İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 60. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türk dünyasının milli şairi bahtiyar vahapzade'nin vefatı münasebeti hk

Hüseyin Çelik

Van Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 60. Birleşim · 3. yasama yılı · 19 Şubat 2009 · 646 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hüseyin Çelik (AK Parti), 19 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK DÜNYASININ MİLLİ ŞAİRİ BAHTİYAR VAHAPZADE'NİN VEFATI MÜNASEBETİ HK); konuşma 646 kelime.

Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “Türk dünyasının milli şairi bahtiyar vahapzade'nin vefatı münasebeti hk”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 19 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-23-2009-02-19-turk-dunyasinin-milli-sairi-bahtiyar-vahapzade-nin-vefati-munasebeti-h (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum.

Sayın Erdoğan’ın… Sadece bütçe imkânlarıyla, konsolide bütçenin imkânlarıyla yetinilmeyip, topyekûn Türkiye'nin potansiyelini eğitim adına seferber etme ve bununla ilgili olarak kamuoyu memnuniyetiyle ilgili geri dönüşleri biz de alıyoruz ve zaten bundan dolayıdır ki o politikalarımıza devam ediyoruz.

Sayın Bulut’un Lale Kahraman ve Nuray Yavuz isimli, üniversitede daha önce devlet memuru olan ve Millî Eğitim Bakanlığına öğretmen olarak naklen geçen 2 arkadaşımızla ilgili sorusuyla ilgili olarak da söyleyeceğim şey şudur arkadaşlar: Naklen atamalar hiçbir atama dönemiyle sınırlı değildir. Bugün, diyelim ki biz 25 Şubatta öğretmen ataması yapacağız. Eğer boş kadromuz ve pozisyonumuz varsa bir başka kurumdan ama öğretmenlik diplomasına sahip ama pedagojik formasyona sahip olan birisi bize müracaat ettiği zaman bu şartları taşıyorsa ve devlet memuru olma özelliğine sahipse biz onu naklen atayabiliriz. Bu kesinlikle yasalara uygundur, yönetmeliklere uygundur; aykırı hiçbir tarafı yoktur Sayın Bulut ve bu uygulama devam ediyor. Burada herhangi bir anormallik yok.

Şimdi, Sayın Taner’in “Efendim, bu, kamu vicdanını yaralıyor, kamu vicdanına uygun mudur?” Benim vicdanıma da uygundur, kamunun vicdanına da uygundur çünkü biz bu yolla eğitime ekstra bir kaynak ayırmış oluyoruz. Tekrar altını çizmek istiyorum: Burada okuyacak öğrencilerin yüzde 70’i burslu olarak okutulacaktır ve bunlardan bir para almayacaktır. Devlet zaten bu öğrencileri okutmak zorundadır. Biz bunlara kaynak aktarıyoruz ve üstelik, dediğim gibi, kalkınmada öncelikli yörelere bir imkân hazırlanıyor, bunu defalarca söyledim arkadaşlar. Dediğim gibi, görüş farklılığı olabilir, bunu da saygıyla karşılıyorum, siz öyle bakıyorsunuz, biz böyle bakıyoruz.

Sayın Asil’in, “Efendim, millî eğitim müdür yardımcıları, şube müdürleri veya müfettişlerle ilgili olarak ek ders ücretlerine dayalı bir iyileştirmenin yerine kalıcı bir çözüm getirilemez mi? Ücretler az olduğu için ders ücretiyle bunlar telafi ediliyor.” şeklinde bir sorusu var arkadaşlar. Bizim millî eğitim müdür yardımcılarımız, şube müdürlerimiz, okul müdürlerimiz eğitim-öğretim hizmetleri sınıfında olan insanlardır. Onların, okul müdürünün bir makam tazminatı parası ayrıca yoktur, yani müdürlükten dolayı ayrıca bir geliri yoktur çünkü Millî Eğitimin yapısı gereği bu böyledir. Ek ders ücreti okul müdürü altı saat de girse makam tazminatı karşılığında -bu, bugün başlayan bir şey değildir, yıllardan beri böyledir- kendilerine ödenmektedir. Yani maaşları düşük olduğu için verilen bir şey değil, onlar için getirilmiş olan müktesep bir haktır ve bu verilmeye devam ediliyor.

Ha, “Devlet memurlarının maaşları daha fazla olmalı mıdır?” diye sorarsanız, evet, olmalıdır. Bizim, devletimizin imkânlarını, milletimizin imkânları ile kamu personelinin ihtiyaçlarını örtüştürmemiz lazım. Olmayan bir kaynağı kimse kimseye veremez. Bu anlamda da popülizm yapmak doğru değil. İmkânlarımız ölçüsünde memurumuzu enflasyona ezdirmemek, refah payını da üstüne koymak kaydıyla bir ücret politikamız var.

Sayın Akkuş’un sözünü ettiği, bir vakıf üniversitesinden devlet üniversitesine naklen geçmişse öğrenci… Öğrenciler, biliyorsunuz, üniversitelere kayıtlarını yaparken, vakıf üniversitelerine, bir taahhüt senedi imzalarlar. O senet üniversite ile kişi arasında bir sözleşmedir, o sözleşmenin hükmü neyse ona göre işlem yapılması gerekiyor.

AKİF AKKUŞ (Mersin)Ama Sayın Bakanım, hizmet vermiyor ki! Çocukların, gasbediyor parasını.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Bakın, Sayın Akkuş, altını çiziyorum: Siz gidersiniz bir otele rezervasyon yaparsınız, gece gidip orada kalmazsınız, siz orayı kapattığınız için, sizin yerinize kimseyi alıp oradan para tahsil etme şansları olmadığı için o parayı sizden alırlar.

AKİF AKKUŞ (Mersin)Alıyorlar, almaz olurlar mı?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Ben meseleyi, bakın, örneklendiriyorum. Aranızdaki sözleşme neyse, öğrenci ile üniversite arasındaki sözleşmenin hükümleri neyse… Türkiye bir hukuk devletidir, eğer bir hukuksuzluk varsa öğrenci mahkemeye müracaat eder. Bireysel hukuka giren bir meseledir bu.

Sayın Yıldız’ın Bakaloryayla ilgili olarak “TOBB Üniversitesi Senatosu karar verebilir mi?” Bir şeyin daha altını çizeyim: Tepeden tırnağa metni okuduğunuz zaman, burada Millî Eğitim Bakanlığının onayı olmadan hiçbir şeyin geçerliliği olmayacaktır. Bakalorya, aslında, evet, bir ortaöğretim programıdır ama üniversiteye kabulde esas kıstas kabul edilen bir şeydir. Türkiye'de üniversiteye geçişleri ve üniversiteye kabulleri Yükseköğretim Kurulu yapıyor biliyorsunuz, yani bir Yükseköğretim Kurulu bu işlere karar veriyor. O çerçevede onlar karar verebildiği gibi TOBB Üniversitesi de Bakaloryayla ilgili şüphesiz ki bir karar verebilir ama bizim onayımız olmadan hiçbir şeyin geçerliliği olmayacaktır.

Sayın Başkan, arz ederim.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

52 konuşma daha · 19 Şubat 2009

52 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook