Çocukların uçucu maddelerin zararlarından korunmasına dair kanun teklifi (s.s.89)
Tunceli Milletvekili · Bağımsız
Genel Kurul, 87. Birleşim · 3. yasama yılı · 7 Mayıs 2009 · 696 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kamer Genç (Bağımsız), 7 Mayıs 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇOCUKLARIN UÇUCU MADDELERİN ZARARLARINDAN KORUNMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.89)); konuşma 696 kelime.
Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli). “Çocukların uçucu maddelerin zararlarından korunmasına dair kanun teklifi (s.s.89)”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 7 Mayıs 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2009-05-07-cocuklarin-ucucu-maddelerin-zararlarindan-korunmasina-dair-kanun-tekli-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 89 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.
Tabii, biraz önce yaptığım konuşmada da belirttiğim üzere, ben bu kanunun bir an önce çıkmasını isteyen milletvekillerinden birisiyim. Hakikaten Türkiye’de çocuk sağlığının korunması, bırakın yalnız çocukları büyüklerin de sağlıklarının korunması, insanların maddeye bağımlı olmaması, insanların sağlıklı yaşaması için devlet gerekli her türlü tedbiri almak zorundadır. Ancak birbirimizi kandırmamamız lazım. Şimdi, devletin her türlü sağlık tedbiri alabilmesi için devletin bazı şeyleri, devleti yöneten kişilerin bazı şeyleri samimi benimsemesi lazım, yani özüyle sözü bir olması lazım.
Şimdi, şurada, bakın, bugün bir gazetenin işte başlığı: “Bu kafa değişmez. Engelli memuru sürdürdüler yerine türbanlıyı getirdiler.”, “Şort giyen voleybol takımını kapattılar.” Ondan sonra, Ağrı Valisi diyor ki: “Kız ve erkek öğrencilerin okuma yerlerini ayıralım, bunlar bir arada yaşamıyor.”
Şimdi, değerli milletvekilleri, bir devleti yöneten kadro, evvela, açıkça, her olay karşısında kendi tavrını belirlemelidir; kendisi başka düşünüyor, alt kademedekiler başka düşünüyor ise kendi düşüncesine uygun bir kadro oluşturması lazım. Yani ben şu gömleği çıkardım. O gömleği niye çıkardın? Kirlenmiş miydi çıkardın yoksa kirlenmemiş miydi çıkardın? Şimdi, yeni bir düzenleme yaptınız, aynı gömleği tekrar giydiniz. O gömlek nerede temizlendi, nerede kirliliği giderildi? Tabii, bunu zaman içinde göreceğiz.
Şimdi, çok önemli bir kanun görüşülüyor burada. Mesela ben karar yeter sayısı istemiyorum ama yani siz de iktidar partisi olarak -340 milletvekiliniz var- gelin, burada hep beraber bu kanunu çıkaralım. Yani hem siyasi iktidar olacaksınız hem de Meclise gelmeyeceksiniz. Daha dün, işte, bakanlarınız… İşte, bakın, bomboş sıralar. Bu Parlamento kurulduğu günden beri böyle bir hükûmet görülmemiştir. Böyle, Parlamentoya saygısız bir hükûmet görülmemiştir. Yani, en azından üç beş tane bakan buraya gelir, oturur. Burada soru soruyor arkadaşlarımız, Hükûmet sırasında oturan bakan diyor ki: “Öteki bakanlar dinliyor, cevap verecek.” Böyle bir şey yok. Bu Parlamentonun bir saygınlığı olması lazım, bir kişiliği olması lazım. Şimdi, bunu da, bu kişiliği, bu saygınlığı sağlayacak da iktidar grubudur. İktidar grubunun bakanları bir sıygaya çekmesi lazım ama bu kadar korku içine sinen bir iktidar grubu milletvekillerinin bu ülkeye hiç faydalı bir hizmet yapacaklarına da inanmıyorum. İşte, bugün, bütün bakanlarınız yurt dışında yani çiçeği burnunda -herhâlde dört beş tane- bakanlar hem de özel Ata uçaklarıyla seyahat ediyorlar, sanki Türk Hava Yollarıyla gitseler değerlerinden bir şey kaybederler, özel uçaklarla gidiyorlar. Sayın milletvekilleri, bu memleket bu kadar zengin mi? Yani, şimdi, burada bu kanunu getiriyoruz ama bu kanunu… İnsanların işlediği suçlar neden kaynaklanıyor? Fakirlikten, yoksulluktan kaynaklanıyor, eğitimsizlikten kaynaklanıyor. Evvela bir toplumun sağlıklı bir hâlde olabilmesi için, suç işlemez bir statüde olabilmesi için, suç işleyemez bir ruh hâleti içinde olabilmesi için o toplumun sağlıklı bir eğitim alması lazım. O toplumda refah olması lazım. O toplumda ekonomik refah olması lazım. Ee şimdi, devleti yöneten kişiler, ekonomisi iflas etmiş bir hükûmetin başkanı, başkanları ve üyeleri parlamentoya gelmezler. Ondan sonra, en lüks hayatın içinde yaşarlar, sonra da bu tip kanunlar getirirler. Aç insanları eğitemezsiniz arkadaşlar. Aç insanları, yoksulluk içinde olan insanları eğitemezsiniz.
İşte, ben Tunceli’ye gidiyorum, inanmanızı istiyorum, yani bir köye gidip gelemiyorsunuz. Köy yollarının -mümkün değil- hepsi kapalı, çamur. Bırakın, doğru dürüst stabilize yol yok. Biz burada söylüyoruz. Bir bakan çıkıyor… Bizim orada çamaşır makinesi, buzdolabı dağıttılar. İşte, gazeteler yazdı: “Yahu, su olmayan köye nasıl bulaşık makinesini veriyorsunuz?” dediler. Bakan denilecek bir kişi Türkiye’de yaşamıyormuş gibi “Efendim, Türkiye’de yolu ve suyu olmayan köy yok.” Gel gidelim, görelim, sen bu Türkiye’den bu kadar habersiz misin kardeşim?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun, devam edin.
KAMER GENÇ (Devamla)Yok böyle…Yani benim bölgemde en azından, maalesef yol yok yani bugüne kadar belki yüzde 5 seviyesinde köy yolları asfaltlı, öteki stabilize dahi yok. Tabii, Hükûmeti idare edenler oralara gitmiyorlar ki, oraya bürokratları gönderiyorlar. O bürokratlar da oraya giden paraları maalesef doğru dürüst… Doğru mu sarf ediliyor, ihaleyi alan kişiler kimler? Hele özellikle bu son yöneticiler zamanında Tunceli’ye giden paraları, yani ihaleleri Tuncelili müteahhitlere de vermiyorlar, dışarıdan da müteahhit getiriyorlar. Yani düşünebiliyor musunuz! Niye getiriyor? Çünkü kendisiyle yakın ilişki içinde, çünkü kendisiyle onların daha birtakım menfaat birliklerini sağlayacak bir şey. Yani Türkiye bu durumda. Biz, bunları burada boşuna söylemiyoruz. İçimiz yanıyor. Yani bu ülkemizin, ilimizin içinde bulunduğu bu ekonomik sıkıntıyı, bu yoksulluğu, bu sıkıntıları burada dile getiriyoruz ama maalesef sağır bir Hükûmet, sağır bir iktidar grubu var.
Saygılar sunuyorum.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
49 konuşma daha · 7 Mayıs 2009