İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 94. BİRLEŞİM · PAZAR

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

İbrahim Binici

Şanlıurfa Milletvekili ·

Genel Kurul, 94. Birleşim · 4. yasama yılı · 25 Nisan 2010 · 737 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

İbrahim Binici, 25 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 737 kelime.

İbrahim Binici (Şanlıurfa). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 94. Birleşim tutanağı, 25 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-binici-23-2010-04-25-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BDP GRUBU ADINA İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 497 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 16’ncı maddesiyle ilgili Barış ve Demokrasi Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu maddeye ilişkin Avrupa’daki örneklerini incelemekle sizleri sunumumu yapmak istiyorum.

Almanya’da sadece savaş zamanında askerî mahkemelerin kurulmasına izin veriliyor. İsveç, Letonya, Danimarka, Hollanda ve Finlandiya’da da askerî mahkeme yok. Hollanda’da adli yargı için de bir özel daire bu görevi yerine getiriyor.

Avusturya Federal Anayasası’nın 84’üncü maddesiyle Avusturya’da askerî yargılama yetkisi savaş zamanı hariç geçersizdir. Bu düzenlemeyle Avusturya’da barış zamanında askerî mahkeme kurulması anayasal olarak mümkün değildir. Genel yargıdan ayrı bir askerî yargı ve diğer hâkimlerden ayrı bir askerî hâkimlik sistemi de yoktur.

Çek Cumhuriyeti 1993’te askerî mahkemelerin görevlerini sivil mahkemelere devretmiştir. Sivil mahkemelerde askerî suçların yargılanmasında ayrı özel husus ve kurallar bulunuyor.

Her fırsatta gelişmiş Avrupa demokrasisini referans gösteren AKP Hükûmeti, her nedense, Anayasa’nın 145’inci maddesi söz konusu olunca bu ölçütü unutmuşa benziyor. Başta Avrupa ve Afrika ülkeleri olmak üzere dünyada askerî yargının sivilleşme yoluyla tamamen kaldırılması uygulaması ve eğilimi giderek yaygınlaşmaktadır. Bunun adil yargılanma hakkının unsurları olan tabii hâkim ve yargılama birliği ilkeleriyle hâkim bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesi açısından ne kadar önem taşıdığı ortadadır. Bunu sağlayacak olan ise, dünyada örnekleri görüldüğü gibi, sivilleşmedir. Bu bakımdan, 145’inci madde tümden kaldırılamayacaksa en azından Anayasa’da askerî mahkemelerin, sadece askerî personelin disiplin suçlarına bakan mahkemeler olması lazımdır. AB ülkelerindeki standartlar bu şekildedir.

Sivillere karşı suç işleyen askerî personel sivil mahkemede yargılanmalıdır. Askerî yargının varlığı ordunun varlığına bağlı olduğuna göre bu yargının alanı da ordu mensupları ve onların askerî hizmetinin ifasından kaynaklanan suçlar ve disiplin suçlarıyla sınırlı olmalıdır. Tersinden söylersek, askerî yargı, askerlerin askerî suç kapsamı dışında kalan suçlarında görevli olmama ve sivil kişileri yargılayamamalarıdır.

Ayrıca, askerî suçları tanımlayan maddelerin kapsamı dar tutulmalıdır. Kanunlardaki “askerî görev” tanımlamaları askerî darbelere de zemin sunacak kadar genişletilmiştir çünkü askerî suçlar dışında kalan suçlar bakımından asker kişileri askerî yargılamaya tabi tutmak, askerî yargının varoluş mantığına da aykırıdır. Keza, sivil kişilerin de askerî yargılamaya bağlı kılınmaları hem doğal yargıç ilkesine aykırılık teşkil etmekte hem de askerî mahkemelerin varoluş gerekçelerine ters düşmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Parlamentoya geldiğimiz ilk günden beri hep şunu ısrarla dile getirdik: “12 Eylül faşist darbe Anayasası’nın tümden değiştirilmesi şarttır.” dedik. Türkiye’de büyük çoğunluğu AB sürecinde dış dinamiklerin etkisiyle yapılan değişikliklere rağmen hastalıklı birçok anayasal kurum hak ve özgürlükleri tehdit etmekte, toplumsal barışın tesis edilmesi imkânsız hâle getirilmektedir. Bu yapıyla, köklü bir hesaplaşmaya girilmeden atılacak demokratikleşme adımları güdük kalmaya mahkûmdur.

Hafızalarımızdan silinmeyen “iyi çocuklar” lafını bu ülkede herkes her zaman hatırlamalıdır. Şemdinli davasını hepiniz hatırlıyorsunuz. Birileri çıktı “iyi çocuklar” dedi. Hakkında Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından çete oluşturmak ve adam öldürmek suçlamalarından otuz dokuzar yıl hapis cezası verildi. Hemen ardından bu kuvvet devreye girdi. İlgili iddianameyi hazırlayan Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya HSYK tarafından meslekten ihraç edildi. Şemdinli davasında, askerî yargı, hemen ilk celsede iyi çocukları suçsuzmuş gibi toplumun içerisine salıverdiler. Sivil yargının makul sürede neticelendirdiği dava uzatılmaya başlamış ve görevsizlik kararı verilerek dava tekrar yargıya havale edilmiştir.

Evet, askerî yargının etkin soruşturma ve adil yargılama yapmadığına ilişkin daha onlarca örneği bu kürsüde verebiliriz. Bunun temel nedeni ise askerî yargının bağımsız olmaması ya da olamamasıdır. Bağımsızlığın olmadığı yerde tarafsızlık olabilir mi? Netice olarak, ülkemizde askerî yargı hiçbir şekilde bağımsız değilken, yıllardır, Adalet Bakanı ve Müsteşarının Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda bulunması nedeniyle yargının bağımsız olmadığını ileri sürenlerin askerî yargıyı görmezlikten gelmeleri düşündürücüdür.

Değerli Başkan, sayın üyeler; Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesinin Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 14’üncü maddesine ilişkin 1984 tarihli genel yorumunda üye devletlere aşağıdaki uyarı açıklanmıştır.

Komite, birçok ülkede sivilleri yargılayan askerî ya da özel mahkemelerin varlığını not eder. Bu, adaletin eşit, tarafsız ve bağımsız şekilde icrasına ilişkin ciddi sorunları beraberinde getirmektedir. Bu gibi mahkemelerin çoğunlukla kurulma nedeni, normal adli standartlardan farklı istisnai usullerin uygulanmasına imkân sağlamasıdır. Sözleşme, bu kategorideki mahkemelerin kurulmasını yasaklamaz iken sözleşmede öngörülen koşullar bu mahkemelerde sivillerin yargılanmasının çok istisnai durumlarda olmasını ve 14’üncü maddede öngörülen tüm garantileri gerçekten sağlaması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Komite, sivilleri yargılama yetkisi tanıyan bazı taraf devletlerin raporlarında bu konuda ciddi bilgi eksikliği olduğunu not etmektedir. İnsan haklarının etkin kurulması ve adaletin düzenli olarak icrası için gerekli olan 14’üncü maddedeki sıkı garantiler bazı ülkelerdeki askerî mahkemeler ve özel mahkemeler tarafından sağlanmamaktadır.

Sayın Başkan, değerli üyeler; bazılarının iddia ettiği gibi “Halkımızın anayasal düzenlemelerine ihtiyacı yok.” belirlemesi hiç de doğru değildir. Bu söylem, halktan kopuk olmanın en bariz göstergesidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

85 konuşma daha · 25 Nisan 2010

85 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook