İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 111. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlar sosyal sigortalar kurumu kanunu (s.s.237)

İzzet Çetin

Kocaeli Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 111. Birleşim · 1. yasama yılı · 24 Temmuz 2003 · 788 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

İzzet Çetin (CHP), 24 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ESNAF VE SANATKARLAR VE DİĞER BAĞIMSIZ ÇALIŞANLAR SOSYAL SİGORTALAR KURUMU KANUNU (S.S.237)); konuşma 788 kelime.

İzzet Çetin (CHP, Kocaeli). “Esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlar sosyal sigortalar kurumu kanunu (s.s.237)”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 24 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2003-07-24-esnaf-ve-sanatkarlar-ve-diger-bagimsiz-calisanlar-sosyal-sigortalar-ku-3 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA İZZET ÇETİN (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, gecenin bu saatinde, sosyal güvenlik kuruluşlarımızdan biri olan ve kısa adı "Bağ-Kur" olarak bilinen kurumun yasasında değişiklik yapan tasarı üzerinde görüşmelerimizi sürdürüyoruz.

Gerçekten, sosyal güvenlik kurumları, bir ülkenin devlet olmasında son derece özel önem arz eden kurumların başında gelmektedir. Sosyal devlet dediğimiz zaman, toplumun yoksul kesimlerinin, darda kalan, zorda kalan kesimlerinin koyucusu olan devleti anlıyoruz; sosyal devlet, eğitimi, sağlığı, sosyal güvenliği parayla ölçüp, parası olana hizmet sunup, parası olmayanı yok sayan bir anlayışta olamaz. Sosyal devlet, gerçekten, ülkemizde ve bütün dünyada, yurttaşlarına eşit bir biçimde eğitim ve sağlık hizmetleri sunan, onların ihtiyaçlarına cevap veren, toplumun dargelirli, düşük gelir grubundakilerle birlikte emeklisine, duluna, yetimine ve onların sakatlarına, çocuklarına bakmakla mükellef olan devlettir. Tabiî, ülkemiz sosyal güvenlik kuruluşlarından hiçbiri, standart açısından, Avrupa Birliği ülkeleriyle ya da gelişmiş ekonomik yapıya ulaşmış ülkelerin sosyal güvenlik kurumlarıyla kıyaslanamaz, bu açıdan oldukça geri konumdayız. O ülkelerde sadece sosyal güvenliğe ayrılan pay, kişi başına düşen yıllık millî gelirimize denk; yani, Avrupa ülkelerine baktığımızda, fert başına sosyal güvenliğe ayrılan pay 2 500-5 000 dolar seviyesindeyken, bizde kişi başına düşen millî gelir 2 500 doların çok çok altında.

İyi ya da kötü, şöyle ya da böyle, sosyal güvenlik kurumları arasında da bir standart birliği sağlamak amacıyla, geçtiğimiz haftalarda Sosyal Güvenlik Kurumunu oluşturduk ve norm ve standart birliği sağlansın istedik.

Şimdi, Emekli Sandığına ya da Sosyal Sigortalar Kurumuna bağlı olarak sosyal güvenlik şemsiyesi altında bulunan yurttaşlarımızın özürlü çocuklarının, protez, araç gereç ihtiyacı olan çocuklarımızın ve zihinsel özürlü çocukların özel eğitim kurumlarında ya da kurumlara ait okullarda eğitim almaları mümkün iken, prim ödemediği için resen atmaya çalıştığımız Bağ-Kura bağlı yurttaşlarımızın özürlü çocuklarını korumasız bırakıyoruz.

