İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 66. BİRLEŞİM · SALI

Çalışma saatleri ve konuları hk.

Kamer Genç

Tunceli Milletvekili · Bağımsız

Genel Kurul, 66. Birleşim · 2. yasama yılı · 19 Şubat 2008 · 1.331 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kamer Genç (Bağımsız), 19 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 1.331 kelime.

Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim tutanağı, 19 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2008-02-19-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

KAMER GENÇ (Tunceli)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Çok yoğun bir kar yağışına şahit olduk. Çok ağır şartlarda Türkiye'nin her tarafında insanlar yaşamaktadır. Özellikle Hükûmeti ikaz ediyorum, birçok köy yolu… Yani bu, Hükûmetten kaynaklanan bir suç değil, onu da evvela… Kusur da bulmuyorum. Ama mümkünse devletin kaynaklarını seferber ederek… Hele birçok yerlerde “akaryakıt yoktur” sıkıntısı, şikâyetleri de bize geliyor. Lütfen, bu köy yollarının, il yollarının, ilçe yollarının açılması konusunda gerekli gayret gösterilsin. Gerekirse olağanüstü bir hâlin gereği olarak buralara, bazı yerlere, özellikle çok yüksek olan Hakkâri, Tunceli, Bitlis gibi illerimize akaryakıt ödenekleri aktarılırsa iyi olur. Çünkü insanlar bazen bize telefon ediyorlar, işte “Cenazemizi kaldıramıyoruz, hastamıza ulaşamıyoruz...” Bunlar önemli şeyler.

Bu arada, tabii, bu ağır kış şartları nedeniyle bazı köylü vatandaşlarımızın, tarımda çalışan insanlarımızın almaları gerekli olan doğrudan tarıma yardım paralarını da almadıkları -mesela yonca, fiğ gibi yardımları da- konusunda bize şikâyetler geliyor. Biz milletin kürsüsünde, bunları millete, bu hizmetlerin yapılması için ilgililere söylemeyi bir borç biliyoruz.

Değerli milletvekilleri, tabii, biraz önceki konuşmacı arkadaşımız, bu AKP Hükûmetinin denetimden kaçtığını… Yani bir insanın alnı açıksa denetimden kaçmaz sayın milletvekilleri. Alnı açık olmayan insanlar denetimden kaçar. Şimdi, biz burada… Getiriyorsunuz… Niye denetimden kaçıyorsunuz? Bu Parlamentonun yerleşmiş bir geleneği var. İşte, haftanın salı, çarşamba, perşembe günü çalışır, bir günü denetimdir, onu kaldırdınız.

Onun dışında, öyle bir vergi yasasını getirmişsiniz ki, âdeta ciğeri kedinin ağzına vermişsiniz, devleti kapkaççıya teslim etmişsiniz. Bakın, nasıl, anlatacağım size. Şimdi, değerli milletvekilleri, daha ne getiriliyor bu kanunla kimse bilmiyor, çünkü yayınlanmadı. Neyin affını getiriyorsunuz? Bundan önce, vergi aflarında affedilecek vergi ve cezanın miktarını kanunda belirliyorduk. Yani vergi affının getirilmesinde belirlenmesi gereken haddin, mesela verginin yüzde 50’sini mi affedeceksiniz, yüzde 5’ini mi affedeceksiniz, yüzde 90’ını mı affedeceksiniz bu kanunda yazılı olması lazım; yok. Kime yetkiyi bırakıyorsunuz? Maliye Bakanlığındaki uzlaşma komisyonlarına bırakıyorsunuz. Böyle bir şey olur mu sayın milletvekilleri? Zaten o uzlaşma konuları zamanında uzlaşmaya geliyor ve orada uzlaşılıyor. Şimdi, bunu niye, yani böyle yetki…

Mesela ben size söyleyeyim olacakları: Bir vatandaşın 100 trilyon vergi borcu var. Ee, şimdi dava, vergi mahkemesinde karara bağlanmış, Danıştayda -daha çok teferruatları var- gidecek vergi uzlaşma komisyonuna. Sizin bir alışkanlığınız var, denilecek ki: “Yahu hele getir arkadaş, şu 100 trilyon lira vergi tasdik edilmiş, ama bunun 10 trilyon lirasını getir şu cemaate ver. Nasıl olsa önümüzde mahallî seçimler, belediye seçimleri var, biz biraz vatandaşa kömür, nohut, fasulye gibi şeyler verelim. Ondan sonra, e 100 trilyonun haydi 10 trilyonunu oraya ver, e 500 milyon lira veya 5 milyarı da sana şey edelim, bu işi…” Arkadaşlar, bakın, buna “ciğeri kediye teslim etmek” derler, buna “devleti kapkaççının eline bırakmak” derler. Yahu, nasıl böyle bir şey olur ya? Yani, merkez uzlaşma komisyonlarına gidecek adam, efendim katrilyonluk, trilyonluk vergi cezalarını, vergi davalarını orada... Efendim, zaten ilk defa vergi mahkemesinden geçmiş, hatta Danıştaydan geçmiş, tashih safhasına gelmiş. Çünkü burada şeyi getiriyor, son, nihai karar diyor. Nihai karar çıkmadı. Düşünün Danıştaydan geçmiş, vergi cezası kesinleşmiş. Bu kanunla ne getiriyorsunuz? Danıştaya gitmiş, ilk kararı çıkmış, ama sonra tashihte de ayrıca bir şey getiriyorsunuz: Efendim, bunu, uzlaşma komisyonuna git… Arkadaşlar, bakın, siz insanları suistimal yapabilir bir duruma sokmayacaksınız. Ya, böyle bir şey olur mu arkadaşlar ya? Yani, siz…

Ben, tabii, bu kanun üzerinde söz alma hakkım olmadığı için konuşuyorum. Bakın, ben çok iyi bir maliyeciyim -kendimi de övmeyeyim- ben 1957’de maliye okuluna gittim. O zaman bütün vergi kanunlarını ezbere biliyordum. On altı sene Danıştayda hâkimlik-savcılık yaptım ve inanmanızı istiyorum, 66’larda, 70’lerde yazdığım vergi kararları uzun zaman içtihat hâline geldi, yani vergi kanunları geçmediği zaman.

Şimdi, değerli arkadaşlar, o kadar büyük suistimale müsait bir kanun getiriyorsunuz ki bununla uzlaşma komisyonunda her türlü suistimal yapılabilir, her türlü suistimal yapılabilir. Yani, bu iş para meselesi arkadaşlar. Yani adam gitmiş, Danıştayda vergi cezaları tasdik edilmiş, gel sen uzlaş diyorsunuz, uzlaşma komisyonuna. Uzlaşma komisyonuna da hangi hadde uzlaşacağı konusunda bir had de getirmemişsiniz. Adam sıfıra da indirebilir. Ben, işte 70’te yapılan bir uzlaşmadan bahsediyorum, Citibank’ın Merkez Uzlaşma Komisyonunda 3,5 milyar doları bir anda silindi. Ee uzlaşma komisyonu dediğin bu, bir yetkisi yok ki. Adam yüzde 100’ünü de silebilir. Ayrıca da burada bir şey getirmek lazım. Böyle ulu orta, incelenmeden, kime ne getirdiği belli olmayan bir kanunu buraya getirmek olmaz sayın milletvekilleri. Gerçekten bu memlekete yazık ediyorsunuz, gerçekten memleketi batırıyorsunuz. Böyle bir şey olur mu yahu? Şimdi zamanım olsa tabii, bunu tek tek, uzun uzadıya izah ederim.

Şimdi bu ecri misil meselesinde, getirmişsiniz diyorsunuz ki: Bir kamu hizmetine tahsis edilmemiş hazine mülkiyetinde olan, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlardan 31/12/2007 tarihinden önce işgalli olanlara bunu verebilirsiniz. Yahu böyle bir şey olur mu arkadaşlar? Ben şimdi ne bileyim ki bu Hükûmetin bazı bakanları kendi adamlarına, yahu, git, bu devletin bu güzel mülkünü işgal et, ondan sonra biz arkasından böyle bir kanunu getireceğiz…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun)O çıkıyor tasarıdan.

KAMER GENÇ (Devamla)“Yok” deme. Bak, deme, burada var arkadaşım. Hiç öyle…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun)Onu çıkarıyoruz.

KAMER GENÇ (Devamla)Neyse, çık burada konuş kardeşim. Burada çık konuş.

Ondan sonra da böyle, kendilerine güzel çiftlikler, böyle güzel hazinenin arazilerini kendilerine tezgâhını getiriyorlar ve ondan sonra gel, süratle kanunları buradan geçir. İşte buna, devleti kapkaççının eline bırakan tasarruflar ve kanunlar derler.

Onun için, değerli milletvekilleri, AKP’nin neden bu kadar acele ettiğini anlıyorum ve AKP’nin bu kürsülerde neden her şeyin konuşulmasına tahammül etmediğini anlıyorum.

Arkadaşlar, bakın, o kadar kötü bir kanun ki, yani bundan önce… Şimdi, “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte…” Şimdiye kadar “madde” denilmezdi ki “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte…” Bu kadar aptalca bir yazılış olur mu yani ya? Maddenin yürürlüğe girmesi ile kanunun yürürlüğe girmesi farklı şeyler midir? Böyle bir şey olmaz. Yani bu kanun o kadar facia bir kanun ki, bu kanun, devletin katrilyonlarını, trilyonlarını… Arkadaşlar, uzlaşma komisyonlarında, Maliye Bakanının tamamen direktifiyle, istedikleri vergi ve cezaları yok edecekler. Bir kısmını da yaklaşan mahallî seçimlerde -işte, hani, biz oyları nasıl aldık diyordunuz ya- orada katrilyonlar seviyesinde de işte bağışlar mağışlar, işte “bizim partinin elemanlarına da şunları bağışla, şu kömürü alalım, şu buğdayı alalım, bu fasulyeyi alalım da dağıtalım”ın yoluna harcanacak paralar da buradan karşılanacak. Böyle gözü açıklık yapmayın arkadaşlar. Bakın, bu memleketin çok ciddi bir ekonomik sıkıntısı var.

Bakın, işte şurada, Özelleştirme İdaresinden 42 katrilyon liralık alacağınız var, niye tahsil etmiyorsunuz? Soruyorum size: Siz, devletin malını, özelleştirme yoluyla, bu mülkleri hangi partililerinize verdiniz, paraları tahsil etmiyorsunuz? Söyleyin, çıksın buradan söylesinler efendim.

Ankara Büyükşehir Belediyesinin 3 katrilyon 900 trilyon lira borcu var, niye tahsil etmiyorsunuz? Niye tahsil etmiyorsunuz arkadaşlar? Bugün, gidiyorsunuz, bir bakıyorsunuz eksi 7, eksi 8, eksi 9, 10 derecede, 12 derecede ağaçlar dikiliyor. Kaç ağaç dikiliyor, nasıl dikiliyor, bu ağaçlar nasıl satın alınıyor, bunların parası kimlere gidiyor? Devlet, bu kadar çiftlik ağası zihniyetiyle sorumsuzca yönetilmez sayın milletvekilleri.

Siz bakmayın, size birileri, Türkiye’yi böyle tozpembe gösteriyorlar ama Türkiye’yi batırmışsınız, inanmanızı istiyorum.

Bakın, Vakıflar Kanunu’yla getirdiğiniz ortada. Yani o sırada da söz alamıyoruz, söz alsak, aslında bunları sizinle enine boyuna tartışırız.

Sayın milletvekilleri, bakın, eğer hakikaten hepimiz bu memleketin vatandaşıysak –ki vatandaşıyız- lütfen dürüstlük zemininden ayrılmayalım. Yani üç beş tanesi hırsızlık yapacak diye, icranın başında olan üç beş adam hırsız olacak diye biz niye vicdanlarımızı satalım değerli milletvekilleri ya? Biz, buraya, bu memlekete hizmet etmek için geldik. Biz buraya, bilmem, hırsızların hırsızlıklarını kolaylaştırmak için, soyguncuların soygunculuklarını kolaylaştırmak için…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla)Biz buraya soyguncuların soygunculuklarını kolaylaştırmak için parmak kaldırmaya gelmedik. Bu parmağı kaldıranlar gelecek nesillere inanınız ki hesap veremezler. O gelecek nesildeki çocuklar okuyacaklar buradaki tutanakları. Yapılan keyfîlikleri görecekler ve utanç duyacaklar. Nasıl, bu memleketin hangi soyguncular ve hangi bu memleketi kötü idare edenler kanalıyla bu duruma geldiğini bilecekler.

Bu vergi yasası, ben sizden rica ediyorum, bu hâliyle çıkarsa, devletin burada yapacağı tahsilat da yok, birçok suistimallere müsait bir şey. Buraya bir şey koyun arkadaşlar. Yani, deyin ki hiç olmazsa, uzlaşma komisyonunda verginin yüzde 50’sinden aşağı düşemezsin, cezanın yüzde 20’sinden aşağı düşemezsin diye bir had koyun. Adam, getirecek, 100 trilyon liralık vergiyi 1 trilyona indirebilir, tamamını silebilir.

Arkadaşlar, yani, kanun vermiş, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu böyle bir yetki vermiş. Yani, geçen gün yine 44 katrilyon liralık bir vergi uzlaşmasını 4 katrilyona indirdiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

84 konuşma daha · 19 Şubat 2008

84 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook