Gelir vergisi kanunu ve 6183 sayılı kanunda değişiklik yapılması hk. (s.s.1081)
Erzurum Milletvekili · Anavatan Partisi
Genel Kurul, 81. Birleşim · 4. yasama yılı · 29 Mart 2006 · 765 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
İbrahim Özdoğan (Anavatan Partisi), 29 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELİR VERGİSİ KANUNU VE 6183 SAYILI KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK. (S.S.1081)); konuşma 765 kelime.
İbrahim Özdoğan (Anavatan Partisi, Erzurum). “Gelir vergisi kanunu ve 6183 sayılı kanunda değişiklik yapılması hk. (s.s.1081)”. TBMM Genel Kurulu, 81. Birleşim tutanağı, 29 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-03-29-gelir-vergisi-kanunu-ve-6183-sayili-kanunda-degisiklik-yapilmasi-hk (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1081 sıra sayılı kanun teklifi üzerinde Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, vergi reformuyla alakalı olarak önemli bir kanun teklifini görüşüyoruz; fakat, Hükümet Grubuna baktığımız zaman, 357 kişilik bir gruptur, maalesef, çoğunluğu yok. Ancak, 40 sayın milletvekili… 40 sayın milletvekili bile yok. Yani, bu durumu, ben milletimize, milletin bu kürsüsünden şikâyet etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, değerli AK Partili milletvekili arkadaşlarım, Sayın Başbakan, yarın öbürsü gün seçim sathı maili geldiği zaman bunun intikamını sizden alır. Ben, Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı çok iyi bilirim, çok iyi tanırım. Sizin yerinize başka adaylar gösterecektir, tedbirinizi ona göre alın!
AVNİ DOĞAN (Kahramanmaraş)Onun için mi gittin sen?!
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla)Benim ne için gittiğimi ben kamuoyuna açıkladım. Eğer aranızda kalsaydım, ben kendimi fahri hortumcu olarak hissederdim; onun için ayrıldım, fahri hortumcu olmamak için.
Değerli arkadaşlar, tasarıyla tekrar gündeme gelen çok önemli bir konu daha vardır. Bu hükümetin bölgelere ya da sektörlere göre yatırım teşvik uygulamalarına ya da yatırım indirimi gibi yatırımı teşvik eden unsurlara hiç de sıcak bakmadığını biliyoruz. Bunun nedenini daha önce defalarca sorduk; onlar da kendilerince mantıklı bir açıklama getirmeye çalıştılar. Diyorlar ki: "Verdiğimiz teşvikler, yatırım indirimleri, gitmesi gereken yerlere gitmiyor. Biz, doğuya teşvik veriyoruz, insanlar buradan aldıkları teşvikle batıda yatırım yapıyorlar ya da yatırım indirimi, vergi muafiyetleri gibi avantajlar hoyratça kullanılıyor, bizi arzu ettiğimiz sonuca götürmüyor." Bunların hepsi, tabiî ki, birer bahane.
Şimdi, hükümetin ortaya attığı bu yargıda doğruluk payı içeren kısımlar var; ama, öte yandan, inkâr edilemez bir gerçek de var; sanayi ve imalatta onlarca hatta yüzlerce mega şirketle kendi evinde mücadele eden kaç tane KOBİ vardır?! Eğer herhangi bir şekilde teşvik edilmezlerse, bu KOBİ'ler nasıl ayakta kalacaklardır?! Sayın Babacan'ın ya da Sayın Unakıtan'ın bu konuda tek bir mantıklı açıklamasını maalesef görmedik. Böyle bir açıklamayı hakikaten çok merak ediyorum.
Teşvik etmeyiz diyorsanız, o zaman bu insanların selameti için bir (B) planınız olmalı; bu (B) planı nedir? Dev şirketlerin her alanda varlığını hissettirmesiyle birlikte günden güne zayıflayan KOBİ'ler için ne düşünüyorsunuz? Bırakalım batsınlar mı?! Mevcut işsizi doyurdunuz da, bir de esnafın, KOBİ patronunun işsizlik haliyle uğraşacak vaktiniz ve takatiniz mi var değerli arkadaşlar?! Hükümet, kendi sorumsuzluğuyla yüzleşmeli, bu sorulara tatminkâr cevaplar verebilmelidir.
Tasarı, görünürde, maliye yönetiminin sağlıklı işleyişini hedefliyor. Gelir İdaresinin yeniden yapılanması gibi laflar, kamuoyunun önüne fazlaca servis yapılıyor. O zaman, biz de, biraz Gelir İdaresinin mevcut durumundan bahsetmek istiyoruz değerli arkadaşlar.
Gelir İdaresinin bugünkü, gerek merkez gerekse taşra teşkilatı, çağdaş ihtiyaçların ve üstleneceği yeni görevlerin gerektirdiği fonksiyonel örgütlenme yapısına sahip olmadığı belirtilmiştir. Hükümetin bugüne kadarki icraatları içinde, vergi idaresinin taşra örgütüyle ilgili esaslı bir düzenlemesi maalesef yoktur. Sadece, taşra örgütünün bölge müdürlüklerinden oluşacağının altı çiziliyor ve bölge müdürlüklerinin kuruluş yerleri, sayıları ve kapsadıkları illere ilişkin değişiklikler konusunda Bakanlar Kuruluna yetki veriliyor. Bunlara bağlı birimlerin çalışma usul ve esaslarının yönetmelikle düzenleneceği açıklanmıştır. Taşra örgütünün en uç birimi olan vergi dairesi, hükümetin ilgi alanında maalesef değil. Vergi dairesinin olmadığı gelir idaresini biz düşünemiyoruz, AK Parti nasıl düşünüyor; bu konuda hiçbir fikrimiz yok.
Mükellefi tespit, vergiyi tarh ve tahsil eden vergi dairesi, mevcut düzende var olan olumsuzlukların kaynağıdır. Vergi dairesini yönetmelik insafına bırakan bir anlayış ne kadar başarılı olacaktır, bunları fikirlerinize ve düşüncelerinize soruyorum.
Gelir İdaresinin en büyük sorunu, vergi dairesidir. Bu sorunu idare görmemiş veya görmezlikten gelmiştir; bunun neticesinde de, sorunun kaynağı başka yerlerde aranmıştır, aranmaya da devam edilmektedir.
Vergi dairesine ve çalışanlarına gerekli önem verilmediği takdirde, merkez ve denetim ne kadar başarılı olursa olsun, bu kanundan beklenen sonucun alınması asla ve katiyetle mümkün değildir. Bunun için, objektif davranarak, vergi dairesine ve çalışanlarına önem verilmelidir, eğitimleri ve kaliteleri artırılmalıdır. Vergi dairesi yöneticilerinin ve çalışanlarının görev tanımları detaylı olarak tanıtılmalıdır, belirlenmelidir. Bakın, bugün, vergi dairelerinin yapısı, çalışanların kalitesi ve mükellefe bakışları o kadar çarpıktır ki, pek çok yerde, çalışanların neden olduğu olumsuzluklar, vergi dairesi müdürlerine bile illallah dedirtmiştir. Buralar, vatandaş ile devletin karşı karşıya geldiği yerlerdir. Siz, burada, vatandaş ile devletin iletişimine darbe vurabilecek yanlış tavır ve yanlış hizmet anlayışındaki personelinizle, vatandaşı soğutursunuz, ondan sonra da, cadde üzerlerine bez afişler asarsınız "vergilendirilmiş kazanç kutsaldır" diye. Neymiş efendim; halkla ilişkiler faaliyetiymiş. Tebdili kıyafet yapın da, bir de vergi dairelerine gidin, vergi dairelerindeki görevliler ile vatandaş arasındaki olumsuz iletişimi bir görün, bir seyredin. Tabiî, burada, vergi memurunu suçlayıp işin içinden çıkmak, kolaya kaçmak olur. Asıl suçlu, personelin eğitiminin, kalitesinin, hizmet anlayışının sorumluluğunu almış olan hükümettedir.
Değerli arkadaşlar, AK Parti Hükümeti, yine, makası yanlış ucundan tutmaktadır; yine, reform yapacağız diye elini kolunu kesecektir. Anavatan Partisi olarak bizler de, bu durumu ibretle izlemekteyiz. Daha fazlasını, daha iyilerini görebilmek için Anavatan Partisi iktidarını beklemek gerekiyor.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
27 konuşma daha · 29 Mart 2006