İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 53. BİRLEŞİM · SALI

Kalkınma ajanslarının kuruluşu,koordinasyonu vegörevleri hakkında kan.tas.(ss.920)

İbrahim Özdoğan

Erzurum Milletvekili ·

Genel Kurul, 53. Birleşim · 4. yasama yılı · 24 Ocak 2006 · 627 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

İbrahim Özdoğan, 24 Ocak 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KALKINMA AJANSLARININ KURULUŞU,KOORDİNASYONU VEGÖREVLERİ HAKKINDA KAN.TAS.(SS.920)); konuşma 627 kelime.

İbrahim Özdoğan (Erzurum). “Kalkınma ajanslarının kuruluşu,koordinasyonu vegörevleri hakkında kan.tas.(ss.920)”. TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim tutanağı, 24 Ocak 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-01-24-kalkinma-ajanslarinin-kurulusu-koordinasyonu-vegorevleri-hakkinda-kan-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 920 sıra sayılı yasa tasarısının 27 nci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi, tekrar, saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

27 nci maddenin, Anavatan Partisi Grubu adına konuşmamda bu yasa tasarısını desteklediğimizi söyledik ve şahsım adına bazı düşüncelerimi de gündeme getirmek istiyorum bu konuda.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de bölgesel kalkınma ajansları, Kamu Yönetimi Temel Kanun Tasarısının organik bir parçası olarak gündeme gelmiştir. Bu bağlamda, konuyla ilgili olarak kamuoyunda olumlu ve olumsuz yönde birçok görüş gündeme gelmekte, tartışma alanı bulmaktadır. Burada kanunun kamu yönetiminden ziyade ekonomik tarafı, yani bölgesel gelişme öne çıkarılacaktır.

Kalkınma ajansları bölgesel gelişme politikalarına yeni bir yaklaşım getirmektedir. Bugüne dek Türkiye'de bölgelerarası eşitsizliğin giderilmesi üzerine çalışmalar yapılmıştır. AB'nin izlenmesini istediği bölgesel politikalar ise bölgelerin rekabeti önceliği üzerine kurulmuştur. Bölgelerdeki planlama ve gelişme sorunları özel sektöre devredilecektir; bölgeler yabancı sermaye çekme konusunda daha özgür olacaklardır; bölge kalkınma ajanslarının yönetiminde dernek, vakıf gibi sivil toplum örgütleri daha etkin olmaya başlayacaktır; ama, bölgesel kalkınma ajansları organik anlamda DPT'ye bağlıdır. Burada esas tartışılması gereken, bölgelerarası rekabet anlayışının, bölgeler arasındaki eşitsizliğin giderilmesine ne ölçüde katkıda bulunacaktır? Rekabet anlayışı bu eşitsizliği daha da körüklerse ne yapılacaktır?

Kalkınma ajanslarının üretim ilişkileri temeli, son otuz yılda yaşanan dönüşümün etkilerini taşımaktadır. Büyük ölçekli üretim tesislerine dayalı yapıdan küçük ölçekli esnek üretim teknolojilerine dayalı KOBİ'ler üzerine inşa edilen "postfortdist üretim biçimi" olarak tabir edilen bir sistem söz konusudur; fakat, bu dönüşümün bölgeler bazında ele alınması, ulusal ekonomi ve ulusal kalkınma duyarlılığını zayıflatıp yerel kalkınma anlayışını güçlendirecektir.

Avrupa Birliği yerel yönetim anlayışını standartlaştırmakta, bu anlayış merkezî idarenin yetkilerini yerel yönetimlere devretmesini ve yönetimin yerelliğini içermektedir. Titiz ve isabetli bir planlama yapılmadan yerel yönetimlere yetki devri, devletin üniter yapısını tahrip edebilir. Sadece Türkiye değil, Avrupa'da bile kamuoyunun bir bölümü yerelleşmenin getireceği tehlikeleri algılamakta, endişelerini dile getirmektedirler.

Bölgesel kalkınma ajansları, Avrupa'da özel sektörün ve sivil toplum örgütlerinin yönetimindedir. Türkiye'de ise özel sektör ve sivil toplumun katılımına dayalı olmasına karşın, bölgesel kalkınma ajanslarında son sözü söyleme hakkı DPT'nindir. Türkiye'deki bölgesel kalkınma ajansları, DPT'nin taşra teşkilatı görüntüsü vermektedir ve model alınan Avrupa'daki yapıdan bir hayli uzak düşülmektedir.

Bölgesel kalkınma ajanslarına yüklenen misyon, KOSGEB, Millî Prodüktivite Merkezi gibi bazı kurumların görev alanlarına girmektedir. Bu durumda gerekli düzenlemelerin yapılmaması halinde, kurumlararası yetki çatışması ve karmaşasının oluşması kaçınılmaz görünmektedir.

Sonuç olarak, kalkınma ajanslarının kuruluş amaçları, bölgelerin ekonomisinin canlanmasına katkıda bulunmak, bölgenin girişimci potansiyelini geliştirmek, bölge halkının kalkınma sürecine katılımını sağlamak ve bölge halkının kalkınmadan yararlanabileceği ortamı oluşturmaktır. Ajansların çoğu, ulusal hükümetler tarafından yönetilen, kamuyla kuvvetli ilişkileri olan ve bazen kamu yetkilerini kullanabilen yapılardır. Türkiye'de bölgesel eşitsizliklerin giderilmesi amacıyla çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar, planlı dönemin başlangıcına kadar uzanır; ancak, kalkınma ajanslarının getireceği yeni mantık, bölgelerarası eşitsizliğin giderilmesi değil, bölgelerarası rekabetin gerçekleşmesidir. Bu yeni anlayışın Türkiye'deki mevcut koşulları nasıl etkileyeceği henüz belli değildir.

Kalkınma ajansları, Avrupa Birliğine giriş sürecinde kalkınma anlayışını Avrupa standartlarıyla uyumlaştırmak amacına yönelmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANToparlayın lütfen.

İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla)Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Temelde, üyelik sürecinin önündeki bir engelin daha kaldırılması motivasyonu yatmaktadır. Burada şekle takılıp kalınmaması, kalkınma ajanslarının gerçek amaçlarının önceliğinin korunması önem taşımaktadır. AB'nin tahsis edeceği fonlar ve bu fonların yönlendirileceği alanlar, Türkiye'nin öncelikleri ve ihtiyaçları değil, Avrupa Birliğinin Türkiye'yle ilgili planları çerçevesinde kullanılacaktır.

Sonuç olarak, Türkiye için öngörülen katılım öncesi strateji, bölgesel gelişmişlik farklılıklarını azaltmaya yönelik gayretleri finanse etmekten çok uzaktır. Bu konuda temel görev, merkezî hükümete düşmektedir. Oysa, benimsenmiş modelin temeli, devletin ekonomik ve sosyal yaşama müdahalesinin en aza indirgenmesi esasına dayanmıştır. Geri kalmış bölgelere uyarlığın nimetlerini taşıma ve bu bölgelerde üretimi, istihdamı artırma görev ve sorumluluğunu taşıyan bir devlet anlayışı, bu yaklaşımla ters düşmektedir. Bu bağlamda, bölgesel kalkınma ajanslarının Türk idarî yönetim ve ekonomik yapısıyla uyuşması epey zaman alacak gibi görünmektedir.

Bu konuşma, Anavatan Partisi olarak kalkınma ajansları üzerindeki endişelerimizi taşımaktadır.

Yüce Heyetinizi, tekrar, saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

26 konuşma daha · 24 Ocak 2006

26 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook