Çevre kanununda değişiklik yapılması kanunu (s.s 871)
Mersin Milletvekili · Anavatan Partisi
Genel Kurul, 94. Birleşim · 4. yasama yılı · 26 Nisan 2006 · 1.277 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Güler (Anavatan Partisi), 26 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEVRE KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI KANUNU (S.S 871)); konuşma 1.277 kelime.
Hüseyin Güler (Anavatan Partisi, Mersin). “Çevre kanununda değişiklik yapılması kanunu (s.s 871)”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 26 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-guler-22-2006-04-26-cevre-kanununda-degisiklik-yapilmasi-kanunu-s-s-871 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA HÜSEYİN GÜLER (Mersin)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çevre Kanunu üzerine, ikinci bölüm üzerine, Grubum adına, Anavatan Partisi Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
İşin ruhuna baktığımız zaman, uygulanabilir ve sürdürülebilir bir kanun içeriği açısından değerlendirdiğimizde, maalesef, buna "evet" demek mümkün değil. Avrupa Birliğinin çevre gibi bir dayatmasıyla karşı karşıyayız. Evet, bu kanunun içeriğinde olmalı mı, altına imzamızı atarız; ama, ülkemin koşulları içerisinde baktığımız zaman, bu sürecin, pratik hayatta yürümeyeceğini hepimiz göreceğiz ve görmekteyiz.
İşin özü itibariyle sorgulandığında, Çevre Bakanlığı gibi, gerek altyapısı, teknik çalışan personeli konusu da dahil olmak üzere, denetim mekanizmasından yoksun olmak üzere baktığımızda, verilen imkânlar değerlendirildiğinde, bu kanunun pratik hayatta uygulanması mümkün değil; ama, Avrupa Birliğine uyum süreci içerisinde buna uygun mevzuat sadece şeklen olsun; onun haricinde içerik ve şekil, maalesef, eksik kalacak.
Bu toplumun günübirlik yaşadığının en önemli göstergelerinden biri, maalesef, medyanın hassasiyeti doğrultusunda reflekslerimizle yanıt vermeye çalışıyoruz.
Çevre deyince, sadece bir sonuçla algılıyoruz kendimize. Tuzla'daki çıkan variller, günübirlik, iki üç günlük tepkimizle, olağanüstü bir refleksle tepkimizi koyduk, duyarlılığımızı sergilediğimizi zannettik. O, şöyle bir sonuç gösterdi; ne kadar tesadüfen yaşadığımızı gösterdi.
Sayın Bakan anlattıkça tüylerim ürperiyor. Dört yıldır neredesiniz allahaşkına?! Geçmişin hükümetlerine, geçmişin belediyelerine eleştiri veya suçlu ilan etmek sizi aklamaz, sizin sorumluluğunuzdan kaçmanıza vesile olmaz.
Biraz önce Sayın Salih Kapusuz söyledi, bu kanunun bir yıldan önce Genel Kurula gelmemesinin sebebini açıkladı; dediki: "Daha önce 2 tane yönetmelik hayata geçirildi, bizim dönemimizde ise 20 tane." Beyler, bu, başarı değil, beceriksizlik. 20 tane yönetmelikle, eğer, günübirlik, sürekli bunu gündeme getirerek yaşamı çevre konusunda düzenlemeye çalışıyorsanız, bu sizin eksikliğiniz. 20 tane yönetmelikle bu ülke yönetilmez. Hele çevre gibi hassas bir konu, bu kadar duyarlıyken, iktidara bakıyorum, maalesef, duyarsızlığı had safhada.
Dünkü ilk, birinci kanun ve genel konunun üzerinde konuşulduğu zaman, toplam 13 tane genelge verildi; pardon, değişiklik önergesi verildi. 4'ünü biz Anavatan olarak verdik, maalesef, hiçbirine, son derece makul olmasına karşın, 1'ine "evet" demediniz. İşinize geldiği zaman, Avrupa Birliği uyum sürecinde, muhalefetiyle iktidarıyla çıkartıp kamuoyuna öyle bir mesaj verirken, çevre gibi hassas bir konuda, tüm tecrübe ve deneyimleri burada aktardığımızda, maalesef, bu sese kulak vermediniz ve 8 tane değişiklik önergesini siz verdiniz, bir de Sayın Ertuğrul Yalçınbayır verdi. Kendi iktidar arkadaşınızın verdiği önergeye dahi sıcak bakmadınız. Ondan sonra da kamuoyunda demokrasi tartışmalarına giriliyor: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir…
Sayın Salih Kapusuz diyor ki: "Meclis çok çalışıyor." Lütfen, çalışmıyoruz ya!.. Sadece, kabul edenler, etmeyenler… Refleks olmuş; daha, Sayın Başkan bir kanun metnine başlamadan önce, hemen eller yukarı. Ne oluyor arkadaşlar?!. Eğer, milletin adına burada görev yapacaksak, bu tecrübelerimize lütfen kulak verin; ama, sizin böyle bir duyarlılığınızı görememekteyiz. Hep örnek vermeye çalışıyorum; iyi bir emir eri gibi, görev yapmaya çalışıyorsunuz. En ufak duyarlığınız, en ufak bir birikiminizi, burada, gelip, kamuoyuyla paylaşma gibi reflekse bile sahip değilsiniz; maalesef, Meclis adına da şanssızlık. Hep söyledik, bu ülkenin kaderi, maalesef, AKP İktidarıyla, dört yıl bir kayıp yılı… Kayıp yılı… Geçmiş aranıyor. Geçmişinde, o uzlaşı kültürüyle, koalisyonlar dönemindeki hükümetin icraatlarına baktığımızda, bugünden çok daha aranır halde.
Sizlerde, toplumun sesine kulak verme gibi, sivil toplum örgütlerine ses verme gibi bir, herhalde bir alışkanlık yok. Bugün, Sayın Bakan, bu kanun metni hazırlanırken, bir yıl gibi bir süreç içerisinde, tüm sivil toplum örgütlerinden faydalanıldığı söylendi. Ben de o zaman size soruyorum Sayın Bakan veya Sayın İktidar; bugün, sizin çıkardığınız kanun teklifinde dahi 8 tane değişiklik önergesi verdiniz ve kabul ettiniz. Allahaşkına, bu kadar acemilik olur mu ya!.. Yeni, kendiniz hazırladınız ve kendiniz, bu, daha Genel Kurula inmeden, 8 tane değişikliği kabul ettiniz. Bunun, demek ki, aksayan yönleri o kadar çok ki… Ama, bu kanunu gördüğümüz andan itibaren, inanıyorum ki, toplumun sorunlarını çözmekten çok, ötelemekten, sadece şekil olarak, işte "biz kanunu çıkardık, ne yapalım" der gibi bir süreç yaşanıyor.
Evet, çevre, kutsal bir yaşam hakkıdır. Sadece yerel değil, bölgesel değil, tüm ulusların bir yaşam hakkıdır; ama, ülkelerin, bugün, o zengin dediğimiz G-7 ülkelerinin kirlettiği bu dünyada günah keçisi ilan edilmenin de bir anlamı yok. Yaklaşık, altyapı için ve çevre atık arıtma tesislerinin yapımı için 25-30 milyar eurodan bahsedildi. Sayın Maliye Bakanı burada olsa, sormak lazım. 25-30 milyar euro dediğin nedir; baba gibi, bir şey satar, bulur; 25-30 milyar euro dediğin nedir... Ama, maalesef, onun için de, yatırım yapma gibi lüksümüz yok diyorsunuz. Bu çevre bizim, bu ülke bizim, sahip çıkmak da bizim görevimiz.
Biz, Anavatan olarak, amblemimizde olduğu gibi, doğanın, çevrenin ve yeşilin bir sembolü olarak algıladık. Çevre konusundaki hassasiyetimiz ve birikimlerimizi kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.
Bir; bugün teknik altyapısı eksik olan -çevre mühendisi sayısını bilemiyorum, burada Sayın Bakan açıklasın- denetim mekanizmasından yoksun teknik bir kadro ve her geçen gün -kadronun özlük hakları iyileştirilmediğinden dolayı- Çevre Bakanlığından kaçmak üzere olan bir kadrolar ordusu diyemeyeceğim, sayısı çok az çünkü; ama, buna rağmen, özlük haklarıyla ilgili, Sayın Bakanın bizzat verdiği sözler var, gazetelere yansıdı, 28.12.2005 tarihinde, çalışanların özlük haklarının iyileştirileceği sözü verildi. Sayın Bakana buradan hatırlatıyorum, o söz ne oldu? Dün dündür, bugün bugündür mü diyeceksiniz, yoksa, bugün Çevre Bakanlığında çalışanların özlük haklarının iyileştirilmesi için bir adım mı atacaksınız? Birazdan önergemizle gündeme gelecek. Kabul ederseniz, çalışan kitleye bir mesaj verirsiniz; ama, vermeyeceğiniz kesin; çünkü, IMF'den öyle bir direktif almadınız, öyle bir sorumluluk verilmedi size, görev de verilmedi! IMF'ye danışacaksınız, ondan sonra o yetki ve sorumluluk verilecek!
Çalışan tüm kitlelere burada bir mesaj vermek istiyorum: AKP sizi unuttu. Unutmadığı diğer kitleler de var daha doğrusu. Bir hatırlamak lazım gerekirse, toplumun yaklaşık yüzde 95'ini zaten unuttu; ama, yüzde 5'iyle, bu ülkede rantla geçinen büyük bir kitleyle haşır neşir, al gülüm ver gülüm içerisinde, alan memnun veren memnun! Ama, görünen o ki, bu süreçten, en yakın sürede, kamuoyu… AKP gibi kayıp bir dönemin, herhalde, dersini bu halk da alacaktır.
Danışıklı dövüş şeklinde devam eden, bir ülkenin, maalesef, akıbeti, kötü süreci devam ediyor. Biz diyoruz ki; bu dönemde, erken genel seçimin ayak sesleri var. Halkıma buradan mesaj vermek istiyorum: AKP bugün sizi unuttu, lütfen siz de, bu yapılanları unutmayın, gerekli dersi verin; çünkü, kendileri erken genel seçim hazırlığı içerisinde. Kamuoyunda da, kurumsal bir danışıklı dövüş varmış gibi, laik-antilaik çelişkisi gibi, kamuoyunu sürekli gerginliğe iten açıklamalarla… Maalesef, sadece, bugün, Anayasayı değiştirecek çoğunlukta olan bir siyasî iradenin siyasal duruştaki eksikliğini gördükçe, demokrasi adına eksiklik olarak kabul ediyorum.
Halkımızın, tüm burada yapılanları gözardı etmeden… Çünkü, çiftçisi, köylüsü, memuru; işsizi zaten umutsuz, hayalsiz. Burada verilen, her çıkan kanunda şu söyleniyor: Sosyal Güvenlik Kanunu çıkarılıyor, maaşımdan kesilecek mi? Hep ölüm gösterilip sıtmaya razı ediliyor. Böyle bir anlayış mümkün mü?! Yıllarını vermiş, bu ülkede emeğiyle, alınteriyle ayakta duran, üreten kitlelere, sadece bu durumuna razı ol ha; yoksa bu haklar da gider gibi bir baskıcı ve sadece günübirlik yaşamaya devam eden bir kitle.
Bu toplumun yüzde 20'si aç. Çevre sorunu bir bütünlük arz eder. Bu iş, sadece atık tesisleriyle olmaz. Çöp… Başladığı yerde sorunlar çözümlenir; evde, işyerinde, değişik sanayi bölgelerinde, birsürü alanda, eğer, siz, bu sürece orada müdahale edip, işi toplarken başında müdahale ederseniz, çok daha…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HÜSEYİN GÜLER (Devamla)Tamamlıyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN- Buyurun.
HÜSEYİN GÜLER (Devamla)Teşekkür ediyorum.
Çevre, hassas bir konudur, evrensel bir haktır ve bu hakka hepimizin saygı duyması gerekir. Burada, şekilden öteye gitmeyen bir kanun teklifinin… Temennim, ülkemdeki yaşayan sorunlara, günübirlik değil de uzun vadeli ve başkalarının da tecrübesinden faydalanarak, bilimsel formatlarla süslenmiş, gerçekten bu toplumun sorunlarına çözüm olabilecek bir anlayışın hâkim olmasını istiyoruz.
İktidar olarak hoşgörünüz veya samimiyetinizin göstergesi, verdiğimiz önergelere vereceğiniz cevap; şu ana kadar da hep "hayır" aldık, "hayır" almaya da devam edeceğiz; çünkü, öyle bir niyetiniz yok. Bizim bu ülkenin çevre sorununa karşı hassasiyetimizin birazdan sorularla da… Sayın Bakana sorularımız olacak. Zaten, alabildiğimiz kadar cevabı alıyoruz. Çok net olarak söylüyorum; Akdeniz, bu bölgenin, ülkemizin incisi. Mersin'le ilgili dün cevap verdi Sayın Bakan. Sormak istiyorum: Karaduvar İlçesine gidin, petrol bulundu zannedersiniz. O evin kuyularında, petrol sızıntılarının, o dolum tesislerinin yarattığı…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
29 konuşma daha · 26 Nisan 2006