İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 88. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

İsa Gök

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 88. Birleşim · 4. yasama yılı · 19 Nisan 2010 · 1.049 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

İsa Gök (CHP), 19 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 1.049 kelime.

İsa Gök (CHP, Mersin). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 19 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/isa-gok-23-2010-04-19-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA İSA GÖK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Anayasa değişiklik paketi, çerçeve madde 2, Anayasa madde 20, özel hayatın gizliliği ama asıl buradaki kavram kişisel veriler. Arkadaşlar, madde güzel gibi geliyor, işte bu şeker maddelerden biri gibi görünüyor ama şimdi maddeyi beraber inceleyeceğiz.

Kişisel veri kavramı ne, önce ona bakmak lazım. Kişisel veri kavramı, belirli veya kimliği belirlenebilir olmak şartıyla bir kişiye ilişkin bütün bilgileri ifade etmektedir. Bu bilgiler belli bir kimsenin kimliğine, etnik kökenine, fiziksel özelliklerine veya sağlık, öğrenim ve istihdam durumuna ilişkin olabileceği şekilde, bir kişinin bireysel ve aile içi yaşantısına ilişkin bilgiler ile başkalarıyla gerçekleştirdiği haberleşmeler de kişisel veri niteliği taşımaktadır. Benzer şekilde, bir kimsenin ikamet, emniyet ve kredi kartı bilgileri ile kişisel düşünce ve inançları ve hatta alışveriş alışkanlıklarına ilişkin bilgileri de kişisel veri kapsamında yer alıyor.

Bu verilerin korunması ne peki? Kişisel veri niteliği taşıyan bilgilerin toplanması, depolanması, değiştirilmesi, yok edilmesi, kamuya açıklanması ve üçüncü kişilere aktarılması işlemlerinin hangi amaç ve yöntemler çerçevesinde yapılabileceğinin belirlenmesini ve bu sınırların aşılması hâlinde hangi hukuki yollara başvurulabileceğinin düzenlenmesini ifade ediyor.

Kişisel bilgi niteliği taşıyan verilerin korunmasıyla aslında kişilerin maddi ve manevi varlıklarının korunması hedeflenmektedir. Zira, bu tür bilgilerin ele geçirilerek bankacılık, elektronik ticaret ve benzeri alanlarda kullanılması mümkün olduğu gibi, bir kimseye ait özel bilgilerin izinsiz olarak çeşitli ortamlarda açığa vurulması da söz konusu olabilmektedir. Buna bağlı olarak ilk durumda maddi zarar ortaya çıkmakta, ikinci durumda ise özel hayatın mahremiyeti ve dolayısıyla da kişilik hakkı ihlal edilen kişiler, manevi anlamda zarara uğramaktadır. Bu nedenle, kişisel bilgi niteliği taşıyan verilerin korunmasındaki gerçek amaç, kişilerin maddi ve manevi varlıklarının korunması olup söz konusu verilerinin korunması bu amaca hizmet eden bir araç işlevi görmektedir.

Arkadaşlar, kişisel verilerin toplanması, yani enformasyonu zamanla gelişti. 1953 yılında IBM’in 701 modeliyle başlayan elektronik veri işletim sistemlerinin gelişimi, 1983’te geliştirilen ilk veri bankalarından günümüz veri işletim sistemlerine ulaşmıştır. Artık, bankacılıkta, sigortacılıkta her alanda veriler toplanmaktadır. Bu iş o denli önemli ki bizim dışımızdaki dünyada yani uluslararası hukukta belli doneler oluşturulmuş vaziyette. İlki OECD. Arkadaşlar, uluslararası bir temel teşkil edecek şekilde OECD, 1980 tarihinde bağlayıcı olmayan ilkeler kabul ederek kişisel alanın ve sınır aşan kişisel veri trafiğinin korunmasına dair ilkeler belirledi. Olay bu kadar önemli. Daha sonra Avrupa Konseyi. Avrupa Konseyi veri korumasının tarihsel gelişimine bakıldığında bir uluslararası hukuk belgesi çıkıyor. Avrupa Konseyinin 28 Ocak 1981 tarihli 108 no.lu Sözleşmesi çıkmaktadır: Kişisel Nitelikteki Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Şahısların Korunmasına Dair Sözleşme. Bakın, uluslararası burada bitmiyor arkadaşlar. Birleşmiş Milletler teknik ilerlemeye bağlı olarak 1990 yılında bu konuda bağlayıcı kurallar koydu. Avrupa Birliği yine kurallar koydu. Avrupa Birliği özde dört temel düşünce üstüne kurulmuştur biliyorsunuz: Malların, kişilerin, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımı. Bu dört temel hedefin yerine getirilmesinde kişisel verilerin toplanması ve işlenmesi bir zorunluluk arz etmektedir.

Pekâlâ, önümüze gelen tasarı ne getiriyor bize arkadaşlar? “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar.” diyor, tasarı bu. Artı -tasarıyı bilerek diyorum Sayın Başkan- “Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde -bakın, kanunda öngörülen hâllerde- veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir.” Açık rızaya hukuki engel vardır. Şöyle ki: Medeni Kanun’un 23’üncü maddesi, kişiliğin rızayla yapılan saldırılara karşı korunmasını düzenlemektedir. Buna göre, hak ve fiil ehliyetlerini koruyan Medeni Kanun 23/1’e göre, hiç kimse hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez ama bizim bu tasarı vazgeçme imkânını tanıyor. Benzer şekilde, Medeni Kanun madde 23’ün ikinci fıkrası, kimsenin özgürlüklerinden vazgeçemeyeceğini veya onları hukuka ya da ahlaka aykırı olarak sınırlayamayacağını belirtiyor. Dolayısıyla, tasarının bu fıkrasında bir hukuka aykırılık var.

Tasarının alt tarafına geldiğimizde arkadaşlar başka bir şey göreceğiz. Bakın, ne diyor: “Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” Ne güzel değil mi? Ama bu anayasal hükmün bir kanuni temeli daha önce hazırlanmaya çalışıldı. Ne zaman çalışıldı? Başbakan Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı Meclise sevk edildi, komisyona geldi. Arkadaşlar, bu kanunda neler yazıyor biliyor musunuz? Bakın, dikkatli dinleyin: “Özel niteliği olan kişisel veriler.” Özel niteliği olan veriler arkadaşlar. “Kişilerin ırk -bakın ırk- siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep veya diğer inançları, dernek, vakıf ve sendika üyeliği, sağlık ve özel yaşamları -bu konuda herhâlde Sayın Aliye Kavaf karşıdaydı, Sayın Bakan da çok ilgili çünkü cinsel tercihler dahi bu gruba giriyor- ve her türlü mahkûmiyetleriyle ilgili kişisel veriler işlenemez.” diyor. Veri işleyemiyorsunuz ama aynı tasarının alt tarafında bir şey daha yazıyor, ikinci satırda arkadaşlar. Bakın, ne yazıyor ikinci fıkra: “Birinci fıkrada belirtilen kişisel verilerin, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğinin korunmasını sağlayacak yeterli önlemlerin alınması şartıyla, aşağıda sayılan hâllerde işlenmesi mümkündür.” Arkadaşlar, fıkra üç, bakın ne diyor fıkra üç: Bakın, siz insanın cinsel tercihini, mezhebini, etnik kökenini, vakfını, her şeyini işleyeceksiniz, bunu işlediğiniz gibi… Bir şart var, bir kural konuyor: “Temel kamu yararlarının gerektirmesi hâlinde, ilgili mevzuatta yeterli koruma tedbiri bulunması kaydıyla, Kurul, -bir kurul var- özel niteliği olan kişisel verilerin işlenmesine karar verebilir.”

K. KEMAL ANADOL (İzmir)Reform ya, reform!

İSA GÖK (Devamla)Reform! Mezheplerimiz, cinsel tercihimiz, okuduğumuz gazete, her şey fişlenebilecek. Ne güzel demokrasi, ne güzel! Bu tasarıda Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası var.

K. KEMAL ANADOL (İzmir)Demokratikleşme!

İSA GÖK (Devamla)Pekâlâ, bu kadarla mı? Hayır. Devam edin arkadaşlar: Yurt dışına bilgi aktarımı. Bakın, ne diyor: “Kurulun izninin bulunması hâlinde de kişisel veriler yurt dışına aktarılabilir.” Madde 14, fıkra üç. Ne güzel demokrasi, ne güzel demokrasi! Siz insanın mezhebini, tercihini, vakfını, etnik kökenini, ırkını, kanını, her şeyini saptayın, işleyin bunu, bunu fişleyin, insanları, yurt dışına aktarabilin! Bir kurul karar veriyor. Bu kurul nasıl oluşuyor arkadaşlar?

K. KEMAL ANADOL (İzmir)Yurt dışına nereye aktarılıyor?

İSA GÖK (Devamla)Bu kurul ise, arkadaşlar, Bakanlar Kurulunca seçilen 7 üyeden oluşuyor -Bakanlar Kurulu- aynı Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı gibi. Bir merkez kuruluyor, bu merkezde 72,5 milyon insanımızın tüm verileri toplanıyor, bir banka. Her tür özel bilgilerini toplayacaksınız, bu bilgileri işleyebileceksiniz, yurt dışına gönderebileceksiniz ve anayasal dayanağını oluşturuyorsunuz. Demokrasi! Ne güzel demokrasi! Faşizan demokrasi!

K. KEMAL ANADOL (İzmir)Nereye yurt dışına, Fethullah’a mı?

İSA GÖK (Devamla)Yurt dışına…

Şimdi, devam ediyoruz arkadaşlar. Bizde, aslında, Ceza Kanunu’muzda 134 var, TCK’da, özel hayatın gizliliğini ihlal, 135 var, kişisel verilerin kaydedilmesi ama bunları takibe bağlı suç yapmışız, madde 139 ama yine olay bununla bitmiyor. Bakın arkadaşlar, bu tasarı üzerine yani Anayasa…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

89 konuşma daha · 19 Nisan 2010

89 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook