İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 43. BİRLEŞİM · SALI

Çalışma saatleri ve konuları hk.

Kamer Genç

Tunceli Milletvekili · Bağımsız

Genel Kurul, 43. Birleşim · 3. yasama yılı · 13 Ocak 2009 · 1.207 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kamer Genç (Bağımsız), 13 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 1.207 kelime.

Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim tutanağı, 13 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2009-01-13-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

KAMER GENÇ (Tunceli)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Danışma Kurulu raporu aleyhinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlarken, Gazze’de yapılan katliamı şiddetle ve nefretle kınıyorum. Burada masum insanların bu kadar hunharca ve insanlık dışı ölçülerle öldürülmesinin hiçbir insanlığa, hiçbir vicdana ve hiçbir şeye sığmadığını belirtmek istiyorum. Ama tabii İsrail’in bu saldırısının kınanması konusunda maalesef AKP’nin burada iştirak etmemesi dolayısıyla ilk defa Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu konuda bir kınama kararı çıkmadı. Bunun bir an önce çıkması lazım.

Şimdi, değerli milletvekilleri, ben Tunceli’ye gittim. Tunceli benim seçim bölgem. Çok büyük kar var. Yani Keban’ı besleyen o sular Tunceli dağlarından, Munzur dağlarından gelen sulardır. Gerçekten insanlar çok büyük bir sıkıntı içinde. İşte Hozat’a gittim, Ovacık’a gittim, Çemişgezek’e gittim, oralarda eksi 17’lerde, 18’lerde çok zor şartlarda insanlar yaşıyorlar ve aynı zamanda da tabii karla mücadele konusunda mahallinde çok yeterli alet ve edevatın olmaması nedeniyle bazı yetersizlikler oluyor. Tabii orada çalışan özellikle teknik elemanlara herhangi bir şeyimiz yok. Ancak, biraz daha makine desteği buraya verilirse bence daha isabetli olur.

Özellikle bu YİBO’larda… Bizim orada epey YİBO var. Buralarda, şimdi mesela Ovacık’taki, Pülümür’deki, Nazımiye’deki veya daha yüksek yerlerdeki işte bu YİBO’lara verilen yakıt ile başka bir sıcak yerdeki YİBO’lara verilen yakıt biraz aynı olduğu için, oralarda, bizim yetkililerden aldığımız bilgiye göre, buralara daha fazla yakıt parası tahsis edilmesi gerekir. Hakikaten, eksi 17’lerde, 18’lerdeki o şartlarda YİBO’larda çocuklarımızın, genç çocuklarımızın üşümemesi lazım.

Ayrıca, tabii, halk o kadar büyük bir fakruzaruret içinde ki… İşte, ben pazartesi günü şeye gittim, yol üzerindeki birkaç köyde okula gidecek öğrenciler, gidemiyor. Yani hem vasıta yok, işte aileleri… Aynı ailede 3-4 tane öğrenci okuyunca, fakir aileler dolmuş paralarını dahi bulamıyorlar. Yani o zaman şöyle bir metot uygulanabilir: Mesela, YİBO’da okuyan çocuklar cuma günleri okul tatil olduktan sonra, orada işte, kaymakamlık veya valilik bu öğrencilere bir vasıta tahsis edebilir. Bu vasıta, aynı güzergâha giden çocukları evlerine bırakabilir ve pazartesi günü de aynı vasıta gidip bunları alabilir. Yani bu çok büyük de bir rakam tutmuyor. Ama maalesef, Tunceli’de bu taşıma sistemiyle eğitime hiç fazla bir değer verilmedi, çok da büyük bir sıkıntı. Yani Türkiye'nin birçok yerinde yapılan bu konudaki uygulama Tunceli’de maalesef yapılamıyor. Biz ilgilileri özellikle uyarmak da istiyoruz: Yani, buradaki insanlar hakikaten ekonomik zaruret içindeler ve 3 tane çocuğu okutan aileler… Ki tebrik etmek lazım. Hele, bir hanım “3 tane kızım okuyor, 3’ü de okul birincisi.” dedi. “Ama ne yapayım ki bakamıyoruz, yani imkânlarımız müsait değil.”

Yani bence, o bölgelere, bu eğitime sarf edilen paralar bu memleketin geleceğine sarf edilen paralardır. Buralarda okuyan gençlerimize, çocuklarımıza mümkün olduğu kadar yardım edilmelidir, yardım elini uzatmalıyız ve bu insanları bu sıkıntılı vaziyetlerinden kurtarmamız gerekir.

Tabii, AKP zamanında maalesef sağlıklı yönetici gelmiyor arkadaşlar.

Yani, git bak, güleceğine git bak kardeşim!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun)Devam et...

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri)Bize güzel tavsiyelerde bulunuyorsun.

KAMER GENÇ (Devamla)Yani şimdi getiriyor Tunceli’ye, ya Rizeli ya Trabzonlu müdür atıyor. Ya kardeşim, bu memleket yalnız Rize ve Trabzon’dan mı ibaret? Bu memlekette, her yerde yetişen insanlar var. Yani hem siz iktidardasınız diye, orada güç sizde diye, yani ille devletin her tarafında, Kayseri, Rize ve Trabzon’a mı yönetici atamak lazım? Bunları aşın biraz. Yani bu memlekette liyakat sistemine dayalı bir yöneticilik politikasını takip ederseniz, bu, gerçekten daha isabetli olur. Bizim istediğimiz memleketimizin sağlıklı, liyakatli insanlar vasıtasıyla yönetilmesi, bürokrasinin yönetilmesi. Oraya öyle müdürler atanmış ki -yani ben belirtmek de istemiyorum- telefon açıyorum, adam karşımda bana sanki böyle bir ilkokul tahsili görmemiş derecede o kadar cahilane konuşuyor ki, yani üzülüyorum. Ben bunu yalnız Millî Eğitimdekilere demiyorum, başka devlet dairelerine de… Mevzuattan haberi yok, işte birilerinin adamı diye e git… Nerede, kim görevini ihmal ediyorsa, kim işte birtakım suistimallere ismi karışıyorsa, e hadi git Tunceli’de kal… E, kardeşim o adamları oraya göndereceğinize, Kayseri’ye gönderin, Rize’ye gönderin, Trabzon’a gönderin. Daha güzel işte, görsün orada. Ama Tunceli’ye gidince, bir de orası tabii terör bölgesi de olduğu için, maalesef, işte “Nasıl olsa biz burada ne yapsak kimse bize karşı yapmaz.” hesabıyla insanlarımız, maalesef, bu cahil cühelanın işte o yarattığı yönetimsizlik ve halka verdikleri sıkıntıların içinde öyle bir zor hayat şartları içinde yaşıyorlar.

Mesela, işte, orada bize intikal ettirildi: İşte bu Hükûmet -biraz önce Tarım Bakanı konuştu burada- efendim, işte, zirai aletlerin teşviki için vatandaşlara teşvik primi verileceği vadedilmiş, daha bir senedir hiçbir para ödemiyor, bunlar da önemli konular.

Değerli milletvekilleri, yine, bizim orada en önemli şey de terör parası. Bu terörde zarar gören insanlara, maalesef, verilecek paranın miktarı 5 milyar, 10 milyar, en fazla 15-20 milyar liralık bir para. Kış şartları çok ağır, devlet de ne olur 1-2 trilyon da versin o insanlara, adam evini terk etmiş, tarlasını terk etmiş, ağacını terk etmiş, verin 1-2… Yani o adamlar da, zaten… Komisyonlar gitmiş, tespit etmiş, çok da düşük bir bedel tespit edilmiş. Ayrıca o bedel de yetmiyormuş gibi bir de komisyonlarda görev yapan insanlar bunları çağırıyor, mesela 40 milyar tespit edilmişse “Yahu arkadaş, işte 15 milyara razı ol yoksa gel buraya, bir sulhname imzalayalım.” diyor. Yani böyle olaylar da oluyor. Mümkün olduğu kadar, bu kış şartlarının devam ettiği şu sıralarda bu insanlarımıza bence gerekli parayı yardım etmek lazım. Devletin parası yani her yerde çarçur ediliyor da, ne olacak yani, Çankaya Köşkü’nde 40 trilyon harcayacağınıza ne olacak 1-2 trilyon da işte bu zarar ziyanda, zarar gören insanlarımıza bu parayı dağıtalım. Bu, aynı zamanda ekonomiye de bir destek verir. Yani insanlar, o fakru zaruret içinde olan insanlara 3 milyar, 5 milyar, 10 milyar verdiğiniz zaman onlar gider esnaftan alışveriş yapar, piyasaya bir canlılık getirir. Yani bu ekonomiyi bilmiyorsanız hiç olmazsa bunu gidip de cahil bir köylüde bile… (AK PARTİ sıralarından gülüşmeler)

Gerçi köylü cahil değil. Köylü hepimizden daha akıllı da… Yani diyorum ki köylü daha gerçekleri kavrayan birisi. Ben de köy çocuğuyum. Kendime şey etmiyorum. Yani diyorum ki… (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Ya neyse! Efendim, köylünün cahili de var, akıllısı da var. Ben diyorum ki bir köylü bile bu kadar hata etmez.

O bakımdan, yani ekonomiyi bilmiyorsanız bile en basit metotlarla bir piyasa nasıl canlanır bunun bir yolu vardır. Ben size devamlı diyorum: Şu piyasayı canlandırmak için mümkün olduğu kadar alt gelir düzeyinde olan insanlara devletin kaynaklarını kanalize edelim, biraz piyasa canlansın. Bunu demek istedim size. O bakımdan, bunlar önemli konular.

Bir de tabii, sayın milletvekilleri, şimdi, Türkiye’de bir Ergenekon meselesi var. Şimdi, bu Ergenekon meselesi Türkiye’de çok ciddi bir rejim sorunu hâline geldi. Şimdi biz, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bence bu konuda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda, Ceza Kanunu’nda yapılması gereken değişiklikleri yapmamız lazım. Yani siz bir kişiyi içeriye alıp da bir sene, iki sene içeride tutamazsınız. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda bu konuda bir hüküm, eksiklik varsa… Diyelim ki: “Kardeşim, en azından sen gözetim altına aldığın kişiyi üç ayda, beş ayda davasını sonuçlandır.” diyelim. Yani bu çok önemli bir olay. İnsanları uzun zaman özgürlüğünden yoksun bırakmak bence Türkiye Cumhuriyeti devletinin hukuk devleti olma sistemiyle şey etmez.

Şimdi, Mehmet Ali Şahin çıkıyor diyor ki efendim, yani, “hâkimler ve savcılar partisi…” YARSAV Başkanı hukuk konusunda otorite sayılabilecek bir arkadaşımız. Bilgisiyle, kültürüyle, her şeyiyle, Mehmet Ali Şahin’in, karşısında el pençe duracağı bir kişi.

ABDÜLHADİ KÂHYA (Hatay)Yapma ya! Avukatı mısın sen onun?

KAMER GENÇ (Devamla)Yani köy imamının kültürüyle geleceksin, hukukun başına oturacaksın. Bu olmaz beyler. Her şeyin bir raconu vardır. Yani gidip de belirli konuları tartışabilmeniz için, sizin o konularda bir bilgi sahibi olmanız lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

33 konuşma daha · 13 Ocak 2009

33 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook