Vakiflar kanunun 9.11.2006 tarihli ve 5555 sayılı kanunda bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.98)
Tunceli Milletvekili · Bağımsız
Genel Kurul, 57. Birleşim · 2. yasama yılı · 31 Ocak 2008 · 1.263 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kamer Genç (Bağımsız), 31 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VAKİFLAR KANUNUN 9.11.2006 TARİHLİ VE 5555 SAYILI KANUNDA BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.98)); konuşma 1.263 kelime.
Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli). “Vakiflar kanunun 9.11.2006 tarihli ve 5555 sayılı kanunda bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.98)”. TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim tutanağı, 31 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2008-01-31-vakiflar-kanunun-9-11-2006-tarihli-ve-5555-sayili-kanunda-bazi-maddele-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
KAMER GENÇ (Tunceli)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın milletvekilleri, tabii, AKP 2002 tarihinden sonra ezici bir çoğunlukla Türkiye Büyük Millet Meclisine gelince Parlamentonun âdeta işlevini yok etmeye çalıştı. Bakın, sizler 2002’den önce gelmeden önce bu Parlamentoda yürürlükte olan İç Tüzük’e göre her maddenin bir fıkrası için her milletvekili dört önerge veriyordu. Yani, milletvekilleri her fıkra için dört önerge veriyordu, on tane fıkra varsa kırk önerge veriyordu. Dolayısıyla milletvekilleri özgür iradesiyle önerge veriyordu. Fakat, siz gelince… Hele Refah Partisi, Fazilet Partisi, Saadet Partisi burada olduğu zaman ben de Meclis Başkan Vekilliği kürsüsünde otururken, yani en ufak bir müsamaha göstermiyordunuz. Memleketin en hayati kanunu burada müzakere edildiği zaman diyordum ki: Yahu, arkadaşlar… İşte Salih Kapusuz -buradaysa arkadaşımız- o da bu işlerin şahididir. O da grup başkan vekili olarak çok sert bir grup başkan vekiliydi, hiç müsaade etmiyordu. İlle dakika başına karar yeter sayısı, ondan sonra yoklama… Bakın, yani her fıkrada dört önerge verilmesine rağmen ve o engellemeler de yapılıyordu.
Şimdi, siz tabii iktidara gelince, tabii İç Tüzük’ü de çok rahat değiştirme olanağını da bulduğunuz için bu her fıkrada dört önerge verilmesi yerine, tüm maddede üç önerge hükmünü getirdiniz. Bunun üzerine konu Anayasa Mahkemesine gitti. Anayasa Mahkemesi dedi ki: “Milletvekillerinin, 550 milletvekilinin her madde üzerinde vereceği dört önerge çok az. Milletvekillerinin yasama faaliyetine iştirakini engelleyici bir davranıştır.” Bunu Anayasa Mahkemesi iptal etti.
Şimdi, Anayasa Mahkemesi iptal edince, işte yeni bir Tüzük yapıldı. 87’nci madde, aynen okuyalım arkadaşlar, okuma yazması olan herkes bunu şöyle anlar: “Kanunlarda veya İçtüzükte aksine bir hüküm yoksa, kanun tasarısı veya teklifinde bir maddenin reddi, tümünün veya bir maddenin komisyona iadesi, bir maddenin değiştirilmesi, metne ek veya geçici madde eklenmesi hakkında, milletvekilleri, esas komisyon veya Hükümet değişiklik önergeleri verebilir.” Eskiden komisyon ve hükûmet de vermiyordu. “Bu esaslar dairesinde milletvekilleri tarafından Anayasaya aykırılık önergeleri dahil her madde için yedi önerge verilebilir.” Bakın çok önemli bir şey: “Bu esaslar dairesinde milletvekilleri tarafından Anayasaya aykırılık önergeleri dahil her madde için yedi önerge verilebilir. Her siyasî parti grubuna mensup milletvekillerinin birer önerge verme hakkı saklıdır. Ancak, bu hak; ilgili siyasî parti grubuna mensup milletvekillerince kullanılmaması hâlinde, diğer siyasî parti grubuna mensup olanlarla bağımsız sayılan milletvekillerince kullanılabilir.” Madde çok açık. Diyor ki: Her milletvekili her madde hakkında yedi önerge verir. Siyasi partilerin de önerge verme hakları saklıdır.
Şimdi, geçen dönem bütün başkan vekilleri AKP’deydi. Tabii, Allah rahmet eylesin, Sayın Ali Dinçer arkadaşımız da o zaman -kendisini şükranla anıyorum- Meclis Başkan Vekiliydi, ama kendisi uzun zaman rahatsız olduğu için Başkanlık Divanını sadece AKP’liler yönetiyordu. Tabii, öyle olunca -bunu kabul etmek lazım- başkan vekillikleri hangi partide ise biraz kendi partisine… Hele iktidar partisine mensup milletvekilleri ise iktidar partisinin arzularının karşısına dikilmeleri hiç mümkün değil. Şimdi, öyle bir uygulama yapılmış ki geçen dönem arkadaşlar, diyorlar ki: “Yedi tane önerge, ancak gruplar ve milletvekillerinin vereceği önerge toplamıdır.”
Değerli milletvekilleri, şimdi, bakın, Anayasa Mahkemesine giden yani, iptali istenen o tüzükte zaten üç önerge verme hakkı vardı milletvekillerinin. Anayasa Mahkemesi bunu iptal ettiğine göre, demek ki, her halükârda verilecek önerge miktarının üçten fazla olması lazım. Şimdi, burada dört tane grup var, yarın da sekiz tane grup oldu, ne olacak o zaman? Bu uygulamayla, sekiz grup veya on grup için o yedi önerge verme hakkını getirirseniz… Tabii, o fıkranın arkasında “Her grubun önerge verme hakkı saklıdır” deniliyor ya, ama şimdi yani, gruplar önerge verebilecek bu defa milletvekilleri veremeyecek. O zaman milletvekili burada, yani yasama faaliyetinde bulunamayacak. Aslında, Türkiye Büyük Millet Meclisinde 550 milletvekili vardır, bu 550 milletvekilinden her birinin de eşit koşullarda yasama faaliyetlerine katılması lazım.
Şimdi, geçen dönemde arkadaşlarınız demişler ki: “Efendim, her madde üzerinde verilecek önerge sayısının -gruplar ve milletvekillerinin- toplamı yediyi geçemez.” Bu, haksızlık bana göre. Yani, o zaman ben diyorum ki, burada beş tane, altı tane grup olduğu zaman milletvekillerinin önerge verme hakkı tamamen ortadan kalkıyor.
Biliyorsunuz, bir de 91’inci madde var, temel kanunlar… Bu temel kanunlarda da -temel kanun olarak kabul edilen maddelerde- milletvekillerinin her madde için iki önerge verme hakları var. Burada da, her grubun yine birer önerge verme hakkı var.
Şimdi, geçen gün burada, Sayın Mumcu Meclis Başkan Vekiliyken, burada, eski yapılan uygulamanın tersine bir uygulama yaptı. Nasıl yaptı? Önce 2 tane milletvekilinin önergesini işleme koydu, arkasından grupların da önergesini işleme koydu. Bana göre doğru olan bu. Şimdi, 91’inci maddede bunu uygularsanız ve 87’nci maddede onu uygularsanız bu ters bir uygulama olur.
Şimdi, değerli milletvekilleri, tamam, çoğunluğunuz var, isterseniz, yani, milletvekillerine deyin, yasama faaliyetlerine katılmasın, biz getirelim, hiç… Kanunların, zaten çoğunu da temel kanun kabul ediyorsunuz ki, temel kanun kabul etmeniz de bana göre bu İç Tüzük’e aykırı. Ama nedense, Anayasa Mahkemesi burada sizin lehinize çok keyfî, hukuka sığmayan bir karar vermiş.
LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize)İşinize gelmedi değil mi?
KAMER GENÇ (Devamla)Efendim, işime gelme meselesi değil.
LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize)Sizin emrettiğiniz zaman mı karar verecek?
KAMER GENÇ (Devamla)Bakın, değerli milletvekilleri, bu Parlamentoda kanunların enine boyuna tartışılması lazım. Biraz önce Bakanınız çıktı, burada konuşuyor, ben bir şey anlamadım orada ya, vallahi anlamadım, billahi anlamadım. Arkadaşımız Karadeniz şivesiyle konuşuyor, bir de dediklerini anlamıyorum. Ondan sonra da…
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)Okumayınca anlayamazsın.
ÜNAL KACIR (İstanbul)Senin dediğini de biz anlamıyoruz.
KAMER GENÇ (Devamla)Bakın, ben temiz bir Türkçeyle konuşuyorum. Ondan sonra, şimdi, konuşulanı anlamıyorum. Bakan soruları yanlış anlıyor, doğru dürüst cevap vermiyor. Değerli arkadaşlar, bunlar hayati kanunlardır, hayati kanunların burada enine boyuna tartışılması lazım.
Dolayısıyla eğer siz bu uygulamayı yaparsanız, milletvekillerinin milletvekilliği fonksiyonunu yok etmiş sayılıyorsunuz. Yani, bugün siz varsınız diye, çoğunluğunuzu bu şekilde kullanırsınız ama yarına siz gideceksiniz, yerinize gelecek… Öyle uygulamalar yapalım ki sayın milletvekilleri, yani, uzun zaman, hakka, adalete, eşitliğe aykırı olmasın.
LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize)Sen ne yaptın?
KAMER GENÇ (Devamla)Ya arkadaşım, orada kendi kendine mırıldanıp durma.
LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize)Sen mırıldanıp duruyorsun.
KAMER GENÇ (Devamla)Bak, ben burada kürsüde konuşuyorum, ben millete hitap ediyorum. Orada biraz böyle ciddi oturursan…
LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize)Ben ciddiyim, sen ciddi ol.
KAMER GENÇ (Devamla)Bilmiyorsunuz, size bir şeyler öğretmek için buraya geldim. Bak, ben bu Parlamentoda 80’den beri varım. Görüyorsunuz ki, her şeyin doğrusunu söylüyorum.
LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize)80’den beri ne yaptınız?
KAMER GENÇ (Devamla)Tabii, size bu akılları herkes de vermez, bunu bilesiniz. Onun için, sayın milletvekilleri, sizden ricam, eğer Parlamentonun sağlıklı çalışmasını istiyorsanız, İç Tüzük’ün uygulamasının bu şekilde olması lazım.
AVNİ DOĞAN (Kahramanmaraş)Sen Başkan Vekiliyken…
KAMER GENÇ (Devamla)Hayır hayır, tabii yani. Ben orada olsam, öyle uygularım. Yani, bakın…
AVNİ DOĞAN (Kahramanmaraş)Sen hiç kimseyi konuşturmuyordun ki ya!
KAMER GENÇ (Devamla)Ben sizi çok iyi tanıyorum, sizi çok da konuşturuyordum.
Bakın, arkadaşlarınıza sorarsanız, ben Meclis Başkan Vekili olduğum zaman muhalefeti daha fazla konuşturuyordum. Hele bir suistimalle ilgili, hele bir soygunla ilgili bir konu geldiği zaman, on dakika fazla konuşturuyordum. Ama sizin, kardeşim, başkan vekilleriniz burada soygunlarla ilgili, bilmem hırsızlıklarla ilgili önergeler veriyoruz, bunların anlaşılmaması için bize söz vermiyorlar. Bunların ispatları var. Geçen gün Kütahya Şeker Fabrikasının özelleştirilmesiyle ilgili yapılan bir sahtekârlığı burada bana göstertmediniz, yani bu soruya cevap verildi, burada siz şey etmediniz.
Yani burada, Parlamentoda milletin isteklerinin, daha doğrusu, Parlamentonun yaptığı kanunun halk tarafından anlaşılması lazım. Televizyonda insanlar seyrediyor, bu kanunun burada maddesi okunmuyor, müzakerede dile getirilmiyor, bu halk acaba bu Türkiye Büyük Millet Meclisini, kendi kulağıyla televizyonu dinlediği hâlde kanunun manasını anlamıyorsa, böyle bir kanun müzakeresi olur mu değerli milletvekilleri? Onun için, sizlerden ricam, Sayın Başkanlık Divanından da ricam, uygulamanızı bu şekilde yapın. Yani, o yedi önergeyi milletvekillerine şey edin, her grubun da ayrıca bir önerge verme hakkı olsun. Tabii, aksi yolda uygulama yaparsanız, yarına, işte Demokratik Sol Partinin burada 13 milletvekili var, bakarsınız bir grup daha kurduk veya bir başka, yarın öbür gün bu Hükûmette çalkantılar olacak…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
50 konuşma daha · 31 Ocak 2008