Danışma kurulu önerisi
Tunceli Milletvekili · Bağımsız
Genel Kurul, 1. Birleşim · 4. yasama yılı · 1 Ekim 2009 · 862 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kamer Genç (Bağımsız), 1 Ekim 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 1. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ); konuşma 862 kelime.
Kamer Genç (Bağımsız, Tunceli). “Danışma kurulu önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 1. Birleşim tutanağı, 1 Ekim 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kamer-genc-23-2009-10-01-danisma-kurulu-onerisi (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
KAMER GENÇ (Tunceli)Aleyhte konuşacağım Sayın Başkan.
BAŞKANBuyurun.
KAMER GENÇ (Tunceli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yeni yasama yılının milletimize, Meclisimize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.
Okunan Danışma Kurulu önerisiyle komisyonlara üyelerin taksimi öngörülüyor.
Şimdi, burada, aslında önemli sayıda bağımsızlar da var. Bağımsızların, maalesef Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışmalarında etkinliği giderek azaltılmaktadır. Hâlbuki bağımsız olmak -özellikle ben kendimi tarif ediyorum- bu Meclis için, bu ülke için çok faydalı bir statüdür çünkü benim burada yaptığım konuşmalarda “Yahu, arkamda bir siyasi parti var, genel başkanım var.” veyahut da “Halk benim… Falanca kişi bana küser, partime küser.” diye bir kuşkum yok. Ben bu kürsüye çıktığım zaman milletimin, devletimin menfaati neyse onu söylerim.
O bakımdan, bana göre, İç Tüzük’ün değiştirilerek evvela Meclis Başkanlık Divanında önemli bir değişiklik yapılması lazım.
Şimdi, iktidar partisine 2 tane başkan vekilliği verilmesi yanlış. Ayrıca, burada Meclis müzakereleri yapılırken Başkanlık Divanı bir bakıyorsunuz tümüyle iktidar partisinden teşekkül ettiriliyor ve dolayısıyla, o iktidar partisinden teşekkül ettirilen Başkanlık Divanı maalesef taraflı hareket ediyor ve burada milletvekillerinin hukukunu korumuyor. Onun için, bence, yeni yasama yılını şey ederken, özellikle Meclis Başkanlık Divanı oluşturulurken muhakkak karma bir divan oluşturulması gerekir. Bizim buradaki isteğimiz, Türkiye Büyük Millet Meclisinin hakkıyla çalışması, tarafsız çalışması milletvekillerinin ve hakların yenilmemesi.
Şimdi, değerli milletvekilleri, ben, şimdi Tunceli’den geliyorum, dün akşam geldim. Bakın, bu Hükûmet zamanında eğitim o kadar Tunceli’de zayıflatıldı ki… Bakın, şimdi, on dokuz tane yeni anaokulu kurulması öngörülmüş. Eğitim başlamış, daha bir tane okulda tamirat yok. Bir okulda tamirat yok, düşünebiliyor musunuz on dokuz tane okul öncesi okul açılıyor Tunceli’de, birisinde şey yok.
Tunceli’de millî eğitim… Maalesef din kültürü hocası atanıyor. Mesela başka yerden gidiyor Tunceli’ye, altı ay bir liseye müdüre vekâleten atanıyor. Arkasından millî eğitim müdürlüğüne, şube müdürlüğüne vekâleten atanıyor, sonra müdür oradan gidiyor, yine vekâleten müdür o atanıyor. Hâlbuki Tunceli’de o kadar bilgili, eğitimi bilen o kadar kaliteli insanlarımız var ki ama nedense bu Hükûmet özellikle 2002’den itibaren, geldiği zaman Tunceli’de eğitimin niteliğini değiştirdi ve özellikle millî eğitimi ortadan yok etti. Hâlbuki defalarca burada söyledim, Tunceli halkı eğitime değer veren bir bölge, bir halk. Ama maalesef, bakın, bu sene üniversite sınavlarında, geçmişte 20’lerdeyken, bu sene geldi 72’nci, 73’üncü sıraya düştü. Bu nedir? Neden acaba Tunceli üzerine böyle oyun oynanıyor?
Tunceli’de 64 trilyon lira yol ve köy içme sularına gitmiş, ortada hiçbir şey yok. Ben rica ediyorum Meclisten: Arkadaşlar, şimdi, burada bir araştırma komisyonu kuralım. Bu paralar nereye gitti? Atadığınız valiler orada, işte gönderdiğiniz bir vali Giresun’a, partinin militanıydı, getirdi, başka yerde buzdolabı, çamaşır makinesi dağıtmadı, Tunceli’de dağıtmaya kalktı. Ben ondan memnunum, yani dağıttığından dolayı. Ama maalesef o paralar yerini bulmadı değerli milletvekilleri. Bence, bu memlekette kimsenin yaptığı yanına kâr kalmamalıdır; kim devletin parasına, malına el uzatıyorsa onun hesabı sorulmalıdır.
Biraz önce burada Abdullah Bey bize konuşmalarını şey etti. Ben beklerdim ki, mesela Çukurambar’da Tayyip Bey’le gizli yaptığı konuşma neydi, onu açıklaması lazımdı. Orada dördüncü kişi YÖK’ten miydi, Anayasa Mahkemesinden miydi? Çünkü orada, biliyorsunuz, Dokuz Eylül Üniversitesine, yüzde 47 oy alan bir hanım rektörlüğe atanmadı, onun yerine getirdi, rektör seçilme niteliği olmayan bir kişiyi seçti. Bu işlemin aleyhine Ankara 15. İdare Mahkemesine dava açıldı. O davada yürütmenin durdurulması kararını veren mahkeme başkanı alındı, Erzurum’a gönderildi. Şimdi, Abdullah Bey, sen hangi hukuktan bahsediyorsun kardeşim? Sen bir defa hangi hukuktan bahsediyorsun? Evvela, şu kayıp trilyon davasında niye mahkemeden kaçıyorsun? Git, yargılan bakalım.
Ondan sonra Çankaya Köşkü’ne o kadar para harcıyorsun.
AHMET YENİ (Samsun)Gündeme gel, gündeme!
KAMER GENÇ (Devamla)Bu Çankaya Köşkü’ne harcadığın paraların bir hesabını ver. Yani daha orada Atatürk’ün izlerini silmedin mi Arkadaş? Yani, orada silmedin mi Atatürk’ün izini? Daha ne kadar kalacaksın? Orada o kadar masraf yaptın, getiriyorsun Dışişleri Konutu için 240 bin dolar veriyorsun. Hem de kimden kiralıyorsun o mülkü? Kendi hemşehrinden kiralıyorsun, getiriyorsun Dışişleri Bakanına konut veriyorsun. Ya bu memlekette insanlar açlıktan ölüyor, işsiz; o kadar kötü bir vaziyette ki ben anlamıyorum. Siz hiç halkın içine çıkmıyor musunuz? Siz halkın çektiği sıkıntıları bilmiyor musunuz? Halk hiç mi sizin karşınıza gidip de… Tabii ki 50 tane polisle, 500 tane korumayla giderseniz, bir vatandaş çıkıp da size bir laf söylediği zaman orada gaddarca o insanı bozmaya, boğmaya çalışırsanız, bu devlete, yarın öbür gün bunları size bırakmazlar.
Şimdi, vatandaş çıkıyor bir toplantıda konuşuyor. O ne biçim vahşet, o ne biçim şey! Hele İzmir Dokuz Eylül Üniversitesinde o vatandaşın boğazına öyle sarılınır mı? Arkadaşlar, tenkide tahammülü olmayanlar makamlarda bulunmasınlar. O makamlarda bulunuyorsanız, o makamların gerektirdiği sorumlulukları gösteremiyorsanız, keyfîlikler varsa onlar da size hesabını sorarlar.
E, şimdi, devlet o kadar çok kötü, keyfî yönetiliyor ki mesela çıkılıyor her gün… İşte, Amerika’ya, Tayyip Bey’in uçağı var -61 milyon dolara aldı- onunla gitmiyor, biraz aile efradını, biraz çevreyi topluyor, 250 kişilik uçakla Amerika’ya gidiyor. Böyle bir şey olur mu? Ondan sonra, Abdullah Bey Bülent Bey’le beraber özel, Türk Hava Yollarından büyük bir uçak kiralıyor, kendi yandaşlarını da götürüyor, oradan umreye gidiyor. Ya, kendi kesenden umreye git kardeşim, benim kesemden umreye gitme! Onun için sana helal etmem bunu! Ya, bir yandan dinden, imandan, ahlaktan, insan haklarından bahsediyorsunuz, bari bunun gereğini yapın.
Şimdi, burada biraz önce dinlediğimiz konuşmalarının hangisini Abdullah Bey yapıyor? Sormak istiyorum, kendisi Cumhurbaşkanlığı makamına geldiği günden beri çağdaş, laik bir düşünceyi besleyen hangi yöneticiyi bir yere getirdi? Kendisinden öğrenmek istiyorum. Üniversitelere atadığı kişiler belli, rektörlüğe atadığı kişiler belli.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
2 konuşma daha · 1 Ekim 2009