Kalkınma ajanslarının kuruluşu,koordinasyonu vegörevleri hakkında kan.tas.(ss.920)
Erzurum Milletvekili ·
Genel Kurul, 53. Birleşim · 4. yasama yılı · 24 Ocak 2006 · 938 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
İbrahim Özdoğan, 24 Ocak 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KALKINMA AJANSLARININ KURULUŞU,KOORDİNASYONU VEGÖREVLERİ HAKKINDA KAN.TAS.(SS.920)); konuşma 938 kelime.
İbrahim Özdoğan (Erzurum). “Kalkınma ajanslarının kuruluşu,koordinasyonu vegörevleri hakkında kan.tas.(ss.920)”. TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim tutanağı, 24 Ocak 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-01-24-kalkinma-ajanslarinin-kurulusu-koordinasyonu-vegorevleri-hakkinda-kan (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının 27 nci maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Türkiye, AB'ye giriş süreciyle birlikte, 40 yıldır uygulamakta olduğu teşvik sistemi üzerine oturan bölgesel gelişme politikalarını terk ederek yeni bir uygulama içine girme eğilimindedir. AB'nin bütün aday ülkelere benimsettiği bu yeni yaklaşım, sermayeyi, özel sektörü ve bölgesel rekabeti önplanda tutmaktadır. Bu yeni yaklaşımın temel kurumu bölgesel kalkınma ajanslarıdır. Bölgesel gelişme farklarını ortadan kaldırmayı amaçlayan bu ajansların ana amacı hizmetler vererek bölgedeki ekonomiyi canlandırmak, bölgesel yatırımları artırmak, bölge halkının kalkınmaya katılımını sağlamaktır. Dolayısıyla, biz Anavatan Partisi olarak bu kanun tasarısını yürekten destekliyoruz.
Türkiye, planlı dönemle birlikte uygulamaya başladığı bölgesel gelişme ve bölgelerarası dengesizlikleri giderici yöndeki politikalarını yeniden gözden geçirme zorunluluğuyla karşı karşıyadır. Bu zorunluluğun esas nedeni, Avrupa Birliğine katılım sürecinde bölgesel gelişme politikalarının entegre edilmesidir. Türkiye, yaklaşık kırk yıldır uygulamakta olduğu bölgesel gelişme modeli, politika ve araçlarını bir yana bırakarak yeni bir yapılanma içine girmiştir. Bu yeni yapının ana kütlesini kalkınma ajansları oluşturmaktadır.
Türkiye, bölgesel kalkınma ajanslarıyla ilk kez, aday üyeliğinin tescil edildiği 1999 Helsinki Zirvesi sonunda tanışmıştır. AB Komisyonunun hazırlamış olduğu katılım ortaklığı belgesinde orta vadede yapılması gereken düzenlemeler arasında yer alan bölgesel kalkınma ajansları oluşturmak amacıyla yasal düzenlemeler süreci başlatılmıştır.
Dünyada önemli bir bölümü Avrupa'da olmak üzere, pek çok bölgesel kalkınma ajansı mevcuttur. Farklı ülkelerde kurulmuş bölgesel kalkınma ajanslarının esas varlık nedenleri, bölgesel stratejilerin uygulanması, yerel ve bölgesel girişimciliği destekleme, altyapı hizmetlerinin sunulmasına yardımcı olma, özel sektörün yakın geleceği için yerel, bölgesel çözümler üretme ve bölgesel talepleri karşılayacak yeni ürün ve hizmet üretimi için finansal garantiler ve çözümler arama şeklinde özetlenmektedir.
Bölgesel kalkınma ajansları, birçok Avrupa ülkesinde 1950'li, 60'lı yıllardan bu yana, bölgesel ölçekte ekonomiyi canlandırmak, örgütlemek ve geliştirmek üzere kurulmuşlardır. Bölgesel kalkınma ajansı kurma deneyimleri ülkeden ülkeye farklılıklar sergilemekte ve her kurum kendine özgü şekilde faaliyet göstermektedir. Günümüzde bölgesel kalkınma ajansları çoğunlukla tabandan tavana doğru örgütlenme modelini benimser. Tabandan tavana yaklaşım birtakım avantajlar getirir. Örneğin, bölgesel politikalara tabandan tavana yaklaşımda, personel, firmalarla birebir ilişki içinde olacağı için daha etkili ve bürokrasiden uzak ilişkiler kurabilecektir. Ayrıca, yarı özerk bir konum, bir yandan siyasî müdahaleleri önlerken, diğer taraftan ekonomideki yapısal sorunlara uzun vadeli açıdan bakılmasını sağlar ve son olarak, bölgeye siyasî desteğin dolaysız ve etkili olarak girebilmesini sağlar. Merkezî hükümetlerin ayırım gözetmeyen yeniden dağıtım programlarının tersine bölgesel kalkınma ajanslarının politikaları bölgesel hedeflere yöneldiği için daha seçici olmak durumundadır.
Bölgesel kalkınma ajansları, bürokratik yapılarına, özerkliklerine, kuruluş amaçlarına ve eylemlerine göre sınıflandırılabiliyor. Dört ana grubun varlığından söz etmek mümkün:
1- Merkezî ve yerel hükümetler tarafından kurulan bölgesel kalkınma ajansları.
2- Yerel yönetimler tarafından kurulan bölgesel kalkınma ajansları.
3- Yerel ve bölgesel yönetimler tarafından kurulan bölgesel kalkınma ajansları.
4- Kamu-özel ortaklığıyla kurulmuş bölgesel kalkınma ajansları.
Bölgesel kalkınma ajanslarının en belirgin amacı, bölgenin potansiyelini ve sorunlarını göz önüne alarak geliştirdikleri politikayla bölgedeki ekonomiyi canlandırmak, bölge halkının gelişmeye katılımını sağlamaktır. Bölgesel kalkınma ajanslarının hedefleri geniş kapsamlı olmalı ve bölgesel rekabet, kalkınma, yerel KOBİ gelişmesi ve yabancı yatırım gibi olgular içermelidir. Bu hedefleri karşılamak için çevresel gelişme, endüstriyel altyapı, danışmanlık ve girişim sermayesi gibi birçok araçları olması gerekmektedir.
Kalkınma ajansları, faaliyetlerine göre de üç ana grupta toplanabilir:
Stratejik kalkınma ajanslarının bilgi bankası oluşturması.
Bölgenin ulusal ve uluslararası platformda desteklenmesi.
KOBİ'lere destek bilgi sağlama gibi görevleri vardır.
Genel, operasyonel, bölgesel kalkınma ajansları, temel hedefleri ve sektörlerarası gelişme projelerini oluştururlar. Sektörel, operasyonel, bölgesel kalkınma ajansları, bölgenin yalnızca belirli bir faaliyetini, belirli projelerini desteklemek amacıyla kurulurlar.
Bölgesel kalkınma ajansları, dünyada, 1950'li, 60'lı yıllarda yabancı yatırımcıları çekerek, ulusal ekonomiye katkıda bulunmuşlardır. İlerleyen zamanlardaysa, yerel ve bölgesel şirketlere hizmet vermişlerdir. Bölgeye yerleşmiş firmalara, yol, su, çöp, kanalizasyon gibi hizmetlerde bulunmak konusu bölgesel kalkınma ajanslarının görevleri arasında sayılmaya başlanmıştır. Aslında, bu faaliyetler yerel yönetimlerin görev alanına giren konulardır; ama, yerel yönetimlerin malî imkânlarının yetersiz olması gerekçesiyle bu işin, artık, bölgesel kalkınma ajanslarına devri talep edilmektedir.
Kalkınma ajansları, yerine getirdikleri görevler bakımından zayıf ve kuvvetli olmak üzere ikiye ayrılmaktadırlar. Esas faaliyetleri, bölgelerine dış yatırımcı çekebilmek, bölgelerini pazarlamak olan ajanslara zayıf ajans denilmektedir. Bölgeye yatırım çekme amacına ek olarak, bölgesel ekonomi ve iş hayatının gelişmesi, kentleşme, çevre düzenlemesi, istihdamın artırılması gibi görevler yüklenmiş ajanslara da güçlü ajans modeli denilmektedir. Avrupa'daki ajansların çoğu zayıf ajans niteliğindedir.
Bölgesel kalkınma ajansları, genel bütçeden ve özel fonlardan finanse edilmekte olup, devlet tarafından başlangıçta nakdî yardım ve emlak şeklinde sermaye tahsisi söz konusudur.
Ayrıca, ajanslar, sanayileşmeyi desteklemeyi hedefleyen çeşitli devlet fonlarına ve bu fonların kullanımına göre proje sunarak kredi almaktadırlar. Bölgesel kalkınma ajanslarına, Avrupa Birliği ve Dünya Bankası tarafından fon sağlanmaktadır; fakat, bu, genel ya da düzenli bir gelir değildir. Finansman konusunda, Avrupa Bölgesel Kalkınma Fonu ve ön katılım için Yapısal Araç Fonu devreye girmektedir. Bunun yanı sıra, özel sektör ve mahallî işyerlerinden fon sağlayan ajanslar da mevcuttur.
Avrupa Birliğindeki bölgesel kalkınma ajanslarının bütçeleri yasal yapılarına sundukları hizmete göre farklılık gösterir. Yerel yetkililer tarafından kurulan bölgesel kalkınma ajansları kendilerini destekleyen politik yapılarından güç almaktadır. Bunun yanında, borsa yatırımlarından elde edilen gelirlerden kendi yarattıkları kaynaklar ve sundukları hizmetten elde ettikleri gelirler de vardır. Hatta, bazı ülkelerde bölgeden elde edilen vergi gelirlerinden de pay alırlar. Anonim şirket olarak kurulan bölgesel kalkınma ajanslarının başlangıçtaki nakit hizmet ve mülk gereksinimleri kurucular tarafından karşılanır.
Ajanslara sağlanan malî teşviklerin büyük bölümü merkezî idarenin kontrolü altında verilmektedir. Teşviklerin bütün ülke düzeyinde aynı oranda uygulanabildikleri durumlar olduğu gibi, öncelikli yörelere tahsis gibi farklılaştırılmış ve kademeli teşvik sistemleri de yoğun olarak uygulanmaktadır. Merkezî idarelere ilave olarak bölgesel idarelerin kendi bütçelerinden verdikleri teşvikler de bulunmaktadır. Bunlar sadece o bölge için geçerlidir. Ancak, bu tür malî teşviklerin parasal önemi merkezî teşviklere kıyasla çok küçüktür. Ajanslar kuruluşlara iştirak ederek veya nakdî teşvik yoluyla firmalara destek sağlamaktadırlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
26 konuşma daha · 24 Ocak 2006