İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 93. BİRLEŞİM · CUMARTESİ

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

İsmet Büyükataman

Bursa Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 93. Birleşim · 4. yasama yılı · 24 Nisan 2010 · 914 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

İsmet Büyükataman (MHP), 24 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 914 kelime.

İsmet Büyükataman (MHP, Bursa). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim tutanağı, 24 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ismet-buyukataman-23-2010-04-24-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA İSMET BÜYÜKATAMAN (Bursa)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Anayasa değişikliği kanun teklifinin 13’üncü maddesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türk fikir, akademi ve bilim hayatı ile Türk milliyetçiliği tarihinde ilmî çalışmaları ve fikrî donanımıyla müstesna bir yere sahip olan, millî köklere bağlı yaşantısı ve karakteriyle gerçek bir mütefekkirin, Profesör Doktor Erol Güngör’ün vefatının 27’nci yıl dönümünü idrak ediyoruz. Düşünceleri hâlâ canlılığını koruyan ve günümüz meselelerine ışık tutan muhterem Erol Güngör’ü rahmetle anıyor, ruhu şad, mekânı cennet olsun diyorum.

Değerli milletvekilleri, anayasalar vatandaşın temel hak ve hürriyetlerini teminat altına alan, milletin bir arada yaşama arzusunu ve toplumsal değerlerini koruyan, devletin yapısının, siyasi rejiminin ve organlarının görev ve yetkilerini belirleyen, kanunlar hiyerarşisinin en üstündeki temel hukuk normlarıdır.

Anayasalar, devletin kuruluş ruhuyla uyum içerisinde olmalı, yapılması da, değiştirilmesi de özel bir usule tabi olmalıdır çünkü anayasa devletin ruhudur, bütünlük arz etmek mecburiyetindedir, usulünce yapılmayan değişiklikler, devlet hayatında ahenksizliklere, çatışmalara yol açabilir. Anayasalar kutsal metinler değildir, toplumun beklentileri yönünde değiştirilebilmelidirler ancak bu değişiklik ahlaka uygun yöntemlerle, başkalarına saygı gösteren bir anlayışla, farklı düşüncelere kulak veren bir etik yaklaşımla, toplumun tamamını dinleyen bir geniş görüşle, azami uzlaşma kanallarının arayışıyla yapılmalıdır.

AKP, oluşturduğu kriz ve kutuplaşma ortamında, ekonomik ve sosyal çöküntüyü, artan asayişsizliği, azan bölücülüğü, yolsuzluğu, yoksulluğu, yozlaşmayı, işsizliği, iflasları, yandaşlarını zenginleştirmeyi, yandaş basın, yandaş yargı oluşturmayı, kamunun kaynaklarını ve gücünü parti çıkarlarına kullanmayı ve dış politikadaki başarısızlığını örtmek için sürekli sanal gündemler oluşturma çabası içerisindedir, şimdiki sanal gündemi ise Anayasa değişikliğidir.

AKP’nin 2007 yılında sivil anayasa için oluşturduğu Bilim Kurulunda yer alan anayasa profesörü Sayın Serap Yazıcı bir gazeteye verdiği röportajda “Biz, bu ortamda bırakın Anayasa değişikliği yapmayı, kira kontratı gibi çok basit bir sözleşmeyi bile yapabilecek hoşgörüye, uzlaşmaya, diyaloğa sahip değiliz. Artık Parlamento da çok yıprandı, yoruldu, bu Parlamentodan yeni bir anayasa çıkmaz.” diyordu.

Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, geçtiğimiz şubat ayında Hindistan’a giderken “Bu Meclise yeni bir anayasa yapmak yakışırdı ama çeşitli sebeplerden dolayı bu fırsat kaçırıldı.” demiştir. Sayın Cumhurbaşkanının açıklamalarına istinaden, AKP’nin Anayasa değişikliği taslağının hazırlanmasını emanet ettiği Profesör Doktor Sayın Ergün Özbudun “O an için kaçırıldı tabii. 2007 seçimlerinden sonra arkasında yüzde 47 destek olan parti, eğer kararlı bir şekilde bu projeyi ortaya koysaydı büyük ihtimalle sonuca ulaşırdı. Bence çok doğru bir tespit.” açıklamasını yapmıştır.

Yine, Anayasa değişikliği konusunda Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Haşim Kılıç’ın da ikaz ettiği gibi “Ben yaptım, oldu.” anlayışı doğru değildir “Bir sayı fazla ise hepsi benim.” anlayışı ve yaklaşımı ise hiç doğru değildir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak, bu Anayasa değişikliğinin bir sonraki Meclise bırakılmasının uygun olacağını ifade etmiştik, ortak akıl da bunu söylemektedir. Aksi bir davranış, toplumu daha da germekten ve kutuplaştırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Saygıdeğer milletvekilleri, ülkemizde çalışanların örgütlenmeleri istihdam şekillerine bağlı olarak iki ayrı biçimde düzenlenmiştir. Özel hukuk kapsamında değerlendirilen işçiler için sendika hakkı, bütün kısıtlama ve aksaklıklarına rağmen, toplu sözleşme ve grev hakkını da içine alacak şekilde oluşturulmuş ve anayasal güvencelerle korunmuştur. Statü hukuku içinde istihdam edilen memurlar için ise sendika hakkı yalnızca sendika kurma, sendikalara üye olabilme ve taraflar arasında toplu görüşme yapabilmeyle sınırlı olmuş olup, sendika hakkının temelini oluşturan toplu sözleşme ve grev hakkından mahrum bir düzenleme yapılmıştır. Toplu sözleşme ve grev hakkı, Uluslararası Çalışma Örgütü nezdinde temel hak ve özgürlükler kapsamında değerlendirilmektedir. Ayrıca, gözden geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve benzeri bazı değişik sözleşmeler de işçi-memur ayırımı yapılmaksızın tüm çalışanlara toplu sözleşme ve grev hakkı tanınmasını öngörmektedir. Ülkemiz tarafından da onaylanmış bulunulan bu sözleşmeler, Anayasa’mızın 90’ıncı maddesi çerçevesinde değerlendirildiğinde bağlayıcı hâle gelmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile Danıştayın verdiği bu kararlar ülkemizde toplu sözleşme ve grev hakkının memurlar tarafından fiilen kullanılmasının önünde bir engel bulunmadığını ortaya koymaktadır.

Sözleşme hükümlerinin taraf devletlerce hayata geçirilmesi de uluslararası hukuk boyutunda bir zorunluluktur.

Memurların ekonomik, sosyal ve siyasi alandaki haklarının geliştirilmesi, menfaatlerinin korunması için toplu sözleşme ve grev hakkını ihtiva eden gerçek anlamda sendikal haklara ihtiyaç vardır.

Anayasa’da değişiklik ihtiva eden metin incelendiğinde, kamu görevlilerine toplu sözleşme hakkı tanınmasıyla ilgili olarak, Anayasa’nın 53’üncü ve 128’inci maddelerinde değişiklik yapılması planlandığı görülmektedir. Ancak, Anayasa’nın 54’üncü maddesinde yer alan grev hakkı ve memurların grev yasağıyla ilgili bir değişiklik düşünülmemiştir. İşte bu nokta teklifin en önemli eksikliğidir. Eğer toplu sözleşme hakkı tanıdığınız kamu çalışanına grev hakkını tanımış olsaydınız daha çağdaş ve uluslararası bir yaklaşımı kabul ettiğinizi, toplumsal yaşamda meydana gelen gelişmeyi gerçekten kavradığınızı, bu değişiklik teklifinde samimi olduğunuzu ve bu madde düzenlemesinin bazı niyetleri gizlemek için konulmuş bir madde olmadığını anlardık.

Kamu görevlilerinin toplu pazarlık sisteminin kurulması, tarafların eşit statüde ve eşit güçlerle pazarlık yapabilmesinin kamu görevlilerinin grev hakkından geçtiği unutulmamalıdır. Grev hakkının olmadığı, toplu görüşme sistemine benzer bir şekilde yapılacak pazarlıkların ardından imzalanacak mutabakat metninin toplu sözleşme hükmü taşıyacağı bir yapılanma kamu görevlileri açısından yıllardır uğrunda mücadele ettikleri değerler adına bir kazanım anlamı taşımamaktadır. Grevsiz toplu sözleşme hakkının Anayasa’ya koyulması bir aldatma, kandırma ve göz boyamadan başka bir şey değildir. Grev hakkı verilmeyip Uzlaştırma Kurulu kararına dava açılmasına engel olunarak kamu görevlileri sendikacılığı yok edilmeye çalışılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bu Anayasa değişikliği kredi kartları ve borçla hayatını sürdürmeye çalışan memurlarımızın durumunu mu düzeltecektir? Bu Anayasa değişiklikleri 1 milyonu açlık, yüzde 95’i ise yoksulluk sınırı altında maaş alan 2,5 milyon memurun sorunlarına çözüm mü olacaktır? Tabii ki hayır. Hükûmetin tutumundan kaynaklanan yanlışlıklar bugün ne yazık ki Türkiye'yi çok tehlikeli bir ayrışmanın eşiğine getirmiştir. AKP Hükûmeti tarafından toplum nezdinde suni gerginlikler oluşturulmuştur. Bu Anayasa değişikliği çalışmaları milletin içine gömülmüş olduğu sorunlara hiçbir şekilde çözüm getiremeyecektir, sadece ayrışmaları artıracaktır. Bu sebeple AKP Anayasa değişiklik teklifi mevcut Anayasa’ya aykırıdır ve milletimizin hayrına değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

104 konuşma daha · 24 Nisan 2010

104 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook