Posta kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s:s:230)
Tunceli Milletvekili · Bağımsız
Genel Kurul, 83. Birleşim · 3. yasama yılı · 29 Nisan 2009 · 771 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kamer Genç (Bağımsız), 29 Nisan 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: POSTA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S:S:230)); konuşma 771 kelime.
Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli). “Posta kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s:s:230)”. TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim tutanağı, 29 Nisan 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2009-04-29-posta-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-230 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 230 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 1’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılması için verdiğim önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.
Bu arada, Diyarbakır’da meydana gelen vahim olayda hayatını kaybeden 9 askerimizin de ailelerine sabır diliyorum, kendilerine Tanrı’dan rahmet diliyorum. Büyük bir acı. İnşallah bu acılar son olur.
Sayın milletvekilleri, bir defa bu madde Hükûmet tasarısında yok, Komisyonda ilave ediliyor. İç Tüzük’ün 35’inci maddesine göre komisyonlar kanun teklif edemezler. Neden edemezler biliyor musunuz? Bakın, öteki, Hükûmetin getirdiği tekliflerde madde gerekçeleri var. Kanun tasarı ve teklifleri Komisyona sunulurken bir gerekçesi olur ama bakın 1’inci maddenin gerekçesi yok. Burada komisyonda verilen bir önergeyle kanun maddesi ilave ediyorlar. Açın, bakın, İç Tüzük 35’inci maddede diyor ki: Komisyonlar kanun teklif edemezler.
Şimdi, biz bu İç Tüzük’ü niye yaptık değerli milletvekilleri? Yahu niye yaptık bunu? Yani bunu ezip de suyunu içmek için yapmadık ki. Onun için, yani bunları, bu Başkanlık Divanının, Meclis Başkanının böyle yurt dışında gezeceğine evvela bu komisyonların İç Tüzük’e uygun olarak çalışıp çalışmadığını tespit etmesi lazım. İç Tüzük’ün 45’inci maddesi diyor ki: Efendim, komisyonlar, Genel Kurulda başkan ve başkanvekilleri veya o konu için seçilmiş sözcüler kanalıyla temsil edilir. Biz bunu daha önce getirdik buraya. İç Tüzük hükmü çok açık, buna rağmen uygulanmıyor. Yani iktidar partisinin tahakkümü bu kadar Mecliste hissedilirse orada ne hukuk olur ne… Hiçbir şey olmaz.
Şimdi, bu maddeyle getirilen nedir? Posta İdaresi bir kamu hizmetidir. Postanın yaptığı çok önemli hizmetler vardır. Kamu hizmeti Anayasa’nın 128’inci maddesine göre ancak kamu personeli eliyle yürütülür. Ayrıca da Tebligat Kanunu çok açık. Tebligat Kanunu’na göre tebligatlar önemlidir ve bunların kamu hizmeti niteliği olduğu için bunları özel teşebbüse yaptırmak bence kamu hizmeti işinin aksaması bakımından, bu hizmetlerin hakkıyla yerine getirilmemesi bakımından çok önemlidir. Çünkü özel kişiye baktığınız zaman, özel kişi devletteki kayıtları değiştirebilir. Yani bir kişiye tebligat yaparsınız, yarına o tebligatı… zamanında… Mesela, dava açmadı adam. Ne edersiniz? Getirir orada o tebligatı değiştirebilirsiniz çünkü maalesef parayla yapılmayan hiçbir şey yok, her türlü sahtekârlıklar var ama kamu hizmeti niteliği taşıyan bu hizmet eğer devlet organları tarafından yapılırsa onların belgeleri değiştirilemez, hiçbir zaman birtakım kişilere göre değiştirilemez. Bu, çok önemli bir unsurdur.
Ayrıca, Posta İdaresi, devletle eş değer bir yaşıtta, hatta devletten de daha yaşlı, Türkiye Cumhuriyeti devletinden de daha yaşlı bir şey.
Şimdi, bu devlet hizmetlerini, kamu hizmetlerini, özellikle böyle özel teşebbüse yaptırmanın ne anlamı var, ben anlamıyorum.
Bakın, her kurumda, özellikle KİT’lerde… KİT’leri sattınız, Telekom’u sattınız. Telekom’un yüzde 55’ini getirdi, bir yandaş firmalara sattılar.
Arkadaşlar, bunun aşağı yukarı yüzde 45’i devletin elinde ama bu Telekom o kadar israf içinde çalışıyor ki bir yönetim kurulu toplantısı yapıyor beş yıldızlı otellerde. Bilmem, özel uçaklar tutuluyor, gidip geliyor... Yahu, senin yüzde 55 hissen var ama yüzde 45’i de devletin kardeşim. Devletin parası harcanıyor burada. Ondan sonra, kendi yandaşlarına 100 milyar lira ayda maaş veriyorlar arkadaşlar, 100 milyar lira! Bu, kimin şeyinden gidiyor? İşte, bizim, devletin… Yani ayrıca, o paralar, o kadar fazla masraflar verilmese orada bir vergi doğacak. Zaten, maalesef İktidarınız zamanında Telekom’un kurumlar vergisini yüzde 30’dan yüzde 20’ye indirdiniz. Senede en azından 600 trilyon lira böylece Telekom bu vergiden kazanıyor yani meşru yollardan kazanıyor. Yani neresine atarsanız el, o kadar devletin, milletin menfaatleri yok ediliyor; özel teşebbüsün, büyük tüccarların, büyük iş adamlarının menfaatleri korunuyor. Niye yani bu hizmetler devlet eliyle yapılmasın?
Değerli arkadaşlarımız, bakın, bu memlekette insanlar yoksullaştırılıyor ve o kadar acımasız hâle getiriliyor ki… Güvenlik hizmetlerini özel kişilere yaptırıyorsunuz, temizlik hizmetlerini özel kişilere yaptırıyorsunuz. İhale veriyorsunuz. İhaleyi alan kişiler -tabii ki siyasi iktidarın yandaşları- alıyor ihaleyi, 500 milyon liraya ve vergisi de dâhil, orada asgari ücretin yani çok düşük bir fiyatla…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun efendim.
KAMER GENÇ (Devamla)Evet Sayın Başkan.
…bunların bir kısmını da… İnsanlar o kadar yoksul bir vaziyette ki, yani ne dese kabul edecek. Dolayısıyla, onların gerçek ücretini de orada göstermiyor, çok düşük ücretlerle çalıştırıyor. Hâlbuki bunlara ne gerek var? Yani güvenlik hizmetleri, temizlik hizmetleri, işte bu hizmetler devlet eliyle yapılsın. Bu kadar memlekette işsizlik var. Ne olacak yani bu insanlar sendikalı olsun, insan haysiyetine uygun bir ücret alsın ve haklarını savunacak kişiler olsun.
Şimdi, bana, bugün, Ziraat Bankasından bir şey geldi. Ziraat Bankasına Ülkerden 2 tane yönetici gelmiş. Bütün Ziraat Bankasındaki üst tarafındaki memurların hepsini sağa sola göndermişler. Nedir? Efendim, Ankara’da çalışan adamı Van’a gönderiyor, Şırnak’a gönderiyor otuz yıllık memuru. Neymiş? Bunlar mecburen emekliye ayrılsınlar, ben kendi yandaşlarımı getireceğim… Bu, insanlara yapılan büyük bir vahşettir, büyük bir işkencedir. Bu, Türkiye Cumhuriyeti devletine yakışmayan bir davranış biçimidir. Yani bu devleti, bu insanları bu kadar onurlarıyla, haysiyetleriyle, geçimleriyle oynamayın arkadaşlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
KAMER GENÇ (Devamla)Yazık, bu insanlar bu memleketin insanları.
Önergemin mahiyeti budur. Kabulünü diliyorum efendim.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
57 konuşma daha · 29 Nisan 2009