaliyetini sürdüren fakülteler, yüksekokullar varsa -ki, var- bunlar zaten kılavuza girmiş durumdadır. Yeni kurulan fakülteler ve yüksekokullar ise, ÖSYM'nin hazırladığı ÖSS kılavuzuna girmese bile, bildiğiniz gibi, daha sonra kurulan fakülteler oldukları için, ek kontenjanla yerleştirme yapılır. Burada bir mağduriyet, faaliyete geçmeme gibi bir durum söz konusu değil, bundan dolayı millete bir mazeret de anlatma, Sayın Cumhurbaşkanı geciktirdi veya şöyle oldu, böyle oldu şeklinde bir mazeretle halkın karşısına çıkmamız da gerekmez. Bu tamamen dediğim gibidir ve bunlar kılavuza girecektir.
Bir başka şey: YÖK'ün, efendim, görüşünü niçin almıyoruz meselesine gelince; değerli milletvekilleri, tekrar bir şeyin altını çizmek istiyorum; zaten, bakın, YÖK sistemi içerisinde profesör olmuş, Üniversitelerarası Kurulun ortaya koyduğu kriterlere göre profesörlük unvanını alan, akademik unvanını alan insanlar arasından bu atama yapılıyor. Dolayısıyla, biz, sadece profesör unvanına sahip olan insanlardan üç kişiyi Sayın Cumhurbaşkanına teklif ediyoruz. Şimdi, YÖK yapınca, bunu doğru yapıyor diye iddia eden var mı içinizde? Bir üniversitede seçim yapılıyor, birisi 4 oy alıyor, birisi 400 oy alıyor; YÖK, 4 oy alanı Sayın Cumhurbaşkanına üç isim arasında gönderiyor, 400 oy alanı da, icabında, kesinlikle diskalifiye ediyor, kenara atıyor. YÖK yapınca bunu doğru yapar, siyasetçi yapınca bunu yanlış yapar şeklinde bir duygu içerisinde, bir düşünce içerisinde olmanızı doğru bulmuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
OSMAN COŞKUNOĞLU (Uşak)Hiç olmazsa danışılabilir Sayın Bakan.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Sayın Sıvacıoğlu, sizin sorunuz biraz teknik araştırma gerektirir. Sizin ve Sayın Işık'ın sorusuna yazılı cevap vereyim; süremi aşmak istemiyorum.
Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
36 konuşma daha · 28 Şubat 2006