Bu yasama döneminde bu konuda iki önemli adım atıldı. Bunlardan birisi, Cumhuriyet Halk Partisi Antalya Milletvekili Nail Kamacı arkadaşımın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanına sormuş olduğu bir yazılı soru önergesi; diğeri de, AKP Grubundan Lokman Ayva arkadaşımızın, bu kanun tasarısı görüşülürken, ek bir çerçeve madde olarak kanun kapsamına alınması isteğine ilişkin bir önerge. Her ikisi de, birbiriyle, verilen cevap açısından, tıpatıp örtüşüyor. Kanun tekniği açısından, Lokman arkadaşımızın verdiği önergeyi, komisyonda çoğunluk olmadığı için, belki bugün şu saatte dikkate alamayacağız; ama, kanayan önemli bir yaraya parmak basan bir önerge. Bu önergeyi, tutanaklara geçmesi açısından okuyorum: Arkadaşımız diyor ki "Sigortalılar ve kurumdan malullük veya yaşlılık aylığı almakta olanların geçindirmekle yükümlü oldukları fiziksel, görme, işitme, zihinsel, ruhsal, duygusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmiş özürlü çocukları ile kurumdan hak sahibi olarak gelir veya aylık alan aynı durumdaki çocuklardan özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmelikle belirlenen resmî yetkili sağlık kurumlarından alınacak sağlık kurulu raporu ile resmî veya özel eğitim merkezlerinde sağlanan eğitim, tedavi ve rehabilitasyonlarına ilişkin yardımlar, bütçe uygulama talimatında belirlenen esas ve miktarlarca kurumca sağlanır." Aynı şekilde, Nail Kamacı arkadaşımızın vermiş olduğu yazılı soru önergesi de böyle.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bu konuda, bu Yüce Meclisin bir çözüm bulması gerekir. Sırtlarında çocuklarını kapı kapı dolaştıran, Bağ-Kur'a primini ödeyemediği için kapsamın dışına itilen bir yurttaşın özürlü çocuğunu okutabilmesini düşünebiliyor musunuz?! Bu nasıl mümkün olabilir?! Eğer, biz, sosyal devleti egemen kılacaksak, bütün yurttaşlarımızı bu devletin koruması altında bulunduracaksak -ki, öyle olması gerekir- o zaman Bağ-Kurlu yurttaşlarımızın da özürlü çocuklarının eğitim ve rehabilitasyonunu kurumun üstlenmesi gerekir. Bunun için ayrı bir yasal düzenlemeye de gerek yok. 41 inci maddede söz almamın gereği de bu. Son cümlesini okuyayım: "Kurumca karşılanacak ilaçların, ortez, protez ve iyileştirme vasıtalarının cins ve miktarı ile ödenecek bedellerinin tespitine ilişkin usul ve esaslar Kurumca belirlenir." Yani, tasarı içerisinde olmasa bile, eğer bir niyet varsa, ki, olması gerekir... AKP olarak, siz, 3 Kasım seçimleri öncesinde de bunu deklare ettiniz, seçim propaganlarında kullandınız. Parti programınız yanımda, olduğu gibi okuyabilirim size. Topluma vaat ettiniz "Toplumu, bütün yurttaşları sosyal güvenlik şemsiyesi altında toplayacağız" diye. SSK ve Emekli Sandığına bağlı yurttaşlarımız iyi kötü bu sorunlarını aşabilirlerken, Bağ-Kurlulara, Bağ-Kurun sağlık giderlerinin çok yüksek olması, her geçen yıl katlanarak artması ve kurumun malî sıkıntı içinde bulunması sebebiyle özürlü çocuklara eğitim hizmeti verilememektedir. Bu nedenle, konuyla ilgili olarak gerekli yasal düzenleme de mevcut koşullarda yapılamamaktadır." 25 Mart 2003. Murat Başesgioğlu, Çalışma Bakanı. Verilen cevap.

Değerli arkadaşlarım, burada asla bir sömürü yapma niyetinde değilim; ama, ülkemizde sağlığı normal olan insanlarımız bile açlıktan, yoksulluktan sağlıklarını kaybeder konuma geldiler. Bunların büyük bir bölümü de esnaf, büyük bir bölümü de çiftçi; bir de bunların özürlü çocuğu!.. Yani, biz, özürlü çocuklarımızı, onları toplumun dışına iterek, onları devletin koruması altına almayarak, prim ödedikleri kurumun sağlık hizmetlerinden yararlandırmayarak, nasıl sosyal devleti ağzımıza alabileceğiz?!

AKP olarak siz, 3 Kasım seçimleri öncesi verdiğiniz sözleri, yurttaş, size hatırlattığında, nasıl "biz bunları demedik" diyebileceksiniz?!

Değerli arkadaşlarım, yasama organı burası. Biraz sonra Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu görüşülecek; orada da söyleyeceğim. IMF böyle istedi diye, yoksulumuzu, düşkünümüzü, sakatımızı yok sayamayız. Geliniz, bu düzenlemeyi elbirliğiyle burada yapalım.

Hepinize saygılar sunuyorum; teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

34 konuşma daha · 24 Temmuz 2003

34 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook