İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 71. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile sudan cumhuriyeti hükümeti arasında bilimsel ve teknolojik işbirliği anlaşmasının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı (1/481) (s.s.:292)

Kamer Genç

Tunceli Milletvekili · Bağımsız

Genel Kurul, 71. Birleşim · 3. yasama yılı · 2 Nisan 2009 · 1.079 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kamer Genç (Bağımsız), 2 Nisan 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE SUDAN CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI (1/481) (S.S.:292)); konuşma 1.079 kelime.

Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli). “Türkiye cumhuriyeti hükümeti ile sudan cumhuriyeti hükümeti arasında bilimsel ve teknolojik işbirliği anlaşmasının onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı (1/481) (s.s.:292)”. TBMM Genel Kurulu, 71. Birleşim tutanağı, 2 Nisan 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2009-04-02-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-sudan-cumhuriyeti-hukumeti-arasinda-b (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

KAMER GENÇ (Tunceli)Sağ olun, çok teşekkür ederim, iyiyim efendim.

BAŞKANBuyurun.

KAMER GENÇ (Devamla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce bir uluslararası anlaşma üzerinde söz alırken burun kanaması geçirdiğim için… Neyse, yardım eden doktor arkadaşlara da teşekkür ediyorum. İnsan, tabii, hasta da olur, iyi de olur, bu gayet normal şeyler. Özellikle de konuşmamın amacı, televizyon başında beni seyreden arkadaşlarımızdan çok endişelenen olmuştur, bunu da gidermek için söz aldım. Bir şeyim yok yani, düşmanlarım ve rakiplerim hâlâ benden çekinebilir. Onun için, yani ben buradayım, mücadeleme devam ediyorum çünkü mücadeleyi halk için yapıyoruz, halk için yaptığımız mücadeleden de çok büyük bir onur ve büyük bir gurur duyuyorum.

Şimdi, değerli milletvekilleri, İç Tüzük’ümüzün 49’uncu maddesinde der ki: Başkan birleşimi kapatırken ertesi gün görüşülecek konuları anons eder Genel Kurula. Son fıkrasında da der ki: Eğer Danışma Kurulu karar almışsa gündemi ona göre de belirler.

Şimdi bakın, maalesef Meclis Başkanlığımız Türkiye Büyük Millet Meclisinin sağlıklı çalışmasına gerekli itinayı göstermemektedir. Ne dedi Sayın Başkan o günkü birleşimi kapatırken: “Kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek üzere…” Şimdi, 12’nci sıraya kadar hiçbir kanun tasarısı görüşülmedi. Şimdi, sırasına göre görüşmenin anlamı, 1’inci sırasındakini, 2’nci sırasındakini, 3’üncü sırasındakini ancak konuşabilirsiniz. Ama 12’nci, 14’üncü, 15’inci sırasına gittiğiniz zaman bu İç Tüzük’e aykırı bir uygulama oluyor.

Ayrıca da şurada bastırılan gündemde -gerçi Kanunlar öyle yazıyor- birisinde “Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti”, bir tarafında “Türkiye Cumhuriyeti bilmem Dışişleri Bakanlığı”, bir tarafta “Genelkurmay Başkanlığı ile falanca yabancı devlet arasındaki anlaşmanın uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı…” Hâlbuki Anayasa’mızın 90’ıncı maddesinde Türkiye devleti ile yabancı ülkeler arasında veya uluslararası kuruluşlar arasında yapılan anlaşmalardan bahsediyor. Yani burada böyle çok çeşitli şeyler yapmaya gerek yok. Dolayısıyla burada bir insicamı sağlamak lazım. Yani Anayasa diline uygun, Anayasa’da ne belirtiliyorsa ona göre bir düzenleme yapmak lazım.

Sonra, uluslararası anlaşmalar, biliyorsunuz, çok önemli anlaşmalardır. Burada vatandaşlarımıza ve devletimize çok büyük mükellefiyetler getiriliyor. Ben inanıyorum ki bu anlaşmalar komisyonlarda çok ciddi surette incelenmiyor değerli milletvekilleri. İncelendiğini de sanmıyorum. Maalesef bürokraside çok büyük zayıflama olduğu için, özellikle AKP zamanında, maalesef Dışişleri Bakanlığı işlevsiz bir kurum hâline getirildi. İşte, birtakım dışarıdan yandaşları, birtakım adamlar getirildi dış işleri politikası belirlenmeye çalışılıyor. Onların da doğru dürüst bir şeylerden haberdarsız, haberi olmadan bu anlaşmalar, bu sözleşmeler inceleniyor. Şimdi ben söylüyorum: Bugüne kadar, şimdi, dünden beri burada Genel Kurulumuz otuz tane anlaşma kabul etti. Allah rızası için bir anlaşmanın bir maddesini birimiz okuduk mu? Okumadık. “Kabul edenler, reddedenler” diye… Böyle bir anlaşma oylamanın da ne anlamı var sayın milletvekilleri? Yani böyle, o zaman bir İç Tüzük değişikliği mi yapılması gerekiyor neyse, bunları hiç veya Anayasa değişikliği yapılması gerekiyorsa onları öyle yapalım da bari bunlar, çocuk oyuncağı durumuna bu Parlamentonun görüntüsünü düşürmeyelim. Yani burada işte “Falanca devletle yapılan anlaşmanın uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı…” İçini biliyor muyuz? Bilmiyoruz. İnceliyor muyuz? İncelemiyoruz. O zaman, yani burada fuzuli bir oylama yapmanın anlamı yok.

Şimdi burada Sudan Cumhuriyeti ile Hükûmetimiz arasında yapılan bir anlaşmadan bahsediyoruz. Şimdi, değerli milletvekilleri, Sudan maalesef -uluslararası kuruluşlarda- çok büyük insan katlini yapan bir devlet. Şimdi, hatta devlet başkanı uluslararası mahkemelerde, işte, suçlu bulunmuş ve birçok bu uluslararası mahkemelerde taraf olan ülkelerde göründüğü anda tutuklanacak bir kişi ama maalesef, bizim devletin yöneticileri tarafından çok imtiyazlı bir kimliğe bürünmüş.

Yani bakın, Türkiye Cumhuriyeti devletinin yurt dışında çeşitli kuruluşlardaki itibarını sarsmamak lazım. Şimdi, Sudan’la bu kadar içli dışlı olmanın anlamı nedir? Orada 300 bin insanın katledildiği söyleniyor. 300 bin insanı katleden bir siyasi kişiyle, bir liderle, bizim Türkiye Cumhuriyeti, demokrasiye, insan haklarına, kişi haklarına inanan bir devlet olarak bu kadar haşir neşir olmamız, bu kadar onlarla özel ilişkiler kurmamız doğru mudur yanlış mıdır?

Dışarıda söylentiler çok: “İşte, AKP’nin ileri gelen kişileri burada, Sudan’da çok önemli yatırımlar almışlar. İşte, bu yatırımlar nedeniyle çok imtiyazlı durumdalar. Onun için, işte, Abdullah Gül seviyesinde ziyaretler oldu, Tayyip Erdoğan seviyesinde ziyaretler oldu.” Şimdi, bunlar, bence, devletimizin uluslararası düzeydeki görüntüsünü zayıflatan davranış biçimleridir. Eğer birisi katilse yani dostunsa da katildir düşmanınsa da katildir. İşte, biz, İsrail’in Filistinlilere karşı yaptığı soykırıma, hatta soykırım derecesine varan katliamlara karşı hepimiz el birliğiyle karşı çıktık. Ama Sudan Devlet Başkanının Sudan’da 300 bin insanı katlettiği gerçeği karşısında niye aynı tepkiyi gösteremiyoruz? Demek ki devletler arası ilişkilerde çifte standart olmaması lazım.

Sayın milletvekilleri, biz de yine kurallara uyalım. Bu uluslararası anlaşmalar üzerine mademki gruplar anlaşmış, işte konuşmadan geçiriyorlar. Ama ben, tabii, bu anlaşmayı yaparken… Biz burada bağımsız milletvekiliyiz. Yani parti gruplarıyla anlaşabilirsiniz ama yıllarca, otuz seneye yakın bir süredir bu Parlamentoda görev yapan insan olarak bu Parlamentonun hassasiyetlerini… İç Tüzük’e ve Anayasa’ya uygun bir çalışma yapması konusunda daima hassasiyet gösteriyorum.

Maalesef, burada, Meclis Başkanlık Divanı çok keyfîlikler içinde. Meclis Başkanımız -yahu, bir gün de oturun şu Türkiye’de- her gün bir yabancı ülkede. Ya, bu kadar, işte… Devletin başındaki, işte Çankaya’da oturan öyle, Hükûmetin başında oturanlar öyle, Meclisin başında oturanlar öyle. Ya, beyler, efendiler, bakın, memleketimizde insanlar aç, çıplak, insanlar yoksulluktan dolayı çocuklarını katlediyorlar, kendilerini katlediyorlar. Şimdi, bu devleti bu kadar israflı bir şekilde yönetmek vicdana sığar mı? Sığmaması lazım. Onun için, bence, evvela, dışarılarda gidip de böyle lüks yerlerde, efendim, lüks hayat sürerek devletin kesesinden çok yüksek harcırahlar alarak böyle görev yapacağınıza, gelin oturun burada, şu Meclisin evvela sağlıklı çalışmasını sağlayalım; bu memlekette buraya gelecek kanunların halk ve millet yararına çıkması konusunda gayret gösterelim. E, şimdi, bunların hiçbirisini yapmıyoruz. Bir bakıyorsunuz her gün yurt dışında, her gün, işte… Maalesef, AKP’li milletvekili arkadaşlar da zaman zaman bazı bakanlar tarafından alınıp götürülüyor, burada, işte, aynı zamanda hem gezinti yapıyorlar hem de devletin kesesinden de harcırah alıyorlar. Bu olmaz, bu olmaz arkadaşlarımız. Yurt dışına gidenler gitsin, ceplerinden parasını ödesinler. Devletin kesesinden harcırah almaya ne gerek var? Sonra, dediğim gibi, Sayın Meclis Başkanımız da bu kadar gezme hastalığından kurtarsın kendisini ya. Ben, şimdi, herhâlde… Yani, ayda bir defa, iki defa yurt dışına gidiyor. Ne olacak? Yani, şimdi, yurt dışına Parlamento seviyesinde, evet çok nadiren gezinti yapılarak bazı şeyler yapılabilir ama ben bu tür gezintilerin Türkiye’ye bir fayda sağladığına da inanmıyorum. Onun için, maalesef, işte Parlamento çalışmalarını akıl, izan, sağduyu paralelinde düzenlememiz gerekirken bunu da yapmıyoruz. İşte, dediğim gibi, uluslararası anlaşmalar; yani bunlarla o zaman bu kadar zaman geçirmeye gerek yok. Anayasa değişikliği gerekiyorsa Anayasa değişikliği yapalım. Hükûmet seviyesinde bu anlaşmalar yapılmışsa, orada kalmışsa ki o safhada kalıyor. Ama bunu daha da bir, bu konuda ihtisaslaşmış bir komisyonda inceleyerek, enine boyuna tartışarak, uluslararası hukuk çerçevesinde en iyi şekilde bunları değerlendirerek Türkiye Cumhuriyeti devletinin dış politikaları, uluslararası politikalarını çok iyi bilen kadrolar kanalıyla bu anlaşmaları inceletirsek bence daha faydalı bir iş yaparız. Yoksa, gel burada oku, “Kabul edenler… Etmeyenler…” demekle Türkiye’ye, Türk milletine bir fayda sağladığımızı zannetmiyorum.

Ben, hepinize saygılar sunuyorum efendim.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

3 konuşma daha · 2 Nisan 2009

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook