Danışma kurulu önerisi
Tunceli Milletvekili ·
Genel Kurul, 8. Birleşim · 3. yasama yılı · 21 Ekim 2008 · 1.138 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kamer Genç, 21 Ekim 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ); konuşma 1.138 kelime.
Kamer Genç (Tunceli). “Danışma kurulu önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim tutanağı, 21 Ekim 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2008-10-21-danisma-kurulu-onerisi (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
KAMER GENÇ (Tunceli)Aleyhte istiyorum.
BAŞKANBuyurun.
KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkanım, Danışma Kurulu önerisinin bir suretini alırsak iyi olur çünkü bize gelmiyor.
BAŞKANBuyurun Sayın Genç.
KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her hafta, Meclisin çalışma saatleri, çalışma sistemi değiştiriliyor, denetim denilen kavram ortadan kaldırılıyor. Tabii, böyle olunca milletvekili olarak bizim görevimizi yapmamız da güçleşiyor. Hele bağımsız milletvekili olarak iş yapmak, yasaya katkıda bulunmak tamamen imkânsızlaştırılıyor.
Şimdi, Türkiye’nin çok ciddi sıkıntıları var. Bu sıkıntılara çare bulma meselesi Meclisin görevi. Ancak Türkiye’de maalesef devletin çeşitli kurumlarında görev alan insanlar dürüst ve tarafsız görev yapmıyorlar.
Bugün gazetenin birinde okudum. Hâkimler Savcılar Kurulu üyeliğine Danıştayda atanan kişi sonuncu sırada atanan kişidir. Birinci sırada çok da büyük bir oy alan arkadaşımız sırf Alevi olduğu için Çankaya Köşkü tarafından maalesef Hâkimler Savcılar Kurulu üyeliğine atanmamıştır. İkinci sıradaki arkadaş da atanmamıştır.
Şimdi, böyle işlemlerle bu memleketi nereye götüreceksiniz ya? Nereye götüreceksiniz? Bu Alevi vatandaşların Türkiye Cumhuriyeti devleti içinde vatandaş olarak yaptıkları, bu memlekete sahip çıkmak, dürüstçe çalışmak. O arkadaşımızın, evvela, Cemil Çiçek tarafından Danıştay üyeliğine seçilmemesi için çok büyük bir gayret sarf edildi. Ama şimdi Danıştay gibi yüce bir kurumda, birinci sırada çok büyük bir oy farkıyla seçilen, dürüstlüğüyle, çalışkanlığıyla, kişiliğiyle yargıya hizmet eden kişiler… Eğer devletin belli bir kademesine geliyorlarsa, dürüst görev yapmıyorlarsa bizden de bunlara karşı dürüst davranmayı kimsenin beklemeye hakkı yoktur. Çıkıp bize açıklamak zorundadır.
Eğer sizin yüzde 47 oyunuz geçerliyse, bu memlekette en yüksek mahkemenin çok büyük bir çoğunlukla birinci sırada seçtiği kişiyi siz kale almak zorundasınız. Yoksa o makamda oturtamazlar seni. Böyle bir şey olur mu? Böyle bir taraflılık olur mu? Neymiş? Laik Türkiye Cumhuriyeti devletinin ilkelerine sahip çıkıyor insanlar. Neymiş? Dürüst görev yapıyorlar. Neymiş? Birtakım insanların, siyasilerin iradeleri… Onlara köle olmuyorlar, dolayısıyla, olmayınca da “Bir yere siz seçilemezsiniz...” Böyle bir anlayış Türkiye’yi felakete götürür. Bunu herkesin bilmesi lazım. Bu, bugünkü bu konuşmamla da kalmaz, bunun hesabını soracağım ben! Öyle “Benim takdir hakkım var…” Senin takdir hakkın varsa, sen o takdir hakkını eğer bu kadar keyfî kullanırsan sen de karşılığını bulursun! Bunu da bilesin. Yani bu memlekette Alevi olunca insanlar suç mu? Bu memlekette…
MUSA SIVACIOĞLU (Kastamonu)Bölücülük yapıyorsun!
KAMER GENÇ (Devamla)Vakit gazetesindeki birisi çıkıyor, bana diyor ki: “Efendim, siz nasıl gelmişsiniz? Alevisiniz.” Bilmem, gazetenin köşe yazarı “Türk Tarih Kurumu Başkanının dediği doğrudur.” diyor. Neymiş? Türk Tarih Kurumu Başkanı diyor ki: “Efendim, Aleviler Ermeni’den dönme.” Bunu söyleyen kim? Sizin gazeteniz. Ben de açıyorum kendisine “Bak, seninle doğru dürüst konuşayım.” diyorum, adam yüzüme küfrediyor, telefonu kapatıyor.
MUSA SIVACIOĞLU (Kastamonu)Bölücülük yapıyorsun!
KAMER GENÇ (Devamla)Bana soru soruyor, bana soru soruyor…
Ben şimdi burada birilerine bir hesap soruyorum: Danıştay Genel Kurulunun çok büyük bir oyla Yüksek Hâkimler ve Savcılar Kurulu üyeliğine seçtiği bir kişi neden seçilmiyor? Onu bir öğrenmek istiyorum ya, bir öğrenmek istiyorum! Evvela bunu bir öğrenmek istiyorum!
Çankaya Köşkü’ne çıkıp da Atatürk’ün izlerini oradan sileceksin, ondan sonra her hafta gideceksin kütüphanelere kadar açacaksın, o açtığın kütüphanenin salonlarında Türkiye Cumhuriyeti devletini parçalamaya yönelen hain insanların olduğunu görmeyeceksin, ondan sonra bu memleketin birliği bütünlüğü, ondan sonra bu memlekete hak ve adaleti hak ve hukukça dağıtan insanlara karşı da “Sen Alevisin, ben seni seçmem…” Bu insanları bu kadar ayrımcılığa götürenler hesabını çok ağır ödeyecekler!
Şimdi soruyorum: Çankaya Köşkü’ne gelindi, Atatürk’ün izlerini siliyorlar. Atatürk’ün köşkünde Atatürk’ün yaptığı izleri siliyorlar.
KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon)Başkanım, bunun konuyla ne ilgisi var?
KAMER GENÇ (Devamla)Ya, şimdi, sayın milletvekilleri, Çankaya Köşkü’nde oturan insan gazetecileri alıp da her gün bir memlekete, her hafta bir memlekete gider mi? Bu devletin bu kadar mı parası bol? Bu memlekette insanlar açlık ve sefaletten kırılıyor. Bu memlekette insanlar işsiz. Bu memlekette insanların sefalet durumunu şey ediyorsunuz. Ben geçen gün Fethiye’de bir köye gittim. Bir köylü dedi ki: “Ya sayın milletvekilim, bakın, siz hiç tarımdan bahsetmiyorsunuz.” Dedim ki yahu benim memleketimde tarım yok ki bahsedeyim. Şimdi, dedi ki: “Geçen sene narenciye burada 1 milyondu, şimdi 300 bine düştü. Şimdi Tayyip Erdoğan diyor ki dedi: ‘Türkiye’de traktör satılıyor. Bu bir refahı gösteriyor.’ Biz traktörü nasıl satıyoruz biliyor musunuz? Benim bir traktörüm var, satıyorum 14 milyara. Onun 3 milyarını getiriyorum bankaya yeni bir traktör için teminat yatırıyorum, geriye kalan 9 milyarı da borçlarıma sayıyorum. Orada biz bir de faiz yiyoruz.” dedi. “Dolayısıyla -biz köylüyüz- hepimizin 300 milyar, 400 milyar borcu var.” dedi. “Pamuk, AKP iktidara geldiği zaman kilosu 1.100’dü, şimdi 800’e düştü.” dedi. “Bunun toplanması için yalnız yarısı veriliyor.” dedi. 1 kilonun toplanması için. Sulama hariç, girdi fiyatları hariç.
Şimdi deniliyor ki: -biraz önce burada konuşuldu- “Efendim, biz tarıma en büyük yardımı yapıyoruz.” Yahu bir gidin, sizi kan mı tutmuş, buyurun gidelim bu köye, bir köye gidelim, bir köylünün yanına. Hele o köylü kimin yüzüne tükürecek? Hele der mi ki, yahu peki bizim durumumuz bu. Sen geldiğin zaman kardeşim benim bankaya borcum yoktu, şimdi borcum var. Tarişbank özelleştirildi. Tarişbank’ta köylünün parasını batırdılar. Tarişbank’ta vatandaşın parası vardı batırıldı. Yani Ege’deki çiftçi vatandaşlarımızın hepsi Tarişbank’ın ortağıydı, onu getirdiler özelleştirdiler Denizbank’a verdiler, o insanların paraları gitti.
Şimdi pamuğun fiyatı belli, narenciyenin fiyatı belli. “Narenciye para etmiyor arkadaş yahu.” diyor. Adam diyor ki: “Ben geçen sene otuz dönüm karpuz ektim.” Egeli vatandaş diyor. “Tanesi 25 kilodan aşağı değildi.” diyor. “Allah üzerine yemin ediyorum bir tanesini satmadım yahu, satmadım yahu.” diyor. “Tarlada kaldı, domates tarlada kaldı.” diyor yahu! Böyle bir Hükûmet olur mu arkadaşlar? Dünyada her devlet kendi tarımına destek veriyor. Tarım, bir ülkenin can damarıdır. Siz bunları yapmıyorsunuz, devletin parasını gidiyorsunuz bankalardan alıyorsunuz, eniştelere, damatlara veriyorsunuz. Böyle bir şey olur mu?
Şimdi, geçen gün sordum Adalet Bakanlığı makamında oturan adama: “Sen Deniz Feneri’nin yazısını neyle gönderdin, kaplumbağayla mı gönderdin?” dedim. Dedi ki: “Acele postayla gönderdik.” Ben iddia ediyorum, o yazıyı Frankfurt yerine ya Moskova’ya göndermişlerdir ya New York’a göndermişlerdir veyahut da o yazı yazıldıktan sonra postacı almıştır, yolda kaybetmiştir. Çünkü diyecek ki: “Vallahi ne bileyim ben, Frankfurt yazacağına kâtip Moskova yazmış veya Washington yazmış.” Ya, bu devlet bu kadar hunharca yönetilir mi değerli arkadaşlarım?
Şimdi, benim ilimde terörden zarar gören insanlara para verilmesi lazım. Geçen seneden beri bir kuruş insanlara verilmiyor. Arkadaşlar, insanlar evinden olmuş, barkından olmuş, tarlasından olmuş ve bu terör tespit davaları gidiyor komisyonlarda belirleniyor. Maliye Bakanı çıkıyor diyor ki: Benim bütçem fazla veriyor, sıkıntım yok.” Bir de bakıyorsunuz ki 9,4 katrilyon lira bütçe açık vermiş. Ayrıca da yan gelirleri var, bütçe dışında KEY’lerden 2,8 katrilyonluk şeyi bütçeye intikal ettirmeden başka hesaplardan ödüyorlar. Hesaplıyorsunuz, 16 katrilyon bütçe açığı var. Bilmem, gidiyorsunuz Telekom’un hisselerini satıyorsunuz, Telekom’un hisselerini, 5 katrilyonluk hisseyi getirip 2 katrilyona satıyorsunuz. O da ek bir bütçe, onu da hesaba katmıyorsunuz.
Yahu şimdi bu devleti bu kadar akılsızca, bu kadar kabiliyetsizce, bu kadar gerçekleri inkâr ederek yönetmekle yani siz bir şey kazanamazsınız ki. Köylünün durumu ortada, vatandaşın durumu ortada. Türkiye’de ayrımcılık yapma konusunda sizden üstün kimse yok. Böyle bir anlayışla Türkiye yönetilmez değerli milletvekilleri.
Dün bana bir tane vatandaş geldi -soru önergesini hazırladım, yarın vereceğim- dedi ki…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
20 konuşma daha · 21 Ekim 2008