İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 95. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

Hüseyin Pazarcı

Balıkesir Milletvekili ·

Genel Kurul, 95. Birleşim · 4. yasama yılı · 26 Nisan 2010 · 447 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hüseyin Pazarcı, 26 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 447 kelime.

Hüseyin Pazarcı (Balıkesir). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 95. Birleşim tutanağı, 26 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-pazarci-23-2010-04-26-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HÜSEYİN PAZARCI (Balıkesir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime Giresun’daki şehidimize ve yakın zamanda vefat eden Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özok’a rahmet dileyerek başlamak istiyorum.

Anayasa teklifinin 19’uncu maddesiyle ilgili kişisel söz aldım ve hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sürenin kısalığı nedeniyle yalnızca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru üzerinde duracağım bu konuşmamda. Temel hak ve özgürlüklerin korunması açısından bireysel başvuru bir ideali oluşturmaktadır. Ancak bu yolun açılmasına gidildiği zaman konunun her yanıyla doğru değerlendirilmesi gerekmektedir. Teklif yakından incelendiğinde bu açıdan birçok kuşkuya yer verici özelliğe sahip bulunmaktadır.

En başta, teklif, Anayasa’mızda yer alan tüm temel hak ve özgürlükleri değil yalnızca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde korunan hak ve özgürlüklerin korunmasını amaçlamaktadır. Bu da anayasal sistemimizde temel hak ve özgürlüklerle ilgili yeni bir sınıflandırma yapılmasını gerektirmektedir. Bu teklif kabul edildikten sonra Anayasa’mızda açıkça öngörülen kişi hakları, sosyal ve ekonomik haklar ile siyasi haklar anayasal düzeyde korunan birinci grubu oluşturacaktır. İkinci grubu, Anayasa’nın 90’ıncı maddesine 2004’te getirilen değişikliklere, yasaların üstün tutulması kabul edilen temel hak ve özgürlüklere ilişkin antlaşmalardan bireysel başvuruya tabi tutulması öngörülen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hakları girmektedir. Bunun dışında kalan öteki antlaşmalara ilişkin temel hak ve özgürlükler ise üçüncü grup anayasal düzeyde korunan haklar olmaktadır. Buradan anlaşılacağı gibi Hükûmet, teklifle büyük ölçüde Avrupa Sözleşmesi’nde yer almayan sosyal ve ekonomik hakların bireysel başvuruyla korunmasını bir kenara bırakarak çalışanların haklarını yine göz ardı etmiş bulunmaktadır.

Teklifin bir başka kuşkuya yer veren yanı, bireysel başvuru hakkının kamu gücü ihlallerine karşı kullanılacağının öngörülmesi nedeniyle kamu gücü ihlalleriyle hangi organların işlemlerinin kastedildiğinin belirsizliğidir. Oysa bu konuda örnek gösterilen Almanya’da kamu gücü işlemleriyle devlet işlemleri kastedilmekte olup yasama, yürütme ve yargı erklerinden her birinin işlemlerine karşı bireysel başvuruda bulunulmaktadır.

Anayasa’mızın “Temel hak ve özgürlüklerin korunması” başlığını taşıyan 40’ıncı maddesinin ikinci fıkrasında da devlet işlemlerinden söz edilmesine bağlı olarak bizde de bireysel başvurunun üç erkin işlemlerine karşı doğrudan işletilebileceği yorumu olanaklıdır. Ancak teklifte bireysel başvuru hakkı kullanılmadan önce kanun yollarının tüketilmesi öngörüldüğü için bu yolun yalnızca genel mahkemelerin kararlarına karşı açık olduğu yorumu da yapılabilecektir. İkinci yorum hâlinde de, kanun yoluna başvurulması öngörülmeyen ya da istisna getirilecek olan yasama ve yürütme işlemlerinin durumu açık değildir.

Bu durum, teklif metninde ve belki daha sonra usul ve esasların düzenlenmesini öngören yasada açıklığa kavuşturulmadan teklif yeni sorunlara meydan verecektir. Üstelik bu soru açıklığa kavuşturulmadan teklif yasalaşır ve referanduma giderse, halk, içeriğini bilmediği bu konuda nasıl “evet” ya da “hayır” diyecektir.

Teklifin endişe veren bir yanı da genel mahkemelerin kesinleşen kararlarının Anayasa Mahkemesi önüne götürülmesidir. Her ne kadar bu kararlar bir temyizi oluşturmayacaksa da fiiliyatta Anayasa Mahkemesi kararlarıyla Yargıtay ve Danıştay kararları arasında görüş ayrılıklarının ortaya çıkması ve bu çerçevede de üst yargı organları arasındaki bu çelişkinin yargı sistemimize güveni sarsması olası görülmektedir.

Teklifin bir başka…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

100 konuşma daha · 26 Nisan 2010

100 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook