İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 69. BİRLEŞİM · SALI

Helikopter kazası sonucunda vefat eden büyük birlik partisi genel başkanı sayın muhsin yazısıcıoğlu hakkında

Kamer Genç

Tunceli Milletvekili ·

Genel Kurul, 69. Birleşim · 3. yasama yılı · 31 Mart 2009 · 547 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kamer Genç, 31 Mart 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HELİKOPTER KAZASI SONUCUNDA VEFAT EDEN BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ GENEL BAŞKANI SAYIN MUHSİN YAZISICIOĞLU HAKKINDA); konuşma 547 kelime.

Kamer Genç (Tunceli). “Helikopter kazası sonucunda vefat eden büyük birlik partisi genel başkanı sayın muhsin yazısıcıoğlu hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim tutanağı, 31 Mart 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2009-03-31-helikopter-kazasi-sonucunda-vefat-eden-buyuk-birlik-partisi-genel-bask (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; elim bir helikopter kazasında kaybettiğimiz Sayın Muhsin Yazıcıoğlu ile partili arkadaşlarına, kaptan arkadaşımıza ve gazeteci arkadaşımıza Tanrı’dan rahmet diliyorum.

Değerli milletvekilleri, ben, Muhsin Bey’le aynı bankoda oturuyorum. Tunceli’den geliyordum. Tesadüfen, geldikten sonra, uçaktan geldim, yerime gelince, helikopter kazasının olduğunu söylediler ve kendi özel kalemi de bana yakın olduğu için, birtakım gazeteciler de olduğu için, olayı çok yakından takip ettim.

Şimdi, olayın ilk başlangıcı, üç saate kadar, işte, Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının yerine ulaşıldı; işte, şeyler Kayseri’ye getirildi, Kayseri Devlet Hastanesinde ameliyata alındı; sonra, arkasından, yok efendim, Kahramanmaraş Hastanesinde, işte, doktorlar hazır, efendim, ulaşıldı, ameliyata alındı; işte, ayağı kırık, şu, bu denildi. Maalesef, tam, işte o gün, dört saat sonra, Abdullah Gül bir yurt dışına gidiyordu ki, havaalanında sordular kendisine, o kadar yani… İşte, bulduk, getirdik; bu, naklen yayın araçlarıyla söyleniyor. Kaymakamlar, valiler, emniyet müdürleri bu işi… Yani, onlarda hiç aksine bir şey yok. Ondan sonra açıklama yaptılar, Abdullah Bey havaalanında dedi ki: “Hiç ulaşılmamıştır.” Zaten o zaman da saat 7’ye geliyordu, karanlık çökmüştü.

Şimdi, olay Türkiye Cumhuriyeti devletini yöneten Hükûmetin ne kadar başarısız, beceriksiz, olayları yönetmekten âciz olduğunu göstermesi bakımından çok önemlidir. Biraz önce burada dinledik, İçişleri Bakanı diyor ki: “Köylüleri biz oraya gönderdik.” Arkadaşlar, çok yakından olayları izledim. Siz 3 bin kişiyle katılmışsınız, 3 bin kişiyle, helikopter Polatlı’da siz gitmişsiniz Kazan’da arıyorsunuz. Oraya 50 bin tane adam gönderin. Mesele devleti yönetmek konusunda gösterdiğiniz basiret, bilgi ve isabetlilik meselesidir.

Şimdi, köylü, köyün muhtarı söyledi yani kırk dört saat sonra naklen yayına bağlandı “Biz helikopterin yerini tespit ettik ama ne burada korucu var, ne asker var.” dedi. “Başka bir şey yok.” dedi. Şimdi çıkıp da “Burada köylüleri biz organize ettik. İşte sabah kalktık da biz buraya gönderdik.” diyen Bakanın ben hangi sözüne inanayım? Arkadaşlar, bakın, en büyük basiret, en büyük erdemlilik doğruları söylemek, insanları kandırmamak. Yani siz Hükûmete gelmişsiniz, bilgili, becerikli, çalışkan, teknolojiyi bilen kadroları tasfiye etmişsiniz, “Benden olsun da çamurdan olsun.” zihniyetiyle devleti cahilleştirmişsiniz, devletin kadrolarını artık devleti yönetemez seviyedeki beceriksiz insanlarla -hepsi için demiyorum ama- doldurmuşsunuz, ondan sonra da çıkıp da birbirimizi kandırmayalım değerli milletvekilleri, günah bu memlekete. Şimdi, yani bir helikopter düşüyor, bu memleket, eğer, bir helikopterin izini niye takip etmiyor? Yani bir Tayyip Erdoğan’la Abdullah Gül bir yere gittiği zaman devamlı takip ediliyor. Efendim, helikopteri onların düşse hemen böyle mi olur? Yok, olmaz. Demek ki, yani, maalesef Türkiye’de yönetmeyen bir iktidar var. Bir de çıkıp da insanların karşısına gerçekleri inkâr etmeyin. O köylülere teşekkür edin. O köylüler olmasaydı perişan olurdunuz yani. Köylüler çıkmış kendi kendine bir Türkiye Cumhuriyeti devletinin onurlu bir vatandaşları olarak demişler: “Bir helikopter şey etti.” Tahmin de etmişler orada. Gitmişler, sabahleyin kendileri çıkmışlar. İşte anlatıyor kendileri. Sonra gazeteci arkadaş -bugün yazıyor gazeteler- helikopterin bir koltuğunu almış, kaydırarak, getirmiş, saatlerce uzaklara gitmiş, bir kayanın dibinde kalmış. Eğer bu becerikli bir, başarılı bir arama yapılsaydı, en azından o gazeteci arkadaşımız kurtulurdu ama maalesef bunlar yapılmamış. Efendim biz…

Kardeşim, sen, yani sonuca ulaşacak, akıllı, bilgili, basiretli eğer bir çalışma göstermemişsen, git yirmi dört saat, kırk sekiz saat, altı ay bir yerde otur neye yarar; önemli olan, başarıya ulaşacak adımı, insanlığa, topluma faydalı olacak adımı anında atacaksın. Böyle bir şey yapılmamış. Maalesef Hükûmet burada bir acizlik içinde kalmış. Yani üzülmek, televizyonlara çıkmak, çıkıp da ağlama numaralarını yapmak bir şey ifade etmiyor değerli milletvekilleri.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

17 konuşma daha · 31 Mart 2009

17 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook