Türkiye cumhuriyeti ile sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği arasında akdedilen 27 nisan 1988 tarihli konsolosluk sözleşmesinin bazı maddelerinin tadiline ilişkin türkiye cumhuriyeti ile rusya federasyonu arasında protokolün onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı (s.s.:357)
Tunceli Milletvekili · Bağımsız
Genel Kurul, 105. Birleşim · 3. yasama yılı · 16 Haziran 2009 · 1.150 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kamer Genç (Bağımsız), 16 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE SOVYET SOSYALİST CUMHURİYETLER BİRLİĞİ ARASINDA AKDEDİLEN 27 NİSAN 1988 TARİHLİ KONSOLOSLUK SÖZLEŞMESİNİN BAZI MADDELERİNİN TADİLİNE İLİŞKİN TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE RUSYA FEDERASYONU ARASINDA PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:357)); konuşma 1.150 kelime.
Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli). “Türkiye cumhuriyeti ile sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği arasında akdedilen 27 nisan 1988 tarihli konsolosluk sözleşmesinin bazı maddelerinin tadiline ilişkin türkiye cumhuriyeti ile rusya federasyonu arasında protokolün onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı (s.s.:357)”. TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim tutanağı, 16 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2009-06-16-turkiye-cumhuriyeti-ile-sovyet-sosyalist-cumhuriyetler-birligi-arasind (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
KAMER GENÇ (Tunceli)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Tabii, Parlamento o kadar kötü kullanılıyor ki, yani bir gün gündemde başka kanun var, ertesi gün bir başka kanun var. Yani şimdi biz parlamenter olarak, acaba hangi gün hangi kanun gelecek, neyin üzerinde hazırlanalım hesabı içindeyken, maalesef AKP Grubu, ya bizim karşımıza sabit bir şeyle gelin, bir kanunla gelin… Yani şimdi her gün kanun değiştirerek, gündemi değiştirerek bir yere varamazsınız.
Şimdi, değerli milletvekilleri, bugün gündemin birinci maddesi, Genelkurmay Başkanlığından yani alındığı belirtilen bir belge. Güya işte AKP’yi ve Fethullah Gülen’i yok etme belgesi diye bir belge yakalanmış. İşte gruplar bunu konuşuyor, Hükûmet bunu konuşuyor. Gruplar bunu konuşuyor da bence burada konuşulacak şey bu Parlamentodur.
Şimdi, değerli milletvekilleri, evvela bu konunun aydınlığa kavuşabilmesi için Yaşar Büyükanıt’la Tayyip Erdoğan’ın 5 Mayısta Dolmabahçe’de yaptığı konuşmanın mahiyetinin açıklanması lazım. Açıklanmazsa bu ne olur biliyor musunuz? Şimdi, Türkiye’de öteden beri bilinen bir gerçek var: Eğer seçim arifesinde silahlı kuvvetler herhangi bir partiye karşıysa, işte o karşı olunan parti daima kamuoyunun karşısına çıkar. İşte, “Militarizm var memlekette, asker bana karşı; ey vatandaş sen de bana sahip çık.” diyor. Bu 12 Eylülden sonra, biliyorsunuz, Özal, Calp ve bir general arkadaş vardı o da bir partinin başkanıydı ve orada Kenan Evren 12 Eylülün lideri ve generali ona sahip çıktı. Ondan sonra Turgut Özal da çıktı, sanki halktan bir adammış gibi, ondan sonra bunu halkın karşısında istismar etti ve halk tuttu ona oy verdi.
Şimdi, 27 Nisan olayının özünde de Türkiye'nin, Türk halkının eğilimini bilen birtakım güç odakları, bana öyle geliyor ki -eğer açıklarsa, bak, Yaşar Büyükanıt ve Tayyip Erdoğan açıklarsa o zaman bu düşüncelerimi geri alıyorum- bunlar anlaştılar. Biz seçime gidiyoruz, sen çık bizim aleyhimize muhtıra gibi bir bildiri yayınla, ondan sonra biz de çıkalım “Vay bu askerler işte bizim aleyhimize böyle muhtıra verdiler. İşte, Müslüman Cumhurbaşkanının gelmesini engellediler.” diyelim. Ondan sonra da halk bizi mağdur duruma düşmüş gibi görecek…
Hele o 367 meselesi, 367 meselesi de… Aklı olmayan insanlar onu anlamaz. Yani Parlamentoyu 184 kişiyle toplayacaksın, 367 parlamenter oy kullanacak. Orada bir hata yapıldı; bakın Meclisi yönetenler, bir hata yapıldı. Meclisi 184’le açacaklardı ama Cumhurbaşkanlığı seçiminde kullanılacak oy sayısının 367 olması lazımdı, 367 oy alacaktı. Yani 184’le açacaklardı ama oy kullanacak -yani lehte aleyhte- milletvekili sayısı 367 kişi olacaktı. Bunlar, tabii, İç Tüzük’ü bilmeyince…
Yani sizin aklınız ermez bana. Ben bir deryayım, siz bunu bilesiniz. Ermez.
AHMET YENİ (Samsun)Tabii…
KAMER GENÇ (Devamla)Ben o zaman doğru söyledim. Eğer 184’le toplanıp da 367 milletvekili oy kullanmadığı zaman, demek ki Parlamento, Cumhurbaşkanı seçilmesi konusunda var olması gereken bir iradeyi kullanmamıştır. O itibarla…
MUSA SIVACIOĞLU (Kastamonu)Sen hep eskiyi anlatıyorsun,.
AHMET YENİ (Samsun)Sayın Genç, onları geçtik, geçtik onları!
KAMER GENÇ (Devamla)Ya sen git kendine o akılları sakla kardeşim, sen git aklını kendine söyle!
Dolayısıyla, o Cumhurbaşkanı düşecekti. Neyse, onu şey ettiler. Efendim, bir anda…
AHMET YENİ (Samsun)Bunları geçtik.
KAMER GENÇ (Devamla)Bunlar çok önemli, askerî hâkimlerle ilgili kanun görüşüyoruz. Tabii, bilmiyorsunuz ki bu Parlamentoda ne görüşülüyor? Bilmiyorsunuz kardeşim! Öğrenin de gelin buraya. Bari müdahale de etmeyin.
Dolayısıyla, efendim, 367… Burada şimdi, askerî yargıyla ilgili çok hayati bir konu var. Şimdi, bir bildiri yayınlanmış. Yayınlanmış mı, yayınlanmamış mı? AKP’yi tekrar böyle gündeme taşıyacak birtakım güç odakları var. Hileyle hurdayla birtakım bildiriler ortaya yaratarak “Efendim, işte, bakın, AKP’ye devamlı dirençler gösteriliyor, aslında bu AKP çok iyi işler yapacak ama işte, karşılarında ihtilal hazırlanıyor.” gibi ve “Korku yaratılıyor.” gibi havalar yaratılarak sizi iktidarda tutmak istiyorlar ama sizin yaptığınız basiretsizlik, ülkeye getirdiğiniz yönetim boşluğu, Türkiye’ye getirdiğiniz sefalet, Türkiye’ye getirdiğiniz yolsuzluk ve talan artık bundan sonra ne kadar tertipler, ne kadar yalanlar, ne kadar böyle tuzaklarla ortaya çıksanız da artık bu kâr etmez.
AYHAN YILMAZ (Ordu)Lüzumsuz konuşuyorsun. Niye lüzumsuz konuşuyorsun?
KAMER GENÇ (Devamla)Şimdi, birinci mesele şudur Türkiye'nin şu anda: Yaşar Büyükanıt ile Tayyip Erdoğan Dolmabahçe’de ne konuştu? Birisi cumhuriyet devletinin Genelkurmay Başkanı, ötekisi Başbakanı. Niye açıklamıyorsun? Hani şeffaftınız? Neden korkuyorsunuz? Demek ki çekindiğiniz bir şey var. Şimdi, YÖK Başkanını atadığınız zaman, Meclis Başkanına geldi, ondan sonra, orada Meclis Başkanı “Ya çık böyle böyle konuş.” dedi. “Aman Başkanım, Abdullah Gül ile Tayyip Erdoğan dedi ki: ‘Efendim, sen bunları açıklarsan bizim ipimizi çekerler.” Ben hâlâ, Abdullah Gül, Tayyip Erdoğan, YÖK Başkanı arasında ve bu Abdullah Gül ile Tayyip Erdoğan’ın ipini çekecek konuşmanın anlamını ben öğrenmek istiyorum sayın milletvekilleri, milletin bir ferdi olarak öğrenmek istiyorum, ne konuştular onu yani neyi konuştular? Dolayısıyla, bugün de bir Türk Silahlı Kuvvetleri bizim göz bebeğimiz, Türkiye Cumhuriyeti devletini ayakta tutan bir kurum. Bu kurumu her vesileyle yıpratmak için birtakım hileli ve haince tertipler var.
Şimdi, burada, bir belge çıkmış ortaya. Bu belge nedir, burada konuşalım. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye rejiminin ana kaynağı değil midir? Yani grup başkan vekilleri çıkıyorlar, gruplarda konuşuyorlar, niye burada konuşmuyorlar? Bugün çıkıp da burada konuşsunlar.
Ayrıca da, yani dediğim gibi evvela Yaşar Büyükanıt’la Tayyip Erdoğan ne konuştularsa çıkıp burada konuşmalılar. Ben, konuşmadıkları zaman işte diyorum ki: “Birtakım güç odakları, bazı yabancı güçler dediler ki o zamanki Yaşar Büyükanıt’a ‘Yahu, sen böyle 27 Nisanda bir bildiri yayınla, senin bu bildirin üzerine AKP tekrar büyük bir çoğunlukla iktidara gelir.’ dediler. Arkasından da Tayyip Erdoğan 5 Mayısta Yaşar Büyükanıt’ı çağırdı Dolmabahçe Sarayı’na. Dolmabahçe Sarayı’nda ‘Yahu, tamam, işte sen de görevini yaptın, biz de seni Genelkurmay Başkanlığında da tutuyoruz, o zaman tebrik ederim seni, bu iş bitti.’ dedi.”
AYHAN YILMAZ (Ordu)Çok ayıp ama! Böyle bir şeyi nasıl söylersin?
KAMER GENÇ (Devamla)Efendim, bakın, ben bu iddiada değilim diyorum.
AHMET YENİ (Samsun)Ne güzel uyduruyorsun!
KAMER GENÇ (Devamla)Uydurma…
Arkadaşlar, bakın, açık rejimdeyiz, açık rejimde her şeyin konuşulması lazım.
Şimdi, tabii, ben Tunceli’deydim, yoktum burada. Bu arada o Genelkurmay bir… Yakalanan belgenin tam muhtevasını da bilmiyorum ama dinlediğim kadar… Şimdi o konu da nedir? Ben yine inanıyorum ki hep gündemi değiştirmek istiyorsunuz, çünkü sizin iktidar, iktidar etme yeteneğine sahip değil; bilgisiyle, niteliğiyle, dürüstlüğüyle hiçbir yanıyla Türkiye Cumhuriyeti devletini yönetecek bir güce sahip değil. Onun için ne yapıyorlar? Her gün bir tertibin içine giriyorlar.
Şimdi, arkadaşlar, Genelkurmayda böyle bir belge evvela yayınlanmış mı yayınlanmamış mı? Yayınlanmışsa, Askerî Yargıtay buna hemen el koymuş zaten, bunu beklemek lazım. Şimdi, çıkıp da hep gündemin birinci maddesine bunu getirmeye gerek var mı?
Ayrıca, şimdi, sayın milletvekilleri, bakın, Tunceli’den geliyorum. Benim memleketime üniversite açıldı. Geçen sene 580 öğrenci vardı. Bir yurt yok. Millî Savunma Bakanı da burada.
Sayın Bakan, bakın, bizim orada 500 yataklı bir öğrenci yurdu var. Şimdi, o yurdu siz almışsınız. Sizden rica ediyorum, sizin kaynaklarınız çok fazla. Yani, şimdi, 1.500 de üniversiteye öğrenci alacaklar. Peki, bu öğrenciler -bir de 500 tane yüksekokulda var- 2.000 öğrenci önümüzdeki sene nereye yerleşecekler? Sizden rica ediyorum, oraya bir tane tesis kurun, o öğrenci yurdunu boşaltın. Yani, bu bizim doğal hakkımız arkadaşlar. Yani, bakın, öğrencileri gönderiyoruz oraya, nerede kalacaklar bu insanlar? Ben gittim, 70 kız -öğrenci yurdu vardı- çok sefalet içindeler. Yani, bunları da bu vesileyle Sayın Bakana söylemek istiyorum. Rica ediyorum, Millî Savunmanın imkânları çok geniş…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
48 konuşma daha · 16 Haziran 2009