Maden kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.503)
Antalya Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 114. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Haziran 2010 · 628 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Yıldız (MHP), 9 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MADEN KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.503)); konuşma 628 kelime.
Hüseyin Yıldız (MHP, Antalya). “Maden kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.503)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 9 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-yildiz-23-2010-06-09-maden-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-503-3 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
HÜSEYİN YILDIZ (Antalya)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 503 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 2’nci maddesi üzerinde vermiş olduğumuz değişiklik önergesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Sizleri saygılarımla selamlıyorum.
Bugün uygarlığımızın ulaştığı ve yaşam standartlarımızı oluşturan araçların tamamı madenlerden sağlanmaktadır. Bu nedenle, madencilik sektörü vazgeçilemez bir öneme sahiptir. Oysa ülkemizde madencilik sektörü sahip olduğu gerçek değerlerden yararlanamamaktadır. Madencilik sektöründeki ekonomik göstergelere bakıldığında ülkemizin zengin maden yataklarından yeterince yararlanamadığı görülecektir. Madencilik sektörünün gayrisafi millî hasıla içindeki payının 1,57 olması da bunun bir göstergesidir. Sekiz yıllık Adalet ve Kalkınma Partisinin tek başına iktidarında bu gerçek görülememiş, çözüm üretilememiş, madencilik sektörünün geleceğe bakışında çok daha uzun vadeli, çok daha vizyonel uluslararası hedefler oluşturulamamıştır. Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmeti ülkemizdeki maden rezervine yalnızca ham madde gözüyle bakmış, kendi ürününü bütüncül bir politikayla değerlendirerek endüstriyel üretime yöneltememiştir. Anayasa Mahkemesinin maden konusunda iptal ettiği iki maddenin oluşturduğu yasal boşluğun doldurulması için getirilen tasarı ile bizim gibi birkaç ülkenin madenciliğini idare edecek sayıda madde içermesine karşın, ülke madenciliğimizin sorunlarını çözecek bir iki maddenin dışında bir hüküm içermemektedir. Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmetinin madenciliğe sakat bakışını, daha madenciliğin tanımlarında görmekteyiz.
Değerli milletvekilleri, geneli üzerinde ve birinci bölüm üzerinde Sayın Bakana iletmiş olduğum sorular var. Bu sorulardan bir tanesi de özellikle beş yıl önce Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmetinin il özel idarelerinden alarak Madencilik Kanunu ile Madencilik Yasası’na bağladığı ve Bakanlık marifetiyle Türkiye'nin her yerinde, hepinizin illerinize giderken gördüğünüz maden ocaklarını yaşadık. Bu maden ocakları, Sayın Bakanım…
MEHMET ŞANDIR (Mersin)Taş ocağı…
HÜSEYİN YILDIZ (Devamla)Evet, taş ocağı.
Az önce Korkuteli Kozağacı köyü, içme suyu kaynağı üzerinde bir taş ocağı bulunduğunu ve aynı zamanda bu alanın tarihî alan olduğunu içeren bir mesaj gönderiyor.
Yine Antalya’nın Alanya ilçesinin Elikesik köyünde de yine köyün içme suyunun bulunduğu alan taş ocağı olarak… Aynı zamanda yeni ağaçlandırma bölgesi ve tarihî kalıntılar var. Bu taş ocakları acaba orada antika mı arıyorlar Sayın Bakanım? Ben bunu sormaya çalıştım. Şunu sordum size… 2008 yılı içerisinde, 2009 yılı içerisinde ve 2007 yılı içerisindeki rakamları vermişsiniz. Bu rakamları sorumda ifade ettim. Size şunu soruyorum net bir şekilde: Sekiz yıllık Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarında vermiş olduğunuz maden arama ruhsatlarını sordum ve bunların içerisinden de taş ocakları ruhsatlarını sordum. Bunun kaçının faal olduğunu sordum. Türkçem de çok da fena değil. “Bu taş ocaklarından kaçının işletilmesi kapanmıştır?”, “Bu taş ocaklarından kaçı çevreye vermiş olduğu zararları tanzim etmiştir?” diye sordum Sayın Bakan.
Siz belki bunları yaşamıyorsunuz ama o köylerimizin yerleşim alanlarında, o köylerimizin içme suyu havzalarında kurulmuş bulunan taş ocakları o yörelerde yaşayan insanlara hayatı zehir etmektedir. O taşları çıkarabilmek için orada patlatılan yüksek miktardaki dinamitler, oradaki okulların, camilerin, insanların yaşadığı evlerin duvarlarını çatlatmaktadır. Çok tonajlı kamyonlarla yapılan taşımalardan dolayı o köylerimizin bütün yolları tahrip olmaktadır. Siz bunları göremiyor musunuz Sayın Bakanım?
Antalya-Ankara arasındaki yol üzerinde tam 15 tane taş ocağı var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Yıldız.
HÜSEYİN YILDIZ (Devamla)Bunun 6 tanesi faal, 9 tanesi kapatılmış; insanların ağzındaki diş çürüğü gibi. Yani, bu taş ocaklarını illa ki herkese göstermek zorunda mıyız? Bunları yol kenarlarına kurmak zorunda mıyız? Köylerimizin içme sularının olduğu havzalara mı kurmak zorundayız? Niçin bunlara engel olmuyorsunuz?
Sayın Bakan, o vatandaşlarımız haklarını arayamıyorlar. Kendi geçimini sağlayamayan köylü vatandaş, avukata para verecek, mahkemelerde sürünecek, sorunlarını yine de çözemeyecek çünkü o şirketlerin gerçekten bu işle uğraşacak ciddi hukukçuları var.
Eğer inanmıyorsanız, buradan Antalya’ya gidin, 15 tane taş ocağı göreceksiniz, 9’u da kullanılmıyor. Biz, turizmden ekmeğimizi kazanıyoruz. Hepiniz bundan iftihar ediyorsunuz, “20 milyon turist, 25 milyar dolar gelir” diyorsunuz. Turistler soruyor “Nedir bu?” diye. Onlar kendi ülkelerinde böyle bir şeyi görmüşler midir?
Elbette taş ocağı da ihtiyaçtır. Bunu kullanacaksınız, verdiğiniz zararı tanzim edeceksiniz, bu düzenlemeleri yapacaksınız. Size bunu soruyorum, cevap vermeye tenezzül etmiyorsunuz. Sizi protesto ediyorum ve kınıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
106 konuşma daha · 9 Haziran 2010