Genel Kurul konuşması
Kocaeli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 111. Birleşim · 2. yasama yılı · 7 Temmuz 2004 · 955 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
İzzet Çetin (CHP), 7 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 955 kelime.
İzzet Çetin (CHP, Kocaeli). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 7 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2004-07-07-4 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA İZZET ÇETİN (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Belediyeler Kanunu Tasarısının 50 nci maddesi üzerinde, Grubumuz adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu madde de, biraz evvel görüştüğümüz 49 uncu maddede olduğu gibi, personelle ilgili; ancak, aralarında sadece tek farklılık var. Burada, birleştirilen ya da köye dönüştürülen belediyelerde çalışanların ne olacağı hükme bağlanıyor.
Buraya geçmeden evvel, ben, Sayın Bakanımızın biraz evvel söylediği bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, sizin gibi -AKP gibi- ve bundan önceki siyasal partiler gibi, ülkemizde yerel yönetimlerin reforma ihtiyacı olduğunu söyleyegeldik. Gerçekten, ülkemizin koşullarına uygun, anlaşılabilir, uygulanabilir, çağı yakalamış ve dışarıdan -üzülerek söylüyorum- dikte ettirilmeyen, kendi özgür irademizle hazırlayabileceğimiz bir tasarının, uluslararası kuruluşların ya da bazı çevrelerin önerileriyle gündeme getirilmiş olmasından rahatsızlık duyuyoruz.
Bakınız, Dünya Bankasının belediye reformu planı. Bu belgeyi burada açıklamak belki biraz üzücü bir durum; ama, Dünya Bankasının Türkiye'yi üçer yıllık planlarla yönetmeye teşebbüs ettiğini herhalde biliyorsunuzdur. Bu planların ilki, 2000 yılının aralık ayında hazırlanarak, 2001-2003 yılları için yürürlüğe sokulmuştu. Bu planın kısa adı CAS'tır. CAS, yani, Türkçesiyle, Ülke Yardım Stratejisi Planı; karşı karşıya kaldığımız kamu reformu belgelerinin temelidir, kaynağıdır, çıkış noktasıdır. Bunu inkâr etmenizin de hiç olanağı yoktur.
Dünya Bankasının Türkiye için uyguladığı ikinci CAS 2004-2006 yıllarını kapsamaktadır. Bu planın beş parçası vardır; eğitim; sağlık, sosyal sigortalar, sosyal güvenlik; yerel yönetimler ve acil durum; yani, deprem vesaire.
İkinci CAS kapsamında sayılan belediye reformu için, Dünya Bankası, 200 milyar dolar kredi hazırlamıştır. Türkiye'yi "belediyeler proje versin, para vereyim" teklifiyle yüz yüze bırakan bu hazırlık nedeniyle, belediyelere "proje verin" baskısı yapılmaktadır. Belediyelerce hazırlanan projeler için ne kılavuz bir örgüt vardır ne de ülke genelinde belediye altyapısına ilişkin bir ulusal plan vardır. Ortada, sürekli olarak sözü edilen bir stratejik plan var; plan bir tarafa, strateji dahi yok. Biraz evvel görüştük, stratejik planı, zaten, nüfusu 50 000'in üzerindeki şehirler için koyduk. 200-210 belediye dışında, Türkiye'de belediyelerin plan yapmasına gerek yoktur dedik. Belediyelere para vermeye istekli olan yalnızca Dünya Bankası da değil. Geçtiğimiz günlerde basına da yansıyan bir genelge bunu ortaya koydu. Basında, İçişleri Bakanlığının, belediyelere, proje verin size para verelim diyen herkese aldanmayın uyarısı yaptığını sizler de hatırlarsınız.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye'nin belediyeleri sahipsizdir. Elbette, buna bir çözüm bulmak gerekir. Biz, burada, birtakım eleştiriler getiriyorsak, belli yaklaşımları sergiliyorsak, belediyeler yasasının, yapmış olduğumuz yasanın uygulanabilir olmasına katkı vermek içindir. Değilse, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, belediyeler iyi yönetiliyor, ülkemiz iyi yönetiliyor demiyoruz. Ülkemiz dün de iyi yönetilemiyordu, bugün, iktidarınızca da iyi yönetilmediği bir gerçek. Belediyelerin malî sorunlarını çözmeden diğer sorunlarını çözebilmenin olanağı yok.
Değerli arkadaşlarım, biraz evvel görüştüğümüz 49 uncu maddede, Sayın Bakanımıza, norm kadro uygulamasının talî bir uygulama iken, aslî bir uygulamaya dönüştürüldüğünü söyledik. Bugün, belediyelerimizde, 100 000'e yakın kadro dolu, 80 000'e yakın kadro boştur. Bu kadrolar, yarın, bu düzenlemeyle, sözleşmeli statüde çalışma biçimine dönüştürülecektir. Şimdi, sözleşmeliliğin hangi kriterlere göre uygulanacağının bir hükmünü, 49 uncu madde üzerinde söz almışken söylemiştim, diğerlerini de söyleyebilirim.
Ülkemizde, üç tip sözleşmeli istihdam ediyoruz; bunlardan birisi 657 sayılı Kanunun 4/B maddesi; ona ilişkin kısıtları söylemiştim. Diğeri, 657 sayılı Kanunun, ek 13'üncü maddesine göre uygulamadır. Belediye opera, tiyatro, konservatuvar ve orkestralarında sözleşmeli çalışacaklar için, İçişleri Bakanlığı kanalıyla Maliye Bakanlığından olumlu görüş alınması halinde, bu dalda da çalışma yaptırılabiliyor. Üçüncü sözleşmeli uygulama biçimi ise, 3030 sayılı Büyükşehir Belediyeleri Kanununda var; burada da, büyükşehir belediyelerinde genel sekreter, genel sekreter yardımcısı, daire başkanı kadroları sözleşmeli olarak doldurulabilir. Bunun dışında sözleşmeli çalışma biçimi, örgütlenme özgürlüğüne getirilen kısıttan başka bir şey değildir; bunu getiren siyasal partinin de, iktidarın da demokrasi anlayışının bir bakıma ölçütüdür; örgütlü toplumdan kaçınmak ve diğer biçimde çalışanları ucuz işgücü olarak belediyelerde çalışmaya zorlamaktır.
Değerli arkadaşlarım, 50 nci maddedeki devirle ilgili düzenlemenin çok fazla eleştirilecek bir yönü yok. Yalnız ben bir noktaya dikkatinizi çekiyorum. Bakınız, 57 nci hükümet döneminde, özelleştirme mağdurları dediğimiz 1 800 kişi Bakanlar Kurulunun bir kararnamesiyle bir ay içerisinde kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirildi. Hükümetiniz döneminde geçtiğimiz 2003 yılı ocak ayında sendikalarla imzalanan kamu sözleşmelerinde özelleştirme mağdurlarının bir yasal düzenlemeyle, aynen 57 nci hükümet döneminde olduğu gibi, istihdamının olanaklı kılınacağını imza altına aldınız. Aradan birbuçuk yılı aşkın zaman geçti. Geçtiğimiz aylarda o önerinizi geri çektiniz, Bakanlar Kurulu kararıyla bu işi yapacağız dediniz, özelleştirme mağdurları kapılarımızdan gitmiyor, her gün buralarda; Plan ve Bütçe Komisyonunda, hatta, grup toplantı salonlarının önlerinde o arkadaşlar, o mağdurlar dolaşıp duruyor. Ben, şimdi bu düzenlemeyle, bu özelleştirme mağdurlarına, bir de kapatılan, birleşen ve köye dönüştürülen belediye çalışanlarının -işe yerleştirmenin iyi uygulanmamasından dolayı- eklenmesinden kaygı duyuyorum.
Yani, bir hükümet döneminde bir gecede yapılabilen bir uygulama ondokuz aydan bu yana hükümetiniz tarafından yapılamamış ise, burada çok açıkça söylüyorum, çalışanlara bakış açınız, her yasada olduğu gibi, o kararnamenin yürürlüğe sokulmamasında da kendini gösteriyor. Korkum odur ki, bu belediyeler yasasında da olacak işlem odur. Belediye çalışanları mağdur edilecektir; çünkü, AKP'nin uygulamalarında, birbuçuk yıldan bu yana gördüğümüz bütün düzenlemelerinde her çeşit faturanın olumsuzu çalışana kesilmektedir, yoksula kesilmektedir, işsize kesilmektedir. Burada da, belediyelerin birleşmesinden sonra, sadece, vize işlemi yapılmayacak olan avukatlardır. Avukatlar hariç olmak üzere vize işlemi, yine, Bakanlığın elinde ve ne zaman gerçekleşeceği de çok belli değil.
Değerli arkadaşlarım, gerçekten, köye dönüştürme meselesi de -üzülerek söylüyorum yine- herhalde, hükümetinizin, partinizin işlevi değildir; çünkü, kâr alanlarını bütünleştirmek, daha kısa süre içerisinde daha çok kâra ulaşabilmek şirketlerin işine geliyor.
Şimdi, otuz yıldan bu yana, kırk yıldan bu yana şehir hayatı yaşamış, şehirleşmiş bir beldeye "senin nüfusun 1 996'ya düştü; sen, artık, köysün" demenin mantığını anlayabilmenin olanağı yok. Eğer, dışarıdan bir empoze olmasa, hiçbir siyasal parti böyle bir uygulamayı Türkiye'nin gündemine getirip, şehir yaşamına alışmış, belediye hizmetlerine alışmış, belediyesiyle bütünleşmiş o beldeye, o kente "birileri böyle istiyor; sen, artık, köysün" diyemez.
Sizin de yüreğinizin sızladığını biliyorum. O nedenle de, arkadaşların sık sık buraya çıkıp, çok iyi yasa yaptık, bu yasa için çok düşündük, tartıştık, danıştık demesini doğru bulmuyorum.
Bunları belirtmek için söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
60 konuşma daha · 7 Temmuz 2004