İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 24. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Filistin halkıyla uluslararası dayanışma günü nedeniyle

Hüseyin Tanrıverdi

Manisa Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 24. Birleşim · 2. yasama yılı · 4 Aralık 2003 · 759 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hüseyin Tanrıverdi (AK Parti), 4 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: FİLİSTİN HALKIYLA ULUSLARARASI DAYANIŞMA GÜNÜ NEDENİYLE); konuşma 759 kelime.

Hüseyin Tanrıverdi (AK Parti, Manisa). “Filistin halkıyla uluslararası dayanışma günü nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim tutanağı, 4 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-tanriverdi-22-2003-12-04-filistin-halkiyla-uluslararasi-dayanisma-gunu-nedeniyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Manisa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1977'den beri, her 29 Kasım günü kutlanan; ama, bu yıl, ramazan bayramı tatiline denk gelen, Filistin Halkıyla Uluslararası Dayanışma Günü dolayısıyla, gündemdışı söz almış bulunuyorum; sözlerime başlamadan önce, şahsım ve Türkiye-Filistin Parlamentolararası Dostluk Grubu adına, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Malumunuz olduğu üzere, 29 Kasım günü, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 29 Kasım 1977'deki oturumunda aldığı kararla, Filistin Halkıyla Uluslararası Dayanışma Günü olarak ilan edilmiştir. Türkiye-Filistin Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı olarak, Ortadoğu'nun kanayan yarası Filistin davası hakkında, siz değerli arkadaşlarımı ve kamuoyunu bilgilendirmek istiyorum.

Filistin'in Ankara Büyükelçiliğinden tarafıma gönderilen, 2 Aralık 2003 tarihli beş sayfalık mektup, içler acısı durumu gözler önüne sermektedir. Uluslararası hukuku, insan haklarını, özgürlükleri, en başta da yaşama hakkını ayaklar altına alan uygulamalara imza atan mevcut İsrail Hükümeti, uzlaşmaz ve hukuk tanımaz tavrıyla ve bu anlamsız tavrındaki ısrarıyla, her geçen gün, barış ümitlerini zayıflatmaktadır. Dünyanın dört bir yanındaki Siyonistleri, kutsal topraklara yerleşmeye davet edebilecek kadar cüretkâr bir başbakanın idaresindeki İsrail güvenlik güçleri, kadın-erkek, yaşlı-çocuk, ihtiyar-genç ayırımı yapmadan, masum insanları, sivil halkı öldürüyor, sakat bırakıyor, hapislere tıkıyor ve dozerlerle, evleri, binaları yıkıyor; güvenlik bahanesiyle, şehirler arasında yeni Berlin duvarları inşa ediyor. İşte, bu ümitsiz ortamda, Filistin Halkıyla Uluslararası Dayanışma Gününün önemi bir kez daha anlam kazanıyor.

Tarihimizden ve inancımızdan gelen bağlarla yürekten bağlı olduğumuz Filistin Halkının yanında olan Türkiye Cumhuriyeti ve Türkiye Halkı, uluslararası toplumun dikkatini kutsal topraklarda yaşanan zulme, işkenceye ve insan hakları ihlallerine çekmeye çalışmakta, tüm Ortadoğu'da barış, istikrar ve güven ortamının tesis edilmesine katkıda bulunmak istemektedir.

Elli yılı aşkın bir süredir devam eden İsrail-Filistin çatışmasının temelinde, 29 Kasım 1947 tarihli Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 181 sayılı Kararının tam ve doğru bir şekilde uygulanamaması yatmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2002 yılının 29 Kasımında da Filistin Halkıyla Uluslararası Dayanışma Günü hatırlandı; ama, bir yıl içinde, Filistinliler için şartlar daha da ağırlaştı.

İsrail, yıllardan beri, kutsal topraklarda, açık bir şekilde insan haklarını ihlal etmekte, haksız bir işgalle Filistin Halkına baskı ve şiddet uygulamaktadır. Birleşmiş Milletlerce varlığı onaylanmış bir halkın topraklarını işgal eden İsrail, sivil halka karşı zulüm uygulamakta, silahsız ve masum Filistin Halkını evsiz, yurtsuz ve aşsız bırakmaktadır. İsrail güvenlik güçlerinin işkence uygulamaları sistemli bir biçimde sürmektedir. Bütün bunların yanında, İsrail, Filistin Devlet Başkanı Sayın Yaser Arafat'ı da kuşatma altına alarak, sürgüne göndermekle, hatta ölümle tehdit etti. İsrail tarafından tutuklanan çocuk, kadın ve meslek sahibi binlerce Filistinli, İsrail hapishanelerinde ağır şartlar altında tutulmaktadır. Bunların arasında, kaçırılarak tutuklanan Filistin Yürütme Meclisinin 5 üyesi de bulunmaktadır. Bu milletvekillerinin yargılaması İsrail'de yapılmaktadır. Bu durum kabul edilemez ve hukuka aykırı bir uygulamadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSEYİN TANRIVERDİ (Devamla)Türkiye-Filistin Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı olarak, Filistin Yürütme Meclisi üyelerine yönelik insanlıkdışı bu uygulamanın bir an önce son bulmasını istiyoruz. İsrail'in bu politikalarını, barışa ve huzura karşı vurulmuş bir darbe olarak görüyoruz. Bu uygulamalar çözüme değil, çözümsüzlüğe hizmet etmektedir. Bütün bu bilgiler, Filistin sorununun hâlâ sıcaklığını koruduğunu, Filistin'in bir kanayan yara olmaya devam ettiğini açıkça ortaya koyuyor. Bu yaranın sarılması, orada mağdur edilen insanlara el uzatılması, onların dertleriyle dertlenilmesi, bütün insanlığın kutsal saydığı değerlere ve Filistin topraklarındaki diğer İslamî eserlere sahip çıkılması, hem medeniyet anlayışımızın bir gereği hem de insanî bir sorumluluğumuzdur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İsrail'in Filistin'de yürüttüğü saldırının ortaya çıkardığı birçok olumsuz sonuç vardır. Masum insanların hayatlarını kaybetmesi yanında, bir başka olumsuzluk da, uluslararası toplumun temel değerlerinin ve bu değerlerin ifadesini bulduğu Birleşmiş Milletlerin ilke ve fonksiyonlarının zaafa uğratılması ve etkisiz bir konuma iletilmesidir. Dünya kamuoyu, küreselleşen medya kanalları aracılığıyla izledikleri ekranlardan sadece İsrail'in insanlıkdışı uygulamalarını seyretmiyor, aynı zamanda ve daha da vahimi, dünya düzeni ve insanlığın geleceği hakkında karamsarlık ve şüpheye de kapılıyor; çünkü, İsrail'in saldırganlığının uluslararası topluma rağmen devam etmesi ve giderek artması, Ortadoğu'daki akan kana çözüm bulma çabalarını sonuçsuzluğa itmektedir. Türkiye Halkı, Filistin Halkıyla dayanışmasını her vesileyle dile getirmiştir. İsrail, işgal ettiği topraklardan çekilmelidir. Filistin Halkı, kendi geleceğini belirlemiş ve devletini kurmuştur. Bu durumun meşruiyeti tartışmasızdır. Dolayısıyla, sorunun barışçıl yolla çözümü mümkündür.

Türkiye-Filistin Parlamentolararası Dostluk Grubu olarak, İsrail Halkının da, tüm halklar gibi barışı savunduğuna inanıyoruz. Halklar, kardeşliği ve barışı istemektedirler. Gerek Filistinli gerekse İsrailli sivil nüfusun, kadınların, çocukların bu savaştan ve çatışma ortamından zarar görmelerini ve yaşamlarını yitirmelerini derin bir üzüntüyle izliyoruz. Bütün silahlı güçlerin barışa bir şans tanımalarını istiyoruz. Filistin semalarında, artık, savaş uçakları, top mermileri değil, çocukların uçurtmalarını görelim. Çocukların ellerinde taşlar, sapanlar değil, kalemler olsun. Silahların ve bombaların, artık, insanlara ölüm kusmasını istemiyoruz. Bölgede adil ve kalıcı bir barışın hâkim olması, istikrarın ve huzurun sağlanması sadece bölgeye değil, inanıyorum ki, tüm dünyaya barış getirecektir.

Bu duygu ve düşüncelerle, sizleri, tekrar, saygıyla selamlarken, Filistin Halkına, sonsuza kadar sürecek barış içinde geçirecekleri yıllar diliyorum.

Teşekkür ederim. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

23 konuşma daha · 4 Aralık 2003

23 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook