İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 17. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında kanuna geçici madde eklenmesi (s.s. 275)

Hüseyin Ekmekcioğlu

Antalya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 17. Birleşim · 2. yasama yılı · 12 Kasım 2003 · 717 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hüseyin Ekmekcioğlu (CHP), 12 Kasım 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA KANUNA GEÇİCİ MADDE EKLENMESİ (S.S. 275)); konuşma 717 kelime.

Hüseyin Ekmekcioğlu (CHP, Antalya). “Türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında kanuna geçici madde eklenmesi (s.s. 275)”. TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim tutanağı, 12 Kasım 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ekmekcioglu-22-2003-11-12-turkiye-bilimsel-ve-teknik-arastirma-kurumu-kurulmasi-hakkinda-kanuna (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Antalya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; TÜBİTAK Yasa Tasarısıyla ilgili görüşlerimi belirtmek üzere söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

TÜBİTAK, 1963 yılında, ülkede bilim ve teknoloji alanında araştırma-geliştirme çalışmalarını desteklemek, geliştirmek, düzenlemek ve koordine etmek amacıyla kurulmuştur.

TÜBİTAK, bugün, ülkenin bilim ve teknoloji platformunda özel yeri olan saygın bir kurum haline gelmiştir. kırk yıllık bir geçmişe, idarî ve malî özerkliğe sahip olan bu kurum, ulusal bilgi birikimi ve teknolojisinin yaratılmasının en önemli kilometre taşlarından biridir.

Bilim ve teknoloji alanında gelişmenin olmazsa olmaz koşullarından birinin, idarî ve malî özerklikle sağlanabilen bilimsel özgürlük olduğu bilinmektedir. AKP Hükümeti ise, kendi istediği kişileri atayarak, Bilim Kurulu ve başkan aracılığıyla bu özerkliği istediği gibi değiştirmek istemektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; TÜBİTAK başkanı, 1963 yılında çıkarılan yasaya göre, o tarihten beri Bilim Kurulu tarafından seçiliyor. Peki, şimdi ne oldu da bu uygulamadan vazgeçme ihtiyacı doğdu? Yasa tasarısının gerekçesinde, başkanlığın ve 6 Bilim Kurulu üyeliğinin boşalmış olması nedeniyle, başkanla birlikte 13 kişiden oluşan Bilim Kurulunun yeni üyelerini seçme görevini yerine getiremeyeceğinin anlaşıldığı, bu tıkanıklığı aşabilmek için Başbakanın müdahalesine gerek bulunduğu öne sürülmektedir. Oysa, süreç, anlatılandan daha farklı gelişmiştir. Ortada bir tıkanıklık olduğu doğrudur; ama, bu tıkanıklık kurumdan değil, bizzat hükümetten kaynaklanmaktadır.

Dört yıldan bu yana TÜBİTAK Başkanlığı görevini yapmakta olan Prof. Dr. Sayın Namık Kemal Pak'ın görev süresi 30 Mayıs 2003'te dolmuştur. Bilim Kurulu, Sayın Namık Kemal Pak'ı oybirliğiyle yeniden başkanlığa seçerek durumu Başbakanlığa bildirmiştir. Aradan beş aydan fazla zaman geçmesine rağmen, dosya, Başbakanlık tarafından Cumhurbaşkanlığına sunulmadığı için yasal süreç tamamlanamamıştır. 21 Eylül 2003'te görev süresi dolan 6 Bilim Kurulu üyesinin yerini alacak üyeler, yasa gereğince, Bilim Kurulunun 20 Eylül 2003 tarihli toplantısında seçilmiştir. Bu kişilerin isimleri, onaylanmak üzere Başbakanlığa gönderilmiştir; yani, yasal prosedür yerine getirilmiştir; ancak, ne hikmetse, Başbakanlık, bu yasal süreci tamamlamamıştır; yani, yasa tasarısının gerekçesinde öne sürülen tıkanıklık, bizzat hükümet tarafından yaratılmıştır. Bu nedenle, TÜBİTAK, vekil başkan tarafından yönetilmektedir. Yasa tasarısı, yasaya göre seçilenlerin yerine, bir defaya mahsus olmak üzere, atanmışları getirmeyi öngörmektedir.

Bilim adamlarımızı karalamayalım; hele hele, murakıp raporları kesinleşmeden... Altı aydır, murakıpları niye çalıştırmadınız, konuyu niye sonuçlandırmadınız?! Siz, hükümetsiniz. 6 Bilim Kurulu üyesinin de görev süresinin tamamlanmasını mı beklediniz? Mevcut tıkanıklığı hükümet yarattığına göre, bu uygulamadan beklenen nedir? Hükümet, TÜBİTAK'ı ve kurumun gerçekleştirdiği bilimsel araştırma ve projeleri bu yolla mı siyasî denetimi altına almak istemektedir?

Ayrıca, yapılan bu uygulama sonucu, atama yoluyla gelen kişiler, kendi aralarında ne denli saygın ve bilimsel başarıya sahip olurlarsa olsunlar, konumları tartışma konusu yapılacak ve bu durumdan zarar göreceklerdir; çünkü, hükümetin bu uygulaması, apaçıktır ki, TÜBİTAK'ta kadrolaşma amacını gütmektedir. Hükümet, TÜBİTAK'ı, geri dönülmeyecek bir biçimde siyasî denetim altına almaya çalışmaktadır.

Sayın milletvekilleri, ilginç olan bir başka nokta ise tasarının gerekçesidir. Hükümetin, Başkanının atanması ve Bilim Kurulunun oluşması konusunda kendi sorumluluğunu zamanında yerine getirmemesinden kaynaklanan durum, şimdi, ilginç bir biçimde, tasarının gerekçesini oluşturmaktadır. Tasarının gerekçesinin hiçbir inandırıcılığı bulunmamaktadır.

Siyasî kadrolaşma yoluyla bilimsel çalışma ortamının yok edilmesi ya da siyasal amaçlara hizmet eden yeni bir bilim anlayışı halkımızın çıkarlarıyla bağdaşmamaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, sözlerinizi tamamlar mısınız.

HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Devamla)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Olması gereken, bilimin topluma yayılması, bilimsel düşüncenin egemen kılınmasıdır.

Kaldı ki, tasarı, gerek sebep unsuru gerek amaç unsuru gerekse konu unsuru açısından Anayasaya aykırıdır.

Hiçbir hukuk düzeni, kişilerin kendi kusurlu davranışları sonucunda meydana gelen bir durumu bahane ederek, amaçladıkları bir sonuca ulaşabilmelerini desteklemez.

Mevcut yasalara bilerek aykırı davranan kimselerin iyi niyet sahibi olduğu da ileri sürülemez.

Siyasî iktidarlar geçici, özerk bilimsel kurumlar kalıcıdır. Atama kapısı bir kez aralandığında, gelecek iktidarların tavrı merak edilir. Bu nedenle, siyasî iktidarların, özerk bilimsel kurumları siyasî müdahale alanı olarak görmesi ve salt bu açıdan çözüm araması yanlıştır, kabul edilemez.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; TÜBİTAK, 1995'te endüstriyel ar-ge faaliyetlerinin de desteklenmeye başlanılmasından sonra iktidarların ilgi odağı oldu. Refahyol Hükümeti döneminde, Başbakan Sayın Necmettin Erbakan da, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Tosun Terzioğlu ve Bilim Kurulunu değiştirmek istemişti.

Yarım kalmış bir iş mi vardır?.. Nedir arkadaşlar, bilimden, teknolojiden istenilen?.. Bari, bilim adamlarımızı rahat bırakalım. Lütfen takıyye yapmayalım. Geçmişte, dinî siyasîleştirmek isteyenlerin durumunu hepiniz gördünüz. Bilimi, ilmi siyasîleştirmek isteyenlerin de sonu farklı olmayacaktır.

Gerçek niyetiniz neyse, açık açık ortaya koyunuz. Şimdi, gözünüzü bilim ve teknolojiye mi diktiniz?.. Onu da mı siyasete konu edeceksiniz?..

Bu anlamda, bu tasarının, doğru, kabul edilebilir bir tarafı yoktur. Doğru olan, hükümetin bu yanlıştan dönerek tasarıyı geri çekmesidir.

Bu duygu ve düşüncelerimle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

27 konuşma daha · 12 Kasım 2003

27 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook