İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 84. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Kuzey ankara girişi kentsel dönüşüm projesi kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1114)

İbrahim Özdoğan

Erzurum Milletvekili · Anavatan Partisi

Genel Kurul, 84. Birleşim · 4. yasama yılı · 5 Nisan 2006 · 865 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

İbrahim Özdoğan (Anavatan Partisi), 5 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KUZEY ANKARA GİRİŞİ KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1114)); konuşma 865 kelime.

İbrahim Özdoğan (Anavatan Partisi, Erzurum). “Kuzey ankara girişi kentsel dönüşüm projesi kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1114)”. TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim tutanağı, 5 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-04-05-kuzey-ankara-girisi-kentsel-donusum-projesi-kanununda-degisiklik-yapil (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1114 sıra sayılı yasa tasarısı üzerine Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, konuya geçmeden önce, bugün yine, iç savaş provaları yapan eli kanlı terör örgütü 5 güvenlik görevlimizi şehit etti. Şehitlerimize Cenabı Haktan rahmet diliyorum; geride kalanlara başsağlığı diliyorum

Ayrıyeten, bugünden başlamak üzere bir hafta boyunca Polis Haftası. Güvenlik ve huzur kaynağımız polislerimizin de haftasını canı gönülden kutluyor, görevlerinde başarılar diliyorum, mutlu ömürler diliyorum.

Ayrıyeten, bugün Avukatlar Günü; değerli hukukçularımızın, avukatlarımızın da gününü kutluyor, görevlerinde başarılar diliyorum.

Değerli arkadaşlar, sanayi toplumunun dev metropollerini yönetenler, klasik şehir kültürünün kaybolan kültürünü ararken, Türkiye'de, tepeden alınan kararlarla, toplumu, emir-komuta zinciri içinde denetimde tutmak isteyen anlayış, az da olsa, yaşayan ruhu yok etmek için, totaliter baskı yöntemleri kullanıyor. Dünyanın en güzel mekânında kurulan, kıymetli tabiat, tarih ve kültür mirasının başkenti İstanbul'un bütün değerleri yıkılıyor, çalınıyor, soyuluyor, yağmalanıyor; aşırı kullanım ve bakımsızlıktan yok oluyor. Devlet adamlarının iktidar gücüne dayanarak kurdukları sınırsız iktidarın ürünü olan şehirler, insanların huzur ve mutluluğu yakaladığı mekânlar hiçbir zaman olamadı. Otoriter şehircilik, kısa süreli olarak, beli bir semtte başarı gösterebildi sadece.

Şehirlerle ilgili kararlar, merkezî siyasî otoritenin tekeline asla bırakılamaz. Hatta, bütün yetkililer, yerel, resmî organlara bile verilemez. Şehirlerin gerçek sahipleri, o şehirlerde yaşayan hemşerilerdir. Şehirlerin geleceği, hemşerilerin kendi tarihî ve toplumsal dinamiklerini diri tutarak, üretecekleri yeni şehir kültürüne bağlıdır. Yöneticilerin gözden kaçırdığı, hatta gizlediği gerçeği ancak hemşeriler görebilir. Her türlü engeli aşarak, şehirlerin tarihî ve kültürüyle, ancak hemşeriler ilişki kurabilir. Yöneticiler, şehir plancıları ve mimarlar da hemşerilerin bu yöndeki gayretini dikkate alarak şehre yaklaşırlarsa, şehir ile insan arasındaki bağ yeniden kurulabilir.

Tarihî zenginliği olan eski şehirler, sınıfsız bir okul, kitapsız bir kütüphane, laboratuvarsız bir üniversite, kültürlerin açık müzesi, azizlerin mabedi, şair ve filozofların kahvesidir. Bu zenginlikte mallar artar ve eksilir, bilgeler çoğalır veya yok olur, düşünceler değişir, fikirler kök salar, yayılır ve yasaklanır. Zıtlıklardan hayat bulan şehir, tarihinin tanığı, geleceğin temsilcisi, değişimin öncüsü olma niteliğini korur. Bütün bunları, ancak, şehirlerine, kendisinden azamî çıkar sağlanacağı neneler gözüyle bakmayan hemşeriler anlar. Şehirler, yaşadığı şehre bu gözle bakabilen hemşerileriyle birlikte değişir, değiştikçe de hayatın bir zenginliği olarak hemşerileriyle beraber yaşamaya devam eder.

Sanayi toplumunun büyük metropollerinde insan ile tabiat, kültür ve inanç arasındaki bağ kopma noktasına geldi. İnsanoğlunun kendini zenginleştirme, hayatı kolaylaştırma adına yapıp ettikleriyle şehirler bozuldu. Kalabalık, gürültülü, korkutucu mekânlar oluştu. Şehir ile insan ve kültür arasında kopan bağı yeniden kurmanın yolları mutlaka aranmalıdır. Yaşanan kötü tecrübelerden, bilgi ve mantıklı yaklaşımın yeterli olmadığı anlaşıldı. Duygu, sevgi, inanç ve coşku eksikliği mutlaka giderilmelidir.

Bir şehrin kimliğini belirleyen o şehirde yaşayan insanlar mı, yoksa, şehri oluşturan fiziksel özellikler mi ya da şehri gezmeye gelen insanların akıllarında kalan imaj mıdır. Her şeyden önce, akla fizikî faktörler geliyor. Bir sahil şehrinin kimliği, ovadaki şehrin kimliğinden farklıdır. Türkiye'de çok geniş sahil olmasına rağmen, çok az şehrin sahil kimliği vardır; yani, deniz kenarında olmasına rağmen denize küsmüş şehirlerimiz çok sayıdadır.

Bunların ötesinde, o yerleşmenin toplu olarak mimarı, anlatımı bir faktördür. Yani, bahçeli şehir düzeninde midir, ayrık düzende midir, blok düzeninde midir. Bütün bunlar kimliği oluşturmazlar; ama, kimliğe eleştirel bir gözle bakma zemini oluştururlar.

Başka bir faktör, mesela, bir üretim biçimi bir şehirde dominant olarak var olabiliyor. Kütahya'da kocaman bir çini vazo vardır. Şehir kimliği referansla karıştırılmamalı. Şehirde çeşitli güçlü referans noktaları vardır. Eyfel Kulesi Paris'in kimliğidir diyemeyiz, ama, Paris'in önemli yerlerinden birisidir; ama, Atakule, bu referans noktası ve onun çevresinde oluşan aktiviteler, şehrin o kesimiyle acaba ne kadar bütünleşmiştir. Hangi insanlar, orada, zamanlarının önemli bir kısmını geçirirler. Bütün bunlar, kimlik olayını güçlendirecek, zayıflatacak veriler olabilir. Şehir kimliği, arkasında nasıl tekâmülle ilgili bir çizgi gösterir. Bu, geçici olma olayıdır. Bir karayolu boyunca gelişmiş yerlerimiz var. Böyle bir yerde kimlik ne olur. Tarihî şehir dokusunun, onun parçalarının korunması büyük önem arz etmektedir. Koruma olgusu, Türkiye'de, bu kadar çok korunacak şey olmasına rağmen, maalesef, ithal malıdır; ama, bu kadar yıldır, koruma, iç dinamik haline gelememiştir; kamuoyu, tam, gerçek anlamda oluşamamıştır. Bunun arkasında, bilinçsizlik, kültürsüzlük, biraz da yapamamazlık vardır, beceriksizlik vardır.

Kimlik tekâmülünde bir diğer aşama da küreselleşme olayıdır. Buna son aşama da diyebiliriz. Globalizasyon, ticarî bir olay hedefi, bütün dünyayı tek bir pazar haline getirmiştir. Küreselleşme, ülkelerden ziyade şehirleri ön plana çıkarmaktadır. Bir anlamda küreselleşme, şehirlerin birbiriyle yarışması anlamına geliyor. Küreselleşme, herkesi bir açıdan birbirine benzetme gibi bir eylem olmasına rağmen, kimliği daha çok vurgulayacak; bir yönden yerelleşme, bir açıdan yerel kültür kurumları, bugünküne kıyasla, daha önemli bir duruma gelecektir.

Bunları düşünerek ve ileriye yönelerek stratejik kararlar almak gerekiyor; ama, maalesef, merkez yönetimimizde bu eyleme, iç dinamiklerle beslenmemiş olan korumaya inanmıyoruz. İnsanlar, şehirleri üzerine karar verme yetkisini, ne merkezî iktidara ne giderek onun bir uzantısı haline gelen yerel yönetimlere ne de şehir konusunda evrensel bir bilimselliğin taşıyıcı olduğunu iddia eden uzmanlara bırakmamalıdır. Şehirliler işe karışmadan, hiçbir yerel yönetim, şehirlilere, ideal kimlikli şehir hem vaat edemez hem de gerçekleştiremez.

Değerli arkadaşlar, buradan, sayın hükümete bir çağrıda bulunmak istiyorum. Az önce, konuşmaya çıkmadan önce, mağdur olan Modern Çarşı esnafından arkadaşlarımız bizi aradı "bunu kürsüde dile getirin" dedi. Daha önce, Sayın Bakan, hükümet, bu esnafımızın, Modern Çarşı esnafımızın mağduriyetini gidereceklerine dair söz vermesine rağmen, bugüne kadar, maalesef, bu söz yerine getirilmemiştir. Ben, hükümeti, verdiği bu sözde durmaya çağırıyor ve başarılar diliyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

21 konuşma daha · 5 Nisan 2006

21 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook