İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 81. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Gelir vergisi kanunu ve 6183 sayılı kanunda değişiklik yapılması hk. (s.s.1081)

Hüseyin Özcan

Mersin Milletvekili ·

Genel Kurul, 81. Birleşim · 4. yasama yılı · 29 Mart 2006 · 947 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hüseyin Özcan, 29 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELİR VERGİSİ KANUNU VE 6183 SAYILI KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK. (S.S.1081)); konuşma 947 kelime.

Hüseyin Özcan (Mersin). “Gelir vergisi kanunu ve 6183 sayılı kanunda değişiklik yapılması hk. (s.s.1081)”. TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim tutanağı, 29 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ozcan-22-2006-03-29-gelir-vergisi-kanunu-ve-6183-sayili-kanunda-degisiklik-yapilmasi-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1081 sıra sayılı kanun teklifi konusunda düşüncelerimi sizlerle paylaşmak için söz almış bulunuyorum; Anavatan Grubu adına Yüce Meclisi ve halkımızı saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bugün, gerçekten, bu yasa, fakiri, orta sınıfı iyice perişan eden, ama, imkânları olanları koruyan bir yasa görünümünde. Bakıyoruz ki, dargelirlilerden alınan vergi konusundaki böyle vurdumduymazlık; ama, diğer taraftan, Kurumlar Vergisinde, almış olduğunuz şeyle birileri korunuyor ve istihdam alanlarını daraltıyorsunuz. Yeni yatırım alanlarını daraltarak insanları açlığa mahkûm ediyorsunuz. İşte, bakıyoruz, sokakta, artık, anarşi almış yürümüş. Gençler birbirlerini öldürür duruma gelmiş. Esnaf, kepenk kapatıyor. Esnaf, vergisini ödeyemiyor. Esnaf, kirasını ödeyemiyor. Esnaf, sigorta parasını ödeyemez durumda. İcra depolarının önünde birsürü yığılan mallar ve bu icra deposundan malını alamayıp, icra kirasını veremeyen esnaflar perişan durumdayken, birilerini korumak… Kurumlar Vergisini azaltarak neyi halledeceğiz?

Değerli arkadaşlar, bakıyoruz basından, tekstile diyorsunuz ki, KDV indirdik. Tekstil firmaları daha iyi biliyor, sadece yüzde 30'luk kısmına, siz, yüzde 8, iplik konusunda indirim yaptınız. Yüzde 70 girdilerin KDV'si hâlâ yüzde 18.

YAHYA BAŞ (İstanbul)O da düzelir.

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Mademki düşülecekti de, daha dün, neden, Bursa'da iki tane büyük işletme, fabrika kapanıyor? Binlerce insanı işsiz bırakıyorsunuz. Buranın sahipleri diyor ki: "Biz, artık çekemiyoruz, parasız izin verdik."

Acaba, o işçiler, bir gün, bir hafta parasız izin aldıklarında ailelerini geçindirebiliyorlar mı? Hiç yoksulluk çektiniz mi? Demek ki hiç yoksulluk çekmediniz ki, yoksulun kadrini bilesiniz! Bu tekstil işçilerinin, tekstil fabrikalarının durumu yürekler acısı. Köylünün de durumu, memurun da durumu, hakeza hiç birbirlerinden farkı yok; ortadirek bırakmadınız. Size kimler yakınsa, onları kurtarmanın yasalarını çıkarmaya çalışıyorsunuz, parmak çoğunluğuna dayanarak.

Değerli arkadaşlar, çocuklar ölüyor. Birbirlerini niye öldürüyor bu gençler? Ta ilkokula, ortaöğrenime sıçradı. Aileler perişan, huzursuz; ailelerindeki bu perişanlık, huzursuzluk, bu çocukları da etkiliyor ve haliyle, birbirlerini ikna etmek, birbirleriyle uzlaşmak değil, birbirlerini öldürür duruma geldiyse, gerçekten, bu kötü yönetim, bu ülkede, bu insanların ölmesine bir nevi göz yumuyor.

Neden mi dersiniz; işte, ekonomik konu, sıkıntılar diz boyu. Köylüye gidiyorsun, köylü ağlıyor, işçi ağlıyor, memur ağlıyor, esnaf ağlıyor. Ağlamayan kim var allahaşkına, söyler misiniz?! Sadece, sizler, burada, halka inmeden… Hele şu varoşlara gidelim de bir bakalım o insanların perişanlığına. Elektrik, suları kesilmiş, cezalı duruma düşmüşler, telefonları kesilmiş. Biz geliyoruz… Birilerini kurtarmak için, aman, sıcak paranın önünü açmak için, sıcak para sahiplerinin Türkiye'de soygununa göz yummak, alkışlamak için, çıkıyorsunuz, yasa çıkarıyorsunuz!.. Bunlar doğru değil; bunlar… Türkiye'nin yoksulunun alınteri var, işçisinin alınteri var; köylüsünün, o çatlayan elinin yarılmış olan yarıklarında, orada, toprak dolan, o köylünün, elinin içerisine toprak dolan köylünün hakkı var. Bunları sorumsuzca dağıtırsanız, sonuçta, sokakta anarşi olur. İşte, görüyoruz, Diyarbakır'da olaylar oluyor birsürü; ama, bunlar niye olsun! Açlığın, sefaletin bir mahsulüdür. Eğer siz insanları aç bırakırsanız, bu insanlar sokağa dökülür, devletine karşı gelmeye çalışır. Bunların çözülmesi gerekir.

Bugün, çıkacaksınız, bir köylü hak istiyor diye, köylüye kızacaksınız ve köylü affedildi diyorsunuz, ondan sonra, köylüyü mahkemeye veriyorsunuz. Bu tazminat davalarına mı göz diktiniz?! Alamazsınız; alsanız bile, nasıl yiyeceksiniz?! O köylü çığırıyor, diyor ki, aman, benim alın terim bitti diyor, perişanım diyor; sen, anasına küfretmeye kalkıyorsun. Ondan sonra çıkıyorsun, devlet sizi mi besleyecek diyorsunuz. Memura yüzde 3'lerle, 3+3'lerle veyahut da emeklilere çok ufak bir zam vererek bu insanları memnun edeceklerini… Bu insanlar aç, evinde ekmek bulamıyor; çocuğuna giyecek elbise bulamazken, sizler, ne kadar güzel, hemen çıkıyorsunuz, yasa çıkaracağız diyorsunuz. Bu yasayı da, sıcak para sahiplerine, zengin, imkânı olanlara; ama, orta direk ve yoksul, o icra kapısında bekleyip de, malını böyle gözüyle görüp; ama, icradan malını almayan esnafa da hiçbir şey yok. Köylüye… Zaten köylüyü bitirdiniz. Köylüyü nasıl köyden göçüreceksiniz diye onunla uğraşırken, varoşlar köy olmuş, varoşlar aç. Sizler ne yapacaksınız?!. Yarın, halk, size öyle bir ders verecek ki, bu parmak sayılarınız… Belki de bu masalarda, sıralarda oturmayacaksınız. İnanıyoruz ki, bu halk, belki bugün susar gibi görülüyor; ama, sandıkta gerekli dersi vereceğine inanıyoruz.

Gelin, Türkiye'de insanları mutlu etmenin çözüm yollarını arayalım. Hep birlikte, muhalefetiyle iktidarıyla, 21 inci Yüzyılda insanların insanca yaşaması, Türk onuruna, Türkiye'de yaşayan insanların haysiyetine yakışır şekilde yaşamlarını daha düzenli şekilde yaşamaları için katkıda bulunalım diye düşünüyoruz.

Değerli arkadaşlar, istihdam alanlarını daraltarak, bu işçileri sokakta bırakarak, özelleştirme furyası altında yandaşlarınıza peşkeş çekerek, bu insanların geleceğini, çocuklarının geleceğini, ailelerin geleceğini karartmayın; yazıktır, günahtır!..

Bugün, tekstil işçileri sokakta. Acaba, ben, yarın ekmek götürebilecek miyim, çocuğuma kitap parası, defter parası alabilecek miyim veyahut da ilaç parası alabilecek miyim diye uğraşırken, sizler, ikide bir kafanıza estiğinde getiriyorsunuz yasa, bizim parmak çoğunluğuyla biz bu yasayı geçireceğiz, nasıl olsa birilerini kurtaracağız diyorsunuz; ama, o birileri, yarın sandıkta sizi kurtarmayacak. İnanıyoruz ki, bu seçmen, sandıkta AKP'lilere gerekli dersi verecek.

İBRAHİM KÖŞDERE (Çanakkale)Bu söylediklerinize inanıyor musunuz?!

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Biz, inancımıza göre konuşuyoruz, hiç kimseden şey almıyoruz. Biz, halkımızın sesini burada dile getirmek istiyoruz, köylünün sesini dile getirmek istiyoruz, yoksulun, memurun sesini dile getirmek istiyoruz. Rahatsız olabilirsiniz. Rahatsız olabilirsiniz. Gelin, sizinle birlikte bütün Anadolu'yu adım adım gezelim; bu köylülerin perişanlığını görün, işçinin perişanlığını görün, özelleştirme furyası altında, o, sokakta bıraktığınız, onlara gelecekte güvence sunacağınızı söylediğiniz işçilerin durumunu görün.

İBRAHİM KÖŞDERE (Çanakkale)Ben sizinle gelmeye razıyım.

HİKMET ÖZDEMİR (Çankırı)Biz geziyoruz.

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Maalesef, gezmiyorsunuz; ama, belki birbirinizin arasında geziyorsunuz; ama, halkın arasında gezmiyorsunuz. İnanıyoruz ki, bu halk, bunları bir yere yazacak, sandıkta…

MEHMET CEYLAN (Karabük)Anketler?..

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)O anketler, sizin parayla tutmuş olduğunuz anketler.

TEVFİK AKBAK (Çankırı)Bir de siz tutun…

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Ne kadar güzel… Biliyoruz; biz para vererek değil, biz halka güvenerek o anketleri… Anavatan olarak inanıyoruz ki, gelecekte o sıralarda biz oturacağız. Sizler göreceksiniz ki, bu lafların altında kalacaksınız.

Bugün köylü deyince laf atıyorsunuz, işçi deyince laf atıyorsunuz, memur deyince laf atıyorsunuz, yoksul deyince laf atıyorsunuz. Elbette ki, siz onlardan değilsiniz de onun için laf atıyorsunuz. Biz bunlardan gocunmuyoruz; çünkü, onların sesi olmak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

27 konuşma daha · 29 Mart 2006

27 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook