İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 105. BİRLEŞİM · SALI

Askeri hakimler kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 387)

Kamer Genç

Tunceli Milletvekili · Bağımsız

Genel Kurul, 105. Birleşim · 3. yasama yılı · 16 Haziran 2009 · 667 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kamer Genç (Bağımsız), 16 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ASKERİ HAKİMLER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 387)); konuşma 667 kelime.

Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli). “Askeri hakimler kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 387)”. TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim tutanağı, 16 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2009-06-16-askeri-hakimler-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 357 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Biraz önce bir kanun geçti, on sekiz maddeydi. Ben isteseydim her madde üzerinde çıkar konuşurdum (AK PARTİ sıralarından alkışlar) ve her madde üzerinde de konuşma hakkım da var. Bu tasarının tümü üzerinde de söz istemiştim ama siz engelleme yapıyorsunuz.

ABDULKERİM AYDEMİR (Ağrı)Hayır, hayır.

KAMER GENÇ (Devamla)Hayır, var orada yani tümü üzerinde de konuşma yapmak istiyordum.

RAMAZAN BAŞAK (Şanlıurfa)Kamer Ağabey, engelleme yok.

KAMER GENÇ (Devamla)Yani, aslında benim gösterdiğim iyi niyeti siz göstermiyorsunuz; özellikle AKP’lilere diyorum. Hâlbuki ben, dediğim gibi, yani isteseydim on sekiz maddede beşer dakikadan yetmiş seksen dakika konuşurdum. Soru da sorardım on dakika arkasından. Yani, bizimle böyle yarışa girmeyin, sonuçta siz zarar edersiniz; tamam mı?

RECEP KORAL (İstanbul)Büyük fedakârlık yaptın!

KAMER GENÇ (Devamla)Şimdi, değerli milletvekilleri, bakın, ben çok yoksul bir ilin milletvekiliyim. Benim ilimde çok büyük sıkıntılar var. Bakın, en basiti, bugün sabahleyin karşılaştım. Yani her gittiğimde karşılaştığım olayları izah ediyorum. Yani sizin Hükûmetiniz hükûmetse bir şeyleri kavrasın. Yani orada vatandaş büyük sıkıntı içinde, her anı kontrol altında. İşte, feribota biniyor, çıkarken, on beş-yirmi dakika, yarım saat güneşte bekletiliyor çoluk çocuk, kimlik kontrolü için. Her yerde keyfîlikler almış yürümüş, kamu hizmetleri yürümüyor, köylerimizin yolları yok.

Ondan sonra insanlarımız… Bakın, Tunceli halkı gerçekten çok zeki bir halk, gençleri. Bakın, daha önce barış gönüllüleri, İngiliz ve Amerikan barış gönüllüleri geldi. Tunceli gençleri çok zeki insanlardı, çok da mükemmel okuyorlardı. Onlara gittiler -baktılar ki Türkiye’de birçok bürokraside yer edindiler ve Türkiye’ye çok büyük faydalı hizmetler yaptılar- dediler ki: “Ya, okuyup ne olacaksınız? Avukat, doktor, işte, mühendis olacaksınız. Bunlar nedir? Burjuvanın kölesidir. Okuyup burjuvanın kölesi olacağınıza okumayın, devrim militanı olun.” Şimdi, bakın, gittim oraya; Tunceli’de, işte o Amerikan ve İngiliz barış gönüllülerinin engellediği o eğitim sistemi, sizin zamanınızda da maalesef çok berbat hâle getirildi.

Bakın, Tunceli’deki bütün yöneticiler, ama bütün… Adam gidiyor, işte, orada bir tek imam-hatip okulu mezunları yöneticiliğe getiriliyor. Maalesef doğru dürüst eğitim verilmiyor, dersler boş geçiyor. Yani, yetişen o genç, dinamik potansiyel yok edilmeye çalışılıyor. Yani bizim burada o insanların dertlerini dile getirmek hakkımızdır, bizim istediğimiz bu. Vatandaşa işkence yapılıyorsa… Yani oradaki yöneticiler zaman zaman kontrol edilsin. 2 tane milletvekiliniz Tunceli’nin denetmeni. İşte, görüyorlar ama gidip de… Ben bir arkadaşla da beraber gittim, keşke… Beraber gidip görelim. Yani bunları ben boş konuşmuyorum, ama bazı şeylerin de bu kürsüde dile getirilmesi lazım.

Orada diyoruz ki, kardeşim -biraz önce de söyledim- yani şu kimlik kontrolünü deneyimli güvenlik görevlilerine yaptırın. Bunun en deneyimlisi de işte, kıdemli polistir. Ama eri koyarsanız oraya er bilmez ki. Aynı günde 1 kişi 10 defa da geçse 10’unda da kimliklerini topluyorlar, getiriyorlar GBT’ye koyuyorlar, bilgisayarda bakıyorlar: Hele bu adam aranıyor mu, aranmıyor mu?

Düşünün, bir feribot geliyor, en azından 50 tane araç var orada; onları sırayla topluyorlar, saatlerce bekletiyorlar. Peki, kardeşim, ne yapacaklar bu insanlar? Yani, günah değil mi? Diyorum yani işte bunları burada dile getirelim.

O yolu, suyu olmayan köyler meselesi var, boşaltılmış köyler meselesi var. Bakın, o terörden zarar gören insanlarımız var. Yahu, adam malını mülkünü terk etmiş gitmiş, evi yıkılmış, hayvanları elinden çıkmış. Terör zararını ödeyeceğim diye siz bu insanlara kanun çıkarmışsınız. Bu insanların… İşte, ödedikleri de 5 milyar, 10 milyar bir para, fazla bir para da değil. Bunları da ödeyin, ne var yani! Orada bu devlet… Yani, o kadar israflar ediliyor. Adamın 10 milyar, 5 milyar parası ta 2002’nin, 2003’ün, 2004’ün parası, yani o civarlarda… Oraya bir memurlar koymuşsunuz, farz edelim zararı 40 milyar tespit etmişse “Kardeşim, 2 milyar alırsan al, almazsan ne yaparsan sen yap.” diyor. Yani böyle olaylarla karşılaşılıyor. O ilin milletvekili olarak bunları söylemek benim de hakkım, benim vicdani bir görevim.

Ayrıca, o bölgede personel haklı olarak göreve alınmıyor. Mesela, güvenlik görevlileri göreve alındı, işte, temizlik şeyleri; onları özel teşebbüse verdiniz. Ben valinize dedim ki: “Bak arkadaş, burada herkes muhtaç. Müracaat edenlerin isimlerini bir torbaya koy, noter huzurunda kura çek. Bak ben o ilin milletvekiliyim, sana şunu al demiyorum.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

48 konuşma daha · 16 Haziran 2009

48 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook