İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 59. BİRLEŞİM · SALI

T.c emekli sandığı, sosyal sigortalar kurumu ve bağ-kur'dan aylık veya gelir almakta olanlara ek ödeme yapılması hk. (s.s 1076)

İbrahim Özdoğan

Erzurum Milletvekili ·

Genel Kurul, 59. Birleşim · 4. yasama yılı · 7 Şubat 2006 · 1.004 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

İbrahim Özdoğan, 7 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: T.C EMEKLİ SANDIĞI, SOSYAL SİGORTALAR KURUMU VE BAĞ-KUR'DAN AYLIK VEYA GELİR ALMAKTA OLANLARA EK ÖDEME YAPILMASI HK. (S.S 1076)); konuşma 1.004 kelime.

İbrahim Özdoğan (Erzurum). “T.c emekli sandığı, sosyal sigortalar kurumu ve bağ-kur'dan aylık veya gelir almakta olanlara ek ödeme yapılması hk. (s.s 1076)”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 7 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-02-07-t-c-emekli-sandigi-sosyal-sigortalar-kurumu-ve-bag-kur-dan-aylik-veya-3 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 1076 sıra sayılı yasa tasarısının 10 uncu maddesinde Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Artık, bu yasa tasarısının sonuna gelmiş bulunuyoruz. İnşallah yasalaşır ve Yüce Milletimize, emeklilerimize hayırlı olur temennisinde bulunuyorum; fakat, bu son maddelerde bazı görüşlerimi de beyan etmek istiyorum, milletimle paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, son günlerde Yüce Meclisimizde yaşanan vergi tartışmaları, gündem içinde önemli bir paya sahip olmaktadır. Yeni yıla girerken, yeniden değerleme oranında bazı vergi ve harçların yeniden belirlenmesi, ücretliler ve emeklilerin yıllık olarak verdiği vergi indirim ve iadesine konu olacak belgelerin 20 Ocak 2006 tarihine kadar verilmesi zorunluluğu, beraberinde birçok tartışmayı getirmiştir. Sosyal politikaların terk edildiği koşullarda vergi ve benzeri uygulamaların tartışma olmaktan çıkması mümkün değildir. Hele hele de AK Parti İktidarı gibi, artık, iktidar rehavetine neredeyse tamamen teslim olmuş bir iktidarda, vergi ve primlerin sorun olmaktan çıkması olası değildir.

Bugün vergi ve birçok düzenleme, egemen sınıfın taleplerini karşılar biçimde ele alınmakta ve toplumun büyük bir kesimi tarafından da sürekli tepkiyle karşılanmaktadır. Anavatan Partisinin itirazının temel noktasını da burası oluşturmaktadır. Azınlık; ancak, egemen durumdaki tekelci sermayedarlar, vergi uygulamalarını sürekli kendi lehlerine çevirme konusunda baskı oluşturmaktadır. Bu baskılar sonucunda, teşvik, istisna ve indirim gibi büyük vergisel avantajlar elde etmektedirler. Buradan oluşan açıkların kapanması da, emeklilerin ve düşük gelir gruplarının sırtına yüklenmektedir. Sanki emeklilerimizin lehine bir değişiklik yapılıyormuş gibi "artık emekliler fiş toplama eziyetinden kurtulacak" türünden laf cambazlıklarıyla hedef saptırılmaktadır. Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın müjde olarak sarf ettiği bu sözlerin, kendi içinde bir suç teşkil ettiği de ayrı bir konudur. Harcamalarının karşılığında belge almamanın, Vergi Usul Kanununa göre suç teşkil ettiğini biliyor mu Sayın Başbakan?! Bir taraftan, 2004 yılını kayıtdışıyla mücadele yılı ilan edeceksiniz, sonra kayıtdışılığı körükleyen bir uygulamayı teşvik edeceksiniz. Bu ne yaman çelişkidir. Bu kadarla kalsa iyidir. Bu da yetmiyormuş gibi, emeklileri açlık sınırında ücretlere mahkûm edeceksiniz ve bankalardaki, maaş kuyruklarındaki eziyetini görmeyeceksiniz; ancak, fiş almayı eziyet olarak değerlendireceksiniz. Eziyet olan fiş almak değil, fişlerin değerlendirilmesine ilişkin daha etkili bir sistemin geliştirilememiş olmasıdır. Anavatan Partisi olarak bizim gördüğümüzü, AK Parti İktidarı nasıl görememektedir?! Yoksa, iktidar, o gözleri kör mü etmiştir?!

İktidarın ısrarlı talepleri ve şatafatlı kampanyalarıyla yapılmak istenen şudur: Emeklilerin vergi iadesinden bir miktar kırpmak ve giderek bu uygulamaya son vermek. Mevcut uygulamayla, emeklilere, yıl içinde üçer aylık dönemler halinde, yüzde 4 oranında, vergi iadesine mahsuben avans verilmektedir, yıl sonunda matraha göre beyan ettikleri belgelerin yüzde 5'i vergi iadesi olarak hesaplanmakta, yıl içinde ödenen yüzde 4'lük tutar düşüldükten sonra, yüzde 1 daha ödenmektedir. Yeni uygulama ise, toplam yüzde 4 oranında maaşlara ilave edilecek ve emeklilerden belge alınmayacaktır. Dolayısıyla, emeklilerin yüzde 1'lik bir kaybı olacaktır. Ayrıca, emekli maaşlarına artış yapılmadığı için, bu yüzde 4'lük vergi iadesini de, maaşlara zam yaptık şeklinde yutturmaya çalışacaksınız.

Fiş almanın eziyet olmadığını, bunun bir görev olduğunu, birilerinin Sayın Başbakana öğretmesi gerekir. Asıl eziyet, emeklileri açlık sınırının altında ücretlere mahkûm etmektir, maaş kuyruklarında çile çekmelerine neden olan sebepleri ortadan kaldırmamaktır. Ayrıca, vergi iadesi uygulamasında bu biçimiyle ısrar etmek, eziyet vermektedir.

Vergi iadesini kaldırmak bir yana, aksine, her türlü harcamayı kapsama almak, genişletmek gerekir. Gerek ücretlilerde gerekse emeklilerdeki vergi iadesi uygulamasına konu olacak belgelere sınırlama getirilmesi nedeniyle, esas olarak harcadığı birçok ürünün belgesi geçerli olmayınca, bu açığı telafi edecek bir başka belge arayışına girmenin tam bir eziyete dönüştüğü doğrudur; ama, bunun çözümü, bu uygulamayı kaldırma olmamalıdır.

İktidar koltuğuna oturduğu andan bu yana, üç yıl boyunca hep emekliyi hüsrana uğratan Sayın Başbakan, kendi tabiriyle, müjdelerini sıralamaya devam ediyor. İcraatlarıyla, asgarî ücrette yüzde 8,65 oranında artış sağlanırken, bugünlerde emekliye reva görülen zam, ilk altı ay için yüzde 3, ikinci altı ay için yüzde 3; kısaca, toplam yüzde 6 oranındaki zamla, emekli, ayda 800 gram kıyma alabilecek. Aman, ne büyük lütuf!

Buradan, iktidara seslenmek istiyorum: İşçinin, memurun, emeklinin enflasyona ezdirilmeyeceği taahhütleri nerede kaldı?! Yüzde 3'lük zam kazığı yetmiyormuş gibi, emeklinin fiş toplayarak aldığı yüzde 5'lik vergi iadesini de yüzde 4'e düşürerek, yüzde 1'ini hiç ettiniz. Yani, toplamda yüzde 6 olan emekli maaşı zammını yüzde 5'e çektiniz. Allah sizleri başımızdan eksik etmesin diyen bir emekli bulamazsınız değerli arkadaşlarım.

Şimdi, emekliye müjde şeklindeki takdimin esasına gelelim. Yüzde 4 vergi iadesi zammı olarak sunulan artış, aslında, geçen yıllarda üç ayda bir yapılan bir ödemenin, şimdi her ay yapılacak şekilde yeniden düzenlenmesinden ibarettir. Aylık 450 YTL ücret alan bir emekli, üç ayda bir vergi iadesine mahsuben, üç ayda bir 50 YTL alıyor, yıl sonunda da, verdiği fişlerin toplamına göre, eksik kalan kısım devlet tarafından tamamlanıyordu. Dolayısıyla, ortada yüzde 4 zam diye bir şey yok. AK Parti, sanki emekliyle dalga geçiyor. Peki, 3 + 3 olarak takdim edilen zam, emeklinin derdine derman olacak nitelikte midir?! Eğer bu zammı yeterli buluyor ve bunun için de emekliye müjde şeklinde takdim ediyorlarsa, o medya mensupları, yatağa girdiklerinde, yaptıkları işi yeniden değerlendirmelidirler. Sanırım, bunu yaptıklarında, kendilerinden utanç duyarlar. Eğer, müjde olarak emeklilerin artık fiş toplamayacak olmalarını takdim ediyorlarsa hemen belirteyim ki, emekli geçim derdindedir. Onun öncelikli derdi fiş toplamak ya da toplamamak değildir. Kimseye muhtaç olmadan yaşayabileceği bir imkânın sağlanmasını istemektedir.

Diyelim ki, vergi iadesine karşılık yapılan yüzde 4 artışı zam olarak kabul edelim ve bunun üzerine, verilen yüzde 3'lük artışı da ekleyelim, yılın ilk altı ayı için toplam yüzde 7 zam yapılmış olur. Şu anda 450 YTL alan bir işçi emeklisinin maaşına yaklaşık 30 YTL zam yapılmış olacak. 450 YTL alan bir emekliye yapılan 30 YTL artışın müjde olarak nitelendirilmesi mümkün olabilir mi? Yılın ikinci altı ayında da yüzde 3 artışla maaşa 15 YTL zam gelecek ve böylece yüzde 4 iade zammı, 3 + 3 normal artışla 450 YTL olan emekli maaşı 495 YTL olacaktır. Peki, Türkiye İstatistik Kurumunun açlık sınırını 560 YTL olarak açıkladığı bir ülkede, tüm artışlara rağmen ancak 495 YTL'ye ulaşabilen emekli aylığını müjde olarak takdim edenler bu ülkede yaşamıyorlar mı ya da onların patronları onları o kadar çok doyuruyor ki, sefalet içinde yüzenleri kendi doygunlukları sebebiyle göremiyor ve düşünmüyorlar.

Anavatan Partisi olarak bizim derdimiz, büyük sermaye ya da patronla değil, bizim derdimiz, künyesinde adalet yazan bir partinin uygulamalarıyla derin adaletsizliklere yol açmasıdır. Bunun sonucunda da emekli mağdur olacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

37 konuşma daha · 7 Şubat 2006

37 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook